<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Son Dakika Haberleri, Güncel Haberler - Bizimbasin.com</title>
        <link>https://www.bizimbasin.com/</link>
        <description>Türkiye&#039;ye ve dünya&#039;ya dair en güncel gelişmeler, gündemden ekonomiye son dakika ve en güncel haberler bizimbasin.com&#039;da.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>GAZZE GÜNDEMİ</title>
                <category>Dr. İmbat Muğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/gazze-gundemi-12339</link>
                <author>djfd@hotmail.com (Dr. İmbat Muğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/gazze-gundemi-12339</guid>
                <description><![CDATA[GAZZE GÜNDEMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Katil devlet İsrail’in;&nbsp;Gazze soykırımı, Lübnan'a yönelik yaptığı ağır saldırıları ve Suriye’nin birçok kritik noktalarını hedef alması Orta Doğu merkezli 3. Dünya Savaşı kaygılarını artırırken,&nbsp;Türkiye'ye yönelik açıktan tehdit mesajları ise İsrail yöneticileri tarafında veriliyor.&nbsp;Hamas’ın&nbsp;7 Ekim 2023 saldırısının hemen ardından Soykırım devleti İsrail, &nbsp;Gazze'yi insani tüm sıfatları bir yana bırakarak çoluk, çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden aralıksız bombalarken, büyük&nbsp;bir insanlık&nbsp;dramına neden olmaktadır.&nbsp;&nbsp;İsrail, Nisan 2024, Şam’daki İran konsolosluğu ek binasında, aralarında İran Devrim Muhafızları’nın Kudüs Gücü kolunun üst düzey komutanı Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi ve diğer yedi Devrim Muhafızı subayının da bulunduğu 16 kişiyi öldürdü. İran bu saldırıya, füzeler ve&nbsp;İHA’lar&nbsp;ile İsrail’e İran topraklarından saldırı düzenleyerek karşılık verdi. Bu saldırı; İsrail hava savunma sistemi&nbsp;tarafından kolayca önlendi. İranaslında bir savaş&nbsp;istemediğini gösterir bir şekilde bu saldırıyı yapmadan önce ABD’yi bilgilendirmişti.&nbsp;İran bu yaklaşımla hareket&nbsp;ederken,&nbsp;İsrail nokta operasyonlarla&nbsp;31 Temmuz günü&nbsp;Hizbullah’ın&nbsp;liderlerinden&nbsp;Fuad&nbsp;Şükür’ü Beyrut’ta öldürdü. Aynı gün İran Cumhurbaşkanı Mesut&nbsp;Pezeşkiyan’ın&nbsp;daveti için Tahran’da bulunan&nbsp;Hamas’ın&nbsp;lideri İsmail&nbsp;Haniyye’yi&nbsp;öldürdü. İran bu saldırılar sonrası sadece YAS ilan etmekle kaldı. Aynı katil devlet&nbsp;İsrail Eylül&nbsp;ayının ortalarında Lübnan’da binlerce Hizbullah üyesinin kullandığı çağrı cihazlarını patlattı. Bu saldırı ile Hizbullah’ın birçok üyesi öldü, binlercesi yaralandı. İsrail bu saldırı ile İran destekli Hizbullah’a fiziksel&nbsp;ve psikolojik&nbsp;anlamda ciddi bir zarar&nbsp;vermiştir…Uluslararasıtoplumdan gelen cılız sesleri önemsemeyen İsrail bunca katliam ve soykırımla yetinmediğini 28 Eylül’de&nbsp;bir kez&nbsp;daha dünyaya duyurmuş oldu… 1992’den beri Hizbullah’ın başında bulunan Hasan&nbsp;Nasrallah’ı&nbsp;Beyrut’un güneyinde bulunan&nbsp;Dahiye’de&nbsp;öldürdü. İran,&nbsp;Nasrallah’ın&nbsp;ölümü sonrası İsrail’e 200’e yakın balistik füze yolladı. Bu füzelerin çok küçük bir kısmı İsrail hava savunma sistemini aşarak İsrail topraklarına düştü. Can kaybına neden olmayan bu saldırı İsrail’de halk arasında büyük bir panik yaşanmasına sebep oldu. İsrail saldırı sonrası tarih vermeden zamanı gelince misli ile İran’a cevap vereceğini beyan etmiş olsa yine rahat durmamış bu arada;&nbsp;Hamas, Hizbullah ve Devrim Muhafızları’nın birçok üst düzey mensubunu da öldürdü.&nbsp;İran ve vekil savaşçıları Gazze Savaşı başladığı günden bu yana İsrail ile bir savaş istemediğini her mecrada ortaya koymuştur. Sadece İran değil tüm İslam ülkeleri de aynı düşüncedeler. Filistin’in yanında kimse&nbsp;gerçeklikte&nbsp;olmadığı için iki devletli çözümün&nbsp;bu saatten sonra&nbsp;artık bir hayal olduğu tüm kesimlerce bilinmektedir.</p>

<p>‘‘Gazze&nbsp;sessiz ve&nbsp;kimsesiz.&nbsp;Gazze'yi sensiz bırakma Allah'ım!’’</p>

<p>Dr.İmbat&nbsp;MUĞLU</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Oct 2024 14:53:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/dr-imbat-muglu-1607153782.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul’a nükleer bomba atılırsa ne olur?</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/istanbula-nukleer-bomba-atilirsa-ne-olur-12338</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/istanbula-nukleer-bomba-atilirsa-ne-olur-12338</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul’a nükleer bomba atılırsa ne olur?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu sorunun dehşet verici cevabına X platformundaki bir simülasyonda rastladım. Metehan adlı hesap -ki özgeçmişinde savunma uzmanı olduğu yazıyor- mega kente ABD yapı- mı Castle Bravo bombasının etkisine sahip bir bombanın atılması halinde -Allah korusun- meydana gelebilecek yıkımı bilimsel veriler eşliğinde sıralamış:<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Bomba, İstanbul - Şişli civarında bir noktaya atılırsa; patlama, ısı, radyasyon, yangın, şok dalgası, radyasyon hastalığı, kirlilik, serpinti, kanser ve yıkım gibi kısa ve uzun vadeli etkileri olur.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Bombanın düştüğü yerde 1000 metre çapında ve yaklaşık 250 metre derinliğinde bir krater oluşur. (80 katlı bir binanın yüksekliği kadar derin)<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Bombanın düştüğü yerin 2 kilometre yarıçapı içindeki tüm yapılar basınç etkisiyle toz haline gelir. (Şişli, Nişantaşı, Beyoğlu, Taksim, Bomonti, Kurtuluş...)<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/1d3571/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/10/14/istanbula-nukleer-bomba-atilirsa-ne-olur-1728922575636.jpeg&amp;mw=397" title="istanbula-nukleer-bomba-atilirsa-ne-olur-1728922575636.jpeg" /><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Bombanın düştüğü yerin 4 kilometre yarıçapı içindeki tüm canlılar, oluşan ateş topunun etkisiyle yanarak buharlaşır. (Eminönü'nden Galatasaray Stadı'na, Beşiktaş'tan Bayrampaşa'ya kadar arada kalan tüm yerler)<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Bombanın düştüğü yerin 35 kilometre yarıçapı içindeki tüm canlıların vücudunda ısı ve radyasyon kaynaklı ağır yanıklar oluşur. (Büyükçekmece'den Tuzla'ya, Beykoz'dan İstanbul Havalimanı'na)<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Aynı alandaki binalar az ya da çok (mesafeye ve binanın dayanıklılığına göre) hasar görür.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Tüm İstanbul'da (hatta rüzgarın durumuna göre Ege-Batı Karadeniz ve İç Anadolu'ya kadar uzanan bir bölgedeki) kanser vakalarında patlama yaşanır.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Radyasyon toprağa da bulaşacağı için bu durum çok uzun yıllar boyu devam eder... (100+ yıl?) Tabii ki bu çok düşük bir olasılık. Ama dünyanın nereye savrulacağının öngörülemediği şu günlerde herkesin fütursuzca diline doladığı "nükleer savaş"ın gerçekte nasıl bir şey olduğunun idrak edilebilmesi adına bu simülasyonu önemsiyorum. Unutmayın, düne kadar hiç kimse İsrail'in bir BM garnizonuna tanklarla dalacağına ihtimal vermiyordu. Nükleer savaştan korunmanın yolu ise bu silaha sahip olup düşmanı caydırmaktan geçiyor. Tıpkı Pakistan gibi...<br />
Ne yapıp edip nükleer silah üretmemiz lazım. Savunma sanayiine 750 liralık katkı payının tartışıldığı şu günlerde yukarıdaki korkunç simülasyonu vesile edip şuraya bir not düşmek istedim.<br />
<br />
<strong>Tehlikeli bir dizi akımı</strong><br />
Fotoğraf, Deha dizisindeki bir sahneden. İşi kara para aklamak başta olmak üzere türlü karanlık iş çevirmek olan adamın evinin girişinde kocaman Besmele yazısı var. Üstelik özel olarak aydınlatılmış. Yani seyircinin tamamen oraya odaklanması sağlanmış.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/10/14/istanbula-nukleer-bomba-atilirsa-ne-olur-1728922584140.jpeg" title="istanbula-nukleer-bomba-atilirsa-ne-olur-1728922584140.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Sahnenin amacı tartışmalı. Dini değerleri paravan yapıp perde arkasından her türlü ahlaksızlığı çevirenlere bir gönderme olabilir. Yine de kutsal değerlerin korunması adına bu tür sahnelerin fazla sivriltilmemesi gerekir. Son dönemde dini hassasiyetler üzerine inşa edilen ama günün sonunda toplumu bölmek ve kutuplaştırmaktan başka bir işe yaramayan yeni dizi akımı belli ki reyting cazibesi yüzünden daha derin tahribatlar yaratacak bir yola giriyor. Aman diyeyim...<br />
<br />
<strong>Gaf kürsüsü</strong><br />
Ehliyeti olmayan motosiklet sürücüsünün "Abi ileride polis çevirmesi var mı?" diye sorduğu motorcu, polis çıkmasın mı?<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
Küçük Ev dizisinin kızları Melissa Sue Anderson, Melissa Gilbert ve Sidney Greenbush'u hatırlıyorsanız, mutlaka checkup yaptırın. Ya şeker ya yüksek tansiyon ya da prostat çıkacaktır!<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/10/14/istanbula-nukleer-bomba-atilirsa-ne-olur-1728922610100.jpeg" title="istanbula-nukleer-bomba-atilirsa-ne-olur-1728922610100.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
"Paranız olup aklınız yoksa işe yaramaz. Aklınız olup paranız yoksa o da işe yaramaz. İkisini de çok doğru kullanmak gerekir." (Fatih Terim)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 13:53:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dubai çikolatası kuyruğu</title>
                <category>Mevlüt Tezel</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/dubai-cikolatasi-kuyrugu-12337</link>
                <author>dfdklggl@hotmail.com (Mevlüt Tezel)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/dubai-cikolatasi-kuyrugu-12337</guid>
                <description><![CDATA[Dubai çikolatası kuyruğu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada bazen Dubai çikolatası videoları önüme düşüyordu.<br />
Kızım merak edip almıştı. Bir parça tadına baktım. Bildiğiniz Antep fıstıklı kadayıfı çikolatayla kaplamışlar.<br />
Çikolatanın içinde kıtır kıtır kadayıf parçacıkları garibime gitti.<br />
Çok şekerliydi, damak tadıma uygun değil ama bu çikolatanın seveni çok.<br />
Adı neden Dubai Çikolatası net bir bilgi yok!<br />
Anlatılanlar doğruysa; bir sosyal medya fenomeni kadın bu çikolatayı icat etmiş.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/10/14/dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919837650.jpeg" title="dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919837650.jpeg" /><br />
<br />
Dubai'de satıyormuş.<br />
Çok tutunca birçok ülkede üretilmeye başlanmış.<br />
Farklı versiyonları var ama internetteki tarifinde yer alan malzemeler şöyle:<br />
Bir yemek kaşığı tereyağ. Beş yemek kaşığı kadayıf. İki yemek kaşığı tahin. İki yemek kaşığı dolusu fıstık ezmesi. Üç yemek kaşığı fıstık içi. 250 gram sütlü çikolata.<br />
Çikolatanın ana malzemesi kakaoyla en çok kullanılan fındık aslında.<br />
Fındık pahalı olduğu için badem, fıstık, mısır patlağı vs. kullanılan birçok çikolata çeşidi var.<br />
Kakaodan sonra fındık hariç hangi dolgu malzemesini kullanırsanız o kadar kar edersiniz.<br />
Meseleye bu açıdan bakınca çikolatanın içini kilosu 90-100 TL'ye satılan tel kadayıfıyla doldurup bunu pastane ve kafede 100 gramını 300-400 TL'ye satmak büyük bir ticari zeka.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/10/14/dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919839904.jpeg" title="dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919839904.jpeg" /><br />
<br />
Çoğunda da Antep fıstığı oranı çok düşük. Orijinal Antep fıstığı yerine Antep fıstığı kreması kullanıyorlar.<br />
Ama bir atıştırmalık popüler kültürde trend oldu mu furyaya dönüşüyor.<br />
Örneğin önceki gün İstanbul-Kadıköy'de bir pastanenin önündü Dubai çikolatası almak için 50 metre kuyruk oluşturanların videosu medyaya düştü.<br />
Bir şey yemek için kuyruğa girenleri görünce şaşırıyorum. Ben bir şey yemek için anca iftar vakti sıraya girerim.<br />
Ama yeni nesil sosyal medyada popüler olan yeme içme mekânların önünde kuyrukta beklemeyi bile farklılık olarak görüp, görüntü paylaşıyorlar.<br />
Elbette zevkler renkler tartışılmaz. Beğenenlere afiyet olsun.<br />
Belki de benim gibi 'boomer'ların anlamadığı, kaçırdığı bir durum var bilemiyorum ama öldürseler Dubai Çikolatası için kuyruğa girmem.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>NEDEN KAPI KİLİDİ?</strong><br />
MasterChef'in giyim tarzıyla dikkatleri çeken şeflerinden Somer Sivrioğlu, yakasına kapı kilidi takarak yine gündem oldu.<br />
Somer Şef'in 'zihni sinir' kıyafetlerini kim tasarlıyor doğrusu merak ettim?<br />
Neden kapı kilidi? Ne işe yarıyor? Bir mesaj mı verilmek istendi?<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/10/14/dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919848065.jpeg" title="dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919848065.jpeg" /><br />
<br />
Televizyonda farklı gözükmek her zaman ilgi çeker.<br />
Somer Şef'in kıyafetleri de bu ilgiyi fazlasıyla çekiyor.<br />
Lakin farklı, değişik görünmenin de bir doğallığı, kendi içinde bir mantığı vardır.<br />
Somer Şef'in kıyafetlerinde farklı olsun da ne olursa olsun anlayışı hakim.<br />
Böyle devam ederse ünlü şef kafasına huni koyup da çıkabilir!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>DOKTOR&nbsp;</strong><strong>DEĞİL, KATİL!</strong><br />
İstanbul'da bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan çete hakkında yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan fezleke dün en çok konuşulan haberdi.<br />
Fezlekede örgüt lideri konumundaki 2 doktorun 273 yıla kadar hapsi talep edildi.<br />
Beş kişinin müşteki, 47 kişinin ise şüpheli sıfatıyla yer aldığı fezlekede şüpheli F.S.'nin İstanbul'da çok sayıda özel hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesini işlettiği ve bu ünitelere birlikte hareket ettiği sağlık çalışanlarını yerleştirdiği belirtildi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/10/14/dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919847825.jpeg" title="dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919847825.jpeg" /><br />
<br />
<br />
F.S. ile diğer şüpheli İ.G.'nin diğer şüpheliler aracılığıyla devlet ya da özel hastanelerde doğup, tedavisi yoğunluk nedeniyle başka hastanelerde yapılması uygun görülen bebek hastaları anlaşmalı oldukları hastanelere naklettikleri belirtildi.<br />
Şüphelilerin bebeklerin hastanede uzun süre kalmasını sağladıkları ve SGK'dan yüksek meblağlarda ödeme alarak kamu kurumunu zarara uğrattıkları anlaşılıyor.<br />
Bu katiller, İstanbul, Çorlu ve Tekirdağ'daki hastanelerin yoğun bakımında tuttukları bebeklerden 10'u ölmüş.<br />
Acaba kaç bebeği boşu boşuna yoğun bakımda tuttular?<br />
Para hırsı bir doktoru nasıl şeytanlaştırır?<br />
Bir doktor gerekmediği halde yeni doğmuş bebekleri nasıl yoğun bakımda tutar ve ölümlere neden olabilir?<br />
Bir bebeğin hayatı söz konuyken doktorlara da güvenmeyeceksek kime güveneceğiz?</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>BU DA OLDU!</strong><br />
Orkestra şefi olmadan bir klasik müzik orkestranda uyum, ahenk sağlanamaz. Şefsiz orkestra olmaz.<br />
Ama yine de bir klasik müzik orkestrası performansı izlerken bazen insanın aklına&nbsp;<strong>"Orkestra şefine</strong>&nbsp;<strong>ihtiyaç var mı?", "Şef olmasa</strong>&nbsp;<strong>müzisyenler eseri çalamazlar</strong>&nbsp;<strong>mı?"&nbsp;</strong>gibi sorular geliyor.<br />
Geçtiğimiz günlerde Almanya'da bu sorulara farklı bir bakış açısı kazandıracak bir gelişme yaşandı.<br />
<strong>Dresden Senfoni Orkestrası</strong>, 25. yılını anmak için geleceğe odaklanan yenilikçi bir yaklaşım benimsedi.<br />
Etkinlikte, orkestrayı yöneten bir insan yerine,&nbsp;<strong>üç mekanik parçaya</strong>&nbsp;<strong>sahip bir robot "Robot Senfonisi"</strong>&nbsp;adlı özel bir parçayı çalarken müzisyenlere rehberlik etti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/10/14/dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919854829.jpeg" title="dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919854829.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Gösteriye katılan bir seyirci, hareketlerin kendisini&nbsp;<strong>büyülediğini</strong>&nbsp;ifade ederken, bir diğeri bu yeniliği&nbsp;<strong>yaratıcı ve olumlu&nbsp;</strong>bulduğunu söylemiş.<br />
Yapay zekanın robot şefe avantaj sağladığı ortada. Performansı gayet başarılı.<br />
Bu olay robotlar orkestra şeflerini de işsiz bırakır mı tartışmasını başlattı.<br />
Ama orkestranın sanat yönetmeni Markus Rindt, makinelerin insan şeflerin yerini almasının düşünülmediğini açıkladı.<br />
Prova çalışmaları ve yüz ifadelerinin önemini vurgulayan Rindt,&nbsp;<strong>"İnsanlar</strong>&nbsp;<strong>her zaman daha iyisini yapabilir.</strong><br />
<strong>Örneğin bir Beethoven çalacak</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>olsaydınız, böyle bir robota ihtiyacınız</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>olmazdı, bu anlamsız</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>olurdu"&nbsp;</strong>dedi.<br />
Yani orkestra şeflerinin şu an endişelenmesine gerek yok.<br />
Ancak gelecekte düğmeye bastığında, hiç prova yapmadan her klasik müzik eserine anında şeflik yapacak robot şefler müzik sektörünü değiştirebilir.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>Altyazı</strong><br />
"En kötüsü ne biliyor musun? İnandığın her şeyin yalandan ibaret olduğunu fark etmek. (500 Days of Summer)<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/10/14/dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919854513.jpeg" title="dubai-cikolatasi-kuyrugu-1728919854513.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 13:47:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yapılandırma başladı</title>
                <category>Dilek Güngör</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/yapilandirma-basladi-12336</link>
                <author>dgfhhf@hotmail.com (Dilek Güngör)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/yapilandirma-basladi-12336</guid>
                <description><![CDATA[Yapılandırma başladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Kart ve kredi&nbsp;borç yapılandırma&nbsp;başvuruları başladı. Kamu bankaları başı çekti. Özellerde de bugünden itibaren borçlar 60 ay vadeye bölünebilecek</h2>

<p>Kredi kartı borçlarını ödemekte zorlanan ve birikmiş kredi kartı borcunu yapılandırmak isteyen vatandaşlar için getirilen yapılandırma fırsatı başladı. Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank yapılandırmada başı çekti. Üç kamu bankasında yapılandırılan tutar şimdiden 1.5 milyar TL'yi buldu. Özel bankalar arasında da uygulamayı başlatan ilk bankalar İş Bankası ve Akbank oldu. Akbank ihtiyaç kredisinde borç yapılandırmasına başlarken, bugün de kredi kartı müşterileri için 60 ay vadeli yapılandırma imkânını sunacak.<br />
Vatandaşlar şubeye giderek kredi kartı ve ihtiyaç kredisinde ödeyemediği borcu 60 aya kadar yeniden vade yaptırabiliyor. Kredi kartında borç yapılandırmada şu anda yüzde 3.11 faiz uygulanıyor.<br />
<br />
<strong>FAİZ İNERSE YENİDEN...</strong><br />
<br />
Bankacılar, faizin düşmesi durumunda vatandaşların yeni oranlardan tekrar yapılandırmaya gidebileceğini belirtiyor. Yapılandırma için faiz oranı belirlenirken Merkez Bankası'nın referans faizi dikkate alınacak. Bireysel kredi kartlarına uygulanan azami akdi faiz oranları kredi kartı dönem borcuna göre referans orana bağlı olarak farklılaştırılırken, belirlenecek oranlar 24 Ekim'de açıklanacak ve 1 Kasım'da yürürlüğe girecek. Referans oranın aynı kalması halinde azami akdi faiz oranları; dönem borcu 25 bin liranın altında olan kredi kartları için yüzde 3.50, 25 bin-150 bin lira olan kredi kartlarında yüzde 4.25 ve 150 bin liranın üzerindekilerde yüzde 4.75 olacak.<br />
<br />
<strong>ŞARTLARI NELER?</strong><br />
<br />
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), bireysel kredi kartı ve ihtiyaç kredisi borcunu ödeyemeyenler için 60 aya kadar yapılandırma imkânı getirmişti. Dönem borcunun asgari tutarını ödeyemeyenler, kredi kartı borç bakiyelerini 60 aya kadar taksitlendirebiliyor. Her aya düşen taksit miktarı, ilgili ayın asgari ödeme tutarına ekleniyor.<br />
Kredi kartında yapılandırılan meblağ dışında kalan bakiyenin kullanımı devam edebiliyor. Yapılandırılan borcunun en az yarısı ödeninceye kadar ilgili bankadaki kartı limiti artırılamıyor. İhtiyaç kredilerinde de ödeme 30 günden fazla gecikirse 60 aya kadar yapılandırılabiliyor. 1 yıl içinde başvurmak şart.<br />
<br />
<strong>50 BİN TL'NİN&nbsp;</strong><strong>ÖDEMESİ&nbsp;</strong><strong>NE OLACAK?</strong><br />
<br />
Örneğin, 50 bin liralık borcun 12 aya taksitlendirilmesi halinde toplam geri ödeme 64 bin lirayı buluyor. Aylık taksit tutarı 5 bin 340 lira oluyor. 50 bin lira borcun 60 ay vade ile taksitlendirilmesinde de toplam ödeme 133 bin liraya ulaşıyor. Aylık taksit ise 2 bin 228 lira olarak asgari ödeme tutarına eklenecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 13:48:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/02/dilek-gungor-1612770059.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Moskova seferi ve dünyanın düzeni</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/moskova-seferi-ve-dunyanin-duzeni-12335</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/moskova-seferi-ve-dunyanin-duzeni-12335</guid>
                <description><![CDATA[Moskova seferi ve dünyanın düzeni]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İbretlik hikâyedir...<br />
<strong>Napolyon, Haziran 1812'de</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Rusya topraklarına girerken</strong><strong>&nbsp;</strong>yanında bir kitap taşıyor, fırsat buldukça<strong>&nbsp;</strong>açıp göz gezdiriyordu.<br />
Voltaire'in İsveç Kralı XII. Karl'ın yüz yıl kadar önce çıktığı&nbsp;Moskova&nbsp;seferi ve nihai bozgununu anlattığı kitaptı bu...<br />
Fakat bilirsiniz...<br />
İnsan bir kez hedefine kilitlenmeye görsün, hayalleri aklını perdeleyiverir.<br />
<strong>Kibirden gözleri kör olur;</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>öğrendim dediği ne varsa, birer</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>birer unutur.</strong><br />
Napolyon'un da bir yaverine şöyle dediği rivayet edilir: "Biz, İsveç kralının&nbsp;<strong>akılsızca hareketlerini&nbsp;</strong>tekrarlamayacağız."<br />
Sonucu biliyorsunuz...</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Dün vurgulamıştım...<br />
<strong>Tarih bize gösterir ki, BATI her</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kriz dönemini MOSKOVA'ya yürüyerek</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>aşmaya çalışmıştır...</strong><br />
İşte tam da bu yüzden...<br />
Ukrayna'nın cepheye sürülmesi; sırada&nbsp;Polonya'nın beklemesi falan bizi aldatmamalı...<br />
<strong>"Bölgesel çatışma"&nbsp;</strong>gibi görünen şey aslında&nbsp;<strong>Batı'nın yüz yılda bir</strong>&nbsp;<strong>nükseden hastalığı</strong>dır.<br />
Moskova her seferinde yenilginin kıyısına kadar gelir ama sonunda savaşın kaderini değiştirir.<br />
Sadece o kadar mı?<br />
<strong>Ardından dünyanın bütün düzeni</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>değişir.</strong><br />
Sormak gerek...<br />
<strong>Putin'i hedef tahtasına koyanlar</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yine böyle bir hesabın peşindeler</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>mi?</strong><br />
Hiç şüpheniz olmasın!</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>İşin başında nasıl da kendinden</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>emindi Napolyon!</strong><br />
Rusya'ya diz çöktürmek duygusu Avrupalı liderleri her dönemde baştan çıkartır.<br />
Napolyon bu sefer için kıta tarihinde&nbsp;<strong>daha önce görülmemiş büyüklükte</strong>&nbsp;bir ordu toplamıştı.<br />
<strong>Tam 655 bin asker...</strong><br />
Kadın görevliler dâhil 50 bin sivil de ordusuna eşlik ediyordu.<br />
Kulaktan kulağa aktarılan hikâyeler, edebiyat, sinema; hepsi bizlere Napolyon'un&nbsp;<strong>"General Kış"</strong>a yenildiğini söyler.<br />
Doğru değildir...<br />
Geri çekiliş havanın buz kestiği dönemde olmuştur ama Napolyon'un ordusu daha yaz sıcağında ağır kayıplar vermiş ve hastalıktan kırılmıştı.<br />
İmparator terk edilmiş Moskova'ya girdiğinde zaten ordusunun üçte birini kaybetmişti.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Uzun hikâyedir, bitmez.<br />
Ama şuraya dikkat edin!...<br />
Ellerini ovuşturarak Napolyon'un Moskova seferini izleyen&nbsp;<strong>İngilizler</strong>&nbsp;1813'ten sonra dünyayı (tabir caizse) baştan kurdular.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>NOT DEFTERİ</strong><br />
Savaş için de barış için de... Her şey tam zamanında oldu. Beklemesini bilen için her şey zamanında olur. (<strong>L.N. TOLSTOY&nbsp;</strong>/ Savaş ve Barış)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 13:53:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Değişim tamam da ayarları bozanlara dikkat!</title>
                <category>Okan Müderrisoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/degisim-tamam-da-ayarlari-bozanlara-dikkat-12334</link>
                <author>dfdgdgd@hotmail.com (Okan Müderrisoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/degisim-tamam-da-ayarlari-bozanlara-dikkat-12334</guid>
                <description><![CDATA[Değişim tamam da ayarları bozanlara dikkat!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kabine ne zaman değişecek? Hangi bakanlar değişecek?<br />
Bu soruların cevabını verecek tek isim var. Cumhurbaşkanı&nbsp;<strong>Tayyip Erdoğan</strong>.<br />
Peki, kabine revizyonuna dair yorumlar neden piyasada alıcı bulmaya başladı? Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutluk ve Sırbistan'ı kapsayan resmi ziyaretlerinden dönüşte uçakta bir meslektaşımızın sorusu üzerine genel çerçeveyi çizdi.<br />
Soru, özetle şöyle idi:<br />
<strong>"Sn. Cumhurbaşkanım, AK Parti</strong><strong>'</strong><strong>de</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bir değişim süreci var. Siz bir yenilenme</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>olacağını söylüyorsunuz. Bu değişim</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sadece kadrolarda mı olacak,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yoksa parti programında, parti tüzüğünde<strong>&nbsp;</strong>bir değişim de görür müyüz?"</strong><br />
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise kısaca şu cevabı verdi:<br />
<strong>"Parti programımız sürekli değişime</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>tabidir… Bu yeni süreçte genel başkan</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yardımcılarında bazı değişiklikler olabileceği</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>gibi kabinede de duruma göre<strong>&nbsp;</strong>bazı değişiklikler olabilir!"</strong><br />
Burada kilit vurgu,&nbsp;<strong>"Yeni süreç!"</strong><br />
Nedir o süreç?<br />
AK Parti'nin, 13 Ekim'de başlayan ve 2025 yılı Nisan ayına kadar tamamlanması beklenen kongre takvimi.&nbsp;<strong>Büyük Kongre</strong>; belde, ilçe ve il başkanları değişimi yanında, AK Parti'nin MKYK ve MYK'sını, TBMM grup başkanvekilleri ile Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'ni de kapsayan yenilenme ve dönüşümün ta kendisidir.<br />
Demek ki bir süreçten söz ediliyor. Yani, bugünden yarına büyük kabine revizyonundan bahsedilmiyor. Kısa vadede, istisnai bayrak değişimleri için kapı açık bırakılıyor.<br />
<strong>Gel gör ki</strong>…<br />
<strong>"Değişiklikler olabilir"&nbsp;</strong>ifadesi duyulduğu andan itibaren, bakan toto başlıyor. Bu faaliyet, kendi kendisini doğrulayan kehanete de dönüşüyor. Tutarsa ne âlâ.&nbsp;<strong>"Ben demiştim"</strong>&nbsp;diyenden geçilmiyor. Toto tutmazsa, iddiaları piyasaya sürenler unutulup gidiliyor!</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>Bakan değişikliğine dair genel havaya,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>isim bazında adres gösterme fonksiyonuna</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>gelince</strong>… Burada:<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Asli kaynağı meçhul fakat birbirine<strong>&nbsp;</strong>eklenerek ilerleyen sözlü bir mekanizma işliyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Teşkilatların şikâyetlerine kulak veriliyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Milletvekillerinin yakınmaları kayda<strong>&nbsp;</strong>geçiriliyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Medyanın ve yerel kamuoyu oluşturan<strong>&nbsp;</strong>simaların fısıltıları yaygınlık kazanıyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;<strong>Ve nihayet</strong>… Troller olarak adlandırılan<strong>&nbsp;</strong>figürler sistematik yıpratma kampanyalarında<strong>&nbsp;</strong>bitirici darbeyi indirmek için fırsat kolluyor!<br />
<strong>İyi de neden böyle oluyor?</strong><br />
Bu noktada sadece AK Parti'ye indirgenemeyecek şekilde Türk siyasetinin genel karakteristiği ile siyasetle meşgul olan baskı ve etki gruplarının rolleri ağır basıyor. Makul sayılabilecek eleştirilerin ötesinde, beklentisi karşılanmayan, mevzuatı zorlayan talebine karşılık bulamayan, yakınlık duyduğu ismin görev almasını amaçlayan yığınla aktör ve faktör devreye giriyor!</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>Sonunda ne yaşanıyor?</strong><br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;İsmi sürekli ortada dolaştırılan bakanlar<strong>&nbsp;</strong>ister istemez bu akıma kapılabiliyor. Dikkati<strong>&nbsp;</strong>dağılıyor, iş verimi düşüyor, zamana oynamaya<strong>&nbsp;</strong>başlıyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Bakanlık bürokratları işi gücü bırakıp,<strong>&nbsp;</strong>medya dedikoduları ile amel ediyor. Ayağını<strong>&nbsp;</strong>gazdan kesip sağa sola kulak kabartıyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Böylece orta-uzun vadeli bakış açısı<strong>&nbsp;</strong>zedeleniyor. Her bakan, bakanlığını tanıyana,<strong>&nbsp;</strong>asgari kadrosunu kurana kadar hayli<strong>&nbsp;</strong>vakit geçiyor. Radikal karar gerektiren işler<strong>&nbsp;</strong>yerine,&nbsp;<strong>"sosyal medyaya, televizyon</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>müdavimlerine, kimi parti büyüklerine</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>göre"&nbsp;</strong>icraat başlıyor. Onun da astarı yüzünden<strong>&nbsp;</strong>pahalıya mal oluyor.<br />
<strong>Özetle</strong>…<br />
Mahkeme, Kadıya mülk değil. Devlet görevleri, belli bir dönem için takdir edilen, belirlenmiş siyasi programa göre ve mevzuat dâhilinde yürütülmesi gereken sorumluluklar içeriyor. Ana doğrultudan sapma olmaması kaydı ile belirli esneklikleri de içeriyor. Mühim olan makamların gelip geçici olduğunu unutmamak, emanete sonuna kadar sahip çıkıp hakkını vermek, gece yastığa başını huzurla koymak, görevi tevdi eden makamın teşekkürünü, milletin hayır duasını kazanmaktır. Yoksa bir anda türeyen ve aynı hızla kaybolan kişiler ve imkânlar aldatıcıdır. Ders almak isteyen için siyasi örnekleri canlı ve çoktur!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 13:47:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/03/okan-muderrisoglu-1615451850.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FETÖ, Gürcistan ve suç örgütleri</title>
                <category>Mahmut Övür</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/feto-gurcistan-ve-suc-orgutleri-12333</link>
                <author>hygjh@hotmail.com (Mahmut Övür)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/feto-gurcistan-ve-suc-orgutleri-12333</guid>
                <description><![CDATA[FETÖ, Gürcistan ve suç örgütleri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çevremiz ateş çemberi... Yukarıda Ukrayna-Rusya savaşı, aşağıda Gazze'de soykırımla başlayan ve Lübnan'ın bombalanmasıyla devam eden İsrail barbarlığı, sadece ülkeler arası bir savaş değil tam tersi dünyanın kalbi&nbsp;<strong>(Heartland)</strong>&nbsp;denilen bölgeyi elde tutma savaşıdır.<br />
Türkiye enerji ve ticaret eksenli bu küresel hesaplaşmanın tam göbeğinde yer alıyor. Savaşın bir ucunda ABD, diğer ucunda ise Çin var. Rusya'nın kuşatılması, İran'ın direkt veya vekilleri üzerinden saldırıya uğraması, Türkiye'ye yönelik terör ve ekonomik saldırılar bu savaşın farklı çehrelerinden başka bir şey değil.<br />
İşin burada kalmayacağı, bölgedeki başka ülkelere sıçrayacağı çok açık. İlk sırada Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan var. Sevgili&nbsp;<strong>Haşmet Babaoğlu'</strong>nun bir süredir dile getirdiği şu uyarı boşuna değil:<br />
<strong>"Güney Kafkasya'ya dikkat!</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kritik ülkeler. Hepsi Rusya'nın başını</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>iyice belaya sokmak üzere problem<strong>&nbsp;</strong>yumağı hâline getirildi ve tetik çekildi."</strong><br />
Sadece Rusya mı? Bu ülkeler karışırsa ucu Türkiye'ye de dokunur. Azerbaycan- Ermenistan meselesi zaten iç mesele haline gelmiş durumda. Sınır komşumuz Gürcistan'da olup bitenler da çok farklı değil ve sadece bizi değil bölge ülkelerini de etkileyecek nitelikte.<br />
<br />
<strong>ABD-AB VE RUSYA SAVAŞI</strong><br />
Gürcistan'da iktidardaki Gürcü Rüya Partisi, Batı ile Rusya arasında&nbsp;<strong>denge</strong>&nbsp;<strong>siyaseti&nbsp;</strong>izlemek istemesine rağmen ABD ve AB ülkelerinin baskısından kurtulamıyor. Bu güçler, muhalefete açık destek, hatta sivil toplum örgütlerine parasal destek vererek iktidarı değiştirmek istiyor. Geçen yıl Gürcü hükümeti, bizde de çok tartışılan&nbsp;<strong>"Batı fonları"</strong>yla ilgili&nbsp;<strong>"yabancı ajan"</strong>&nbsp;yasası diye de yorumlanan&nbsp;<strong>"Yabancı</strong>&nbsp;<strong>Nüfuzun Şeffaflığı'"&nbsp;</strong>Yasası'nı çıkarmaya kalkınca, Batı yanlıları sokağa döküldü; ABD ve Avrupa Birliği de baskı ve yaptırım tehditleriyle devreye girdi.<br />
Gerçi başaramadılar ve yasa da yürürlüğe girdi ama hesaplaşma bitmedi.<br />
Bu nedenle 12 gün sonra 26 Ekim'de yapılacak seçimlere bu hesaplaşmanın bir dönüm noktası olarak bakılıyor. Çünkü ülke, Batı yanlısı ve karşıtı gibi iki kampa ayrılmış durumda. İktidardaki Gürcistan Rüya Partisi, AB'yi ve dostlarını&nbsp;<strong>"Gürcistan parlamentosunda</strong>&nbsp;<strong>darbe düzenlemeye çalışmakla"&nbsp;</strong>suçladı. Hatta iş öyle bir noktaya vardı ki, iktidar partisi Batılı örgütleri Gürcistan'ın içişlerine karışmakla suçlayıp partisini Avrupa Sosyalistler Birliği'nden çekti.<br />
Muhalefet ise ısrarla iktidarı,&nbsp;<strong>"Gürcistan'ın</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>AB hedeflerini rayından çıkarabilir ve</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Rusya ile daha yakın bir ilişkiye zorlayabilir"</strong><strong>&nbsp;</strong>diye suçluyor.<br />
Bu yüzden seçimler bir ölüm kalım savaşına dönmüş durumda. Bu iç kavganın bize yansımaları da az buz olmayacak.<br />
<br />
<strong>TALİMAT GÜRCİSTAN'DAN</strong><br />
Bugün iki ülke arasında iyi ilişkiler olmasına rağmen, Gürcistan, Türkiye'den kaçanların elini koluna sallayarak yaşadığı en rahat ülke durumda. En başta da FETÖ'cülerin. 15 Temmuz öncesi ve sonrasında da yönetici pozisyonundaki FETÖ'cülerin önemli bir kısmı ya Gürcistan'a gitti ya da Gürcistan üzerinden Batı ülkelerine... Sadece onlar da değil. Uyuşturucu kaçakçılarından yasadışı bahis yaptıranlara, katillerden mafya tetikçilerine onlarca suçlu soluğu Gürcistan'da alıyor.<br />
Çok değil iki hafta önce Fenerbahçeli eski futbolcu&nbsp;<strong>Serhat Akın</strong>'ın kurşunlanması talimatının Gürcistan'dan verildiği söylendi. Ama en önemlisi, FETÖ'nün Gürcistan'da etkinliğinin hâlâ sürüyor olması.<br />
Kafkasya Vakfı Başkanı&nbsp;<strong>Hayati Küçük</strong><strong>&nbsp;</strong>bu durumun nasıl bir tehlikeye yol açtığına<strong>&nbsp;</strong>şöyle dikkat çekiyor:<br />
<strong>"FETÖ'nün okulları kapatıldığı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>hâlde başka isimlerle devam ediyor.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Siyasi olarak da etkinlikleri</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sürüyor. Bu yapının Türkiye'den</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kaçan suçlularla ilişkili oluşu ise</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ciddi bir tehlike. Onların nerede</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ve nasıl kullanılacağını devletin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>mutlaka dikkate alması gerekiyor.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Önümüzdeki en önemli tehlike bu..."</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 13:44:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/mahmut-ovur-1607068920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Al sana bir pislik</title>
                <category>Salih Tuna</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/al-sana-bir-pislik-12332</link>
                <author>fsfdsf@hotmail.com (Salih Tuna)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/al-sana-bir-pislik-12332</guid>
                <description><![CDATA[Al sana bir pislik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail'in&nbsp;<strong>Golani&nbsp;</strong>üssünü vuran Hizbullah, sivil Yahudileri askeri üslerden uzak durmaları konusunda uyarırken, İsrail&nbsp;<strong>Gazze</strong>'de hastane bahçesindeki çadırlara sığınan Filistinli kadın ve çocukları geçen gün diri diri yaktı. Lakin, Batı dünyası&nbsp;<strong>Lübnan</strong>'ın direniş ordusu Hizbullah'a terör örgütü derken, soykırımcı&nbsp;<strong>İsrail</strong>'i "demokratik devlet" addediyor.<br />
Ne ki kimi Sünni muhteremler, İsrail-Hizbullah çatışmasını&nbsp;<strong>"danışıklı</strong>&nbsp;<strong>dövüş"&nbsp;</strong>tesmiye etmeyi maharet sanıyor. Artık nasıl bir "danışıklı dövüşse" bitmek de bilmiyor. Zira Hizbullah'ın bidayetinden yani 82'den bugüne fasılasız sürüyor. Aynı zamanda çok da kanlı geçiyor. İsrail, Hizbullah lideri&nbsp;<strong>Nasrallah&nbsp;</strong>ve arkadaşlarını geçenlerde şehit etti, Hizbullah da Hayfa'nın güneyinde İsrail askerini cehenneme postaladı.<br />
Filistinli mazlumların yanındaysanız Filistinli direnişçilerin dostlarını dost, düşmanlarını düşman bileceksin. Ölçü bu kadar basittir. Hâliyle Irak'ta, Lübnan'da, Yemen'de Gazze için can verenlere veya İsrail'e füze atanlara değil, İsrail'e yardım ve yataklık eden bölge ülkelerine kafayı takacaksın.<br />
İster mezhep ister etnisite asabiyetiyle olsun, direniş ekseninin eylemlerini "Tavuk kümesi vurdular veya havai fişek gösterisi yaptılar..." gibi lakırdılarla itibarsızlaştırmaya çalışmak en hafif deyimle İsrail'in "kullanışlı aptalı" durumuna düşmektir.<br />
Unutmayalım ki İsrail katliam yaparken Müslümanların mezhebine bakmıyor; Lübnan'da Şiileri, Gazze'de Sünnileri kesiyor. Kürt-Türk, Sünni-Şii tüm Müslümanların birlik olması gerektiği,&nbsp;<strong>İttihad-ı İslam</strong>'a en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz.<br />
Yazık ki yazık geçenlerde sarıklı (adı lazım değil) cübbeli bir hocaefendi, "Azerilerin çoğu Şia'dır; pisliktir yani..." diyebildi. Şiilere "pislik" diye hakaret etmek asgari İslam terbiyesinden geçen hiçbir hocaefendiye yakışmaz. (<strong>Cübbeli</strong>&nbsp;<strong>Ahmet Hocam&nbsp;</strong>yanından ayrılmayan işbu hocaefendinin kulağını çeksin. Nasıl ki Sabır Meşhur adlı o Mısırlıyı haşladı, buna da hiç değilse nasihat etsin.)<br />
Hayır yani, bu kafa Azerbaycan'ı da İran'ın yanına iter. Böylece İran'ın önü açılacağından mütevellit, sevgili&nbsp;<strong>Yusuf</strong>&nbsp;<strong>Kaplan</strong>'ın "Sünni omurgası" maazallah zeval görür.<br />
Şaka bir yana o hocaefendi de bu yazıyı dikkatle okusun. İllaki "Pislik bir Şii" arıyorsa, ona bugünkü yazı yolculuğumuzun sonunda (sevabıma) kallavi bir isim vereceğim.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Soykırımcı İsrail'e karşı bölgede bir tek Türkiye Cumhuriyeti&nbsp;<strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan&nbsp;</strong>sesini yükseltiyor. Gittiği her yerde, her fırsatta dünyanın gündemine Gazze'deki katliamları taşıyor. Bir de İran İslam Cumhuriyeti var ki hamilik yaptığı direniş ekseni üzerinden bilfiil İsrail'le savaşıyor.<br />
Gelgelelim, her iki ülkenin Filistin duyarlıklı kesimlerini birbirine düşmanlaştırmak için hummalı bir algı faaliyeti de hız kesmiyor. Mahut faaliyetin siyonistlerle iltisaklı olduğu ortada. Fakat mezhep ve etnisite asabiyetinin veya rekabet hırsının gözlerini kör ettiği çevreler hem İran'da hem de Türkiye'de az değil.<br />
<strong>Hamas</strong>'ı "mücahit" ilan etmekle dünya çapında "dalgakıran" olan ve son günlerde de "İsrail Terör Örgütü" demekle, İsrail'e karşı direnişi "terörle mücadele" konumuna taşıyan&nbsp;<strong>Sayın</strong>&nbsp;<strong>Erdoğan</strong>'ı itibarsızlaştırmaya çalışmakla kime hizmet ettiklerini sanıyorlar? Filistin direnişine "terörist" diyenler iktidara gelecek de başları göğe mi erecek?</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Aynı şekilde, İran İslam Devrimi yıkılacak,&nbsp;<strong>Netanyahu</strong>'nun istediği şekilde Persler geri gelecek de bizimkilerin eline ne geçecek? İsrail ile İran arasında düşmanlık yerine dostluk kurulunca, Türkiye'nin önü mü açılacak? İsrail'in biricik müttefiki olan ABD-İngiliz yanlısı Şiiler İran'da iktidara gelince, Sünni omurga payidar mı olacak?<br />
İmdi, o hocaefendiye verdiğim sözü yerine getireyim: ABD'de siyonistlerin düzenlediği bir toplantıda "İran Kralı Majesteleri" diye taltif edilen Şah Muhammet Rıza Pehlevi'nin oğlu&nbsp;<strong>Rıza Pehlevi</strong>&nbsp;aradığın tipik bir pislik örneğidir. Yani pek muhterem hocam, pisliği siyonist eksene hizmet edenlerde ara, mezhep veya meşreplerde değil.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 13:42:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/salih-tuna-1617869323.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TERÖRLE MÜCADELEDE İSTİHBARAT FAALİYETLERİ</title>
                <category>Dr. İmbat Muğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/terorle-mucadelede-istihbarat-faaliyetleri-12331</link>
                <author>djfd@hotmail.com (Dr. İmbat Muğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/terorle-mucadelede-istihbarat-faaliyetleri-12331</guid>
                <description><![CDATA[TERÖRLE MÜCADELEDE İSTİHBARAT FAALİYETLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlunun yaşama dair en&nbsp;önemli meselesi&nbsp;hiç&nbsp;şüphesiz&nbsp;yaşadığı&nbsp;coğrafyada&nbsp;barış, güvenlik ve istikrarı sürekli kılmaktır.&nbsp;Bu üçlüyü korumak ve daimi hale getirmek için&nbsp;bireysel&nbsp;çabalar yetmediği için&nbsp;Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere,&nbsp;Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO),Kuzey Atlantik İttifakı (NATO),&nbsp;İslam İş Birliği Teşkilatı (İİT),&nbsp;Avrupa&nbsp;Güvenlik&nbsp;ve İşbirliği Teşkilâtı (AGİT),&nbsp;Birleşmiş Milletler Barış Gücü,&nbsp;Avrupa&nbsp;Atlantik Ortaklık Konseyi (AAOK),&nbsp;Akdeniz&nbsp;Diyaloğu, Batı&nbsp;Avrupa&nbsp;Birliği (BAB) ve&nbsp;Avrupa&nbsp;Birliği (AB) gibi kuruluşlar&nbsp;devreye girmektedir.&nbsp;Dünya ve bölge barışı için&nbsp;yukarıda&nbsp;isimleri yazılı&nbsp;kurum&nbsp;yada&nbsp;kuruluşların bir çoğu ile&nbsp;Türkiye’de&nbsp;işbirliği&nbsp;halinde&nbsp;faaliyetler göstererek&nbsp;katkı sağlamaktadır.&nbsp;Örneğin bu&nbsp;çerçevede,&nbsp;yanı başımızdaki komşumuz&nbsp;Suriye’de yaşanan iç&nbsp;savaşın, Rusya – Ukrayna&nbsp;savaşının ve&nbsp;Filistin’de&nbsp;yaşanan insanlık trajedilerinin benzerlerinin tekrar yaşanmaması için, bölgede ve tüm dünyada, bu faaliyetlere katkı sağlamayı kendine prensip&nbsp;edinmiş olan&nbsp;nadir ülkelerden biri&nbsp;Türkiye’dir.&nbsp;On asır önce yurt edindiğimiz Anadolu toprakları&nbsp;eşsiz konumu,&nbsp;yeraltı ve&nbsp;yerüstü&nbsp;doğal kaynaklarıyla jeopolitik ve&nbsp;jeostratejikavantajları&nbsp;ile tarih boyunca&nbsp;uluslararası&nbsp;ve bölgesel güçler ile bazı&nbsp;komşu ülkeleri rahatsız etmiş&nbsp;olmalı ki&nbsp;yüz yıl önce haçlı ruhu ile saldıranlar şimdilerde ise&nbsp;iç ve dış&nbsp;destekli&nbsp;terör örgütleri ile&nbsp;her karışı ecdat kanıyla&nbsp;yoğrulmuş bu güzelim topraklara saldırmaktalar.&nbsp;İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında başlayan ve ABD ile SSCB’nin başı çektiği iki kutup arasındaki küresel ölçekteki ideolojik ve jeopolitik mücadelenin&nbsp;yani&nbsp;diğer adı ile&nbsp;Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle&nbsp;yeni bir dönem&nbsp;başladı.&nbsp;Yeni uluslararası döneme girilirken ekonomik ve siyasi krizler hemen baş gösterdi. Sovyetlerin yıkılması, uluslararası siyasetin giderek kaotik bir duruma&nbsp;evrildiği&nbsp;bir ortam yarattı ve birçok bölgede siyasi istikrarsızlığa yol açtı.&nbsp;Soğuk Savaş sonrası&nbsp;oluşan&nbsp;yeni&nbsp;dünyadüzeninde küreselleşmenin de büyük&nbsp;etkisiyle&nbsp;milliyetçilik hareketleri,&nbsp;ulus devlet talepleri, özerklik&nbsp;ve bağımsızlık talepleri&nbsp;ve&nbsp;etnik bölünmeler&nbsp;gibi birçok&nbsp;yeni güvenlik sorunlarını ön plana çıkardı. Bu yeni dönemin&nbsp;yarattığı sorunların&nbsp;başında&nbsp;hiç şüphesiz&nbsp;terörizm gelmektedir.&nbsp;Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle kamu otoritesini veya toplum yapısını yıkmak için girişilen korku ve yılgınlık saçan şiddet hareketleri olarak tanımlanabilir. Terör, dehşet ve korkuyu belirtirken terörizm, bu kavrama süreklilik ve siyasal içerik katmaktadır. Buradan hareketle terörizm, “Savaş ve diplomasi ile kazanılmayan sonuçları elde etmek, korkutmak ve itaat ettirmek için bir teoriye, felsefeye ve ideolojiye dayanılarak siyasi maksatlarla, iradi olarak terör ve şiddetin sistemli ve hesaplı bir şekilde kullanılmasıdır”&nbsp;şeklinde tanımlanabilir. Bir başka ifade ile 'Terör' düşman bir ülkenin direk saldırıda bulunmaya cesaret edemediği ülkelerde giriştiği vekâlet savaşının adıdır diyebiliriz.&nbsp;Terör eyleminin tanımı&nbsp;TMK’nın&nbsp;birinci maddesinde yapılmıştır.&nbsp;Buna göre terör eylemleri; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasa’da belirtilen Cumhuriyet’in niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devlet’in ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devleti’nin ve Cumhuriyet’in varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devlet’in iç ve dış güvenliğini, kamu&nbsp;düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.&nbsp;Ülkemizde terör suçlarının çokça işlenmesi 1960’lı yılların başına&nbsp;dayanır.&nbsp;Terör örgütleri bu dönemde&nbsp;özellikle&nbsp;üniversite gençliği kullanmıştır. Sonrasın da ise&nbsp;aşırı sol ve sağ örgütler tarafından terör eylemleri gerçekleştirilmiştir.&nbsp;Aynı yıllarda Ermenistan destekli&nbsp;ASALA terör örgütü&nbsp;özellikle yurtdışında görevli birçok bürokratımızı şehit etmiştir. &nbsp;12 Eylül&nbsp;darbesinin ardından etnik siyasal temelli eylemlerde bulunan&nbsp;bebek katili&nbsp;PKK&nbsp;terör&nbsp;örgütü&nbsp;başta&nbsp;olmak üzere,&nbsp;, DHKP-C, TİKKO, Hizbullah, İBDA-C ve FETÖ&nbsp;gibi örgütler yoğun&nbsp;faaliyetlerde&nbsp;bulunmuşlardır.&nbsp;&nbsp;İçerden ve dışardan gelen bu terör tehditlerine karşı&nbsp;devletler istihbarat çalışmalarını yoğun bir şekilde kullanmaktadır.&nbsp;İstihbarat, terör örgütlerinin&nbsp;her türlü oluşumunu, yapısını,&nbsp;faaliyetlerini takip ederek,&nbsp;bu kanlı terör örgütlerinin&nbsp;yapacakları&nbsp;saldırı&nbsp;yada&nbsp;hain planları&nbsp;önlenmesini sağlamaktadır.&nbsp;İstihbarat, devletlerin dış tehditlerden korunmak, kendi vatandaşlarının hayati çıkarlarını ve özellikle de refahını korumak için aradığı ve önceden&nbsp;elde edilmesi gereken bilgidir.&nbsp;Çinli düşünür Sun&nbsp;Tzu’nun&nbsp;“kendisinin ve düşmanının imkanlarını iyi bilen bir devletin, herhangi bir zorlu savaş veya mücadeleye girmekten korkmayacağı”&nbsp;ifadeleri&nbsp;bugünde&nbsp;geçerliliğinikorumaktadır.&nbsp;İstihbaratın, terörle mücadele alanında sağladığı katkılar ise şu şekilde listelenebilir: (i)Terörist faaliyetlere iştirak etmiş olanları tespit etmek, (ii)Kriz zamanlarında karar verme mekanizmalarını geliştirmek maksadıyla kullanılmak üzere teröristlerin talep ve metot örüntüleri gibi bilgileri ortaya çıkarmaya yarayacak bir bilgi tabanı yaratmak, (iii)Yüksek risk grubundaki kişileri ve mülkiyeti belirleyerek mal ve can kaybının önüne geçmek, (iv)Aldatıcı karşı saldırılar düzenlemek, (v)Terörist faaliyetlerin desteklendiği ikmal hatları ve sığınakları ile personel, silah ve finansal temin kaynaklarını tespit etmek, (vi)Teröristlerin eleman elde etmelerini engellemeye yönelik karşı propaganda gayretlerinin geliştirilmesine destek vermek, (vii)İstihbarat faaliyetinin yönlendirildiği grubun bütünlüğüne zarar vermek, (viii)Yaklaşan saldırılar ile ilgili uyarı vermek ve bu tarz saldırıları önlemek, (ix)Polis, ordu ve teçhizat gibi kaynakların konuşlandırılmasına yön vermek, (x)Terörist faaliyetlere katılanların iletişim ağını sekteye uğratmak, (xi)Müttefik kazanmak ya da hasmı caydırmak maksadıyla bilgi yaymak, (xii)Teröristlerle mücadele kapsamındaki politik reformların karar verilme süreçlerini desteklemek, (xiii)Diğer kurumlarla paylaşmak suretiyle eldeki bilgiyi artırmak, (xiv)Muharebe sahası istihbaratı sağlamak suretiyle kriz yönetimine yardımcı olmak.&nbsp;Bahsedilen bu rollerin de aralarında olduğu sebeplerden dolayı istihbarat terör ile etkili bir mücadele stratejisinin merkezinde yer almaktadır.&nbsp;Terörle mücadelede&nbsp;en etkili yöntemlerden biride hiç şüphesiz istihbarat faaliyetleridir.</p>

<p>Dr.İmbat&nbsp;MUĞLU</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Sep 2024 14:52:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/dr-imbat-muglu-1607153782.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CANLILAR KAÇA AYRILIR?</title>
                <category>Metin Çınar</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/canlilar-kaca-ayrilir-12330</link>
                <author>cinarmetin06@hotmail.com (Metin Çınar)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/canlilar-kaca-ayrilir-12330</guid>
                <description><![CDATA[CANLILAR KAÇA AYRILIR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Narin’in anısına….</p>

<p>Gel oğlum!&nbsp;Kalk bakalım tahtaya, sana bir sorum var.</p>

<p>– Buyurun, sorun öğretmenim</p>

<p>– Canlılar kaça ayrılır?</p>

<p>– Dörde ayrılır öğretmenim.</p>

<p>– Bana yanlış gibi geldi ama say bakalım.</p>

<p>– Bitkiler, Hayvanlar, İnsanlar, Çocuklar…</p>

<p>– Çocuklarda insan değil mi oğlum?</p>

<p>– Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim.</p>

<p>– Peki, şimdi yeniden say bakalım.</p>

<p>– Bitkiler, Hayvanlar ve Çocuklar…</p>

<p>– Oğlum, insanlara ne oldu?</p>

<p>– Kalplerinde sevgiyi yeşertip düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, diğerleri de hayvanlaştılar öğretmenim.</p>

<p>İSRAİL’İN&nbsp;GAZZE&nbsp;KATLİAMINA BATI’NIN YAKLAŞIMI</p>

<p>Londra Hayvanat Bahçesinde bir adam elinde birayla oturmuş, etrafı seyrediyordu. Ansızın bir kız çocuğu timsahların olduğu havuza düşer. Adam elindeki bira kutusunu fırlatıp kızın arkasından&nbsp;havuza atlayarak çocuğu çıkarır&nbsp;ve ağlamakta olan annesine teslim eder. Olayı izleyenler adama teşekkür etmeye koyulur,</p>

<p>–“Bravo! Gerçek bir kahraman İngiliz gibi davrandınız”&nbsp;</p>

<p>Adam, kısık ve ürkek bir ses tonuyla;&nbsp;</p>

<p>-“Ama ben Rus’um” der.&nbsp;</p>

<p>Ertesi gün&nbsp;tüm gazeteler şu manşetle çıkar: “Sarhoş Rus, timsahın yemeğini çaldı”</p>

<p>HER ŞEY BİRBİRİNE KARIŞTI</p>

<p>&nbsp;Adam, belediye otobüsüne binmiş, otobüs tıklım&nbsp;tıklım&nbsp;dolu olduğu halde herkesi yara&nbsp;yara&nbsp;otobüsün en arkasına kadar gitmiş. Tabii bu durumdan rahatsız olan yolcular adama kızıp söylenmişler. Bunun üzerine şoför de adamı ikaz etmiş.</p>

<p>Adam çok sarhoş olduğundan bu ikazlara kızmış ve bağırmaya başlamış.</p>

<p>-Heeeyt&nbsp;ulan! Ne bağırıp duruyorsunuz? Ne biçim arabaya binmişim yahu? Öndekilerin hepsi namusuz, ortadakiler şerefsiz ve haysiyetsiz, arka taraftakiler ise alçak ve şahsiyetsiz! Diyerek bağırır.</p>

<p>Bunu duyan iri kıyım şoför anında acı bir fren yaparak durmuş. Hemen arka tarafa giderek sarhoş adamın gırtlağına yapışmış ve:</p>

<p>-Ulan....!&nbsp;Şimdi bir daha söyle bakalım, kim şerefsiz, kim namusuz, kim alçak ve şahsiyetsiz? Diye bağırmış.</p>

<p>Sarhoş şöyle bir göz ucuyla otobüsteki yolculara göz gezdirdikten sonra cevap vermiş:</p>

<p>-Ne bileyim&nbsp;abi..!&nbsp;Öyle bir fren yaptın ki hepsi birbirine karışmış!</p>

<p>AK PARTİ ve MHP’nin&nbsp;HÜDAPAR’I</p>

<p>Anayasa’da “devletin niteliklerinin belirlendiği” ilk üç maddesinin güvencesi olan ve değiştirilmesinin teklifi bile yapılamayacağı yazılan 4. Maddenin,&nbsp;değiştirilmesini isteyen, buna çanak tutup karşı çıkan partileri eleştirme cüretinde bulunan iktidar partisi ve küçük ortaklarını anlamakta güçlük çektiğimi, “ahmak”lara anlattığını ahmakça söyleyen, terör örgütü Hizbullah’la iltisaklı,&nbsp;Pkk’nın&nbsp;terör örgütü olduğunu söylemekten imtina eden, her fırsatta da demokratik laik cumhuriyeti teokratik yönetim şekline&nbsp;dönüştürmek istediğini apaçık beyan eden&nbsp;Hüdapar&nbsp;ve başındaki şahıs Zekeriya&nbsp;Yapıcıoğlu’nu&nbsp;kınıyorum.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Sep 2024 13:51:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2022/10/metin-cinar-1664999909.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsrail’in tek iyi olduğu alan suikastlardır</title>
                <category>Hilmi Daşdemir</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/israilin-tek-iyi-oldugu-alan-suikastlardir-12329</link>
                <author>asdfghh@hotmail.com (Hilmi Daşdemir)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/israilin-tek-iyi-oldugu-alan-suikastlardir-12329</guid>
                <description><![CDATA[İsrail’in tek iyi olduğu alan suikastlardır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>7 Ekim 2023 tarihinden beri Filistin topraklarında Hamas ile İsrail savaşı var.</p>

<p>Batı merkezli bakan bazıları, İsrail’in kısa süre içerisinde Hamas’ı yok edeceğini varsayıyordu. Ama beklendiği gibi olmadı. Savaş hâlâ devam ediyor. İsrailliler de tedirgin.</p>

<p>Belki de dünyanın en korkak ülkelerinden birisi İsrail.</p>

<p>Demir Kubbe isimli bir kubbe yaptılar ama birçok kez delindi. Topraklarına füzeler düştü. Üstelik bu füzeleri yapan Hamas idi.</p>

<p>İsmail Heniyye’yi, muhtemelen ABD istihbarat örgütü CIA’in desteği ile suikastla şehit ettiler. Aynı şekilde Hizbullah liderlerinden Fuat Şükür’e de suikast düzenleyerek şehit ettiler.</p>

<p>Lübnan’da Hizbullah militanları, suikastlardan çekindiği için daha güvenli olacağı varsayımı ile iletişimlerini çağrı cihazları üzerinden sağlamaya başlamışlar.</p>

<p>Yakın zamanda Tayvan malı bir çağrı cihazını da Macaristan üzerinden almışlar. Netice olarak bu çağrı cihazlarının içine tek tek patlayıcı yerleştirilmiş ve gönderilen mesajlarla da patlaması sağlanmış. Nitekim videolara bakılınca da çağrı cihazları çalanlar, ellerine aldıklarında elleri kopuyor, gözüne yaklaştıranların gözü zarar görüyor. Ölümler de çağrı cihazları hayati organlara yakın olan kişilerde oluyor.</p>

<p>Bu yöntem teröristlerin de uzun zamandır kullandıkları yöntemdir.</p>

<p>Yani bazılarının iddia ettiği gibi çok ileri düzey teknolojik gelişme sonucu değil. Daha çok şeytani bir aklın ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim birçok sivil ölmüş ve yaralanmıştır.</p>

<p>O sebeple çağrı cihazları uzaktan sinyalle değil; gönderilen mesajın, cihazın içine konulan patlayıcıyı tetiklemesi ile patlatılmıştır.</p>

<p>Geçmişe göre teknolojideki gelişmeler oldukça fazla ve her geçen gün daha da ilerliyor. Bizim geçmişte know how noktasında eksikliklerimiz vardı. Şimdi İHA SİHA gibi ürünler başta olmak üzere birçok üründe Batı’dan daha ileri noktadayız.</p>

<p>Tabii bir de tercih meselesi var.</p>

<p>Zamanında Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler Nuri Demirağ’ın yaptığı uçakları tercih etseler biz Boeing ile ya da Airbus ile rekabet ediyor durumda olabilirdik.</p>

<p>Aynı şekilde Devrim Otomobili tercih edilmiş olsaydı bugün biz de birçok otomotiv firmasından daha iyi bir durumda olabilirdik.</p>

<p>Her şeyden öte bu bir tercih meselesi. Eğer ülke olarak ürettiğiniz ürünler, teknolojiler; başta kendi vatandaşlarınız tarafından tüketilmezse piyasada tutunması da zor olacaktır.</p>

<p>Bunu biz soysal medya araçlarında da görebiliyoruz. Twitter ya da X, Facebbok, Instagram, WhatsApp gibi uygulamaları tercih etmek yerine kendi sosyal medya uygulamalarımızı tercih etmiş olsak durum çok farklı olacaktı.</p>

<p>Bir dönem WhatsApp ile problem yaşadığımızda BİP kullanmaya başladık.</p>

<p>Sonra ne oldu?</p>

<p>Birçok kişi BİP’i kullanmayı bıraktı</p>

<p>Belki o dönem BİP’in eksikleri vardı. Ama şu an WhatsApp ile yapılabilen her şey BİP ile de yapılabiliyor.</p>

<p>Kullanıma devam edilseydi WhatsApp’a kullanarak destek olmak yerine BİP’e destek olacaktık.</p>

<p>BİP’te konumdan fotoğraf ve video paylaşımına, toplantı düzenlemeye kadar WhatsApp tarafından sağlanan hizmetlerin hepsi var.</p>

<p>O hâlde neden daha çok kullanmıyoruz?</p>

<p>Bugün Sabah gazetesinden kıymetli Mahmut Övür de sormuş, “BİP’i neden sahiplenmiyoruz?’’ diye.</p>

<p>Cevabını genel olarak vereyim.</p>

<p>Yeterince millî bilincimiz yok.</p>

<p>Yeterince kendimize güvenimiz yok.</p>

<p>Millî bilinç, millî farkındalık öncelikle bu ülkenin ürettiği değerlere, ürünlere sahip çıkarak onları tüketerek gelişir. Bunu sağlamak da çok zor değil.</p>

<p>Elbette devletimizin de yeni teknolojiler, markalar üretmek için Ar-Ge ve teşviklerle desteklemesi elzem ama önce biz tüketmezsek nasıl dünya ile rekabet edebiliriz?</p>

<p>Unutulmaması gereken bir husus da kullandığımız her yabancı ürün cari açığımızı artırarak ekonomimizi de olumsuz etkiliyor.</p>

<p>Sonuç olarak; bağımlılık ve tehditlerden kurtulmak için üretmekten ve ürettiğimizi kullanmaktan başka çaremiz yok.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Sep 2024 12:50:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/11/hilmi-dasdemir-1606041695.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kötülük Olimpiyatları</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/kotuluk-olimpiyatlari-12328</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/kotuluk-olimpiyatlari-12328</guid>
                <description><![CDATA[Kötülük Olimpiyatları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geride bıraktığımız 30 gün, adeta ülkemizin ev sahipliği yaptığı bir&nbsp;Kötülük Olimpiyatı&nbsp;gibiydi. Şeytanlık branşındaki tüm rekorları kırdık.<br />
8 yaşındaki kızımız, adı aile olan bir şer çetesi tarafından insafsızca, imansızca katledildi.<br />
Daha 2 yaşındaki bir bebeğe tecavüz edildi. Zavallı yavrucak halen yoğun bakımda hayata tutunmaya çalışıyor.<br />
26 suçtan sabıkalı Deccal, dünyalar güzeli bir kadın polisimizin kafasına sıktı.<br />
İki kadın, zihinsel engelli çobanı bir buçuk saat boyunca sopayla dövüp, sonra halay çekti.<br />
İspanyolca&nbsp;öğretmeni, 14 yaşındaki öğrencisiyle birlikte oldu, "Ben onu 16 yaşında sanıyordum" dedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/kotuluk-olimpiyatlari-1727363972016.jpeg" title="kotuluk-olimpiyatlari-1727363972016.jpeg" /><br />
<br />
<br />
9 yaşındaki çocuk yolda silahlı saldırıya uğrayıp, yaralandı.<br />
Kendime "Neden bu kadar kötü olduk?" diye sordum. Gerekçe değil, mazeret hiç değil ama aklıma şunlar geldi:<br />
Terör, salgın, deprem, savaş korkusu, ekonomik zorluklar ve siyasi çekişmeler üst üste gelince Türk insanının psikolojisi bozuldu. Diziler, filmler, şarkılar hep vurma, kırma üzerine kurulunca insanların içindeki şiddet eğilimini tetikledi. Sosyal medya kötülüğün fütursuzca dışa vurulup, özendirildiği bir "terör kampına" dönüştü. Hadi somut bir örnek vereyim: Seks ticareti, şantaj ve fuhuş ağı kurmaktan tutuklanan&nbsp;ABD'li rapçi&nbsp;Puff Daddy&nbsp;şarkılarının izlenme oranı bir günde yüzde 13,5 arttı... Ben artık "Nereye gidiyoruz?" diye sormaktan vazgeçtim. Memleketin sosyologları, psikologları, akil insanları bundan böyle "Buradan nasıl dönebiliriz?" diye kafa yormalı...<br />
<br />
<strong>ÇOCUKLARIMIZI&nbsp;</strong><strong>KAYBEDİYORUZ</strong><br />
Dijital dünya, çocuklar ile ebeveynler arasındaki kuşak farkının ve çatışmaların giderek artmasına sebep oluyor. Bu konudaki çok önemli açıklama Uzman Klinik Psikolog&nbsp;Sinem Karaduman'dan geldi. "Çocuklarımız hızla büyüyen dijital çağın etkisi altında kayboluyor ve ebeveynler bu tehlikenin farkında değil" diyen Karaduman son derece ciddi uyarılarda bulundu:<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/kotuluk-olimpiyatlari-1727363972343.jpeg" title="kotuluk-olimpiyatlari-1727363972343.jpeg" /><br />
<br />
"Ebeveynler, çocuklarıyla aralarındaki uçurumu kapatmazsa, gelecek nesil büyük bir kimlik kriziyle karşı karşıya kalacak. Bugün çocuklar, anlık tatmin peşinde koşarken derin düşünme becerilerinden uzaklaşıyor. Aileler ise kendi büyüdükleri dünyayı çocuklarına dayatmaya çalışıyor. Bu kopukluk hem zihinsel hem de duygusal sağlığı tehdit ediyor. Eğer ebeveynler, bu duruma kayıtsız kalmaya devam ederlerse, sadece bir kuşak değil, bir toplum kaybedilecek. Çocuklar, ailelerinden kopuk, empati yoksunu ve dijital dünyada sıkışmış bireyler haline gelecek. Eğer ebeveynler bu sorunu görmezden gelmeye devam ederse, geleceğimizden vazgeçmiş olacağız. Bu bir uyarıdır: Çocuklarımızı kaybediyoruz!"<br />
Aman diyeyim...<br />
<br />
<strong>Dede telefonu<strong>&nbsp;</strong>ile gelen başarı</strong><br />
Televizyonda üniversiteye hazırlık kitabını tanıtan reklamı her seferinde dikkatle takip ediyorum. Çünkü içinde gençlere rehberlik edecek çok önemli mesajlar var.<br />
Sınavda derece yapan gençler diyor ki, "Biz aşk defterlerini kapatıp, ders kitaplarını açtık." "Dizi ortamlarına Fransız kalmak uğruna dizi saatinde ders çalıştık." "Dedelerimiz gibi tuşlu telefon kullandık."<br />
İşte bu sonuncusu çok önemli. Akıllı telefonlar; dikkat dağıtıp, ders çalışma zamanlarından çaldığı gibi beyni de tembelliğe alıştırıyor.<br />
Her ne kadar kendim pek fazla başaramadıysam da ebeveynlere çocuklarının ellerindeki "akıl alan akıllı telefonları" alıp, yerine dedelerinin tuşlu telefonlarını vermelerini tavsiye ediyorum.<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
Kadın polisimizi katleden caninin siyah çöp poşetine konulmuş halini görünce aklıma Serdar Ortaç'ın şarkısı geldi: "Seni çöpe atacağım poşete yazık..." (Helal olsun polisime)<br />
<br />
<strong>Gaf'let kürsüsü</strong><br />
Rize'nin CHP'li Pazar İlçesi Belediyesi'nin resmi çöp kamyonu dereye çöp boşalttı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/kotuluk-olimpiyatlari-1727363989144.jpeg" title="kotuluk-olimpiyatlari-1727363989144.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
Samsun'da 5 yıldır uçamayan güvercini besleyen engelli vatandaş: "Ben sol ayaktan sakatım, Paşa'm sağ ayaktan. İkimiz birbirimizi bulduk."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Sep 2024 12:49:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düğünlerde kilolarca altın tak, kaçak elektrik kullan!</title>
                <category>Mevlüt Tezel</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-12327</link>
                <author>dfdklggl@hotmail.com (Mevlüt Tezel)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-12327</guid>
                <description><![CDATA[Düğünlerde kilolarca altın tak, kaçak elektrik kullan!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mardin'in Arıklı Mahallesi'nde kaçak elektrik denetimi yapan&nbsp;Dicle Elektrik'e bağlı iki saha çalışanı, uzun namlulu silahla saldırıya uğradı.<br />
Ekipler, olaydan yara almadan kurtulurken saldırgan yakalandı.<br />
Dicle Elektrik ekiplerine taşlı sopalı birçok saldırı olmuştu. Ekipler yılmayınca şimdi uzun namlulu silahlar kullanmaya başladılar.<br />
Saldırının gerçekleştiği Arıklı Mahallesi'nde tespit edilen kaçak trafo 160 kVA gücünde.<br />
Bu güçteki bir trafo 80 hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilir.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/34150f/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364302977.jpeg&amp;mw=550" title="dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364302977.jpeg" /><br />
<br />
Sorun şu;&nbsp;Doğu&nbsp;ve&nbsp;Güney Anadolu&nbsp;bölgelerinde bazı vatandaşların kaçak elektrik kullanmayı doğal bir hak olarak görmeleri.<br />
Bölgede kaçak trafolar 150- 200 bin TL'ye temin ediliyor. Sadece bu yıl 2 bin 800 kaçak trafo tespit edildi.<br />
Kaçak elektrik kullanımlarının çoğu fakirlik kaynaklı da değil! Kaçak trafo kullanıcıları, normalden 9-10 kat fazla enerji tüketiyor.<br />
Yani hem kaçak kullanıyorlar hem de ihtiyaçları olandan 9-10 kat daha fazla elektriği ziyan ediyorlar!<br />
Bölgedeki düğünlerde kilolarca altın takılması medyada gündem olurken kaçak elektriğin bu kadar yaygın kullanılması vatandaşta tepkilere yol açıyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/32a8c1/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364307043.jpeg&amp;mw=550" title="dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364307043.jpeg" /><br />
<br />
Haklılar. Batı'da faturayı ödemeyi iki-üç ay geciktirince hemen elektrik kesiliyor!<br />
Doğu'da ise sadece Mardin'de tüketilen kaçak enerji, 1.2 milyon hanenin tüketimine eşit.<br />
Her hanede 4 kişinin yaşadığını varsayarsak, bu da 4 milyon 800 bin kişinin enerji tüketimine denk geliyor.<br />
Sadece Mardin! Diğer illeri siz hesaplayın! Kaçak elektrik&nbsp;Türkiye'nin enerji arzını tehdit eder boyuta ulaştı!<br />
Elektrik teknisyenlerine silahlı saldırıya varan saldırı girişimleri devlet otoritesini sarsan bir güvenlik sorunudur.<br />
Devlet ne yapıp edip kaçak elektrik kullanımı sorununu çözmelidir.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>BİLİME BÜYÜK DESTEK</strong><br />
Bu yıl 9.'su İstanbul Fişekhane'de gerçekleştirilen&nbsp;Sabri Ülker Bilim Ödülü'nü takip etme fırsatım oldu.<br />
Her yıl genç bilim insanlarını desteklemek üzere verilen ödülü bu yıl kök hücre biyolojisi ve embriyonik gelişim üzerine yaptığı çığır açan araştırmalarla Dr. Aydan Bulut Karslıoğlu kazandı.<br />
Dr. Karslıoğlu, embriyonik gelişim sırasında kök hücrelerin hayatta kalma ve uyku durumunu düzenleyen "diyapoz" mekanizması üzerine yaptığı çalışmalarla ödüle layık görüldü.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364312260.jpeg" title="dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364312260.jpeg" /><br />
<br />
ODTÜ,&nbsp;Bilkent&nbsp;üniversitelerinde başarılarla dolu bir eğitimin ardından doktorasını&nbsp;Max Planck Immünoloji ve Epigenetik Enstitüsü'nde tamamlayan Dr. Karslıoğlu, şimdi Berlin&nbsp;Max Planck Moleküler Genetik Enstitüsü'nde yürüttüğü araştırmalarla hem Türk kadınının adını gururla duyuruyor hem de Almanya'da kök hücre biyolojisi ve embriyonik gelişim alanındaki çığır açan çalışmalara imza atıyor.<br />
Karslıoğlu'nun ailesi de törende bulundu. Kızlarıyla ne kadar gururlansalar azdır.<br />
Covid-19 salgına çare olan aşıyı bulan Uğur Şahin-Özlem Türeci çifti... Nobel ödüllü kazanan Prof. Aziz Sancar...<br />
Ve Dr. Karslıoğlu gibi genç Türk bilim insanları başarılı çalışmalarıyla insanlığa büyük faydaları dokunuyor.<br />
Tabii bu değerli bilim insanlarının yurtdışında çalışmaları beyin göçünün en üzücü tarafı.<br />
Türkiye güçlendikçe inşallah yakın gelecekte beyin göçü de son bulacak.<br />
Törende konuşmacılar arasında yer alan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker,<br />
"1900'lerin başında ortalama 31-40 yıl olan yaşam süresi, 2000'lerde gelişmiş ülkelerde 75-80 yıla kadar çıkmış durumda. Bunun nedeninin hastalıkların erken aşamada teşhisi, tedavisi ve insan yaşam döngüsünün oldukça detaylı bir şekilde biliniyor olması diyebiliriz.<br />
Sabri Ülker Bilim Ödülü ile biz de bu değerli çabaların arkasında durmaktan ve genç bilim insanlarımızı teşvik etmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz."<br />
Ali Ülker haklı. Bilime yapılan destek, aynı zamanda insanoğluna yapılmış en güzel hizmetlerden biri.<br />
Meseleye bu açıdan bakınca Ülker markasının kurucusu rahmetli Sabri Ülker'in adını bilime destek veren bir vakıfla yaşatmanın ne kadar doğru bir karar olduğu daha iyi anlaşılıyor.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>KAZA DEĞİL&nbsp;</strong><strong>CİNAYET</strong><br />
Adana'da yaya geçidinden yolun karşısına geçerken otomobilin çarptığı Elvan Özdemir, hayatını kaybetti.<br />
Kaza anı görüntüleri korku filmi gibiydi!<br />
Elvan Hanım aracı görüyor elini kaldırıyor ama buna rağmen hızla gelen araç durmuyor ve çarpıyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364312101.jpeg" title="dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364312101.jpeg" /><br />
<br />
Yaya geçidinde arabadan yol isteyen tek ülke biziz herhalde!<br />
Yaya geçitlerinde yayalara yol verilmesi için yüzlerce haber yapıldı. Kamu spotları yayımlandı. Polis sürekli ceza kesiyor ama bazı cahiller hala yaya geçidinde durmayı öğrenemedi.<br />
Bütün yaya geçitlerine ya trafik ışığı konulmalı ya da tümsek yapılmalı!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>BÜYÜK HAYAL&nbsp;</strong><strong>KIRIKLIĞI!</strong><br />
Miss Turkey 2024 Güzeli Dr. İdil Bilgen, tahmin ettiğimiz gibi Bingöl'ün Yayladere ilçesine doktor olarak atanmasının ardından 15 gün geçmesine rağmen görevine başlamadı.<br />
Bilgen bu sürede herhangi bir başvuru da yapmadı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/ae0ef3/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364309319.jpeg&amp;mw=500" title="dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364309319.jpeg" /><br />
<br />
Bir yazımda umarım Bilgen, Bingöl'e gider ve "Oraya gitmez" diyenleri haksız çıkarır diye yazmıştım.<br />
Şimdi üzülerek görüyorum ki, Bingöl'ün Doğu'da doktorluk yapma gibi bir gayesi yokmuş.<br />
O zaman her konuşmasında Koç Üniversitesi Tıp mezunu olduğundan bahsetmesin. Doktorluk hava atmak için kullanılacak bir meslek değil.<br />
Bilgen'in babasının torpiliyle birinci olduğunda dair ortaya atılan iddialar da muhtemelen doğru olabilir.<br />
Ne yazık ki, Bilgen hak etmediği derecede gündem oldu!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>FİNAL FOUR ADİL DEĞİL</strong><br />
Avrupa basketbolunun efsane isimlerinden Milos Teodosic, "40 maç oynuyorsunuz sonra Final Four'a gidiyorsunuz ve tek maçta her şey bitiyor. Bu adil değil diyemem ama bence yerine beş veya yedi maçlık seriler gelmeli. Böylece gerçekten daha iyi olan taraf kazanabilir' dedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/93a068/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364320457.jpeg&amp;mw=500" title="dugunlerde-kilolarca-altin-tak-kacak-elektrik-kullan-1727364320457.jpeg" /><br />
<br />
37 yaşındaki Teodosic çok haklı.<br />
Yarı final ve finalin tek maç olması adaletsiz bir sistem. Bir maçta en iyi oyuncunuz sakat olabilir. Ya da o gün oyuncular gününde olmayabilir.<br />
Yedi maç fazla ama kesinlikle şampiyon beş maç üzerinden değerlendirilmeli.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Sep 2024 12:48:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yerli malı Amerikancıların BRICS paniği</title>
                <category>Melih Altınok</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/yerli-mali-amerikancilarin-brics-panigi-12326</link>
                <author>djdgjd@hotmail.com (Melih Altınok)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/yerli-mali-amerikancilarin-brics-panigi-12326</guid>
                <description><![CDATA[Yerli malı Amerikancıların BRICS paniği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı&nbsp;<strong>Erdoğan,</strong>&nbsp;BM Zirvesi&nbsp;için gittiği&nbsp;New York'tan&nbsp;<strong>Biden'</strong>ın toplu akşam yemeği davetine katılmadan yurda döndü.<br />
Konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı. Herhalde sebebini bugün Cumhurbaşkanı'nın gazetelerde okuyacağımız röportajından öğreniriz.<br />
Ancak bir tahminde bulunacak olursak; Cumhurbaşkanı, BM kürsüsünden dünyaya verdiği&nbsp;<strong>net mesajlarla&nbsp;</strong>amacın hasıl olduğunu düşünmüş ve alkış alan cesur tavrını&nbsp;<strong>samimiyetsiz yemek masalarında</strong>&nbsp;zayıflatmamak için de tadında bırakmış olabilir.<br />
Farkında mısınız, BM Zirvesi öncesi Yunan basınında çıkan "Erdoğan,&nbsp;Rusya'dan aldığı S-400'lerin&nbsp;İncirlik'e konuşlandırılması karşılığında&nbsp;ABD'den F-35'leri almak istiyor" şeklindeki&nbsp;<strong>dezenformasyonu</strong>&nbsp;"kesin bilgi" diye yayıp "teslimiyet" temasını işleyen&nbsp;<strong>yerli malı</strong>&nbsp;<strong>Amerikancılarımız&nbsp;</strong>bu gelişmeyle ilgilenmediler.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/960312/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/yerli-mali-amerikancilarin-brics-panigi-1727374922245.jpeg&amp;mw=500" title="yerli-mali-amerikancilarin-brics-panigi-1727374922245.jpeg" /><br />
<br />
Çünkü&nbsp;<strong>Erdoğan</strong><strong>&nbsp;</strong>önümüzdeki ay da<strong>&nbsp;</strong>Kazan'daki&nbsp;<strong>BRICS</strong><strong>&nbsp;</strong>Zirvesi'ne katılmak<strong>&nbsp;</strong>üzere Rusya'ya gidecek.<br />
Ziyaretle ilgili de iki başlık öne çıkıyor:<br />
1- Türkiye'nin BRICS üyeliği.<br />
2- Erdoğan ile Esad'ın zirvede görüşme olasılığı.<br />
Ve Kemalist'inden İslamcı geçinenine kadar ne kadar&nbsp;<strong>okyanus ötesi unsur</strong>&nbsp;varsa ağız birliği etmişçesine Erdoğan'ın bir ay sonraki Rusya temaslarını mahkûm etmekle meşguller.<br />
Esad bile&nbsp;<strong>Türk askeri Suriye'nin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kuzeyindeyken&nbsp;</strong>meselesini müzakerelerin<strong>&nbsp;</strong>sonuna ötelediğini açıklamışken,<strong>&nbsp;</strong>"Afrin'den, El Bab'dan çıkmadan olmaz"<strong>&nbsp;</strong>diye söyleniyorlar.<br />
Türkiye'nin&nbsp;<strong>BRICS üyeliği&nbsp;</strong>konusunda NATO'dan ve AB'den bile gelmeyen sertlikte uyarılar yapıp "Eksenimiz kayıyor" diye ağlaşıyorlar.<br />
<strong>Maskeleri defalarca düşen&nbsp;</strong>bu koalisyonun kime hizmet ettiğinin anlaşılması için daha ne yaşanması gerekiyor?</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>GARİPOĞLU'NUN DNA<strong>&nbsp;</strong>TESTİ İKNA EDECEK Mİ?</strong><br />
15 yıl önce vahşi bir cinayete kurban giden&nbsp;<strong>Münevver Karabulut'</strong>un katili&nbsp;<strong>Cem Garipoğlu&nbsp;</strong>ile ilgili iddiaların ardı arkası kesilmedi. Hâliyle, cezaevinde intihar ettiği açıklanan Garipoğlu'nun&nbsp;<strong>ölmediğine,</strong>&nbsp;<strong>yurtdışına kaçırıldığına&nbsp;</strong>dair senaryo kamuoyu tarafından satın alındı.<br />
Münevver Karabulut'un babası&nbsp;<strong>Süreyya Karabulut'</strong>un istemiyle&nbsp;<strong>"Öldü</strong>&nbsp;<strong>mü, öldü süsüyle kaçırıldı mı?"&nbsp;</strong>tartışmalarına son vermek için&nbsp;<strong>"fethi kabir"</strong>&nbsp;işlemi için başvuruda bulunduklarını hatırlatan ailenin avukatı&nbsp;Rezan Epözdemir&nbsp;dün taleplerinin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edildiğini duyurdu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/yerli-mali-amerikancilarin-brics-panigi-1727374919815.jpeg" title="yerli-mali-amerikancilarin-brics-panigi-1727374919815.jpeg" /><br />
<br />
Buna göre&nbsp;Cem Garipoğlu'nun mezarı açılarak DNA örnekleri alınacak ve karşılaştırma yapılarak defnedilen bedenin ona ait olup olmadığı araştırılacak.<br />
"Ne güzel, soru işaretleri cevap bulacak" diye düşünüyor olabilirsiniz. İddiaya var mısınız?<br />
Göreceksiniz, mezardaki cesedin Garipoğlu'na ait olduğu bilimsel olarak kanıtlansa bile&nbsp;<strong>kimse ikna olamayacak</strong>.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>X'TEN ŞEFFAFLIK<strong>&nbsp;</strong>RAPORU</strong><br />
Twitter'ı alıp adını X yapan&nbsp;<strong>Elon</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Musk&nbsp;</strong>bir ilkin altına imza atıp<strong>&nbsp;</strong>şeffaflık raporu yayınladı.<br />
Buna göre platformdaki hesapları askıya alma işlemlerinin eski döneme göre&nbsp;<strong>3 kattan fazla arttığı</strong>&nbsp;gözlemlendi. 2022'nin ilk 6 ayında 1.6 milyon hesap askıya alınmış, 2024'ün aynı döneminde ise bu rakam 5.3 milyona çıkmıştı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/ccf48e/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/yerli-mali-amerikancilarin-brics-panigi-1727374921506.jpeg&amp;mw=394" title="yerli-mali-amerikancilarin-brics-panigi-1727374921506.jpeg" /><br />
<br />
Raporda, ocak-haziran döneminde&nbsp;<strong>"kuralları ihlal ettiği"</strong>&nbsp;gerekçesiyle 10.6 milyondan fazla gönderinin kaldırıldığı bilgisi paylaşıldı.<br />
Eğer Musk ifade özgürlüğü konusunda söylediği kadar hassassa pandemi döneminde Twitter'ın fişlediği, görüntülemelerini sınırlandırdığı hesaplarla ilgili de bir inceleme başlatmalı.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ATOM SERUM UYARISI</strong><br />
Geçtiğimiz gün&nbsp;<strong>evde serum&nbsp;</strong>modasından bahsetmiştim.<br />
Dün Sağlık Bakanlığı, sağlıklı ve enerjik olmanın yeni bir yolu olarak sunulan bu serumlarla ilgili uyarıda bulundu. Atom serumların yalnızca hekim tarafından gerekli görüldüğü durumlarda ve tıbbi bir gerekçe doğrultusunda uygulanması gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/7802ab/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/yerli-mali-amerikancilarin-brics-panigi-1727374923459.jpeg&amp;mw=485" title="yerli-mali-amerikancilarin-brics-panigi-1727374923459.jpeg" /><br />
<br />
Bakanlık, sosyal medyada mucizevi etkileriyle tanıtılan ve "gençlik iksiri" olarak adlandırılan atom serumların,&nbsp;<strong>hiçbir</strong>&nbsp;<strong>bilimsel temeli olmadığını ve ciddi</strong>&nbsp;<strong>sağlık sorunlarına hatta ölüme yol</strong>&nbsp;<strong>açabileceğini&nbsp;</strong>söylüyor.<br />
Sağlıklı olacağız diye hayatınızı tehlikeye atmayın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Sep 2024 12:47:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/melih-altinok-1610362765.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Putin’in Türkiye mesajı</title>
                <category>Mahmut Övür</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/putinin-turkiye-mesaji-12325</link>
                <author>hygjh@hotmail.com (Mahmut Övür)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/putinin-turkiye-mesaji-12325</guid>
                <description><![CDATA[Putin’in Türkiye mesajı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Meclis Başkanı&nbsp;<strong>Numan</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Kurtulmuş&nbsp;</strong>ve parlamento<strong>&nbsp;</strong>heyetiyle birlikte&nbsp;Moskova&nbsp;gezisindeyiz.<strong>&nbsp;</strong>Yoğun geçen gezinin merakla<strong>&nbsp;</strong>beklenen son görüşmesi&nbsp;Rusya&nbsp;Devlet<strong>&nbsp;</strong>Başkanı&nbsp;<strong>Putin</strong>'leydi. Gezinin belki de en<strong>&nbsp;</strong>ilginç noktalarından biri bu görüşmeydi.<strong>&nbsp;</strong>Görüşme aynı zamanda uzun süredir<strong>&nbsp;</strong>beklenen&nbsp;<strong>Başkan Erdoğan-Putin</strong><strong>&nbsp;</strong>görüşmesinin hem bir ön hazırlığı hem<strong>&nbsp;</strong>de Rusya'daki siyasi iradenin&nbsp;Türkiye'ye<strong>&nbsp;</strong>verdiği önemin göstergesiydi.<br />
Görüşmenin nasıl geçtiğini, Petersburg uçağında gazetecilerle bir araya gelen Meclis Başkanı&nbsp;<strong>Numan</strong>&nbsp;<strong>Kurtulmuş</strong>'a sorduk:<br />
<br />
<strong>SAVAŞTA TÜRKİYE'NİN ROLÜ</strong><br />
"Sayın Putin, Türkiye'yle ilişkilere büyük bir önem veriyor. Cumhurbaşkanımız ile çok yakın dostluğu, samimiyeti var. Savaşın bitirilmesi konusunda Türkiye'nin arabuluculuğuna da önem veriyor. Bölgesel ve küresel konuları görüştük.&nbsp;Filistin&nbsp;sorununda neredeyse bire bir örtüşen çok verimli bir görüşme oldu. Önem verdiğimiz konuları çok açık ifade ettim, o da açık yüreklilikle düşüncelerini söyledi. Devlet Başkanı Sayın Putin'in Türkiye'ye büyük önem verdiğini bir kere daha teyit etmiş olduk."<br />
<br />
<strong>İKİ MERKEZDE AYNI ANDA OLMAK</strong><br />
"Bu planlanmış bir şey değildi ama sonuçta bir mesaj ortaya çıktı. Yani denk geldi. Türkiye dünyanın her ülkesiyle, bölgesiyle konuşabilen, ilkeli dış politika tutumları çerçevesinde ilişki kurabilen, tüm sorunları açıklıkla konuşabilen bir ülke. Bunun somut göstergelerinden birisi de bu oldu."<br />
<br />
<strong>DOĞU VE BATI'YA ORTAK MESAJ</strong><br />
Kurtulmuş, Başkan Erdoğan'ın BM konuşmasına atıf yaparak şöyle diyordu:<br />
"Sayın Cumhurbaşkanımız&nbsp;Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 'İsrail'in saldırganlığı durdurulmalıdır' derken biz de burada aynı şeyleri söylemiş olduk. Yani şunu yapmıyoruz Türkiye olarak: 'Amerika'da başka bir şey, Rusya'da başka bir şey konuşmuyoruz.' Dünyanın neresinde ne konuşuyorsak, Türkiye'nin tezlerini makul, anlaşılabilir bir şekilde muhataplarımıza anlatmaya gayret ediyoruz."<br />
<br />
<strong>RUSLARIN MERAK ETTİĞİ KONU</strong><br />
Meclis Başkanı&nbsp;<strong>Kurtulmuş</strong>, Moskova gezisinin önemli bir ayağında&nbsp;Rusya Dışişleri Bakanlığı Diploması Akademisi'ni de ziyaret etti. Bu akademi önemliydi; çünkü Rusya'daki siyasi aktörlerin önemli bir bölümü bugünkü Dışişleri Bakanı&nbsp;Lavrov&nbsp;gibi burada yetişmişti. Hatta dünyanın önemli liderlerinin de ziyaret ettiği bir merkezdi. Kurtulmuş, burada öğrencilere hitap etti ve öğrenciler ile öğretim üyelerinin Türkiye'ye ve bölgesel gelişmelere ilişkin sorularını da cevapladı.<br />
Öğrenciler daha çok bölgesel savaşlara, Filistin'deki İsrail vahşetine Türkiye'nin bakışını merak ederken, öğretim üyeleri daha çok Türkiye'nin Batı'yla ilişkilerini merak ediyordu. Bu açıdan da en dikkat çekici soru NATO üyeliğiyle ilgiliydi. Bir öğretim üyesi de açık açık sordu: "Türkiye, NATO'dan çıkacak mı?"<br />
Meclis Başkanı Kurtulmuş da aynı oranda açık açık bir cevap verdi:<br />
<strong>"Bundan sonra dünyanın her bölgesinde</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>çok taraflı ilişkilerin geliştiği</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bir döneme giriyoruz. Türkiye</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>uzun yıllardır Batı ile yakın ilişkisi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>olan bir ülkedir. Türkiye, NATO</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>üyesidir. Türkiye uzun yıllardır</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Avrupa Birliği üyeliği sürecindedir.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Çeşitli çifte standartlarla Batı ülkeleri</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>tarafından karşı karşıya kalmıştır.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Türkiye, yüzü ve ilişkileri</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Batı'ya dönük olmakla birlikte niteliği</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>itibarıyla Doğulu bir millettir.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Türkiye Doğu'ya da asla kapılarını</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kapatmamış, asla sırtını dönmemiştir.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Bundan sonra da dönmeyecektir.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Dolayısıyla bu çok taraflı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ilişkileri, kendi milli doğamız gereği</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bundan sonraki süreçte de sürdüreceğiz.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Dünyanın farklı bölgelerindeki</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>güç merkezleriyle ilişkilerimizi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sürdüreceğiz."</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Sep 2024 12:47:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/mahmut-ovur-1607068920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni bir otomobil yatırımı daha mı geliyor?</title>
                <category>Dilek Güngör</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/yeni-bir-otomobil-yatirimi-daha-mi-geliyor-12324</link>
                <author>dgfhhf@hotmail.com (Dilek Güngör)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/yeni-bir-otomobil-yatirimi-daha-mi-geliyor-12324</guid>
                <description><![CDATA[Yeni bir otomobil yatırımı daha mı geliyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde otomotivde yatırım konusu, gündemi işgal ediyor.&nbsp;<strong>Biliyorsunuz,</strong>&nbsp;<strong>Çinli elektrikli otomobil üreticisi BYD</strong>&nbsp;ilk anlaşmayı imzaladı. 1 milyar dolar yatırımla&nbsp;Manisa'da 150 bin araç kapasiteli yeni bir üretim tesisi kuracağını duyurmuştu. BYD'nin ardından&nbsp;<strong>Chery ve MG</strong>'nin de Türkiye'ye yatırım planladığı haberleri geldi.<br />
New York'taki temasları sırasında&nbsp;<strong>Sanayi ve</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır&nbsp;</strong>ile<strong>&nbsp;</strong>ayaküstü sohbet etme fırsatı buldum.&nbsp;<strong>Bakan'ın</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>söyleminden anladığım kadarıyla Chery</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ile görüşmelerde ileri aşamadayız.&nbsp;</strong>Bu<strong>&nbsp;</strong>kez durum,&nbsp;<strong>Chery</strong>'nin Türkiye'ye ilk kez girdiği<strong>&nbsp;</strong>2008 yılından farklı... Fabrikanın kurulacağı<strong>&nbsp;</strong>yer dahi konuşulmuş. Henüz net karar verilmese<strong>&nbsp;</strong>de&nbsp;Samsun&nbsp;ve Manisa'nın öne çıktığı biliniyor.<strong>&nbsp;</strong><strong>Chery, Türkiye'de olası bir fabrikayla hem</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Avrupa hem Ortadoğu'yu besleyecek bir</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>merkez planlıyor.&nbsp;</strong>Chery'in içten yanmalı araçlar<strong>&nbsp;</strong>için imtiyaz talebinde bulunduğu, Türkiye'nin<strong>&nbsp;</strong>ise hibrit, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve<strong>&nbsp;</strong>yeşil yatırımlar konusunda teşvikler vermek istediği<strong>&nbsp;</strong>söyleniyor.<br />
Peki Çinli otomobil firmalarının yatırımı Avrupalıları da tetikler mi?&nbsp;Birleşmiş Milletler&nbsp;toplantıları ve Türk-Amerikan İş Konseyi'nin temaslarını izlemek için gittiğim New York'ta uluslararası firmalara danışmanlık yapan bir arkadaşımla sohbet etme fırsatım da oldu. O da Türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını bizzat takip ediyor. Öğrendiğim kadarıyla,&nbsp;<strong>Ocak 2021'de</strong>&nbsp;<strong>Fransız Groupe PSA ile İtalyan-Amerikan</strong>&nbsp;<strong>Fiat Chrysler Automobiles şirketlerinin</strong>&nbsp;<strong>birleşmesiyle kurulan Stellantis grubu da</strong>&nbsp;<strong>Türkiye'de bir yedek parça tesisi kurma</strong><strong>yı</strong>&nbsp;<strong>planlıyor.&nbsp;</strong>Otomotiv fabrikalarının bulunduğu ekosisteme yakın bir çevrede olacağı söyleniyor.<br />
Hatırlarsınız geçmişte Avrupalı birçok firmanın Türkiye'ye yatırım yapacağı söylendi.&nbsp;<strong>Volkswagen bunların başındaydı.&nbsp;</strong>Bir ara&nbsp;<strong>Peugeot-Citroen</strong>'in Türkiye'de B sınıf sedan bir model yatırımı yapacağı konuşuldu. Sonra B<strong>MW'ye taşeron üretim yapan Magna</strong>&nbsp;<strong>Stery'in yatırım yapacağı duyuruldu.&nbsp;</strong>Fakat bu kez durum biraz daha farklı... Bir markanın tesisi değil... Yedek parça üretim üssü...<br />
Olabilir mi? Neden olmasın.&nbsp;<strong>Baksanıza,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ekonomide yaşanan daralma ve yüksek</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kredi faizlerine rağmen pandemide ertelenen</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>talebin de etkisiyle otomotiv pazarı hız</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kesmiyor.&nbsp;</strong>Otomobil ve hafif ticari araç pazarında<strong>&nbsp;</strong>eylül ayında satışların 90 bin, yılsonunda ise pazarın<strong>&nbsp;</strong>1 milyon adetin üzerine çıkacağı öngörülüyor.<strong>&nbsp;</strong>Malum, 2023'te de 1 milyon barajı aşılmıştı.<br />
Velhasıl demem o ki,&nbsp;<strong>Türkiye'de otomotive</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>talep devam ettikçe yeni marka yatırımlarının</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>da yedek parça üretim tesislerinin de</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>gelmemesi mümkün değil...</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Sep 2024 12:47:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/02/dilek-gungor-1612770059.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gelecek, nasıl gelecek?</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/gelecek-nasil-gelecek-12323</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/gelecek-nasil-gelecek-12323</guid>
                <description><![CDATA[Gelecek, nasıl gelecek?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kabul edin ki, haberiniz olmadı...<br />
On milyonda bir rastlanan hastalıkları bile manşete çıkaran global medya, bu haberi iki üç satırla verip geçti.<br />
Oysa daha sonra yeri geldiğinde kamuoylarına "Biz bu paktın şartlarını eylül ayında imzalamıştık" denilecek...<br />
Ne paktı peki bu?<br />
<strong>Birleşmiş Milletler Gelecek</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Paktı...</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Hani size burada bir yıl önce sözünü etmiştim; "Eylül 2024'te dünyanın geleceğini global sıkıyönetime bağlayacak çok önemli bir zirve yapılacak" diye...<br />
<strong>BM Genel Kurulu'ndan</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>hemen önce&nbsp;</strong>o zirve yapıldı ve<strong>&nbsp;</strong>Türkiye&nbsp;dâhil 143 ülkenin oyuyla<strong>&nbsp;</strong><strong>Gelecek Paktı kabul edildi.</strong><br />
Brezilya,&nbsp;Güney Afrika&nbsp;gibi ülkelerin en azından çekimser kalacağı düşünülüyordu, olmadı; endişelerini belirtip tartışmayı kapattılar.<br />
Lakin&nbsp;<strong>diplomatik yakınlıklara</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>aşırı önem veririz de sistemin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>devletlere vurduğu kelepçeleri</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>hep unuturuz.</strong><br />
Oy vermeyenler&nbsp;Rusya,&nbsp;İran&nbsp;gibi ülkelerdi.<br />
Çin çekimser kaldı.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Bu bilgileri niye size aktardım?<br />
Şundan...<br />
İsrail'e zerre sözünü geçiremeyen...<br />
Ukrayna savaşını Batılı hegemonların hesaplarına terk eden&nbsp;BM...<br />
İstiyor ki...<br />
<strong>"İklim, orman yangınları ve</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>salgın gibi global şoklara karşı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>acil ve güçlü müdahale gücü"</strong><strong>&nbsp;</strong>oluşturulsun...<br />
İstiyor ki...<br />
Herhangi bir devletin iç yargı sürecine bağlı olan&nbsp;<strong>"dijital teknoloji"&nbsp;</strong>ve&nbsp;<strong>"bireysel haklar"&nbsp;</strong>hakkında global yasa ve müeyyide oluşturulabilsin...<br />
<strong>Rusya</strong>, bu teklifleri&nbsp;<strong>"ulusal yetki</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>alanlarına saldırı"&nbsp;</strong>olarak değerlendirdi.<br />
Doğruyu söyleyin, haksız mı?</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Bizler&nbsp;BM Genel Kurulu'na odaklanırken&nbsp;<strong>dünya bu zokayı şimdilik</strong>&nbsp;<strong>yutmuş görünüyor...</strong><br />
Ancak şu notu düşelim...<br />
Çin ve Rusya'nın&nbsp;Güvenlik Konseyi&nbsp;üyesi olmasının BM'nin&nbsp;<strong>"küreselci"</strong>&nbsp;projelerinde hiçbir engelleyici etki üretmediğini bir kez daha gördük.<br />
<strong>Global finans sistemi ve</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>küreselci oligarşi&nbsp;</strong>bu iki ülkeden<strong>&nbsp;</strong>daha güçlü. NOKTA!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>NOT DEFTERİ</strong><br />
Ağlamak istiyordum, fakat yüzümdeki makyaj engel oluyordu. Çatlaklarına karşın güzel olmuştu; gözyaşları berbat edebilirdi onu. Gerekirse işim bittikten sonra ağlayabilirdim. (<strong>HEINRICH BÖLL&nbsp;</strong>/ Palyaço)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Sep 2024 12:46:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Süte su katınca bozulduk</title>
                <category>Nihat Hatipoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/sute-su-katinca-bozulduk-12322</link>
                <author>nfjkldfd@hotmail.com (Nihat Hatipoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/sute-su-katinca-bozulduk-12322</guid>
                <description><![CDATA[Süte su katınca bozulduk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Ömer, süte su katmayı yasaklıyor. Zira bu alışveriş fıtratı bozar. Süt masumiyeti temsil eder. Çocuğu doyuran da süt değil mi neticede? Onun için hem yasaklar hem de yasağın ardında durur. Hatta gece yarısı bir anne ile kızı arasındaki süte su katma diyaloğuna şahit olur. Annenin, kızına "Şu süte biraz su karıştır" demesi üzerine kız, annesine "Müminlerin emiri süte su karıştırmayı yasakladı" diye cevap verir. Annesi, "O şimdi nereden duyacak?" deyince "Görünüşte ona itaat edip arkasından ona isyan mı edelim? Ömer'in kendisi görmese, onun Rabbi görüyor" der.<br />
Bu kızın şuuru, masumiyeti Hz. Ömer'in hoşuna gider ve sonuçta kızı, oğluna gelin olarak alır. Ve bu aileden&nbsp;Emevilerin&nbsp;adil halifesi Ömer b. Abdulaziz doğar.<br />
Ne zaman ki en masumumuz olan süt erbabı -ki tüccarların en hassas olanıdır- süte su karıştırdı fıtratımız bozuldu. Haram kazancı normal görmeye başladık. Genlerimize haram kazancın tadı oturdu. O zaman Hz. Ömer gibi bir insanın görünürde en basit olaya neden müdahale ettiğini daha iyi anladık.<br />
<br />
<strong>İNEK KOVAYI DEVİRDİ</strong><br />
Yıllar önce bir sütçüden süt alıyorduk. Hani şu mahalleleri dolaşan ve sütünü arabada taşıyan sütçülerden biri. Sütü doldururken sohbete kaptırdık kendimizi. Bir an boş bulundum ve sütçüye sordum. "Arkadaş" dedim, "Senden süt alıyoruz. Kaymağı da iyi oluyor yoğurt için mayalandığında. Sen bir bana de bakalım, süte su katıyor musun? Veya seninle aynı işi yapanlar, süte su katıyor mu?"<br />
Adam çok samimi bir şekilde şöyle dedi: "Haramdır bu! Başkaları ne yapıyor bilmiyorum ama kendimle alakalı ilginç bir tecrübeyi anlatayım. Süte su katmazdım. Haram olduğunu biliyordum. Büyüklerim de beni bu konuda uyarmışlardı. Fakat bir gün şeytan bu, nefsime girdi. Süt sağarken -ki elle sağıyorlardı o günlerdeiçimden 'Süte biraz su katayım. Bugün sütüm az. Biraz çoğalsın. Neticede koca kapta bir litre su çok da fazla sayılmaz" diye geçirdim. Bu arada sütü sağmaya devam ediyordum. Birdenbire sütünü sağdığım inek ayağıyla kovayı silkeledi ve döktü. Kovadaki sütün çoğu toprağa döküldü. Bu çok olmasa da arada bir olabilecek bir olaydı. Süte su katmadım, böyle devam ettim. İçimde süte su katma arzusu da yoktu zaten. Ama yine bir gün içimden böyle bir arzu geçti. Çok ilginçtir sütünü sağdığım esnada inek yine kovayı silkeleyerek sütün çoğunu döktü yere. Sanki bir kişi bana seslenip 'Kendini bozma. Bak hayvan bile sütüme haram katma diyor. Ders al, ibret al' dedi.<br />
Hocam zaten süte su katmıyordum. O günden sonra içimden dahi geçirmedim. Harama bulaşmadım. Zira bu masum hayvan bile demek ki hissetmiş ve kabul etmedi. Benim gibi aklı başında bir insana bu yakışmaz dedim. Hiç süte su katmadım."<br />
<br />
<strong>BİZ HER ŞEYE SU KATTIK</strong><br />
Masum, günahsız ve sorumluluğu olmayan bir hayvan belki sevkitabii (içgüdüsel iradeyle) Allah'ın verdiği bir hâl ile insanın iç durumunu anlayabiliyor ve kendi lisanı haliyle (davranışıyla) diyor ki: "Sakın benim sütümü kullanıp insanları kandırma. Bak ben sana halis ve temiz süt veriyorum. Sen onu nefsinin haram kazanma arzusuna kurban etme. Beni kullanıp Allah'ın kullarını kandırma."<br />
Biz hakikaten ne zaman ki süte su karıştırma hilesine başvurduk, işte o zaman fıtratı bozduk. İbadete de, merhamete de, affa da, helal rızka da su kattık. Kısacası kendimizi bozduk. Kul hakkı yedik. Adaletten ayrıldık. Egomuzu yükselttik. Bencilleştik. Benmerkezci bir ruh hâline dönüştük. Saldırganlaştık. Zulmettik, normal gördük. Haramı da kendimize helal saydık. Kısacası ne zaman ki süte su kattık, işte o gün bozulduk. Şimdi anladık mı, Halife Ömer'in neden süte su katmayı bir kanunla haram ilan ettiğini.<br />
<br />
<br />
<strong>CAMİYE NEDEN GİRMİYORSUN?</strong><br />
Adam hep caminin dışında namaz kılıyordu. Avluda. İçeri hiç girmiyordu. Cemaatin dikkatini çekti. Bir gün dediler ki: "Caminin içinde namaz kılsan daha iyi değil mi?" Şöyle dedi mahcup bir edayla: "O'na (Allah'a) isyan etmiş biri olarak O'nun evine girmekten utanıyorum. Onun için camiye giremiyorum."<br />
<br />
<strong>EŞİNE YÜZÜNÜ EKŞİTME</strong><br />
HZ. Peygamber&nbsp;şöyle<strong>&nbsp;</strong>buyurdu: "Kendi yediğinden<strong>&nbsp;</strong>hanımına da<strong>&nbsp;</strong>yedir. Sakın ihmal etme.<strong>&nbsp;</strong>Kendi giydiğinden hanımına<strong>&nbsp;</strong>da giydir. Ona da<strong>&nbsp;</strong>seveceği güzel bir elbise<strong>&nbsp;</strong>giydir. Sakın yüzünü<strong>&nbsp;</strong>hanımına ekşitme.<strong>&nbsp;</strong>Hanımına kaşını çatma.<strong>&nbsp;</strong>Ve sakın onu dövme."<br />
<br />
<strong>KADIN, KOCASINA ZEKAT VEREBİLİR Mİ?</strong><br />
Kadının çalışarak kazandığı veya miras yoluyla edindiği sermayesi şahsına aittir. Dokunulmazdır. Kocasının bu paraya müdahale hakkı yoktur. Bazı fıkıhçılar, zengin olan kadının fakir olan kocasına zekât verebileceğini söylerler.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Namazları, diğer namaz vakitlerine</strong>&nbsp;<strong>2-3 dakika kala kılabilir miyiz?</strong><br />
Namaz vakitleri güneşin hareketine göre belirlenmiştir. Ancak elimizdeki takvimler, bize bu konuda hayli pratik değerler vermektedir. Orada belirtilen vakitlerin sonuna kadar namazlarınızı kılabilirsiniz. Mesela, ikindi için 16.30 denmişse 16.30'a bir dakika bile kalsa öğle namazı kılınabilir. Ancak namazları bu kadar geciktirmek doğru değildir.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Peygamberimiz secdede dua edermiş.</strong>&nbsp;<strong>Bu konuda beni bilgilendirebilir</strong>&nbsp;<strong>misiniz?</strong><br />
Peygamberimiz secdedeyken (tespihatın dışında) bazı dualar da yapmıştır. O'nun yaptığı dualardan birini şöyle örnek verebiliriz: "Allah'ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınırım. Senin zatın ve şerefin çok yücedir. Seni hakkıyla övmekten çok acizim. Sen; seni övdüğün gibisin." (Tergib ve terhib, Münziri, 3, 460)<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Her sihrin gerçekliği var mıdır?</strong><br />
Sihrin haram kılındığını biliyoruz. Sihrin haram kılınması, onun yapılabilir olmasını ortadan kaldırmıyor. Sihirle genellikle şer olan mahlukatın insanlar üzerinde yoğunlaştırılması hedef alınır. Gerçek sihir budur. Ama sihrin hile, göz boyama, el çabukluğu ve hipnoz olarak nitelendirilecek (Taha, 65, 69; Bakara, 102) çeşitleri de vardır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Sep 2024 12:46:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/nihat-hatipoglu-1618905437.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘Uğur Dündar babama tanıklık etmek için mahkemeye dilekçe verdi’</title>
                <category>Tuba Kalçık</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ugur-dundar-babama-taniklik-etmek-icin-mahkemeye-dilekce-verdi-12321</link>
                <author>gudfhdkf@hotmail.com (Tuba Kalçık)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ugur-dundar-babama-taniklik-etmek-icin-mahkemeye-dilekce-verdi-12321</guid>
                <description><![CDATA[‘Uğur Dündar babama tanıklık etmek için mahkemeye dilekçe verdi’]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Biliyorsunuz,&nbsp;Duygu Nebioğlu'nun babası&nbsp;Metin Akpınar&nbsp;ile hukuk mücadelesi devam ediyor. 17 Ekim'de, Akpınar'a açtığı maddi ve manevi tazminat davasının duruşması var. Ben de bu süreci konuşmak üzere Nebioğlu'nu aradım...<br />
"Akpınar'a basın açıklamasında tek gecelik ilişkimdi, çocuklarım olduğunu bilmiyorum dediği için bu davayı açtım" diyen Nebioğlu sözlerine şöyle devam etti:<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/ugur-dundar-babama-taniklik-etmek-icin-mahkemeye-dilekce-verdi-1727365120921.jpeg" title="ugur-dundar-babama-taniklik-etmek-icin-mahkemeye-dilekce-verdi-1727365120921.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>'BOZACININ ŞAHİDİ ŞIRACI'</strong><br />
"Yıllarca babam tarafından manipülasyona uğradım, kandırıldım, mobbinge maruz kaldım. İlk günden beri babam bizim varlığımızdan haberdardı. Yetiştirme yurduna verilme sürecimizi bile babamın organize ettiğini düşünüyorum. Babam o dönem bazı şeyleri örtbas etmiş olabilir ama gerçekler ortaya çıktı. Bundan sonra da örtemez hiçbir şeyi. Bu da yetmezmiş gibi bizi tüm ülke önünde yaptığı basın açıklamasıyla küçük düşürmeye çalıştı. Babam sürekli farklı senaryolar üreterek, olayları kurgulayarak manipüle etmeye çalıştı. Hâlâ da devam ediyor bunlara. Bu yaptıkları onun yanına kâr kalsın istemiyorum. Bundan dolayı da babama 10 milyon TL'lik dava açtım. Davada annemle uzun zaman birliktelik yaşadığı ve bizden haberi olduğuna dair çok sağlam şahitlerim var. Bana sosyal medya üzerinden çok önemli bilgiler de geliyor. O döneme dair çok önemli bilgiler topladım. Size şimdi çok şaşıracağınız bir bilgi vermek isterim.&nbsp;Uğur Dündar&nbsp;da mahkemeye dilekçe vermiş, Metin Akpınar'ın lehine tanıklık etmek için. Uğur Dündar annemi hayatında hiç görmediğini, tanımadığı söylüyor ama aynı zamanda babamla davamıza dilekçe vererek tanık olmak istiyor. Tam bozacının şahidi şıracı durumu var.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/2dc42b/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/26/ugur-dundar-babama-taniklik-etmek-icin-mahkemeye-dilekce-verdi-1727365714710.jpeg&amp;mw=550" title="ugur-dundar-babama-taniklik-etmek-icin-mahkemeye-dilekce-verdi-1727365714710.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Babam tüm ülkeye yalan söyledi, bizimle ilgili. Buna tanıklık edecek kişilerden biri de Uğur Dündar."<br />
Duygu Nebioğlu'na "Sizce neden Uğur Dündar davada tanıklık etmek istedi?" diye sorduğumda ise şunları söyledi: "Ben de ismini duyunca şoke oldum. Uğur Dündar'ın ablamla devam eden davası başka bir konu, benim babamla davam ayrı. Dündar'ın mutlaka kafasında bir planı vardır. Yoksa neden davaya tanıklık etmek istesin. Zaten babamla nasıl bir ilişkisi var anlamış değilim. Babama ben zamanında&nbsp;Dilara Abla'mın Uğur Dündar'ın kızı olduğunu' söylemiştim. Babam zaten o günden sonra Dündar ile bir araya gelmedi diye hatırlıyorum. Uğur Dündar dava basına yansıyınca ablamı aramıştı. O zaman ablama 'Duygu benimle çok uğraşıyor. Söyle Duygu'ya benimle uğraşmasın, Metin'le uğraşsın' demiş. Uğur Dündar ile ben uğraşmıyorum, o benimle uğraşıyor. Benim davamla Dündar'ın ne alakası var. Dündar aklınca benden intikam almak istiyor. Duruşmaya tanıklık etmeye gidince basındaki arkadaşlar sorsun lütfen neden tanıklık ediyorsunuz diye. Dilara ablamın Uğur Dündar'ın kızı olduğunu düşünüyorum. Ablamın Dündar ile 16 Ekim'de davası var. Ben bu süreçte yeniden babalık testi yapılacağını düşünüyorum. Uğur Dündar ile annemin ilişkisi olduğuna dair bana hâlâ sosyal medyadan bilgiler geliyor."<br />
<br />
<strong>'BABAM BANA MOBBİNG YAPTI'</strong><br />
"Babanla görüşüyor musun?" diye sorduğumda ise Nebioğlu şunları söyledi:<br />
"Hayır, babamla görüşmüyoruz. Babamın benimle ilgili ne düşündüğünü mahkemeye verdiği dilekçelerle anlıyorum. Babamın sistematik şekilde uyguladığı mobbingi affetmiyorum, beni çok yıprattı bu süreç. Çok zor zamanlardan geçtim onun yüzünden. Ben bu davamı da kazanacağımı düşünüyorum. Babamın hukuk önünde bana yaşattıklarının bedelini ödeyeceğine inanıyorum.'</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Sep 2024 12:45:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/tuba-kalcik-1610353207.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UTANIYORUM</title>
                <category>Metin Çınar</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/utaniyorum-12320</link>
                <author>cinarmetin06@hotmail.com (Metin Çınar)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/utaniyorum-12320</guid>
                <description><![CDATA[UTANIYORUM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çünkü,&nbsp;insanım. Utanıyorum çünkü utanmayanlarla yaşıyor, onlar tarafından yönetiliyor, yalan söylemeyi esas sermaye yapmışlar tarafından bilgilendiriliyoruz. &nbsp;Utanıyorum&nbsp;çünkü,&nbsp;“güzel ahlaklı insan olmaya çalışıyorum. Utanıyorum&nbsp;çünkü,&nbsp;çocukların öldürüldüğü bir zaman diliminde yaşıyorum”&nbsp;</p>

<p>SİZLER DE UTANMALISINIZ!&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>8&nbsp;Yaşındaki Narin yavrumuzun&nbsp;başına gelen felaketin acısı hepimizin yüreğini acıttı. Bu olayı birkaç gün daha konuşur, tozlu raflara kaldırırız. Bu ülkede bu gibi nice olaylar yaşandı ve göründüğü kadarıyla da daha niceleri yaşanacak gibi. Narin Yavrumuzun olayını&nbsp;bir elin parmaklarını geçmeyen sayıda objektif kalabilmiş medya ve son zamanların en yararlı icadı sosyal medya sayesinde öğrenebildik.&nbsp;(2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye, 180 ülke içerisinde 158'inci sırada)&nbsp;Yandaşlara kalsaydık bugün Narinimizin kısa hayatına son veriliş&nbsp;hikayesi&nbsp;bile insanlığa ders olabilmelidir. Ne diyor cani “Narin’i dere yatağına açtığım çukura koyup, üstüne taş doldurduktan sonra eve gidip namazımı kıldım ve aramalara katıldım.”&nbsp;(Kişinin namazına, orucuna bakmayın; konuştuğunda, doğru konuşup konuşmadığına, kendisine emniyet edildiğinde, güvenilirliğini ortaya koyup koymadığına; dünya kendisine güldüğünde, takvayı elden bırakıp bırakmadığına (menfaat anındaki tavrına) bakıp öyle değerlendirin-Hz. Ömer)</p>

<p>EVET MÜSLÜMANIZ!</p>

<p>Her ağzımızı açtığımızda “ülkenin yüzde doksan dokuzu Müslüman” diyoruz ya! Bu söylemin din istismarcılığının çıkarcılığa dönüştürüleceğinin bir ön söylemi olduğunu düşünüyorum. Siyasette, ticarette olduğu gibi her alanda rahatça istismar edilerek kullanılabilinmektedir.&nbsp;Ortada&nbsp;Nass&nbsp;( Allah’ın Kanunları, Kuran Ayetleri) varken sana bana ne oluyor? Diyen Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan&nbsp;o gün % 8,5 olan faizin sıfırlanması gerektiğini vurguluyordu. Bugün İktidarda Ak Parti var ve MB politika faizi maalesef ki %50. Ama hala Müslüman bir ülke olduğumuzu söyleyebiliyoruz.&nbsp;</p>

<p>Alışılagelmiş paket ağırlıklarında bir ölçü tutturulmuş ve bizler fark etmeden içindeki ölçüyle oynanmış (düşürülmüş-skimpflasyon) ambalajlı ihtiyaç maddeleriyle son yıllarda sıklıkla karşılaşmaktayız. Her zaman bir kilo diye aldığımız paketli&nbsp;tereyağlar&nbsp;800 grama, peynirler 700 grama, 10 adet yerine 7 adede, etken maddesi fark edilmeden daha düşük kalitede vs. hile sayabildiğimiz metotlara başvurulmaktadır. Bunları yapan maalesef “yüzde doksan dokuzu Müslüman diyebildiğimiz, yönetenlerinde bu değeri kullanarak oy devşirdiği” bir ülkeden bahsediyoruz.&nbsp;Bakın bu hususta&nbsp;Nassne diyor?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>DİNBAZLARA İTİBAR ETMEYİN!</p>

<p>Hüd&nbsp;Suresi 89. Ayet mealen;&nbsp;“Ey kavmim, ölçekleri tam&nbsp;doldurun. Ölçmede ve tartıda adaletli olun, sosyal adaleti, sosyal güvenliği temin edip, refah payını artırarak toplumdaki dengeyi sağlayın. İnsanların mallarını eksik teslim etmeyin, değerlerini düşürmeyin, bedellerini eksik ödemeyin, mallarını kötülemeyin, haksız rekabet yapmayın, aldatarak, hile yaparak, fırsat kollayarak, gasp ederek insanların haklarını zayi etmeyin, zayiine sebep olmayın. Yeryüzünde, ülkede kurulu nizamı bozmaya soyunarak, bozgunculara katılarak bozgunculuğu, kargaşayı, nankörlüğü, küfrü devam ettirmeyin. (A. Tekin)”&nbsp;(O&nbsp;my&nbsp;people!&nbsp;Give&nbsp;full&nbsp;measure&nbsp;andfull&nbsp;weight&nbsp;in&nbsp;justice,&nbsp;and&nbsp;wrong&nbsp;not&nbsp;people&nbsp;in&nbsp;respect&nbsp;of&nbsp;theirgoods.&nbsp;And&nbsp;do not&nbsp;evil&nbsp;in&nbsp;the&nbsp;earth,&nbsp;causing&nbsp;corruption).</p>

<p>Yönetenler eliyle halkın kaynağını bilinçli olarak ellerinden alarak halkını fakirleştiren, halkın parasını otoritenin çalması işine kısaca enflasyon diyoruz. Yine bunun yöneticilerinin ve yönetilenlerinin yüzde doksan dokuz’u Müslüman olan bir ülkede olmaması gerekir. Çünkü&nbsp;Nass&nbsp;hırsızlığı haram kılmış, yasaklamıştır.&nbsp;Arjantin, Suriye, Lübnan’dan sonra Türkiye dünyanın en yüksek enflasyon sıralamasında dördüncü büyük ülke konumundadır. Afrika ülkeleri bile bizden daha iyi durumdadırlar.&nbsp;</p>

<p>İslam dinine en uygun yaşayan ülkeler endeksinde&nbsp;Yeni Zelanda’nın birinci olduğu&nbsp;sıralamada Türkiye 100.&nbsp;sırada yer aldı.&nbsp;İslam’a en uygun yaşayan ilk 43&nbsp;ülke arasında ise Müslüman olan hiçbir devlet&nbsp;yok.</p>

<p>22 YILDA ÜLKENİN GETİRİLDİĞİ DURUM&nbsp;</p>

<p>Enflasyon:&nbsp;Ekonomide, fiyatlar genel düzeyinin sürekli olarak artmasıdır.&nbsp;Enflasyon, İngilizce&nbsp;Inflation&nbsp;kelimesinden türeyen bir kavram, şişirmek veya&nbsp;şişkinlik anlamlarına geliyor. (Hiperlikte&nbsp;Dünya sıralamasında 4.yüz)</p>

<p>Stagflasyon:&nbsp;Stagnation&nbsp;ve&nbsp;Inflation&nbsp;kelimelerinden türetilen bir kavram.&nbsp;Stagnation&nbsp;durgunluk, hareketsizlik anlamlarına geliyor.&nbsp;Stagflasyon&nbsp;kavramı ekonomide hem yüksek enflasyon, hem de ekonomik durgunluk dönemlerinde meydana gelen ekonomik durumu ifade etmek için kullanılıyor.&nbsp;(Ülke olarak bu dar koridora gireli çok oldu)</p>

<p>Skimpflasyon:&nbsp;İngilizcede eksik anlamına gelen&nbsp;skimpsözcüğüyle enflasyonun birleştirilmesinden doğan&nbsp;skimpflasyon; ürünün içeriğinin değiştirilmesi, kalitesinin düşürülmesi sonucu ortaya çıkan daha düşük değerdeki bir malın aynı fiyatla satılması olgusudur. Bu yolla fiyat değişmemiş ve enflasyona etki etmemiş gibi görünür oysa gerçekte fiyat artmış olur.&nbsp;(arısız bal, sütsüz peynir, yarım yağlı&nbsp;tereyağ)</p>

<p>Shrinkflasyon:&nbsp;İngilizcede küçülme, büzülme anlamına gelen&nbsp;shrink&nbsp;sözcüğüyle enflasyonun birleştirilmesinden doğan&nbsp;shrinkflasyon; ürünün fiyatı aynı kaldığı halde boyut, ağırlık ya da hacminde ortaya çıkan düşüşü ifade eden bir terimdir. Bu şekilde fiyat değişmez ve enflasyona etki etmez göründüğü halde gerçekte ortada bir enflasyonist değişim söz konusudur.&nbsp;(1 kg yerine 700 gramlık ambalajda peynir)</p>

<p>Greedflasyon:&nbsp;İngilizcede açgözlü anlamına gelen&nbsp;greedsözcüğüyle enflasyonun birleştirilmesinden doğmuş bir terim olan&nbsp;greedflasyon; yüksek enflasyonun yarattığı ortamdan yararlanarak mal ve hizmetlerin satış fiyatlarını enflasyonun da üzerinde artırma eylemini tanımlıyor.&nbsp;(hükümetin mal ve hizmetlerindeki fiyat artışları)</p>

<p>İNSANİ KRİZ RİSK ENDEKSİMİZ</p>

<p>Nur topu gibi bir endeksimiz daha oldu.&nbsp;İnsani krizlerin ve afetlerin risklerini ölçmek ve sıralayabilmek amacıyla oluşturulan risk yönetimi endeksine göre&nbsp;Türkiye, Küresel Risk Endeksi'nde 191 ülke arasında 45'inci sırada yer alıyor. 5,0 endeks puanı ile “yüksek risk” grubundaki ülkeler arasında&nbsp;yerimizi aldık.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Sep 2024 15:20:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2022/10/metin-cinar-1664999909.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir cinayetten fazlası</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/bir-cinayetten-fazlasi-12319</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/bir-cinayetten-fazlasi-12319</guid>
                <description><![CDATA[Bir cinayetten fazlası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Küçük Narin'in vahşice öldürülmesinin arka planında çok derin bir ilişkiler yumağı olduğu artık yadsınamaz bir gerçek.<br />
Herkesin kafasında deli sorular. Korkunç iddialara her gün yenileri ekleniyor:<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Narin'in amcası ile annesi arasında bir ilişki mi vardı?<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Baba bundan haberdar mıydı?<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Narin, annesi ve amcasını uygunsuz vaziyette gördüğü için mi öldürüldü?<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Zavallı çocukcağız, bir arsa anlaşmazlığı uğruna mı katledildi? "Sana öyle bir acı yaşatacağım ki, unutamayacaksın" sözü ne zaman, kimin ağzından çıktı?<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/10/bir-cinayetten-fazlasi-1725983310627.jpeg" title="bir-cinayetten-fazlasi-1725983310627.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Bedenden ayrılan bacağın sırrı ne?<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Narin'in yıllar önce merdivenden düşerek öldüğü söylenen ablasının başına da mı aynı olay geldi?<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Muhtarlık yapan amcanın 200 bin lira vererek cesedi yok ettirmeye çalıştığı kişi neden ihbarda bulundu?<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Cenaze töreninde "Haydi gidin şimdi yalan konuşun" dedikten sonra yumruk yiyen kadın ne anlatmak istedi? Annenin sürekli yalan söylediği iddialarıyla kadının tepkisi bir araya geldiğinde bunu nasıl okumamız gerekiyor?<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Köy halkı neden sürekli basın mensuplarına saldırdı? (Aralarında ölümle tehdit edilenler bile oldu)<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Köylüler neden suskun kaldı? Zengin olduğu söylenen amcanın mali gücünün yanı sıra, ailenin tümünün&nbsp;DEM&nbsp;Partili olması, insanların üzerinde ekstra bir baskı unsuru mu oluşturdu?<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Cinayetin işlendiği gün, Narin'in ağabeyi ve arkadaşlarının bir köpeğe tecavüz ettiği iddiası ne derece doğru?<br />
Bütün bunlar benim kafamdan uydurduğum sorular değil. Gazeteler, televizyonlar ve sosyal medyada seslendirilen iddialar. Belki de hepsi iftira, hepsi yalan. Bilerek ya da bilmeyerek insanların günahını alıyorlar. Ama unutmayın ki; yalan, sokağa çıkmak için gerçeğin eve kapanmasını bekler.<br />
Eminim, bu soruların cevabını bilenler, sizin ve benim sandığımızdan çok daha fazladır.<br />
Zaten başımıza ne geliyorsa, o "dilsiz şeytanların" yüzünden gelmiyor mu?..<br />
<br />
<strong>Sevsinler çocuk hassasiyetinizi</strong><br />
DEM Partililer her zaman yaptıkları gibi bu kez de PKK teröristleriyle birlikte sokaklarda Narin için yürüyüp slogan attılar. Her felaketten rant devşirme uğruna, masum bir yavrunun vahşice katledilmesinden daha hunharca oy damıtmaya çalıştılar.<br />
Madem çocuklar ve kadınlar konusunda bu kadar hassastınız da bebek katili&nbsp;Apo'nun peşine niye takıldınız? Her gün mahallenizden toplanıp dağa kaldırılan, ıssızlarda çökertilip tecavüz edilen, sözde bölge sorumlularının hareminde köle yapıldıktan sonra işkenceyle öldürülen o kızlar da "masum çocuklar" değil miydi? Onlar için neden gıkınız çıkmadı? Madem anaydınız, bacıydınız da aylarca, yıllarca partinizin merdivenlerinde sizin kaçırdığınız bebeleri için gözyaşı döken gerçek annelere, babalara, kardeşlere sırtınızı döndünüz?<br />
Sevsinler sizin sahte duyarlılığınızı...<br />
<br />
<strong>Bu ne sahtekarlık?</strong><br />
Siyasetten resmen iğrenir oldum. Özellikle de muhalefet etmek uğruna ortaya konulan riyadan, yalandan, dolandan, sahtecilikten...<br />
Sen yıllardır Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'e, Misak-ı Milli sınırlarına göz koyan, tuzaklarla, mayınlarla kahpece binlerce askeri, polisi, korucuyu katleden, her gün devlete küfredip, Silahlı Kuvvetler'in kimyasal silah kullandığı yalanını ortaya atanları arkana alıp onlara tek laf söylemeyecek ve söyletmeyeceksin, Mavi Vatan'a "Hikaye" deyip, "PKK sizi tükürüğünde boğar" diyenleri makamında kabul edip, fotoğraf çektireceksin sonra da çıkıp "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyeceksin.<br />
Keşke gerçekten Mustafa Kemal'in askeri olanların postalındaki çamur olabilseniz...<br />
<br />
<strong>Şeref kürsüsü</strong><br />
Meksika'da kasırgadan kurtardığı bebeği emziren polis memuru terfi ettirildi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/10/bir-cinayetten-fazlasi-1725983318888.jpeg" title="bir-cinayetten-fazlasi-1725983318888.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
"Ayy Engiiin... Bana adliye sarayı mı aldııın? Hem de içindekilerle birlikteee..." (Sosyal medyadan)<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
Yalova'da gelin arabasından havaya ateş ettikleri için balayından karakola götürülen çiftin açıklaması pes dedirtti: "Biz bunun suç olduğunu bilmiyorduk!.."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Sep 2024 14:10:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şahan aslında ‘herkesin kaçak evi var, benim neden olmasın?’ diyor!</title>
                <category>Mevlüt Tezel</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-12318</link>
                <author>dfdklggl@hotmail.com (Mevlüt Tezel)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-12318</guid>
                <description><![CDATA[Şahan aslında ‘herkesin kaçak evi var, benim neden olmasın?’ diyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şahan Gökbakar,&nbsp;Marmaris-Delikyol Koyu'ndaki kaçak evi için çıkan yıkım kararıyla ilgili nihayet açıklama yaptı:<br />
"2020'de ilandan bu evi buldum. Ev sahibi yapı kayıt belgeli evi ve iskelesini satıyordu.<br />
2018'de almış yapı kayıt belgelerini. Ben de 2020'de yapı kayıt belgeli diye düşünerek gerekli incelemeleri yaparak almayı düşündüm. Şerh yoktu, tertemizdi.<br />
Yangınlar çıktı. O yangınlardan sonra her şey değişti. 2022'de bir anda evin yapı kayıt belgesi iptal oldu ve tapuya 'SİT alanı' diye şerh düşüldü.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/26df9b/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/10/sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725984071242.jpeg&amp;mw=600" title="sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725984071242.jpeg" /><br />
<br />
Ben aldıktan iki sene sonra. 'Bu ev yıkılsın' diye yazı yazıldı. Biz de karara dava açtık.<br />
Türkiye'nin her yerinde kaçak bina iskele varken, 85 metrekarelik bir köy evi ve 10 metrelik iskele bütün bu problemlerimizi çözüyorsa hemen yıkalım."<br />
Tamamen laf oyunlarıyla dolu, kendini haklı çıkarmaya yönelik bir açıklama bu. Ayrıca çıkan haberlerde kullanılan fotoğraflardaki evin yan parsele ait olduğunu belirtip kendini haklı çıkarmaya çalışıyor.<br />
Hâlbuki&nbsp;Şahan'ın evi gibi yan parsellerdeki yapılar, o SİT alanındaki bütün evler yıkılacak!<br />
Geniş açılı fotoğraf kendisi dahil birkaç evi kapsıyor olması Şahan'ın kaçak evde oturmasını haklı çıkarmaz.<br />
Öte yandan Şahan fotoğraflardaki 'Özel mülktür girilmez' yazısını astığı anda çekilen fotoğraf için bir şey söylemiyor.<br />
Yani her şeyi kendini haklı çıkarmak için kullanıyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/c109f1/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/10/sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725981728831.jpeg&amp;mw=500" title="sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725981728831.jpeg" /><br />
<br />
<strong>ŞAHAN SAMİMİ OLSAYDI!</strong><br />
Aslında bu çetrefilli bir konu. Şahan'ın da dediği gibi yurdun birçok yerinde doğayı katleden kaçak yapılar var.<br />
Ne yazık ki, İmar Barış'ı yanlış uygulandı, kaçak birçok yapı için belge verildi!<br />
Şimdi devlet bu kaçak yapıları tek tek belirleyip yıkmakla uğraşıyor!<br />
Keşke geniş çaplı bir araştırma yapılıp SİT alanlarındaki kaçak yapılar için verilen tüm belgeler iptal edilse.<br />
Keşke Şahan samimi olsaydı da yangından sonra SİT alanı ilan edilen yerdeki evi önce kendisi yıksaydı ama o SİT alanındaki evi yıkılmasın diye dava açtı! Açılan dava Şahan'ın tüm argümanlarını boşa çıkarıyor. Şahan bu davayı açarak "SİT alanı da olsa benim yapı kayıt belgem var, yıkmam kardeşim" diyor!<br />
Ama yayımladığı videoda yıkarım diyor, yersen!<br />
Bazıları "Şahan keşke aldığı yeri yeterince inceleseydi. Doğa harikası bu yerde ev yapılmayacağını görürdü" diyor. Aslında Şahan çok zekice hareket etti. Onun gördüğü şey; birçokları gibi İmar Barış'ı kıyağından faydalanarak, bir koya çökmekti!<br />
Güzelim koya 'özel mülktür girilmez' diye tabela asım vatandaşa kapamak Şahan'ın gerçek niyetini gösteriyor.<br />
Ancak yapı kayıt belgeleri kaçak yapıya kalıcı bir meşruiyet sağlamıyor! Zaten bu yüzden de o ev yıkılacak.<br />
Şahan aslında şunu söylemek istiyor; "Herkesin kaçak evi var benim neden olmasın! Benimki kaçak ama küçük kaçak; 85 m2!"<br />
İyi o zaman herkes dilediği SİT alanına 85 m2 ev yapsın ya da daha önce yapılmış evi satın alsın!<br />
Asıl kötü olan ise; Şahan'ın SİT alanındaki kaçak yapıda oturmak için ısrar edip sonra da çevreci paylaşımlar yapması! Özetle Şahan'ın özrü kabahatinden büyük!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>BU BALIKLAR BİZDEN DEĞİL!</strong><br />
İzmir Körfezi'nde kirlilik nedeniyle pek çok balık yaşamını yitirip, kıyıya vuruyor.<br />
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise konuyla ilgili olarak "Bu balıklar buraya ait değil. Bunların gemilerle taşındığını ve iklim değişikliğiyle Körfez içinde baskın haline geldiğini söyleyebiliriz" dedi, iyi mi?<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/10/sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725981661838.jpeg" title="sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725981661838.jpeg" /><br />
<br />
Kısacası bu balıklar bizim değil diyor. Kim getirdi bu balıkları acaba!?<br />
Tugay, Süveyş Kanalı'nı geçip Akdeniz ve Ege'ye yerleşen balon, aslan vs. istilacı tür balıklarından bahsediyor galiba.<br />
Ölenler balon balığıysa endişe etmeyelim mi yani? Acaba ölen balıkların hepsi istilacı mı? Tek tek tespit mi edildi?<br />
Aslında bu uzun yıllara dayanan bir çevre kirliliği sorunu. Körfezdeki kirlilikten dolayı denizdeki oksijen seviyesi azalınca bütün balıklar ölür!<br />
Sadece belli türlerin öldüğünü söylemek büyük saçmalık!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>BOLLUK İÇİNDE</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>PAHALILIK<strong>&nbsp;</strong>ÇEKİYORUZ!</strong><br />
Balıkesir'in verimli toprakları olarak bilinen Sındırgı ve Bigadiç ilçelerinde domates üreticileri, firmaların domatesi almamak için bahaneler uydurduğunu söylüyor.<br />
Örneğin domates üreticisi Ergün Karaman şöyle isyan etmiş:<br />
"Her yıl 65-70 dönüm alana mahsul ekiyorum, ancak bu yıl bu kadar büyük bir sorunla karşılaşmadım. Domatesleri satan yok, talep yok.<br />
Tonunu 1.300 liraya satıyorum, ama 75-80 kuruşa toplamış oluyorum. Her dönümde 25 bin lira zararım var.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/10/sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725981665848.jpeg" title="sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725981665848.jpeg" /><br />
<br />
Ürünlerimi 1.200 liraya satmak istiyorum ama alıcı bulamıyorum. İnsanlar ürünlerini yola döküyor çünkü başka çareleri yok. Açıkça 'Malı alma, getirme' diyorlar."<br />
Her sene belli ürünlerde hasat bol olduğunda buna benzer sorunlar yaşanıyor ama bu yıl kavun karpuzdan domatese birçok sebze ve meyvede çiftçiler ürünlerini satmakta zorlanıyorlar.<br />
Birçok yerde çiftçiler ürünlerini yola dökerek protesto ediyorlar.<br />
Tarlada ürün çok, çiftçi zararına da olsa ürününü satmak istiyor, alan yok! Ama büyük şehirlerde aynı ürünler pahalıya satılıyor!<br />
Bolluk içinde pahalılık çekiyoruz resmen.<br />
Yine tarım piyasasını manipüle ederek haksız kazanç sağlamaya çalışanlar var!<br />
Ürünü ucuza alıp satmak yerine ürünü almayıp tarlada çürümesini sağlayıp eldeki mevcut ürünü pahalıya satmak bazıları için daha karlı! Ama bunu adı hırsızlık!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ÖFKELENEN KATİL<strong>&nbsp;</strong>OLUYOR!</strong><br />
İstanbul Sultanbeyli'de bir market sahibi, aynı cadde üzerindeki başka bir marketin sahibi ve kızını ürünleri daha ucuza sattığı için başlayan tartışmada silahla vurarak öldürdü.<br />
İnsan öldürmek bu kadar kolay mı?<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/10/sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725981667934.jpeg" title="sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725981667934.jpeg" /><br />
<br />
Bu kadar basit bir nedenden dolayı katil olan birine serbest, rekabetçi piyasa nedir ne değildir diye anlatsan anlamaz!<br />
Ortalık silahlı ruh hastalarıyla dolu! Her gün buna benzer haberleri okuyoruz.<br />
Trafik, oto park tartışmaları, yan baktın ve bu son olayda olduğu gibi pahalıya sattın diye sudan sebepler yüzünden insanlar öldürülüyor.<br />
Türkiye'de bireysel silahlanmanın artmasının acısını çekiyoruz!<br />
Eskiden bu tarz tartışmalarda en kötü yumruk yumruğa kavga olur, ölüm olayları az yaşanırdı.<br />
Şimdi ise öfkesine yenilen birçok insan belinden silahını çekip ateş ediyor!<br />
Silaha bu kadar kolay sahip olunmasa ölüm vakaları da azalır! Bireysel silahlanma çılgınlığına 'dur' denilmeli.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>Altyazı</strong><br />
"Bir adam oğlunun kahramanı olamıyorsa, hiçbir şey olamamış demektir." (The Simpsons)<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/fe1a61/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/10/sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725981678649.jpeg&amp;mw=148" title="sahan-aslinda-herkesin-kacak-evi-var-benim-neden-olmasin-diyor-1725981678649.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Sep 2024 14:10:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Narin ve leş kargaları</title>
                <category>Salih Tuna</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/narin-ve-les-kargalari-12317</link>
                <author>fsfdsf@hotmail.com (Salih Tuna)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/narin-ve-les-kargalari-12317</guid>
                <description><![CDATA[Narin ve leş kargaları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milletçe ciğerimiz yandı, dizlerimizi dövdük, ağladık, sızladık, ah ettik, kahrettik.<br />
Günlerdir susmadık, feryat ettik. Manşetler attık, demeçler verdik, gönderiler paylaştık.<br />
Ne güzel bir milletiz. Sevinçte bir olduğumuz gibi tasada da biriz, birlikteyiz. Doğusuyla batısıyla, seküleriyle muhafazakarıyla hep birlikte Türkiye'yiz...<br />
Diyebilseydik keşke!..<br />
En azından, 8 yaşındaki&nbsp;<strong>Narin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Güran</strong>'ın korkunç şekilde öldürülmesi üzerinden<strong>&nbsp;</strong>haysiyet cellatlığına soyunmasak,<strong>&nbsp;</strong>mahut cinayeti çıkarlarımız için araçsallaştırmasaydık.<br />
Hiç değilse, "<strong>kolektif cezalandır</strong><strong>ma</strong>" şehvetiyle, münferit bir trajediyi siyasi hesaplaşmalarımıza meze yapmasaydık.<br />
Olmadı, başaramadık. Yangında, selde, depremde de olmamıştı.<br />
Bir gün olur mu, bilmiyorum!<br />
Benim bildiğim şudur: Birileri Narin'imizi öldürdü, birileri gömdü, birileri güya kayıp ihbarında bulundu, birileri de siyasi rant elde etmek için "leş kargaları" gibi Narin'imizin cansız bedenine üşüştü.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Çocuk cinayetleri maalesef ilk değil. Mesela, 2009'da Türkiye'yi ayağa kaldıran korkunç bir cinayet işlenmişti.<br />
Bir kadın fuhuş yaptığı bir adamla iş birliği yaparak Muhammet adında 6 yaşındaki özbeöz çocuğunu öldürüp bir tarlaya gömmüş sonra da "Çocuğum kayıp!." diyerek&nbsp;<strong>Müge Anlı</strong>'ya başvurmuştu...Birçoğunuz hatırlamışsınızdır; Narin gibi öyle 19 günde de değil, cinayet tam 49 günde çözülmüştü.<br />
Lakin, işbu 49 gün boyunca kimsecikler adalet sistemini ve güvenlik zaafını mevzubahis etmemiş, hükümeti herhangi bir şekilde töhmet altında bırakmaya çalışan tek bir muhalif bile çıkmamıştı.<br />
Neden acaba?<br />
O vakitler (2009'da) güvenlik ve adalet sistemini kontrol eden&nbsp;<strong>FETÖ&nbsp;</strong>ile kapışma başlamamıştı. Başka bir ifadeyle, FETÖ varken "leş kargalarına" ihtiyaç yoktu. Aynı "hizmeti" muntazam veriyorlardı.<br />
Bir de şu var:<br />
Muhammet,&nbsp;<strong>Tekirdağ</strong>'ın Çorlu ilçesinde katledildi; Narin'imiz&nbsp;<strong>Diyarbakır</strong>'ın Bağlar ilçesinde!<br />
Önemli olmaz olur mu; Tekirdağ'da her daim asayiş berkemal, Diyarbakır öyle mi ya! Etnisite üzerinden kaos uluşturmaya gayet elverişli.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Yanlış anlaşılmasın, adalet sistemi, güvenlik zaafı ve hükümet sonuna kadar eleştirilebilir.<br />
Fakat...<br />
Narin Güran'ın toplumsal vicdanda açtığı yaraları istismar ederek adalete güvensizliğin aracına dönüştürmek, "<strong>yaratıcı yıkıcılığa</strong>" taş taşımaktan öte anlam taşımaz.<br />
Narin'imizin&nbsp;<strong>Kur'an Kursu</strong>'na gidiyor olması gibi sersem sepet "karinelerle" muhafazakarları veya&nbsp;<strong>DEM</strong>'in bölgedeki siyasi rakiplerini töhmet altında bırakmaya çalışmak da algı faaliyetinden başka bir şey değildir.<br />
Diyarbakır'da o köy muhafazakâr ağırlıklıymış, o halde mahut cinayetten muhafazakârlar sorumluymuş.<br />
Diyarbakır lan orası; ateist ağırlıklı olacak değil ya!<br />
Fakire soracak olursanız, katil amcanın top sakalı üzerinden DEM ile ittifak içindeki "seküler kesimi" veya Narin'in abisinin mitinglerinde arzı endam etmesi üzerinden DEM'i itham etmek hem doğru değil hem de hiç gerek yok.<br />
DEM her şeyden önce Narin Güran'dan en fazla birkaç yaş büyük kız çocuklarını dağa kaçıran PKK'ya neden tek laf etmiyor, onun hesabını versin.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Sep 2024 14:09:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/salih-tuna-1617869323.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vatandaşı bankaların kucağına bırakmayın!</title>
                <category>Dilek Güngör</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/vatandasi-bankalarin-kucagina-birakmayin-12316</link>
                <author>dgfhhf@hotmail.com (Dilek Güngör)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/vatandasi-bankalarin-kucagina-birakmayin-12316</guid>
                <description><![CDATA[Vatandaşı bankaların kucağına bırakmayın!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon nedeniyle kredi kartı borçları artıyor. Önceki gün&nbsp;<strong>Türkiye Bankalar Birliği Risk</strong>&nbsp;<strong>Merkezi</strong>'nin son verileri yayınlandı. Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı&nbsp;<strong>ocak-temmuz döneminde 784</strong>&nbsp;<strong>bin kişi&nbsp;</strong>oldu. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 461 bin 496 kişiydi. Aylık bazda da artıyor. Aynı dönem için bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise 642 bin kişi. Geçen yılın aynı döneminde de bu rakam 486 bin 347 kişiydi.&nbsp;<strong>Ocak-temmuz döneminde, bir</strong>&nbsp;<strong>önceki yılın aynı ayına göre bireysel</strong>&nbsp;<strong>kredi veya bireysel kredi kartı</strong>&nbsp;<strong>borcundan dolayı yasal takibe</strong>&nbsp;<strong>intikal etmiş kişi sayısı yüzde 41</strong>&nbsp;<strong>artarak 1 milyonu geçti.</strong><br />
Tablo Merkez Bankası'nın da takibinde…<br />
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı&nbsp;<strong>Fatih</strong>&nbsp;<strong>Karahan, enflasyon raporu toplantısında</strong>&nbsp;<strong>kredi kartı harcamalarındaki</strong>&nbsp;<strong>yükselişi takip ettiklerini</strong>&nbsp;<strong>aktarmıştı.&nbsp;</strong>Geçtiğimiz günlerde açıklanan Orta vadeli Program'da da SGK kayıtlarındaki güncel gelire göre kredi kartı limiti tahsis edilmesinin planlandığı maddesi yer aldı.<br />
Ancak asıl sorun gelire göre limit belirlenmesi değil…<br />
<strong>Kart borcu olanların ya da</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bireysel kredi borcu olanların</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sayısı arttıkça bankacılık sektörü<strong>&nbsp;</strong>de riske giriyor.</strong><br />
<strong>Diyebilirsiniz ki, borcunu ödeyemeyeni<strong>&nbsp;</strong>yapılandırsınlar.</strong><br />
Sözüm ona yapıyorlar zaten…<br />
Ama nasıl?<br />
<strong>Bankaya gidip 'Borcumu ödeyemedim'</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>diyerek yapılandırma</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>talep etseniz 12 ay vade seçeneği</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sunuyorlar.&nbsp;</strong>Zaten ödeyemediğin<strong>&nbsp;</strong>borcu 12 ayda nasıl kapatacaksın?<strong>&nbsp;</strong>Ya da kredi kartından dolayı bir<strong>&nbsp;</strong>sürü faiz işlemiş borcu yüksek faizli<strong>&nbsp;</strong>kredi borcuyla kapatmayı teklif ediyorlar.<strong>&nbsp;</strong>Güncel borcu değil tüm borcu istiyorlar.<strong>&nbsp;</strong><strong>Kartta asgari borcu ödesen,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>neredeyse bir asgari ödeme kadar</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>da faiz alıyorlar. Kimi kart borcunu</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yapılandırma bahanesiyle taksitli</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>borcu yeniden taksitlendirip<strong>&nbsp;</strong>faiz dahi uyguluyor.</strong><br />
<strong>Velhasıl, sömürü düzeni</strong>…<br />
Vatandaşı bankaların inisiyatifine bırakmamak gerekiyor.<br />
Ne yapılmalı?<br />
<strong>Borç yapılandırmasında 12</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ay vade sınırı var. Bankacılık</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Düzenleme ve Denetleme</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Kurulu'nun yapılandırma vadesini</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>36 aya çıkarabilir. En azından</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>vatandaş ödeyemediği borcunu</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>daha uzun taksitle yapılandırıp,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>daha az miktarda aylık taksitle<strong>&nbsp;</strong>kapatabilir.</strong><br />
Böylece, vatandaş nefes alır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Sep 2024 14:09:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/02/dilek-gungor-1612770059.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neden bu CHP’den de iktidar çıkmaz</title>
                <category>Hilmi Daşdemir</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/neden-bu-chpden-de-iktidar-cikmaz-12315</link>
                <author>asdfghh@hotmail.com (Hilmi Daşdemir)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/neden-bu-chpden-de-iktidar-cikmaz-12315</guid>
                <description><![CDATA[Neden bu CHP’den de iktidar çıkmaz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra mutlak bir Erdoğan ve AK Parti birinciliği var. Bu durum tartışma götürmez.</p>

<p>AK Parti iktidarının ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı hizmetlerin bazıları da cumhuriyet tarihinde yapılanlardan daha fazla.</p>

<p>Bu çerçevede yapılan yolları, sağlıktaki ve teknolojideki değişimi, açılan fabrika ve ihracat rekorlarını sayabiliriz.</p>

<p>Erdoğan’ın liderliği, AK Parti’yi sürekli iktidarda tuttu.</p>

<p>Ama AK Parti elitleri ve yöneticilerinin bazılarına “sürekli iktidar” ağır geldi. Kaldıramadılar sanki...</p>

<p>Öyle ya, eskiden sokak sokak, kahvehane kahvehane hatta kerhane meyhane dolaşıp kendilerini anlatıp hem tebliğ hem de temel sorunlara getirdikleri çözüm ya da gelecekteki sorunlara getirecekleri çözümleri anlatmak yerine Erdoğan’ın gölgesine sığınan, sürekli iktidar olmanın getirdiği konfor alanını kaldıramayan ve sindiremeyen bir AK Parti yönetici ve elitleri kitlesi oluştu.</p>

<p>Eğer AK Partililer ya da hükûmet üyeleri “Yaptıklarımız yeterli, artık bizim yapacağımız bir şey kalmadı. Türkiye’nin de tüm sorunları çözüldü.” diyorlarsa mesele yok.</p>

<p>Şu anda Türkiye’nin temel meselelerine ilişkin olarak alternatif bir parti de yok.</p>

<p>Şairin şiirine atıf yapıp AK Parti seçmeninin büyük bir kısmı;</p>

<p>“...Tek umudumuz sizde!</p>

<p>Anlıyor musunuz?’’</p>

<p>diyor.</p>

<p>Anlayanlar var.</p>

<p>Anlayıp da anlamazlıktan gelenler de var.</p>

<p>AK Parti bir elin parmaklarını geçmeyecek inanmış ve adanmışların ‘Erdemliler Hareketi’ olarak ortaya çıkmıştı.</p>

<p>“Şimdi nerede o ‘erdemliler’?” diye soracak olsak da hâlâ umut AK Parti ve Erdoğan’da.</p>

<p>Ya umutlar da tükenirse?</p>

<p>31 Mart 2024 seçim sonuçları malum...</p>

<p>AK Parti girdiği bir seçimde ilk kez ikinciliğe düştü.</p>

<p>Seçim sonrası yaptığımız tüm araştırmalarda da hep ikinci parti idi.</p>

<p>CHP’nin 31 Mart sonrası birinciliği azalarak devam ediyor.</p>

<p>Seçim sonuçlarından bağımsız olarak Optimar Araştırma’nın her ay yapıp aboneleri ile tamamını, bazı sonuçlarını da bizim paylaştığımız verilere göre:</p>

<p>Şubat ayında CHP’nin oy oranı yüzde 27,1 mayıs ayında yüzde 36,5 (yerel seçimlerden hemen sonra olduğunu hatırlatmak isterim), temmuz ayında yüzde 33,5, ağustos ayında yüzde 32,5.</p>

<p>31 Mart belediye seçimlerinde 37,77 iken oy oranı seçimden sonra yüzde 36,5’e düşmüş, sonrasında tedrici olarak düşmeye devam etmiş. CHP oyları daha da düşmeye devam edecektir. Nihayetinde yüzde 25’lerde bir yerlerde kalır CHP ama o kadar.</p>

<p>Bugün Türkiye’de her iki kişiden birisi geçmişte AK Parti ve Erdoğan’a oy verdi.</p>

<p>Sokakta mikrofon uzatılan bir kadının, bir sokak kadını kelime dağarcığı ile AK Parti seçmenine “beyni emcüklenmişler” demesinden bir kahraman çıkarmak, CHP yöneticilerinin bu topluma hâlâ dürbünün tersiyle baktıklarını gösteriyor.</p>

<p>Bir erkeğin bile ağzına alamayacağı küfürleri kullanması ve bunu birilerinin koruma kalkanına alması ne kadar doğrudur?</p>

<p>Şimdi toplumsal cinsiyetçiler beni yine hedefe koyacak ama bir ‘hanımefendi’ böyle bir dil mi kullanır?</p>

<p>Şimdi sorarım size, size küfreden birisine ne yaparsınız?</p>

<p>Susar kabullenir misiniz?</p>

<p>Yoksa aynıyla ya da daha fazlasıyla karşılık mı verirsiniz?</p>

<p>Peki size küfredenleri baş tacı edenlere oy verir misiniz?</p>

<p>Eğer psikolojik rahatsızlığınız yoksa vermezsiniz.</p>

<p>Türk milletinin bunca zamandır yaptığı da budur.</p>

<p>CHP’nin geçmişte Türk milletinin değerleriyle kavgalı olması sebebiyle iktidar olamaması da bu sebeptendir.</p>

<p>Öyle SP ile ittifak yapmakla vb. gibi işlerle olmaz bunlar. Önce samimiyet testini geçeceksiniz, kimseyi ötekileştirmeyeceksiniz sonra da iktidara hazır olduğunuza millet inanacak, size oy verecek.</p>

<p>Görünen o ki AK Parti’nin bunca yıpranmışlığına rağmen CHP iktidardan çok uzakta görünüyor</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 12:43:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/11/hilmi-dasdemir-1606041695.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Netflix, Türkiye’yi işgalci gösteriyor!</title>
                <category>Mevlüt Tezel</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/netflix-turkiyeyi-isgalci-gosteriyor-12314</link>
                <author>dfdklggl@hotmail.com (Mevlüt Tezel)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/netflix-turkiyeyi-isgalci-gosteriyor-12314</guid>
                <description><![CDATA[Netflix, Türkiye’yi işgalci gösteriyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Netflix, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nı konu alan ve Türk askerinin 'işgalci' olduğunu iddia eden Güney Kıbrıs yapımı 'Famagusta' adlı diziyi 20 Eylül'de yayınlayacağını duyurdu.<br />
Dizide Gazimağusa'nın Rumca adı olan Famagusta kullanılıyor.<br />
Dizinin konusu şöyle: Türk ordusunun 20 Temmuz 1974 tarihinde askeri harekatı başlattığı gün genç bir çift üç aylık bebeklerini kaybediyor. Kendileri de yerlerini terk etmek zorunda kalıyorlar, ancak bebeklerini bulma umutlarını da kaybediyorlar.<br />
Aslında dizi geçtiğimiz ocak ayından beri Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan'da yayınlanıyor.<br />
Eylül ayında üçüncü sezonu başlayacak. Kaybolan çocuğun uzun yıllara dayanan arayışının özelinde Kıbrıs Barış Harekatı, elbette Rumların bakış acısıyla anlatılıyor.<br />
Dizide Türklerin işgalci oldukları, Kıbrıs Adası'nı haksız bir şekilde işgal edip Rum ve Türk halklarını birbirinden ayırdıkları, birçok dramın yaşandığı vs. birçok konu yer alıyor. Kıbrıs Rum yapımı bir filmden Türklerin adaya barış getirdiğini vurgulayan bir senaryo beklemek saflık olur! Tarihi olayları her ülke kendi bakış açısıyla ele alır ve okullarda kendi tezlerini öğretir. Elbette bir de dünya kamuoyunun hem fikir olduğu tarihi gerçekler var!<br />
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın da belirttiği gibi; Kıbrıs meselesi 1974'te başlamamıştır.<br />
1974 öncesinde Kıbrıs Türkleri, Rum çetelerin katliamlarına maruz kalmıştı.<br />
Canlı canlı mezarlara gömülmüştür.<br />
BM askerleri yaşanan vahşeti seyretmekle yetinmiştir. Barış Harekatı, Kıbrıs Türk'ünü soykırımdan kurtaran bir askeri müdahaledir.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/01/netflix-turkiyeyi-isgalci-gosteriyor-1725203314972.jpeg" title="netflix-turkiyeyi-isgalci-gosteriyor-1725203314972.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>VASAT BİR DİZİ</strong><br />
Dönemin Başbakanı rahmetli Bülent Ecevit'in, "Biz müdahalemizle Kıbrıs'a barış getiriyoruz" sözüne başta Batılı ülkeler inanmamıştı. ABD, Türkiye'ye ağır bir ambargo uygulamıştı. Ama sonrasında bu harekatının akan kanı durdurduğu ve Kıbrıs'a barış getirdiği görülmüştür.<br />
Ersin Tatar'ın tek katılmadığım sözü ise "Kıbrıs Türklerinin katledildiklerini bütün dünya bilmektedir." Elbette tarihçiler, bazı siyasetçiler gerçekleri biliyor ama dünya kamuoyu, Kıbrıs sorununda her zaman Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin tezlerini doğru kabul etti.<br />
Batı'nın iki yüzlüğünün en önemli örneği de Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB üyesiyken, KKTC, sadece Türkiye tarafından tanınmakta.<br />
Birçok devlet ve uluslararası kuruluş, KKTC'yi de facto (fiili) devlet olarak tanımlamaktadır.<br />
Yine Tatar'ın belirttiği gibi; "Biz de kendi meselemizi anlatmak için farklı diziler yapmak durumundayız."<br />
Netflix sadece dizi, belgesel, film yayınlayan bir platform değil aynı zamanda algı operasyonlarına zemin oluşturmaktadır.<br />
Imdb notu 10 üzerinden beş olan, vasat bir dizi olduğu söylenen 'Famagusta'yı şimdi dünyada merak eden herkes izleyebilecek! Netflix'ten bu diziyi yayınlamasını istemezsek "Siz de meseleyi Türklerin açısından anlatan dizi çekseydiniz" diyenler olacak. Halbuki Türklerin de çektiği birçok film ve birkaç dizi var aslında.<br />
Netflix, Türkleri haksız bir şekilde eleştiren 'Famagusta'yı yayınlayacaksa Kıbrıs sorunuyla ilgili çekilmiş bazı kaliteli Türk yapımlarına arşivinde yer vermesi gerekiyor! Bunu yapmazsa taraf tutmuş olur!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>YÖNETMENLERİMİZ&nbsp;</strong><strong>ÜLKESİNE DUYARSIZ</strong><br />
Aslında Yeşilçam, Kıbrıs meselesine çok duyarlı yaklaştı. 1959'dan başlayarak 80'li yıllara kadar 'Barış Harekatı Kıbrıs','Fedai Komandolar Kıbrıs'ta', 'Fırtına Beşler', 'Kartal Yuvası','Kıbrıs Belası Kızıl E.O.K.A','Sezercik Küçük Mücahit','Türk Aslanları' gibi birçok aksiyon- macera-dram tarzı film çekildi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/01/netflix-turkiyeyi-isgalci-gosteriyor-1725203323398.jpeg" title="netflix-turkiyeyi-isgalci-gosteriyor-1725203323398.jpeg" /><br />
<br />
Bunların bazıları Yeşilçam normlarında çekilmiş, propagandist basit anlatımıyla dikkat çeken yapımlardı. Ama bu filmler, Kıbrıs meselesini Türkiye'de geniş kitlelere etkili bir şekilde anlatmayı başardı.<br />
Öte yandan TRT dışında dizi sektörü de Kıbrıs meselesine hep mesafeli yaklaştı.<br />
Faruk Kalkan'ın yönetmenliğini üstlendiği Kıbrıs Barış Harekatı'nı konu alan dört bölümlük 'Dost Eller' dizisi, 1982'de TRT'de yayınlandığında büyük ilgi görmüştü.<br />
Nuri Bilge Ceylan, Reha Erdem, Yeşim Ustaoğlu, Fatih Akın gibi festivallerde ödül yağmuruna tutulan birçok başarılı yönetmenimiz var ama çoğu Türklerin yaşadığı acıları, milli meselelere uzak durmayı tercih ediyorlar.<br />
<br />
<strong>DERVİŞ ZAİM FARKI</strong><br />
Avrupa'da ödül almanın yolu Batı'nın istediği ve ilgisini çekecek konuları işlemek olduğu için bazı festival yönetmenlerimiz, zaman zaman sözde Ermeni soykırımı, 6-7 Eylül olayları, Kürt sorunu gibi konularda eleştirel filmler çekiyorlar.<br />
Türk aydını, sinemacısı maalesef genel anlamda memleketinin sorunlarına, Türk insanının yaşadığı haksızlıklara duyarsız!<br />
Elbette Derviş Zaim'i onlardan ayrı tutmak lazım. Zaim'in 1963'te Kıbrıs'ta Rum ve Türk toplumları arasında ilk bölünmenin yaşandığı olayları dengeli bir dille anlatan 2011 yapımı 'Gölgeler ve Suretler' Kıbrıs meselesi hakkında çekilmiş en etkileyici Türk filmlerinden biri.<br />
Olaylara Rum ve Türkler'in gözünden bakması Rum kesiminden bile "Bizde 1963'te yaşananlar hep görmezden gelindi.<br />
Film çok iyi dengelenmiş.<br />
Birbirimizin yerine geçip bakabilmeliyiz" gibi övgüler aldı.<br />
Aslında 'Gölgeler ve Suretler' tam da Netflix'te gösterilecek bir yapım ama göstermiyorlar!<br />
Zaim'in Netflix ile ilgili yaptığı eleştiride de belirttiği gibi: "Sözüm ona kanallar, dijital dünya bizi daha da özgürleştirecekti, bundan emin değilim. Netflix çıkınca daha alternatif işler gözüktü ama Netflix'in kendisine ait bir konfigürasyonu olduğunu gittikçe daha fazla fark ediyoruz. O, başka bir iktidarın peşinde!"</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ÇEKİNMEYİN, ÇOK KEYİFLİ</strong><br />
İstanbul-Bağcılar'da bir grup vatandaşın, sokak ortasına sandalyelerini kurup bir binanın yıkımını seyretmeleri sosyal medyada gündem oldu.<br />
İnşaat sahasını izlemek Türklerin milli sporu olarak adlandırılır ama bu görüntüler her ülkede ilgi çekiyor.<br />
Psikolog Özgenur Taşkın bu zevkin insanların içinde doğuştan gelen içgüdülerle ilgili olduğunu söylüyor:<br />
"Pozitif dürtülerimizin yanı sıra yıkıcı, yıkım ve kontrol dürtülerine de sahibizdir.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/01/netflix-turkiyeyi-isgalci-gosteriyor-1725203324947.jpeg" title="netflix-turkiyeyi-isgalci-gosteriyor-1725203324947.jpeg" /><br />
<br />
İnşaat makinelerini izlerken, bu dürtüleri farkında olmadan tatmin edebiliriz. Çocukluk yıllarında bebeklerin oyuncaklarını parçalama eylemi aslında bu içgüdünün bir ifadesidir.<br />
İnşaat makinelerini izlemek dopamin salınımını artıyor. Görsel ve işitsel uyarım ve sakinleştirici etkiler yaratıyor."<br />
Özetle kim ne der diye hiç çekinmeyin. Süper rahatlatıcı bir aktivite. Çayınızı, çekirdeğinizi alıp izleyin.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Sep 2024 13:05:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öfke, küfür kıyamet, hakaret ve...</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ofke-kufur-kiyamet-hakaret-ve-12313</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ofke-kufur-kiyamet-hakaret-ve-12313</guid>
                <description><![CDATA[Öfke, küfür kıyamet, hakaret ve...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Orta yaşlı bir çift halk otobüsüne biniyor.<br />
Durağa yaklaşırken düğmeye basıp ineceklerini belirtiyorlar.<br />
<strong>Otobüs durağı geçip daha</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ileride duruyor.</strong><br />
Yolcu kızıp köpürüyor.<br />
<strong>Artık herkeste böyle bir</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>hal var; ne oluyor, neden</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>diye bir durup bakmak yerine</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>aniden öfkeye kapılmak...</strong><br />
Otobüs şoförü bir şeyler söylüyor; fren tutmadı gibi bir şeyler söylüyor.<br />
O patırtı içinde kimse birbirine kulak vermez ya, öyle oluyor.<br />
Neyse ki otobüsteki diğer kişiler araya girip tarafları yatıştırıyorlar.<br />
Sonra...<br />
Şoför olanları otobüsün sahibine anlatıyor; otobüsün sahibinin oğlu kalkıp silahını alıyor;&nbsp;<strong>öfkeli yolcunun</strong>&nbsp;<strong>evini</strong>&nbsp;<strong>buluyor ve dört kurşun sıkıyor.</strong><br />
Talihsiz yolcu hastanede hayatını kaybediyor.<br />
Bütün bunlar nerede oluyor biliyor musunuz?<br />
<strong>Kocaeli'nin insanı sükunete</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>davet eden güzel tatil</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>beldesi Kartepe'de...</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Haber böyle...<br />
Ayrıntılar ve olayın arka planı yargıda ortaya çıkar.<br />
Fakat şunu biliyorum...<br />
<strong>Sosyal hayatın içinde her</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>an parlamaya hazır halde</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>dolaşıyoruz.</strong><br />
Bir laf, bir tavır, bazen bir bakış bile insanları öfkeden delirtecek hale geliyor.<br />
Dahası...<br />
<strong>Rövanş duygusu toplumun</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>en gözde duygusu haline</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>geldi.</strong><br />
<strong>Sanki tv dizileri beyinlerimizi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kemiriyor...</strong><br />
Çünkü bakıyorum; intikam duygusu ve "aile kanunu" afra tafrası giderek viral bir gerçeğe dönüşüyor.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Yazımın girişinde yer verdiğim olayı okurken tv'de "g<strong>üvenlik</strong>&nbsp;<strong>taramasından geçilerek girilen</strong>&nbsp;<strong>bir AVM'nin kafesinde</strong>&nbsp;<strong>garsonlarla tartışan birinin</strong>&nbsp;<strong>etrafa ateş açtığı</strong>" haberi veriliyordu.<br />
Şimdiden söylemiş olayım...<br />
Trafiğe çıkmak, sokakta takılmak...<br />
Bir kamu taşıtına binmek...<br />
Bir lokale veya bir kafeye girmek...<br />
<strong>Bütün bunlar bir güvenlik</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>meselesine dönüşmeye başlarsa</strong>,<strong>&nbsp;</strong>yanarız.<br />
Bunun üzerinde durmak zorundayız.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Farkıdasınız, eminim...<br />
<strong>Küfür, kıyamet, hakaret</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sosyal iletişimin ayrılmaz</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>parçası haline geldi.</strong><br />
Yeni bir durum bu...<br />
Sanki "<strong>zihinlerimizle oynanıyor</strong>"; ciddi söylüyorum; dalga geçmiyorum.<br />
Sosyal mühendislik madalyonunun karanlık arka yüzü gibi...<br />
İşin bu yanına bakmadan...<br />
<strong>Millete hakaret eden genç</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bir kadının ana muhalefet</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>partisi tarafından "onur</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>konuğu" haline getirilmesindeki</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>rezilliği&nbsp;</strong>de tam olarak kavrayamayız.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>BANA BİRAZ MÜSAADE</strong><br />
Azıcık dinlenmeye ihtiyacım var. Birkaç gün burada yokum, döneceğim...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Sep 2024 13:04:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mansur Yavaş adını duymak bile Soner’i hoplatmaya yetiyor</title>
                <category>Melih Altınok</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/mansur-yavas-adini-duymak-bile-soneri-hoplatmaya-yetiyor-12312</link>
                <author>djdgjd@hotmail.com (Melih Altınok)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/mansur-yavas-adini-duymak-bile-soneri-hoplatmaya-yetiyor-12312</guid>
                <description><![CDATA[Mansur Yavaş adını duymak bile Soner’i hoplatmaya yetiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünkü ana yazımı şu paragrafla bitirmiştim:<br />
"Bu vasat tabloda Mansur Yavaş itidalli tavrıyla, lüzumsuz tartışmalardan ve şovlardan uzak durmasıyla puan topluyor. İmamoğlu'nun Saraçhane medyasının da, Özel'e çalışan kalemlerin de Mansur Yavaş'ı hedef tahtasına oturtmasının sebebi tam olarak bu."<br />
İddiamı teyit eden ilk tepki karanlık Oda isimli sitesini İmamoğlu'nun ekibine devreden, Boğaz'daki villa talanından tutun da metrobüs kazasına kadar her skandalda İBB sözcüsü Murat Ongun'dan rol çalan Soner Yalçın'dan geldi.<br />
Dün sitesinde yazımı alıntılayıp şu manşeti atmış:<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/ec9b96/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/02/mansur-yavas-adini-duymak-bile-soneri-hoplatmaya-yetiyor-1725224704352.jpeg&amp;mw=600" title="mansur-yavas-adini-duymak-bile-soneri-hoplatmaya-yetiyor-1725224704352.jpeg" /><br />
<br />
<br />
"Sürekli röportaj veriyordu... Sabah gazetesi Özgür Özel'i bu kez kızdıracak. 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri'nde birinci parti olduktan sonra Sabah gazetesine bir dizi röportaj veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bu kez gazetenin hedefinde..."<br />
Evet, Yavaş hakkında yaptırdığı itibar suikastı haberleri yetmemiş olacak ki, şimdi de "Nasıl patronumu eleştirir, rakibini de olumlarsın" diye açıktan yazmaya utandığı için aklınca ters manyel yapıyor.<br />
Tıpkı Soner'in muadili olan Habertürk'ün eski küfürbazının pandemi dönemindeki eleştirel yazılarımı "Üstelik Sabah'ta yazıyor" diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'a şikayet etmekte bir beis görmemesi gibi.<br />
Anlamadığı şey şu. Ben müstakil bir yazarım. Gazetenin yayın politikasını belirleyecek bir görevde değilim. Zaman zaman da görüşlerimin gazetemle farklı düştüğü oluyor. Bu gerçeği en iyi bilen de nerdeyse her yazımı "Sabah'ta bu yazı ne arıyor" mesajıyla sitesinde ilgililere şikayet ederek haberleştiren Soner'dir.<br />
Çünkü kendisi gibi adım akçeli ilişkilerle anılmıyor, jetonla çalışmıyorum. Bir yandan İmamoğlu'na bir yandan "Yalılara" göz kırpmıyorum. Doğru ya da yanlış, inandığım, doğru bulduğum fikirlerimin kavgasını veriyorum.<br />
Kılıçdaroğlu'nun, CHP'li gazetecileri kastederek "Ben kimin nereden ne kadar maaş aldığını iyi biliyorum" sözleri üzerine Yalçın'ın ve kendisini hepimizden iyi tanıyan eski çalışma arkadaşlarının tartışmalarını hatırlayın...<br />
Karanlık Oda'nın marka haline gelmesinde büyük emeği olan, işleyişi bilen Barış Terkoğlu, "Odatv'nin gazeteciliğine güvenmediğim için size yazılı yanıt veriyorum" diyerek Soner Yalçın'a şöyle sesleniyordu:<br />
"Mehmet Cengiz ile yediği içtiği ayrı gitmeyen patron."<br />
Ardından Yalçın'ın en yakını Barış Pehlivan söze giriyordu:<br />
"Öncelikle Soner Yalçın'a selamımı söyleyin. Odatv'nin kimlerden ne para aldığını ilk olarak Soner Bey açıklasın."</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>BİTSİN ARTIK ŞU VERGİ AFFI İŞİ</strong><br />
Geçen hafta "Açıklayın şu vergi yüzsüzlerini" diye çağrı yapmıştım.<br />
Dün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten şu açıklama geldi: "Vadesi geçtiği halde ödenmemiş vergi ve ceza borçları olan mükelleflerin listelerinin açıklanması yönünde talimat verdik. Her bir vergi dairesine 5 milyon lira ve üzerinde vergi borcu ve cezası bulunan mükelleflerin isimlerini kamuoyu ile paylaşacağız."<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/02/mansur-yavas-adini-duymak-bile-soneri-hoplatmaya-yetiyor-1725224707090.jpeg" title="mansur-yavas-adini-duymak-bile-soneri-hoplatmaya-yetiyor-1725224707090.jpeg" /><br />
<br />
<br />
2014 beri açıklanamayan yüzsüzlerinin duyurulması kamuoyundaki adalet algısını güçlendirecektir. Yetmez. Beyan ettiklerini ödemeyenlerin yanında vergi kaçıranları, hamuduyla götürüp "matrahsız" takılanlar da listeye eklenmeli.<br />
Ve hepsinden önemlisi artık vergi affı kavramının tarihte kaldığı ilan edilmeli. Tam yeri geldiği için hatırlatmasam olmaz, Soner Yalçın'ın karanlık odası bu şahsi görüşümü de "Sabah'tan Mehmet Şimşek'e çağrı" diye haberleştirmişti.<br />
Telaşlanması, meseleyi siyasi bir düzleme çekip suyu bulandırmaya çalışması normaldi. Zira bu karar, solcu ayağına kapı kulluğu ettiği zenginlerin, patronların cebinden biraz daha para çıkması anlamına geliyordu.<br />
Ne demişler ağanın malı gider kahyanın canı gider.<br />
Geçmiş olsun Soner.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>PARALİMPİKÇİLER</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>OLİMPİYAT<strong>&nbsp;</strong>KARNEMİZİ DÜZELTTİ</strong><br />
Fransa'daki 2024 Yaz Olimpiyatları'ndan altın madalya alamadan döndük.<br />
Paris'te 8 Eylül'e kadar devam edecek 2024 Paralimpik Oyunları'nda ise şimdiden 3 altın, 5 gümüş, 2 bronz olmak üzere 10 madalyaya ulaşan Türkiye, madalya sıralamasında ise 9. sıraya yükseldi.<br />
Helal olsun.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ÖNCE AŞI SONRA BOMBA</strong><br />
Dünya Sağlı örgütü Gazze'deki soyrıkıma, 10 yaş altı 640 bin çocuğa "çocuk felci aşısı" yapmak üzere kısa bir ara verildiğini açıkladı. Batsın bu dünya.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/8ec7df/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/02/mansur-yavas-adini-duymak-bile-soneri-hoplatmaya-yetiyor-1725224706953.jpeg&amp;mw=500" title="mansur-yavas-adini-duymak-bile-soneri-hoplatmaya-yetiyor-1725224706953.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Sep 2024 13:04:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/melih-altinok-1610362765.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her gece fotoğrafına atkısına sarılıp uyuyorum</title>
                <category>Tuba Kalçık</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/her-gece-fotografina-atkisina-sarilip-uyuyorum-12311</link>
                <author>gudfhdkf@hotmail.com (Tuba Kalçık)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/her-gece-fotografina-atkisina-sarilip-uyuyorum-12311</guid>
                <description><![CDATA[Her gece fotoğrafına atkısına sarılıp uyuyorum]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>7 ay önce eşi&nbsp;Tolga Savacı’yı kaybeden edebiyatçı&nbsp;Nermin Bezmen, yaşadığı büyük acıdan sonra ilk kez&nbsp;GÜNAYDIN’a konuştu. “Tolgamı kaybedeceğimi hissettim. İçime buz gibi bir duygu oturmuştu günler öncesinden” diyen ünlü yazar, yas sürecinin bitmediğini söyledi: “Bazen boğulur gibi oluyorum. Gözyaşlarım serseri mayın gibi. Her gece fotoğraflarını öperek, en sevdiği atkısına sarılarak uyuyorum”</h2>

<p><img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Yeni romanınız 'Teo'da anlattıklarınızla,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yaşamınız arasında benzerlikler</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>var...</strong><br />
Her şeyin kendi içinde bir planı<strong>&nbsp;</strong>ve düzeni var evrende. Çok inandığım<strong>&nbsp;</strong>bu düzenin varlığını bir kez daha<strong>&nbsp;</strong>çok derinden hissettim. Teo'nun hikâyesi<strong>&nbsp;</strong>elimde olmasaydı, sevgili Bilgen<strong>&nbsp;</strong>Ailesi'ne teselli bir kitap yazabilmek<strong>&nbsp;</strong>için yollar aramasaydım, o yolları<strong>&nbsp;</strong>ararken başka kapılar açılıp, yolculuklar<strong>&nbsp;</strong>yapmasaydım, Tolgacığımın gidişinde<strong>&nbsp;</strong>sadece paramparça olmaz, öğütülür,<strong>&nbsp;</strong>un ufak olurdum... Tolgacığımın<strong>&nbsp;</strong>gidişiyle darmadağın oldum. Yüreğim<strong>&nbsp;</strong>yangınlarda, tenim buzlarda, ruhum<strong>&nbsp;</strong>medcezirlerde, ne yerde ne gökte, öylesine<strong>&nbsp;</strong>bir boşluktayım. Nefes alırken<strong>&nbsp;</strong>göğsüm ağrıyor. Kalbim taş doldurmuş<strong>&nbsp;</strong>gibi ağırlaştı. Hiçbir yere sığamadım<strong>&nbsp;</strong>aylarca. Ama isyan etmedim. Ne<strong>&nbsp;</strong>kızgınlık, ne kırgınlık hissetmedim,<strong>&nbsp;</strong>beni bırakıp gittiği için. Yaradan'a küsmedim.<strong>&nbsp;</strong>Gidişlerin de bir zamanı ve<strong>&nbsp;</strong>sebebi olduğuna inanıyorum. Ama bu<strong>&nbsp;</strong>inanç hasretimi, hüznümü asla azaltamıyor.<strong>&nbsp;</strong>Hâlâ, altı ay, bir hafta sonra, her<strong>&nbsp;</strong>gün, her gece, sık sık çok büyük bir acı<strong>&nbsp;</strong>oturuyor içime sanki kalbimin içine<strong>&nbsp;</strong>kayalar doldurmuşlar gibi...<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/d5e38e/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/01/her-gece-fotografina-atkisina-sarilip-uyuyorum-1725202879569.jpeg&amp;mw=600" title="her-gece-fotografina-atkisina-sarilip-uyuyorum-1725202879569.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Tolga Bey ile nasıl tanışmıştınız?</strong><br />
Rahmetli Nazire Dedeman'ın yaş<strong>&nbsp;</strong>günü partisinde. Tanıştığımız gece de<strong>&nbsp;</strong>el ele tutuştuk ve bir daha da ayrılmadık.<strong>&nbsp;</strong>Tolgacığım bana daha o ilk<strong>&nbsp;</strong>gece "Yıllardır ne aradığımı bilmeden,<strong>&nbsp;</strong>hayatımda eksik bir şeyi arıyordum.<strong>&nbsp;</strong>Tatmin olamıyordum bir türlü. Hep bir<strong>&nbsp;</strong>şeyler eksikti. Ama neydi? Seni tanıyınca<strong>&nbsp;</strong>ne aradığımı buldum. Aradığım<strong>&nbsp;</strong>senmişsin. Sana aşık oldum" dedi.<strong>&nbsp;</strong>Aramızda daha ilk andan çok farklı bir<strong>&nbsp;</strong>duygu hissetmiştik. Sanki bir zamanlar<strong>&nbsp;</strong>sevip sonra kaybettiğimiz sevgiliyi<strong>&nbsp;</strong>yeniden bulmuş gibiydi duygumuz.<strong>&nbsp;</strong>Ben Tolgacığımın o güne kadar bir tek<strong>&nbsp;</strong>filmini, dizisini bile izlememiştim.<strong>&nbsp;</strong>Sadece çok iyi ve çok hayranı olan bir<strong>&nbsp;</strong>aktör olduğunu biliyordum. Ama onun<strong>&nbsp;</strong>özünü, ruhunu çok iyi tanıyordum. O<strong>&nbsp;</strong>da bana aynı şeyleri söylediğinde gerçekten<strong>&nbsp;</strong>daha önceden aşina ruhlarımızın<strong>&nbsp;</strong>buluştuğuna inandık.<br />
<br />
<strong>HAYRANLIKLA AŞK KARIŞIYOR</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Günümüz ilişkilerinden sizi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>farklı kılan neydi sizce?</strong><br />
Tanıştığımız gün<strong>&nbsp;</strong>nasılsak, hep<strong>&nbsp;</strong>öyle kaldık.<strong>&nbsp;</strong>O ilk gece dahi<strong>&nbsp;</strong>kendimizi diğerine<strong>&nbsp;</strong>beğendirmek için<strong>&nbsp;</strong>olduğumuzdan farklı<strong>&nbsp;</strong>davranmadık. Samimi<strong>&nbsp;</strong>ve açıktık birbirimize.<strong>&nbsp;</strong>Bu sebepten hep<strong>&nbsp;</strong>birbirimize güvendik<strong>&nbsp;</strong>ve çok dürüsttük.<strong>&nbsp;</strong>Sadece sevgili,<strong>&nbsp;</strong>karı koca, hayat<strong>&nbsp;</strong>arkadaşı değil,<strong>&nbsp;</strong>sırdaş, arkadaş<strong>&nbsp;</strong>olduk. Çok kişinin<strong>&nbsp;</strong>sadece baş başa yaşanan cinsellik<strong>&nbsp;</strong>zannettiği mahremiyet, bizim için<strong>&nbsp;</strong>düşünsel, ruhsal, tensel, geçmişte yaşananlar,<strong>&nbsp;</strong>gelecekle ilgili hayâller dahil<strong>&nbsp;</strong>her detayda yaşanan ve sadece ikimizin<strong>&nbsp;</strong>bildiği bir açıklıktı. Günümüzde<strong>&nbsp;</strong>insanlar hayranlıkla aşkı karıştırıyor.<strong>&nbsp;</strong>Çiftler birbirlerine tahammülsüz.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/ab109d/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/01/her-gece-fotografina-atkisina-sarilip-uyuyorum-1725202890956.jpeg&amp;mw=600" title="her-gece-fotografina-atkisina-sarilip-uyuyorum-1725202890956.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Eşinizi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kaybedeceğinizi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>hissettiniz</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>mi?</strong><br />
Evet. Ben<strong>&nbsp;</strong>2009'un 9<strong>&nbsp;</strong>Ocak gecesi<strong>&nbsp;</strong>rüyamda<strong>&nbsp;</strong>Pamirciğimin<strong>&nbsp;</strong>gideceğini<strong>&nbsp;</strong>görmüştüm...<strong>&nbsp;</strong>Tolgamı<strong>&nbsp;</strong>da kaybetmeden<strong>&nbsp;</strong>önce içime buz<strong>&nbsp;</strong>gibi duygu geldi.<strong>&nbsp;</strong>Ölüm öncesi hissettiğim<strong>&nbsp;</strong>duyguydu<strong>&nbsp;</strong>bu. Hatta İstanbul'daydım,<strong>&nbsp;</strong>telefonda ölümden bahsetmeden<strong>&nbsp;</strong>sadece içimdeki<strong>&nbsp;</strong>buz gibi garip<strong>&nbsp;</strong>duyguyu söylediğimde<strong>&nbsp;</strong>"Aşkım<strong>&nbsp;</strong>sen gel hele,<strong>&nbsp;</strong>ben seni ısıtırım''<strong>&nbsp;</strong>demişti<strong>&nbsp;</strong>bana...<strong>&nbsp;</strong>Amerika'ya<strong>&nbsp;</strong>bu<strong>&nbsp;</strong>duyguyla<strong>&nbsp;</strong>döndüm.<strong>&nbsp;</strong>Tolgacığım<strong>&nbsp;</strong>beni<strong>&nbsp;</strong>havalimanında<strong>&nbsp;</strong>karşıladı,<strong>&nbsp;</strong>hasretle<strong>&nbsp;</strong>sarıldık,<strong>&nbsp;</strong>öpüştük ama<strong>&nbsp;</strong>içimdeki bu<strong>&nbsp;</strong>buz gibi duygu<strong>&nbsp;</strong>hiç gitmedi.<strong>&nbsp;</strong>Ölümü kondurmak<strong>&nbsp;</strong>istemememe<strong>&nbsp;</strong>rağmen birkaç yaşanmışlıktan<strong>&nbsp;</strong>çok iyi bildiğim<strong>&nbsp;</strong>bu duygu beni çok huzursuz<strong>&nbsp;</strong>ediyordu... Ertesi sabah<strong>&nbsp;</strong>filtre kahve hazırladı. He<strong>&nbsp;</strong>gün karşılıklı defalarla<strong>&nbsp;</strong>birbirimize söylediğimiz<strong>&nbsp;</strong>aşk sözcüklerini tekrarladık.<strong>&nbsp;</strong>En son mutfakta<strong>&nbsp;</strong>sarıldı, öptü, "Seni çok<strong>&nbsp;</strong>seviyorum. Hayatımda<strong>&nbsp;</strong>hiç kimseyi senin kadar<strong>&nbsp;</strong>sevmedim. Beni göklere<strong>&nbsp;</strong>çıkardın, bana bu dünyada<strong>&nbsp;</strong>cennetti yaşattın" dedi.<strong>&nbsp;</strong>Bu son konuşmamızdı...<strong>&nbsp;</strong>Sonra sevdiceğim sonsuzluğuna,<strong>&nbsp;</strong>ben hasretin acının dipsiz<strong>&nbsp;</strong>kuyusuna... "Ölümümden sonra...''<strong>&nbsp;</strong>diye bana bırakmış olduğu vasiyetlerini<strong>&nbsp;</strong>aynen yerine getirdim...<br />
<br />
<strong>ÇOK SIK RÜYAMA GİRİYOR</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Yas süreciniz devam ediyor mu?</strong><br />
İnişli, çıkışlı. Bazen boğulur gibi<strong>&nbsp;</strong>oluyorum. Bazen yere çakıldığımı hissediyorum.<strong>&nbsp;</strong>Gözyaşlarım serseri mayın<strong>&nbsp;</strong>gibi. Nerede boşalacağı belli değil. Her<strong>&nbsp;</strong>gece fotoğraflarını öperek, en sevdiği<strong>&nbsp;</strong>atkısına sarılarak uyuyorum. Sık rüyama<strong>&nbsp;</strong>giriyor. Onunla rüyalarımda konuşuyorum.<strong>&nbsp;</strong>Sanki canım benim bir yere<strong>&nbsp;</strong>gitmiş de gelecek gibi düşünüyorum.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/13ac2c/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/09/01/her-gece-fotografina-atkisina-sarilip-uyuyorum-1725202899599.jpeg&amp;mw=338" title="her-gece-fotografina-atkisina-sarilip-uyuyorum-1725202899599.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Kitap çalışmanız var mı?</strong><br />
Tolgacığıma günlük hasret mektuplarım<strong>&nbsp;</strong>var. Biraz da ilk gecemizden itibaren<strong>&nbsp;</strong>dakikası dakikasına tuttuğum<strong>&nbsp;</strong>anılarımızı katarak bir yas kitabı çıkaracağım.<strong>&nbsp;</strong>Kasımda kitap fuarında okuyucularımla<strong>&nbsp;</strong>buluşturacağım. Tolgama<strong>&nbsp;</strong>yazdığım mektupların yas sürecimde<strong>&nbsp;</strong>tesellide büyük katkısı oldu. İlk dört<strong>&nbsp;</strong>ay aşkımdan başka ne bir şey yazabildim<strong>&nbsp;</strong>ne de okuyabildim. Tolgacığımdan<strong>&nbsp;</strong>ve aşkımızdan başka hiçbir konu<strong>&nbsp;</strong>konuşmak istemiyordum. Anılarımızı<strong>&nbsp;</strong>ve mektuplarımı bir araya getirmeye<strong>&nbsp;</strong>devam ediyorum ama aynı zamanda<strong>&nbsp;</strong>roman çalışmalarıma da döndüm.<br />
<br />
<strong>SEKTÖRE<strong>&nbsp;</strong>KIRGIN GİTTİ</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Tolga Savacı'nın kıymetinin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yeterince bilinmediğini söylemiştiniz.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Buna dair başka neler söylemek</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>istersiniz?</strong><br />
Tolgacığımın istediği gibi bir rol gelmedi son yıllarda. O da rol almak için kendini göstermeye çalışan veya iş isteyen biri değildi. Öyle barlarda, kafelerde yönetmen, yapımcı kovalayıp, rol peşinde koşan, kulis yapan bir karakter değildi. Klik yapılaşmaların, grupların içinde yer almazdı. Kendini hatırlatmak gibi bir telaşı yoktu. "Bana değer veren beni arar'' derdi. Ama onun için anlamı olan roller gelmedi. İşler geldi ama o seçiciydi. Bazı projeler de, hatta Tolga Savacı için yazılan bir proje dahil, yapım aşamasına geldiğinde Tolgacığımın politik olarak dik duruşuyla sergilediği kimlik yüzünden sekteye uğradı. Çok onurlu, vakur, çok dürüst, oyunsuz, pozsuz, mert bir cengâverdi sevdiceğim... Bu duruşunu en zor gününde bile değiştirmedi. Kimseye el pençe divan durmadı, dizini dahi bükmedi kimsenin karşısında, sırf iş alayım diye... Ve ben bu güzel erkeği onun için de çok çok sevdim, gururumdu benim. Hâsılı, sektör, Tolgamın en olgun, en tecrübeli döneminde onu değerlendiremedi. O da kırgın gitti.<br />
<br />
<strong>TEO BİR YAS KİTABI<strong>&nbsp;</strong>DEĞİL, TESELLİ KİTABI</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Son romanınız Teo için neler</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>söylemek istersiniz?</strong><strong>&nbsp;</strong>Teo sadece çocuğunu değil, sevdiğini<strong>&nbsp;</strong>kaybeden herkesin okuduğu zaman<strong>&nbsp;</strong>teselli bulabileceği bir kitap. Teo bir<strong>&nbsp;</strong>yas kitabı değil, teselli kitabı. Bu romanı<strong>&nbsp;</strong>Teo'nun ailesine huzur versin<strong>&nbsp;</strong>diye kaleme aldım. Çok mutlular.<strong>&nbsp;</strong>"Hayâl ettiğimizin ötesinde<strong>&nbsp;</strong>oldu'' dediklerinde kanatlandım.<br />
<br />
<strong>ALLAH UMARIM</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>BİR DAHA BANA BÖYLE<strong>&nbsp;</strong>ACI YAŞATMAZ</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Oğlunuz da ciddi bir rahatsızlık geçirdi.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Neler söylemek istersiniz?</strong><br />
Tolgacığımın kaybından kısa bir süre sonra oğlum da bir spazm geçirdi, ardından soktukları anjiyo müdahalesinde enfarktüs geçirip stent takıldı. Duyduğum an ayakta heykel gibi taş kestiğimi ve nefes alamadığımı hatırlıyorum. Sadece arka arkaya yüksek sesle "Allah'ım evlâdımı esirge! Allah'ım beni evlât acısıyla sınama!'' diye saatlerce yakardığımı hatırlıyorum. Çok zor günlerdi. Allah umarım bir daha bana böyle acı yaşatmaz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Sep 2024 13:03:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/tuba-kalcik-1610353207.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUTLU PARTİ VE MERKEZ PARTİ</title>
                <category>Metin Çınar</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/kutlu-parti-ve-merkez-parti-12310</link>
                <author>cinarmetin06@hotmail.com (Metin Çınar)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/kutlu-parti-ve-merkez-parti-12310</guid>
                <description><![CDATA[KUTLU PARTİ VE MERKEZ PARTİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkece sorunlarımız çok büyük.&nbsp;Sorunların kaynağı ise maalesef siyasetçilerdir. Oysa siyaset kısaca “sorunlara çözüm üretme sanatıdır.”&nbsp;Yakın zamanda siyasi hayata yeni bir parti, on yıllık bir partiye de&nbsp;yeni bir genel başkan görev aldı.Layıkıyla yapılan siyaset, Allah’ında hoşuna gidecek en güzel işlerdendir.&nbsp;</p>

<p>KUTLU PARTİ VE PROF. DR. YUSUF HALAÇOĞLU</p>

<p>Siyasi hayatımıza katılan ve Kurucu Genel Başkanlığını Prof. Dr. Yusuf&nbsp;Halaçoğlu’nun&nbsp;yaptığı parti “KUTLU PARTİ”&nbsp;dir. Her parti kuruluşunda ne yazık ki eleştirel&nbsp;bazda&nbsp;“yüz kırk küsur parti varken bir tanede siz mi kurdunuz” diye&nbsp;kurulan&nbsp;siyaseti&nbsp;partiyi küçültmeye, itibarsız hale getirmeye çalışanlar vardır. Sorunları çıkaran siyaset makamı, sorunların çözüm yeri de olmak zorundadır. &nbsp;22 yıldır siyasi hayatımızda tek başına iktidar olan Ak Parti kuruluşunu yaptığı zaman da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında kayıtlı 90 küsur parti mevcuttu. Partilerin çok oluşu siyasette dağınıklığın değil, zenginliğin göstergesidir.&nbsp;</p>

<p>Siyasete farklı bir anlayış getirmek ve Ak Parti iktidarının oluşturduğu yönetim başarısızlıklarını milli bir anlayışla demokrasiyi ön planda yaşatmayı hedefleyen Kutlu Parti ve Genel Başkanı Sn.&nbsp;Halaçoğlu’na, parti yönetiminde görev üstlenmiş arkadaşlara&nbsp;başarılar dilerim. Kendini bilim alanında ispat etmiş, yıllarca da siyasette milletvekili olarak hizmet etmiş bir akademisyendir.&nbsp;Bahçeli’nin yanlışına karşı dik duruşuyla siyasi tarihe adını yazdırmış bir siyasetçidir.&nbsp;</p>

<p>PROF. DR. ABDURRAHİM KARSLI</p>

<p>Siyasete “siyasi ahlak”&nbsp;getiren,&nbsp;her ortamda beyefendi kişiliğiyle ön plana çıkmış bir genel başkan, bir akademisyen ve başarılı bir avukat olan Prof. Dr.&nbsp;Abdurrahim&nbsp;Karslı, 2014 Temmuz’undan beri Türk siyaset hayatında&nbsp;faaliyette bulunanve düne kadar da Kurucu Genel Başkanlığını yaptığı “MERKEZ&nbsp;PARTİ”den&nbsp;kongre kararıyla genel başkanlık görevini başka bir arkadaşına devretmiştir.&nbsp;Fetöcülükle&nbsp;ilgili onlarca davadan beraat edip, “cumhurbaşkanına hakaret”ten hüküm verilip,&nbsp;siyasi yasaklı hale gelmeden kendi kararıyla “partiye zarar gelmesin” kaygısıyla görevi bırakan Karslı, partili&nbsp;olmasa da bir seçmen olarak her zaman siyasette görev&nbsp;yapmaya devam edeceğini beyan etmiştir.</p>

<p>PROF. DR. PELİN GÜNDEŞ BAKIR VE MERKEZ PARTİ</p>

<p>Merkez Parti’ye kongreyle genel başkan seçilen ve eski bir Ak parti milletvekili olan&nbsp;Prof.Dr. Pelin Gündeş Bakır, Ankara Sheraton&nbsp;Hotel’de&nbsp;düzenlediği bir basın toplantısıyla “Merkez Parti Manifestosu”nu kamuoyuyla paylaştı.&nbsp;Ak Parti’de görev yaptığı dönemde kadın olmanın dezavantajlı görülmesi, doğruları partiye ve lidere rağmen söyleyememe sorunu yaşadığını eleştiri konusu yaparak konuşmasına başlayan Gündeş:&nbsp;“Fetö,&nbsp;Pkk&nbsp;gibi terör örgütleriyle mücadelesinde devletin her zaman yanında olacağını, hükümetin&nbsp;olumlu yaptığı işlerini takdir edeceğini ve ihtimalli İstanbul Depremi için her türlü&nbsp;tedbiri alacaklarını”&nbsp;ön plana çıkararak&nbsp;devam etti.&nbsp;Muhalefet görevini tam yapmadığını, bu sorunların çözülmeyişinde muhalefetinde suçu olduğunu söyleyen Pelin Hoca,&nbsp;yeni dönemde ne yazıktır ki “muhalefete, muhalefet edeceğinin” ön resmini&nbsp;de&nbsp;vermiş oldu.&nbsp;Ülke sorunlarıyla ilgili&nbsp;tespit ve çözüm yollarının gösterildiği manifestonun&nbsp;arkasında geniş ve ehil bir ekibin varlığı hemen göze çarpmaktaydı.&nbsp;Pelin Hoca ve yeni yönetimde görev alanlara&nbsp;başarılar dilerken amacının iktidar olduğunu&nbsp;heyecanlı ve kendine güvenli&nbsp;bir&nbsp;beden diliyle ifade eden yeni genel başkana “muhalefete muhalefet etmek, iktidara hizmet etmektir” tavsiyemdir.&nbsp;</p>

<p>Yusuf&nbsp;Halaçoğlu&nbsp;ve Pelin Gündeş Bakır’ın diğer bir ortak noktaları Kayserili oluşlarıdır. İki parti genel başkanının Kayserili olması,&nbsp;Kayseri için bir ayrıcalık olsa gerek.&nbsp;</p>

<p>SİYASİ&nbsp;BİR EŞŞEK&nbsp;HİKAYESİ</p>

<p>Hikaye&nbsp;günümüzden iki bin beş yüz öncesi zamanda geçmektedir. Günümüzle hiçbir yakın ilgisi yoktur. Günümüzün eşekleri, o zamanın&nbsp;eşşekleri&nbsp;değildir.&nbsp;Hikayebelki de o dönemdeki despot siyasetçiler, krallar, nemrut ve firavunların&nbsp;“mutlak itaatkar” olan&nbsp;halkları için anlatılmıştır. Adı geçenlerin&nbsp;günümüz siyasetiyle&nbsp;hiçbir ilgisi yoktur.Okurken sakın ola bugünle alaka&nbsp;kurarsanız, bilin ki yarın&nbsp;sorgulanacaksınız&nbsp;(..!)</p>

<p>Antik Yunan döneminde (MÖ 620-560 yılları arasında) Ege'de yaşayan ünlü masalcı&nbsp;Ezop'un&nbsp;iki bin altı yüz yıldır canlılığını yitirmeyen öyküsü:&nbsp;Hikaye&nbsp;bu ya... Bir inek, bir beygir, bir eşek, etrafa dağılıp insanların ne yaptıklarını öğrenmeye ve üç yıl sonra buluşmaya karar verirler... Her biri başka yöne gider. Aradan üç uzun yıl geçtikten sonra buluşma yerine önce inek ve beygir gelir... İkisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, adeta çökmüştür. Beygir merakla sorar: 'Nedir bu halin inek kardeş?:</p>

<p>İNEK</p>

<p>İnek acıklı bir şekilde içini çekerek anlatır: Sorma beygir kardeş... Bu insanlar çok merhametsiz... Beni durmadan birbirlerine sattılar. Alan sütümü sağdı. Bir inek daha bulup onu yanıma koyarak bizi çifte koştular, aç bıraktılar. Canımı zor kurtardım be kardeş.</p>

<p>BEYGİR</p>

<p>Beygir de acı&nbsp;acı&nbsp;başını sallayarak anlatır: Ah, sorma... Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. Üzerime bindiler, ses çıkaramadım. Biri indi, öbürü bindi! Binmedikleri zamanlar zincire vurdular. Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğinde arkama kocaman bir araba bağladılar. Bu sefer birçoğunu yeniden taşımaya başladım. Ben onları taşıdıkça, daha hızlı gitmem için kırbaçladılar. Canımı zor kurtardım inek kardeş!</p>

<p>EŞŞEK</p>

<p>İnek ve beygir böyle konuşurken uzaktan eşek görünür. Hayli neşelidir. Islık çala&nbsp;çala, taşlara tekme ata&nbsp;ata, hoplaya zıplaya gelir. Mutludur. Üstelik şişmanlamıştır. Tüyleri pırıl&nbsp;pırılparlamakta, gözlerinin içi gülmektedir. Üzerinde lacivert takımlar vardır. İnek ile beygir şaşırmış bir şekilde, 'Nedir bu halin? Neler oldu? Neden böyle zevkten dört&nbsp;köşesin?' diye sorarlar. &nbsp;Eşek keyifli bir şekilde anlatır:&nbsp;'Sizden ayrıldıktan sonra uzakta bir memlekete vardım. Birisi yukarı çıkmış bağırıyor, bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu. Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım. Benim bağırmamı&nbsp;bilirsiniz, yeri göğü inletirim. Sesimi duyan benim yanıma koştu, duyan duymayana haber verdi, etrafım insanla doldu. Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım. Haktan, hukuktan, refahtan, adaletten filan bahsettim...''Eee, sonra ne oldu?”&nbsp;</p>

<p>BAŞKAN</p>

<p>'Ne olacak beni başkan&nbsp;seçtiler! “Deme yahu..!&nbsp;Yani sen başkan mı oldun?''&nbsp;Evet... Bir şey yapmama gerek kalmadı. &nbsp;Ben bağırdıkça onlar 'Seninle gurur duyuyoruz' diye alkışladılar. Ben de yedim&nbsp;ve bağırdım, yedim ve bağırdım!&nbsp;'Pekiii, senin eşek olduğunu anlamadılar mı yahu?'&nbsp;'Valla, yarısı anladı ama diğer yarısına anlatamadı!'</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Aug 2024 04:30:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2022/10/metin-cinar-1664999909.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ayak kırığından CHP mafyasına: Dezenformasyonlar</title>
                <category>Hilmi Daşdemir</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ayak-kirigindan-chp-mafyasina-dezenformasyonlar-12309</link>
                <author>asdfghh@hotmail.com (Hilmi Daşdemir)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ayak-kirigindan-chp-mafyasina-dezenformasyonlar-12309</guid>
                <description><![CDATA[Ayak kırığından CHP mafyasına: Dezenformasyonlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Siz bana bir fotoğraf getirin; ben size bir savaş getiririm”</strong></p>

<p>Yukarıdaki söz, 1890’larda William Randolph Hearts’e ait gazete olan Morning Journal’da İspanyol-Amerikan savaşını çıkarmak için kışkırtıcı haberler yaptırmaya çalışırken Havana’daki muhabirinin, “savaşın çıkmayabileceği” yönünde bir haber telgrafı çekmesi üzerine Hearts, “Sen fotoğrafları temin et; ben savaşı temin ederim.” cevabını veriyor. Sonrasında ise Hearts, Kübalı yetkililerin Amerikalı kadınlara çıplak arama yaptıklarına dair düzmece çizimleri gazetesinde yayınlayarak istediği savaşı temin ediyor.</p>

<p>Savaşmanın evveli savaş çıkarmaktan geçer. Kitlesel iletişim araçlarıyla bu çağda kitleleri yanıltarak amaç ve hedeflerinize ulaşmanız mümkün.</p>

<p>Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın TBMM’de Genel Kurul’a hitap edeceği gün gözlerimiz Genel Kurul salonunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i göremedi.</p>

<p>Bu yokluk üzerine sosyal medyada hızlı bir şekilde CHP’ye yönelik “Filistin karşıtlığı” söylemleri yükseldi.</p>

<p>İlerleyen zaman diliminde Özgür Özel’in, ayağının kırıldığı söylendi.</p>

<p>Daha sonraki günlerde ayağı alçılı bir şekilde Can Atalay’la ilgili oturuma geldiğini gördük.</p>

<p>Ancak bu görüntüler dahi kamuoyunu tatmin etmemiş olacak ki Özgür Özel’e ait olduğu söylenen bir ayak röntgeninin görseli paylaşıldı.</p>

<p>Tabii iddialar hız kesmedi. Bu sefer sosyal medya üzerinden anonim olmayan ve gerçek kişilerin paylaşım yaptığı hesaplardan, CHP Genel Başkanı’nın ayağına kurşun sıkıldığı bir CHP içi hesaplaşmaya işaret edildi.</p>

<p>Bu vesileyle de parti içi hesaplaşmalara yeni bir örgüt boyutu eklenerek “CHP mafyası”na ilişkin bir çerçeve çizilmiş oldu.</p>

<p>FETÖ taktiğiyle söyleyecek olursak; “CHP mafyasına yakınlığı ile bilinen Özgür Özel’e parti içi infaz” adlı bir video çeksek, yayınlasak inananı o kadar çok olur ki…</p>

<p>Biraz daha FETÖ taktiklerini derinleştirebiliriz: “CHP içerisinde başını Mansur Yavaş’ın çektiği belediye makamlarında görev alan eski ülkücüler Özgür Özel’e göz dağı verdi!”</p>

<p>Bu dezenformasyonun ve yalanın sonu maalesef yok.</p>

<p>Siyasi partiler özellikle muhalefet, birbiriyle iletişimlerinde ve rekabetlerinde dezenformasyon sonrası süreçleri bir konfor alanı olarak kullanmaya başladılar.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Mesela vatana ihanetleriyle meşhur olan FETÖ’cülerin çok kullandığı ve Batı istihbaratının elemanı olmuş ve kendilerini hunharca kullandıran gazeteci kılıklı ajanların çok kullandığı ilişkilendirme yoluyla dezenformasyon ve yalan kalıplarından birisini daha hatırlatalım; Ayhan Bora Kaplan ile yakınlığı bilinen Süleyman Soylu.</p>

<p>FB Başkanı Ali Koç’un MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaretinden yansıyan “17-25” takvim görüntüsünün akabinde Sakarya Ülkü Ocaklarının paintball aktivitesini silahlı eğitim olarak haberleştiren Birgün Gazetesi yazarı İsmail Arı da bu halkaya mensup olanlardan.</p>

<p>Anladığımız kadarıyla FETÖ ve iş birlikçileri, muhalefeti dizayn etmeye başladılar. Burada Kemal Kılıçdaroğlu’nun hakkını vermek gerekiyor. CHP, tarihinde şu an olduğu gibi hiç bu kadar dezenformasyona açık ve maruz bir hâle gelmemişti.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Zorlama ve ısmarlama dezenformasyonla devlet, adalet ve siyaset gemisini yürütemezsiniz.</p>

<p>Şu an her ne kadar Özgür Özel’in ayağı kırılmış olsa da uzunca bir süre boyunca kurşunlamış, hesaplaşma yaşanmış gibi iddialardan kurtulması zor olacak gibi.</p>

<p>Özellikle FETÖ’nün bu ülkenin başına musallat ettiği ve yabancı istihbarat örgütlerinin güdümünde profesyonelleştirdiği bu dönemde, kazandığı belediyelerin ve parti içi güç dengelerinin içerisinde CHP büyük bir güvenlik krizinin eşiğinde.</p>

<p>Bir tarafta cumhurbaşkanı adayı olmak için zeminin durumunu gözetmeksizin her tarafa cila çeken belediye başkanları, eski genel başkanın adamları, yeni genel başkanın varlık ve güç mücadelesi, İYİ Parti’den CHP’ye intikal eden ülkücülerin durumu gibi konular bir arada düşünülünce CHP her tarafa çekilmeye müsait bir hâle gelmiş görünüyor.</p>

<p>Maalesef muhalefetin güvenliğinin dahi siyaseten AK Parti ve iktidar olarak Cumhur İttifakı tarafından korunması gereken bir sürecin içerisindeyiz.</p>

<p>Türkiye’de muhalefetin zayıflığı ve eksikleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllardır bahsettiği bir durumdur. Ancak muhalefet, hiçbir döneminde dezenformasyona bu kadar açık bir hâle gelmemişti.</p>

<p>Şimdi iktidarın önünde ülkenin bu kadar işi varken bir de muhalefetin güvenliğini tesis etmek ve muhalefet içindeki belli başlı isimlerin Batı istihbaratına karşı uyanık bir hâle getirilmesini tesis etme sorumluluğu duruyor.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Bu ülkenin işi bu muhalefetle, bu muhalefetin işi de bu savruklukla çok zor…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Aug 2024 04:28:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/11/hilmi-dasdemir-1606041695.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AK PARTİ 23 YAŞINDA</title>
                <category>Dr. İmbat Muğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ak-parti-23-yasinda-12308</link>
                <author>djfd@hotmail.com (Dr. İmbat Muğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ak-parti-23-yasinda-12308</guid>
                <description><![CDATA[AK PARTİ 23 YAŞINDA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>23 yıl önce&nbsp;‘‘Erdemliler Hareketi ’’&nbsp;tarafından bir parti kuruldu ve girdiği ilk seçimlerde oldukça yüksek bir oy oranını yakalayarak (Oyların yüzde 34,3'ünü&nbsp;alarak 363 milletvekilli çıkardı)&nbsp;tek başına iktidar oldu. &nbsp;Partinin kurucu genel başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde&nbsp;AK Parti,&nbsp;kurulduğu günden bu yana girdiği tüm genel seçimlerde birinci parti olmayı başararak, çok partili siyasi hayatın başladığı&nbsp;1946'dan bu yana en uzun süre iktidarda kalan parti oldu.&nbsp;Cumhuriyet&nbsp;tarihinden &nbsp;bugüne&nbsp;siyasi partileri incelediğimizde &nbsp;AK Parti &nbsp;birçok ilk ve başarı ile Türk siyasetine damga vurmuş bir parti olma özelliğini taşımaktadır. AK Parti’nin geçen bu süreçte yaptıkları; altyapı, imar, ulaşım, şehircilik, eğitim, spor, turizm, tarım, sağlık, kültür,sanat, milli ve yerli üretim, savunma sanayi gibi nice eserleri, projeleri ve hizmetleri hiç şüphesiz nesiller boyunca konuşulacaktır. Cumhurbaşkanımız&nbsp;Recep Tayyip Erdoğanyönetimindeki&nbsp;AK Parti milletine efendilik etmeyi değil, köle olmayı şiar edinen anlayışı&nbsp;ile kurulduğu günden bugüne kadar en büyük amacı&nbsp;ve &nbsp;gayreti&nbsp;vatan ve millet sevdalısı bir parti olarak Türkiye’ye hizmet etmek oldu, olmaya da devam etmektedir. AK Parti insan odaklı siyaset anlayışı ile adeta&nbsp;Türkiye'nin&nbsp;çehresini değiştiren girişimlerde bulundu.&nbsp;2004 yılında yapınan yerel seçimlerinde, İl Genel Meclisi seçim sonuçlarına göre yüzde 41.67'lik oyla birinci parti olan AK Parti, 1.950 belediyeyi kazandı.&nbsp;2007 yılında yapınan genel seçimlerinde yüzde 46.58'lik bir oy oranı ile Türkiye'nin 81 ilinin 80'ninde milletvekili çıkardı 2009 yerel seçimlerinde yüzde 38.8 oy oranı ile Türkiye genelinde birinci parti konumunu korudu.&nbsp;İstanbul, Ankara gibi 10 büyükşehir belediyesi, toplamda da 1442 belediye kazandı.&nbsp;2011 genel seçimlerinde AK Parti, yüzde 49,83&nbsp;oranı ile birinci parti olmuştur.&nbsp;AK Parti'nin bu seçimlerde Meclis'e giren 327 milletvekili oldu.&nbsp;30 Mart 2014'te yapılan yerel seçimlerde AK Parti &nbsp;yüzde 45,60 oy oranı ile bu seçimlerde 21 büyükşehir ve 32 ilin belediye başkanlığını kazanarak yine bir seçim zaferine imza attı. 10 Ağustos&nbsp;2014'te&nbsp;CHP ve MHP'nin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ve HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile Cumhurbaşkanlığı için seçim yarışına giren AK Parti Genel Başkanı ve Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 1.&nbsp;turda&nbsp;aldığı 21 milyon 143 oy sayısı ve yüzde 51,79 oy oranı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin 12.&nbsp;Cumhurbaşkanı seçilmiştir.&nbsp;7 Haziran 2015 genel seçimlerinde AK Parti yüzde 40,87&nbsp;oy oranı ile 1.&nbsp;parti&nbsp;seçilmiştir.&nbsp;Ak Parti'nin bu seçimlerde Meclis'e giren millletvekili sayısı ise 258 olmuştur.&nbsp;16 Nisan 2017 tarihindeki halk oylamasında kabul edilen Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanının partili olabilmesinin önünün açılmasının ardından Recep Tayyip Erdoğan, 21 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleştirilen 3. Olağanüstü Büyük Kongrede, kurucusu olduğu AK Parti'nin Genel Başkanlığına yeniden seçildi. 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı&nbsp;seçimlerinde &nbsp;Cumhurbaşkanımız&nbsp;Erdoğan %52.59 oy oranıyla yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. 24 Haziran 2018 Genel seçimlerinde %42.56 oy&nbsp;alan&nbsp;AK Parti iktidarını devam ettirdi. 14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde %35,62&nbsp;oy alan AK Parti iktidarını devam ettirdi. 2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi, %37,81 oy oranı ile 1977 yerel seçimlerinden beri ilk kez birinci parti oldu ve yerelde iktidar konumuna geçti. AK Parti ise %35,48'lik&nbsp;oy oranıyla tarihinde ilk kez ikinci parti konumunda kaldı.&nbsp;</p>

<p>Adalet ve Kalkınma Partisi 23.&nbsp;kuruluş&nbsp;yıl dönümünü töreninde konuşan&nbsp;Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan&nbsp;çok önemli mesajlar verdi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Satır başlarından bir kısmı …</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘‘Bugün mutluyuz, gururluyuz, AK Parti ailesi olarak heyecanlıyız.&nbsp;Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyerek revan olduğumuz millete hizmet yolunda bugün 23.&nbsp;yılımızıdevirdik. Oyunları bozarak bugünlere geldik.’’ dedi. Parti teşkilatına da seslenen Erdoğan, ‘‘Başlatacağımız Büyük Kongre sürecimizi sadece bir vitrin yenilenmesi olarak değil, milletimizin bizden beklediği kapsamlı değişimin ana zemini olarak görüyoruz.&nbsp;Kendini yorulmuş hisseden varsa, onlardan kenara çekilip biraz soluklanmalarını istiyoruz.’’ diye konuştu.&nbsp;‘‘367 diye bir şey uydurarak Meclis'in iradesine ipotek koymak istediler.&nbsp;Cumhuriyet mitingleriyle insanımızı kışkırttılar, Gezi olaylarında 3-5 ağacın taşınmasını bahane ederek sokaklarımızı ateşe verdiler.PKK'sından FETÖ'süne, DEAŞ'ından DHKP/C'sine varıncaya&nbsp;kadar&nbsp;yularını ellerinde tuttukları bütün taşeronları üzerimize saldılar. 17/25 Aralık'ta emniyet yargı teşkilatlarımıza sızan haşhaşileri, 15 Temmuz gecesi Silahlı Kuvvetlerimiz içindeki hainleri kullanarak, milletin iradesine çökmeye kalkıştılar.Her seçim döneminde sandığın itibarına gölge düşürmek, kitleleri karşı karşıya getirmek için sayısız yola başvurdular.&nbsp;Türkiye ne zaman kendini toparlasa, ne zaman ekonomide kabuğunu kırmaya çalışsa bir bahane üretip bizi yolumuzdan çevirmeye çalıştılar.Allah'a hamdolsun bunların hiçbirine eyvallah etmedik.Önce Allah'ın yardımı, sonra aziz milletimizin duası ve desteği sayesinde oyunları bozarak, kirli senaryoları parçalayıp atarak bugünlere geldik.’’ diye konuştu.&nbsp;‘‘Burada şu hususun altını özellikle çizmek isterim, farklı yaşam tarzlarını birbiriyle çatıştırmak, Türkiye'de bu çatışmayla bir istikrarsızlık oluşturmak isteyen, kökü dışarda girişimlerin tamamının farkındayız.&nbsp;21'inci yüzyılda, 'Türkiye Yüzyılı'nda, lider ülke olma yolunda azimle ilerlerken, insanların kılık kıyafetlerinden, inançlarından, mezheplerinden, etnik kökenlerinden, yaşam tarzlarından dolayı keskin bir ayrışmaya gitmesi, Türkiye'ye husumettir, milletimize açık bir düşmanlıktır.&nbsp;Ezana, bayrağa, camiye, Kur'an'a, cami cemaatine, kutsal değerlerimize saldırmayı aklının ucundan geçirenin gözünün yaşına bakmayız.&nbsp;Şunu herkes bilsin ve anlasın, biz, İstiklal&nbsp;Savaşı'nı, bu semalarda ezan özgürce okunsun, camilerimiz açık kalsın, şanlı bayrağımız özgürce dalgalansın diye yaptık.&nbsp;Binlerce şehidimizi bunun için verdik.&nbsp;Açık söylüyorum, ezanla, bayrakla, camiyle, cami cemaatiyle derdi olan, bu değerlere husumet besleyen bu milletin evladı değildir, bu milletin düşmanıdır, Türk'ün düşmanıdır ve biz böyle bir zihniyete en küçük müsamaha göstermeyiz.&nbsp;Biz gençlerimizin, çocuklarımızın zehirlenmesine, vatan topraklarımızın İslam ve Müslüman karşıtı lümpen ırkçılık illetiyle işgal edilmesine göz yumacak bir parti, böyle bir iktidar değiliz.’’ diye konuştu.&nbsp;&nbsp;‘‘Pınarhisar'dan çıktığımız andan itibaren bizi aşkla bağrına basan, kuruluşumuzdan bu&nbsp;yana&nbsp;bizi çok güçlü biçimde destekleyen, girdiğimiz her seçimde, karşılaştığımız her sıkıntıda, maruz kaldığımız her saldırıda dimdik yanımızda duran necip milletimin her bir ferdine, şahsım ve partim adına teşekkürlerimi arz ediyorum.&nbsp;Böyle bir milletin mensubu ve hizmetkarı olmaktan bahtiyarlık duyuyoruz.&nbsp;Bizlere, Türkiye 'ye, Türk milletine ve tüm insanlığa hizmet etme imkanını bahşeden ve bu güzelliği yaşatan Rabb'imize sonsuz hamdediyoruz.&nbsp;AK Parti'nin 23'üncü yaşının, ülkemize, milletimize, demokrasimize ve tüm insanlığa hayırlı olmasını Rabb'imden niyaz ediyorum.’’</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dr.İmbat MUĞLU</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Aug 2024 04:27:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/dr-imbat-muglu-1607153782.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eyüpspor’un teknik direktörü Arda Turan: Abi dediğim insanlar beni ateşe attı</title>
                <category>Tuba Kalçık</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/eyupsporun-teknik-direktoru-arda-turan-abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-12307</link>
                <author>gudfhdkf@hotmail.com (Tuba Kalçık)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/eyupsporun-teknik-direktoru-arda-turan-abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-12307</guid>
                <description><![CDATA[Eyüpspor’un teknik direktörü Arda Turan: Abi dediğim insanlar beni ateşe attı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Eyüpspor'un teknik direktörü&nbsp;Arda Turan, GÜNAYDIN'a verdiği röportajında paranın kendisi için önemli olmadığını, birçok sözleşmesinde boş mukaveleye imza attığını belirtti. "Mutlu olduğum yerde olmak en büyük motivasyonum" diyen eski futbolcu,&nbsp;A Milli Takım'dayken EURO 2016'da yaşanan prim kriziyle ilgili de kendisine haksızlık yapıldığını söyledi: "Parayı, ülke ve futbol sevgimin önüne koymamış biri olarak günah keçisi ilan edildim. Abi dediğim insanlar tarafından hiçbir suçum yokken ateşe atıldım"</h2>

<p><img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Bayrampaşa'dan çıkıp dünyanın en önemli takımlarında</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>oynadınız. Kariyerinizde sizi en çok motive</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>eden şey neydi?</strong><br />
Mücadele. Hayatımda elde etmek istediğim her şey<strong>&nbsp;</strong>için mücadele ettim. Başarma duygusunun yeri benim<strong>&nbsp;</strong>için ayrı. Galatasaray altyapı seçmelerine girdim, kazandım.<strong>&nbsp;</strong>Performansımla A takıma seçildim. Milli takımda<strong>&nbsp;</strong>unutulmaz günler yaşadım. Sonrasında Galatasaray kaptanı<strong>&nbsp;</strong>oldum. La Liga'ya transfer oldum. Atletico'da şampiyon<strong>&nbsp;</strong>oldum, sonra Barcelona'ya transfer oldum. Sadece<strong>&nbsp;</strong>futbol oynamak hayaliyle yola çıkan bir çocuk için<strong>&nbsp;</strong>rüya gibi. Ben hayatım boyunca parayla motive olmuş<strong>&nbsp;</strong>biri değilim. Dönün bakın benim kariyerime ve sözleşme<strong>&nbsp;</strong>süreçlerime, en çok kullanılan kelime 'Boş mukaveleye<strong>&nbsp;</strong>imza'dır. Bu bazen doğru olmayabilir, süreçleri<strong>&nbsp;</strong>belki daha profesyonel yürütmek daha doğru ama bu da<strong>&nbsp;</strong>benim. Benim karakterim bu. O yüzden ben mutlulukla,<strong>&nbsp;</strong>mutlu olduğum ortamlarda bulunmayla motive olurum.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/46ca28/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994160293.jpeg&amp;mw=398" title="abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994160293.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>HAKSIZLIĞA KARŞI HEP TEPKİ GÖSTERDİM</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Duygularınızla hareket eden birisiniz. Bu açıdan</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yaşadığınız en büyük pişmanlık neydi?</strong><br />
Bu, benimle ilgili yapılan en büyük eleştiri. Bu özelliğimin<strong>&nbsp;</strong>bana negatif etkiler olmuş mudur? Elbet olmuştur.<strong>&nbsp;</strong>Mantığı ön plana koymak insanı her zaman daha<strong>&nbsp;</strong>korunaklı bir alanda tutuyor. Ama bu benim karakterim;<strong>&nbsp;</strong>duygularım sıklıkla ön planda oluyor. Yaş aldıkça bunu<strong>&nbsp;</strong>dengelemeyi daha fazla öğrendim. Geriye dönüp baktığınızda<strong>&nbsp;</strong>20'li yaşlarda yaptığınız<strong>&nbsp;</strong>birçok şey şimdi anlamsız<strong>&nbsp;</strong>gelebiliyor. Ama şuna eminim<strong>&nbsp;</strong>Arda'ya 20'li yaşlarımdan baksam<strong>&nbsp;</strong>belki bugünkü birçok<strong>&nbsp;</strong>hareketim ona saçma gelebilir.<strong>&nbsp;</strong>Artık daha rafine<strong>&nbsp;</strong>bir hayatım var. İşim,<strong>&nbsp;</strong>ailem, çocuklarım.<strong>&nbsp;</strong>Bir pişmanlıktan<strong>&nbsp;</strong>bahsetmenin<strong>&nbsp;</strong>doğru olduğunu<strong>&nbsp;</strong>düşünmüyorum.<strong>&nbsp;</strong>Hepsi beni<strong>&nbsp;</strong>bugün olduğum<strong>&nbsp;</strong>Arda yaptı. Hâlâ<strong>&nbsp;</strong>eksiklerim var ama<strong>&nbsp;</strong>geldiğim noktadan<strong>&nbsp;</strong>mutluyum.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Öfkenizi kontrol edemediğiniz</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>için kavga haberleriyle</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>basına birçok defa konu</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>oldunuz. Kariyerinizi bu açıdan</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>doğru yönetemediğinizi düşünüyor musunuz?</strong><br />
Bu konuyu kariyer yönetimi ekseninde değerlendirmek<strong>&nbsp;</strong>doğru değil. Evet, zaman zaman öfkeme hakim olamadığım<strong>&nbsp;</strong>olaylar yaşadım. Geriye dönüp baktığımda bunları<strong>&nbsp;</strong>farklı iletişim yöntemiyle çözebilir miydim? Evet<strong>&nbsp;</strong>ama hepsinde bir haksızlığa tepki veriyorum. Haksızlığa<strong>&nbsp;</strong>karşı tepkisiz kalamıyordum. Yine haksızlık karşısında<strong>&nbsp;</strong>sessiz kalmam; ama daha sakin çözümler üretmeyi öğrendim.<strong>&nbsp;</strong>Bu da hayatın insana zamanla öğrettiği bir şey.<br />
<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994185005.jpeg" title="abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994185005.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>GÜÇ ZEHİRLENMESİ YAŞADIM</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Genç yaşınızda çok büyük takımlarda oynadınız.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Bu durum sizde 'güç zehirlenmesine' mi neden oldu?</strong><br />
Kariyerimde yaptığım hataların çoğu bireysel inişler<strong>&nbsp;</strong>ve çıkışlar. Onların temeline bakarsanız birçoğu da etrafımdaki<strong>&nbsp;</strong>insanları koruma, sahip çıkma duygusu olduğunu<strong>&nbsp;</strong>görebilirsiniz. Her gerginliğimi buna bağlamak doğru<strong>&nbsp;</strong>olmaz ama geneli böyle. Büyük takımlarda oynamak,<strong>&nbsp;</strong>büyük başarılara imza atmak insan hayatında değişiklikler<strong>&nbsp;</strong>meydana getirebiliyor, bu doğal. Yaşadığım güç zehirlenmesinde<strong>&nbsp;</strong>bunun da payı olabilir. Ama ben hep haksızlığa<strong>&nbsp;</strong>karşı elimden gelen mücadeleyi vermiş, gerektiği<strong>&nbsp;</strong>yerde kavgayı göze almış biriyim. Yöntemimi sorgulayabiliriz.<strong>&nbsp;</strong>Geriye dönüp kendimle yüzleşince ben de sorguluyorum.<strong>&nbsp;</strong>Bazı aksiyonlarımda o güç zehirlenmesiyle yanlış<strong>&nbsp;</strong>yapmış olabilirim. Bunların hepsinin bedelini de ödedim.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Milli Takım'daki son döneminizde hep medyanın</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>gündeminde oldunuz. Bazı gazetecilerin size haksızlık</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yaptığını söylediniz belgeselde. Size karşı neden böyle</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bir tavır aldılar?</strong><br />
Belgeselde bu konuya değiniyoruz. Çekimleri yaptığımız<strong>&nbsp;</strong>süreçte bu konuları tekrar konuşmak biraz zor geldi<strong>&nbsp;</strong>bana. Yüzleşme anlamında<strong>&nbsp;</strong>değil. Başından itibaren<strong>&nbsp;</strong>günah keçisi ilan edildiğim<strong>&nbsp;</strong>bir konuydu. Ortada milli<strong>&nbsp;</strong>forma var, ben hayatım<strong>&nbsp;</strong>boyunca parayı<strong>&nbsp;</strong>ülke ve futbol sevgimin<strong>&nbsp;</strong>önüne koymamış<strong>&nbsp;</strong>biriyim ama<strong>&nbsp;</strong>orada tüm ihale<strong>&nbsp;</strong>bana kalmıştı.<strong>&nbsp;</strong>O dönem<strong>&nbsp;</strong>öyle bir<strong>&nbsp;</strong>tavırla karşılaşmıştım.<strong>&nbsp;</strong>Abi dediğim<strong>&nbsp;</strong>insanlar<strong>&nbsp;</strong>tarafından hiçbir<strong>&nbsp;</strong>suçum yokken ateşe<strong>&nbsp;</strong>atıldım. Ama belgeselde<strong>&nbsp;</strong>konunun taraflarıyla konuşulup,<strong>&nbsp;</strong>olayın daha net anlaşılmasından<strong>&nbsp;</strong>memnunum.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994177483.jpeg" title="abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994177483.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<br />
<strong>FATİH TERİM KARİYERİMDEKİ EN ÖNEMLİ FİGÜRLERDEN BİRİ</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Kariyerinizde Fatih Terim'in ayrı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bir yeri var..</strong><br />
Fatih Terim kariyerimdeki en önemli<strong>&nbsp;</strong>figürlerden biri. Hep yol gösterici olmuştur,<strong>&nbsp;</strong>zor günlerimizde yanımızda<strong>&nbsp;</strong>olmuştur. Her zaman büyüklüğünü<strong>&nbsp;</strong>göstermiştir. Teknik direktörlüğünden<strong>&nbsp;</strong>ilham aldığım birkaç farklı hoca var.<strong>&nbsp;</strong>Fatih Hoca da bu isimlerin başında geliyor.<strong>&nbsp;</strong>Ondan, şartlar ne olursa olsun asla<strong>&nbsp;</strong>pes etmemeyi ve doğru zamanda doğru<strong>&nbsp;</strong>riskleri almayı öğrendim. Mücadele kavramına<strong>&nbsp;</strong>kattığı anlam, Fatih Hoca'nın en<strong>&nbsp;</strong>çok saygı duyduğum özelliklerindendir.<strong>&nbsp;</strong>Simeone'den savunma noktasında kıymetli<strong>&nbsp;</strong>şeyler öğrendim, Luis Enrique'den<strong>&nbsp;</strong>oyunun ofansif kodlarını ve bireysel<strong>&nbsp;</strong>yetenekleri nasıl ön plana çıkarabileceğimi...<strong>&nbsp;</strong>Çalıştığım tüm teknik adamlardan<strong>&nbsp;</strong>edindiğim çok tecrübe var. Şu anda da<strong>&nbsp;</strong>öğrendiklerimi en iyi şekilde kendi takımımda<strong>&nbsp;</strong>uygulamaya çalışıyorum.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994232358.jpeg" title="abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994232358.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>ÇOK KIYMETLİ OYUNCULARIMIZ VAR</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Türk futbolunun yeni nesil futbolcular</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>arasında sizin başarınızı yakalayacak</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bir isim var mı?</strong><br />
Elbette var. Arda Güler, Barış Alper Yılmaz, Ferdi Kadıoğlu, Kenan Yıldız, Kerem Aktürkoğlu... Liste daha uzar gider. Hakan Çalhanoğlu zaten şu anda geldiği noktada muhteşem bir kariyere sahip. Çok kıymetli oyuncularımız var bizim. Onlara bakınca içimde çok güzel duygular uyanıyor. Euro 2024'te bize milli takım heyecanını yaşattılar. Bizi yeniden bir araya getirdiler. Çok özel bir takım oldular. Umuyorum ki hepsi beni yakalayacak ve geçecek. O zaman benim yaptıklarım daha çok anlam kazanır.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/eyupsporun-teknik-direktoru-arda-turan-abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994546987.jpeg" title="eyupsporun-teknik-direktoru-arda-turan-abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994546987.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<br />
<strong>HAYATIM BOYUNCA&nbsp;</strong><strong>KALABALIK SOFRALARI,&nbsp;</strong><strong>ARKADAŞLARI SEVDİM</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>İspanya'daki futbol kariyerinizde</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>özel hayatınızla gündem</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>olmuştunuz. Evinize çok</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>misafir geldiği, futbola kanalize</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>olmadığınız gibi eleştiriler</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>de vardı.</strong><br />
Prime Video'da yayınlanan belgeselde bir cümlem var, "Bir daha asla 24 yaşında Atletico Madrid futbolcusu olmayacağım" diye. Ben hayatım boyunca kalabalık sofraları, arkadaşları sevdim. Çevremde olmaları bana hep güç verdi. Ben Atletico Madrid'de şampiyonluklar kazanırken de çevremde arkadaşlarım vardı. Sanki sonrasında yaşadığım sportif düşüşün tek sebebi oymuş gibi gösteriliyor, ben onun yanlış olduğunu söylüyorum. O yaşlarda, o enerjiyi o duyguyu seviyordum. Belgeselde Filipe Luis bu konuyu çok güzel anlatıyor. Bizim evdeki ortamı, buluşmalarımızı, mangal partilerini... Bu Türkiye'de her zaman konu oldu ama İspanya'da kimse bu adamın çevresinde neden arkadaşları var demedi.<br />
<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994238029.jpeg" title="abi-dedigim-insanlar-beni-atese-atti-1723994238029.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<br />
<strong>FUTBOL BANA&nbsp;</strong><strong>HAYALLERİMİN ÖTESİNDE&nbsp;</strong><strong>BİR HAYAT SUNDU</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Dünyadaki başarılı futbolculara</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>baktığımızda dar gelirli ailelerden</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>geliyor. Dar gelirli aileden</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>gelmek sizin futbol yaşamınızı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>nasıl etkiledi?</strong><br />
Benim için aile her şeydir. Onların mutlu olması, kendilerini güvende hissetmeleri ve huzur içinde yaşamaları benim en önemli önceliklerimden biri. Refah içinde bir çocukluk geçirmedim. Her orta gelirli aile gibi bizim de kendimize göre ekonomik sıkıntılarımız vardı. Futbol bana hayallerimin de ötesinde bir hayat sundu. Hiç unutmam, bir gün eve geldiğimde annem ağlıyor. Yanına gidip ne olduğunu sorduğumda "Bu ev çok küçük, çok rutubetli" diye cevap vermişti. Ben de ona "Sen hiç merak etme annem, sen 40 yaşına gelmeden sana daha büyük çok güzel bir ev alacağım" demiştim. Çok şükür ki annem 40 yaşına gelmeden o sözümü tutabildim. Geriye dönüp baktığımda bu kadar büyük bir kariyer yapamamış da olsaydım, sırf anneme o ev sözünü tutmuş olabilseydim yine dünyanın en mutlu insanı olurdum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Aug 2024 15:26:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/tuba-kalcik-1610353207.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bazı kiracıların eve çökmesi!</title>
                <category>Mevlüt Tezel</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-12306</link>
                <author>dfdklggl@hotmail.com (Mevlüt Tezel)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-12306</guid>
                <description><![CDATA[Bazı kiracıların eve çökmesi!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diyetisyen Dilara Koçak, ev sahibiyle davalık oldu.<br />
Ev sahibi, Göktürk'te 3 dönüm arazi içinde bulunan kütük evde 25 bin lira kiraya oturan Koçak'a, "Benzer evler 280 bin TL'den kiralanıyor" diyerek tahliye davası açtı.<br />
Günaydın'dan Ömer Karahan'ın bu özel haberi konut sahipleri ve kiracılar arasındaki bitmek bilmeyen anlaşmazlıklara güzel bir örnek. Koçak belki de Türkiye'deki en değerli arazilerin birinde lüks bir evde hem bedavaya oturuyor hem de satılığa çıkan evi görmek isteyenlere izin vermiyor! Ev sahibi haklı ama o açtığı dava Borçlar Kanunu'nda kira sözleşmelerinde kiracılara tanınan büyük avantajlar yüzünden yıllarca sürebilir.<br />
Koçak da düşük kira ödemeye devam eder.<br />
Geçtiğimiz günlerde Demet Akalın da evinde 5 bin TL'ye oturan kiracısı için bir TV programında "Bu evleri siz bedava oturun diye almadık arkadaş. Adam çöktü evime ya" diye konuşmuştu.<br />
Kiracısı da "Zam yapacaktım ama programda konuştuğu için vazgeçtim" demiş iyi mi? Ev sahibi-kiracı anlaşmazlıkları içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı.<br />
Türkiye'de 1 milyon boş konut var, lakin kiralık ev bulmak çok zor. Çünkü bu konutların birçoğu kiracıyla anlaşmazlık yaşamamak için boş tutuluyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-1723996193344.jpeg" title="bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-1723996193344.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>'BOŞ TUTARIM DAHA İYİ'!</strong><br />
Bazıları "Bir yıllık sözleşme imzalasam da o sözleşmenin 10 yıllık ömrü var! Kiracıyla uğraşmaktansa satarım, başım ağrımaz" diyor.<br />
Lakin konut kredileri ve mevduat faizleri de yüksek olduğu için konut satışlarında yaprak kımıldamıyor!<br />
Boş tutulan konutların vergisinin artırılması da çözüm olmayabilir! Birçok konutu yazlık ya da ikinci ev olarak göstermek mümkün!<br />
Kaldı ki, boş tutulan birçok yazlık, kışlık da var! Boş konut stokunun değerlendirilmesi için Borçlar Kanunu'nda kira sözleşmeleriyle ilgili bazı tartışmalı maddeler gözden geçirilmeli!<br />
Ne konut sahibi haksız kira artışı yapabilsin ne de kiracılar ederinden çok düşük kira ödeyerek evlere çöksün! Kiracı ve konut sahipleri eşit haklara sahip olursa daha çok konut kiraya verilir!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>BU NASIL BİR NEFRET?</strong><br />
Ali Koç'a yapılan saldırı Göztepe-Fenerbahçe maçının da önüne geçti.<br />
Bazıları "Koç'un saha kenarında ne işi vardı?" diyor.<br />
Elbette olmasa daha iyi olurdu ama Koç, başkan olarak maçtan önce ve maç sırasında Fenerbahçe taraftarına yapılan kötü muamele ve saldırılara karşı taraftarına destek olmak istedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-1723996204350.jpeg" title="bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-1723996204350.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Bileti olduğu halde bazı Fenerbahçe taraftarları maça neden giremedi?<br />
Fenerbahçe forması var diye taraftar neden tartaklandı?<br />
Polisin önünde bazı taraftarların formaları neden ve nasıl zorla çıkartıldı? Fenerbahçe forması yakan, taraftara saldıran Göztepelilerin bu kin ve nefreti nereden geliyor? Polis görevini yapmıyorsa ve taraftar işkence çekiyorsa Koç'un devreye girmesi kabahat sayılmaz herhalde.<br />
Öte yandan Koç'a saldıran Fatih Özkan adlı şahısın boynunda akreditasyon kartı vardı.<br />
Göztepe kulübünde görevli olan Özkan'ın 'kasten adam öldürmeye teşebbüse yardım' suçundan yargılananlar arasında olduğu ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı ortaya çıktı.<br />
Böyle bir kişinin saha kenarında ne işi var? Nasıl akreditasyon kartı olabiliyor?</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ORMAN YANGINLARI<strong>&nbsp;</strong>VE BELEDİYELER</strong><br />
Hava-kara gücünüz ne kadar güçlü olsa da orman yangınını söndürmek çok ama çok zor!<br />
Hele bir de rüzgâr varsa dünyanın en güçlü ülkesi ABD bile olsanız bir yere kadar yangına müdahale edebiliyorsunuz.<br />
Elbette yangınları söndürmek için araçlarınız tam kapasite olmalı ama orman yangınlarını çıkmadan önlemek yangın çıktıktan sonra söndürmekten daha kolay.<br />
Sönmemiş sigara izmaritleri, kırık çam şişiler, söndürülmeyen mangal ateşi, anız yakma vs. insan kaynaklı yangınları önlemek için daha ağır cezalara ihtiyacımız var.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/e4a8cc/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-1723996204127.jpeg&amp;mw=500" title="bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-1723996204127.jpeg" /><br />
<br />
Orman yangınlarının çok çıktığı Ege ve Akdeniz bölgelerinde doğa kirliliği de önemli bir faktör. Yazın birçok ormanlık alan çöplüğe dönüşüyor.<br />
Sıcaklık 43-44 dereceye çıkınca ormana atılan çam şişeleri mercek görevi görüyor!<br />
Zabıta ve jandarma ormanlardaki çevre kirliliğini önlemek için birlikte hareket etmeli.<br />
Bir diğer sorun da yetki tartışması.<br />
Orman alanlarında çıkan yangınları söndürme başta Orman Genel Müdürlüğü'nün sorumlu. Ancak yangın yerleşim alanlarına sıçrarsa ya da yangın bir yerleşim yerinde başlarsa belediyelerin itfaiye hizmetleri de burada devreye giriyor.<br />
Yangını çıkmadan önlemede belediye yetkililerine daha çok iş düşüyor.<br />
Çeşme Belediyesi gibi vatandaştan su tankeri isteyecek duruma düşmek yerine belediyeler bütçelerinde orman yangınlarını önlemek için yeterli payı ayırmalılar.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ONUN GİBİSİ GELMEDİ</strong><br />
Sinema bir efsanesini daha kaybetti. 'Le Somourai' , 'Un flic', 'Plein Soleil' gibi birçok başyapıtta rol alan Fransız aktör Alain Delon 88 yaşında aramızdan ayrıldı.<br />
2011 yılında 'Hayatımın Kadınları' isimli fotoğraf albümü için fotoğraf seçmesini istendiğinde Delon, "Aşağı yukarı 200 fotoğrafta hayatımın önüme serilmesi bir sınav gibiydi" demişti.<br />
O, 200 kadın resmen şöhretler karması gibiydi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-1723996201845.jpeg" title="bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-1723996201845.jpeg" /><br />
<br />
İtalyan asıllı popüler sanatçı Delilah, sinemada görüp görebileceğiniz en güzel en yetenekli oyunculardan Romy Schneider, Nathalie Barthelemy (Delon'la dört yıl evli kalmıştı) Federico Fellini'nin filmi 'La Dolce Vita'nın yıldızı Nico Paffgen ve model Mireille Darc (Delon'la evli kalmıştı) ünlü aktörün hayatında öne çıkan kadınlardı.<br />
"Hayatta üç şeyi çok iyi yaparım; işim, aptallık ve çocuk" diyerek hayatını özetleyen Delon hem hızlı hem de dolu yaşadı.<br />
Sinemada birçok yakışıklı aktör izledik ama Delon gibisi gelmedi.<br />
Hem yakışıklı, hem çekici, hem karizmatik, hem de zarif.<br />
Bu dört özelliği bir arada galiba sadece Delon'da görebildik.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>Altyazı</strong><br />
"Sonunda hayat bir kabullenme eylemine dönüşüyor. Çünkü öleceğini anlıyorsun." (Pi'nin Yaşamı)<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/18/bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-1723996210216.jpeg" title="bazi-kiracilarin-eve-cokmesi-1723996210216.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Aug 2024 15:26:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Analiz değil, operasyon</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/analiz-degil-operasyon-12305</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/analiz-degil-operasyon-12305</guid>
                <description><![CDATA[Analiz değil, operasyon]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Keşke ülke olarak...<br />
İçine çekilmeye çalıştığımız mayınlı arazilere uzaktan bakabilsek...<br />
Hatta dalgacı biçimde bakabilsek...<br />
Ne numaralar çevriliyor, ne taklalar atılıyor, anlardık...<br />
Ama yaşadığımız günler bu mesafeye izin vermiyor.</p>

<p>***</p>

<p>Ortalığın sakin olduğu zamanlarda olsaydık...<br />
Bloomberg Media'nın "Önümüzdeki bir yıl içinde iç kargaşa çıkma riski yüksek G-20 ülkeleri" listesinde birinci sıraya konulmamıza da güler geçerdik...<br />
Bunu hak ediyor çünkü...<br />
Bu kadar saçma bir grafiğe analiz denebilir mi?<br />
Geçen gün Nurettin Akçay da Çin'in listedeki yerine şöyle itiraz etmişti: "Çin'i beşinci sıraya koyduklarına göre iç çatışma ihtimalini yüksek görmüşler. Bu ihtimal yüzde bir bile değil. 1, 5 milyar insanın tek tek her anının kontrol edildiği bir toplumda öyle iç çatışma falan çok zor..."</p>

<p>***</p>

<p>Türkiye, birinci sırada...<br />
Rusya, ikinci sırada...<br />
ABD'nin üçüncü sırada olması, Demokratlara yakın Amerikan finans sektörü için yem...<br />
Onu geçin...<br />
İlk iki sıraya bakın, orası önemli.<br />
Bloomberg Media aslında Türkiye ve Rusya'da bir iç kargaşa ihtimali görmüyor...<br />
Bunun olmasını istiyor...<br />
İsrail meftunu ve Kamala hayranı bir medya grubu olarak buna işaret ediyor. Tepelerden bu haberi ortalığa salın denmiş, salınmış.<br />
Analiz falan değil, operasyon...<br />
Olay bu!</p>

<p>***</p>

<p>Demek ki...<br />
İç kargaşa hesapları var...<br />
Demek ki..<br />
2024'ün ikinci ve 2025'in ilk yarısı için "dışarıdan" yüklenen gündemlere daha dikkatle yaklaşmamız gerekiyor.<br />
Demek ki...<br />
Millet arasında ayrım çizgilerini kalınlaştıracak yeni gündemlere ağırlık verecekler...</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>GERÇEKTEN ÜZÜCÜ</strong><br />
Alıştık artık...<br />
Her orman yangınında...<br />
Fetöcüsü, PKK'lısı, Çeşme'de keyfine bakarken birden "siyasileşmesi" tutanı bir araya gelip ortalığı dezenformasyon yağmuruna tutuyorlar...<br />
Düşünün, bıkmadılar, büyük California yangınında çekilmiş fotoğrafları İzmir diye yine piyasaya sürdüler.<br />
Sosyal medya çağının gerçekleri bunlar...<br />
Ben bunlara değil de, sıradan insanların tepkilerine bakıyorum ve asıl ona üzülüyorum.<br />
Bu ülkeyi zerre kadar sevmeyenler ne kadar çoğaldı...<br />
Kendilerini bu kadar haklı görmeleri ve sosyal medya mesajlarının bu kadar rağbet bulması ne vahim şey!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Aug 2024 15:25:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>En tehlikeli salgın: Maymun kaygısı</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/en-tehlikeli-salgin-maymun-kaygisi-12304</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/en-tehlikeli-salgin-maymun-kaygisi-12304</guid>
                <description><![CDATA[En tehlikeli salgın: Maymun kaygısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her sabaha ayrı bir felaket haberiyle uyanmaya fena halde alıştık. En büyük korkum artık yüreklerimizin nasır bağlayıp, tepkisiz, ifadesiz robotlara dönüşme ihtimalimiz...<br />
Son üç günün felaket haberi Afrika'dan geldi. Maymun çiçeği virüsü yüzünden üç yılda 1500'e yakın kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Dünya Sağlık Örgütü giderek yayılan salgın için kırmızı alarm verdi.<br />
kırmızı alarm verdi. Gelin görün ki, bundan çok daha tehlikeli, vahşi ve ölümcül bir salgının varlığını tespit ettim. Nasıl mı? Anlatayım:<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/17/en-tehlikeli-salgin-maymun-kaygisi-1723905643520.jpeg" title="en-tehlikeli-salgin-maymun-kaygisi-1723905643520.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Adı Monkeypox olarak konulan maymun çiçeği hastalığının ismi daha sonra M-Pox olarak değiştirildi. Sebebi, ırkçı gönderme ve alaylardan kaçınmaktı. Hani hastalık önce kara kıtada çıkmış ve siyah derilileri etkilemişti ya, "Maymun" bu nedenle istismara açık bir isim olacaktı...<br />
Bana göre dünyanın tamamına yayılan asıl virüs işte budur. "Maymun" denilince akıllarına önce siyahiler gelen rezil bir neslin, insanlığın içinde nasıl yuvalandığını, nasıl hücrelerimize tutunup içimizdeki iyiliği, eşitlik duygusunu ve vicdanı kemirdiğini sorgulamalıyız önce.<br />
Çok şükür insanlık her hastalık virüsüne karşı aşı geliştirebiliyor artık. Ama bu sonuncusunun çaresi var mı, bilmem...<br />
<br />
<strong>Bunlar bir de ülkeyi<strong>&nbsp;</strong>yönetecekti</strong><br />
Son seçimde ülkeyi yönetmeye talip olan altılı masanın üyelerinin halini görüyor musunuz? Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener birbirlerine yönelik ağır suçlamalar, ihanet iddiaları ve hakaretlerin ardından sonunda mahkemelik oldu. Belli ki eteklerinde daha dökülecek çok taş var.<br />
Diğer taraftan Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan'ın AK Parti'ye yanlamak için fırsat kolladığı da Ankara kulislerinde konuşuluyor.<br />
CHP'deki taht oyunları ise ünlü dizi Game of Thrones'u çoktan solladı. Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlığa oynuyor. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş yüzünden Özgür Özel'in koltuğunun bir ayağı hâlâ yere basmıyor.<br />
İşte son durum bu... Bunların geçen seçimde kazara iktidar olduğunu bir düşünsenize...<br />
Allah gerçekten de bu ülkeyi seviyor ve koruyor...<br />
<br />
<strong>Yerini bulamayan oyuncu</strong><br />
Ülkenin bir türlü hak ettiği yeri bulamayan sanatçılarından birini daha yitirdik. Aydemir Akbaş'ı...<br />
Yeşilçam'ı 50 yıl geriye götüren 70 ve 80'li yılların seks filmleri furyasının ağır işçisiydi. Çünkü geçinmek için ona başka yol bırakmamışlardı. Türkiye ne yazık ki onu bu saçma sapan filmlerle tanıdı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/17/en-tehlikeli-salgin-maymun-kaygisi-1723905640844.jpeg" title="en-tehlikeli-salgin-maymun-kaygisi-1723905640844.jpeg" /><br />
<br />
Oysa Galatasaray Lisesi mezunu, entelektüel birikimi olan, son derece yetenekli bir oyuncuydu. Hayatının geç dönemlerinde bir kaç doğru dürüst filmde oynama şansı bulunca gerçek yeteneklerini sergileme fırsatı buldu ama ne yazık ki atı alan Üsküdar'ı geçmişti.<br />
Allah, Aydemir ağabeyimize gani gani rahmet eylesin. Ailesinin, sevenlerinin, gönül verdiği Galatasaray camiasının ve özellikle de can dostu İbrahim Tatlıses'in başı sağ olsun.<br />
<br />
<strong>Şeref kürsüsü</strong><br />
Para toplayıp engelli simitçiye akülü tekerlekli sandalye hediye eden polis memuru Mustafa Şahin'e benden kocaman bir kahramanlık madalyası...<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/17/en-tehlikeli-salgin-maymun-kaygisi-1723905650888.jpeg" title="en-tehlikeli-salgin-maymun-kaygisi-1723905650888.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
Doktor, silahlı adamlarıyla birlikte özel hastaneye çökmeye kalkmışsa, tuz kokmuş demektir. Hipokrat yemini senin neyine? Sen git Polat Alemdar yemini et!..<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
"Sakın kimse ağlamasın. Burada bir aslan yatıyor." (Bombardımanda ölen babasının cenazesi başında ağlayanlara isyan eden Gazzeli çocuğun metaneti herkesi duygulandırdı)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Aug 2024 14:01:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: Dijital bağımlılıkla mücadelede kararlıyız</title>
                <category>Okan Müderrisoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/aile-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-dijital-bagimlilikla-mucadelede-kararliyiz-12303</link>
                <author>dfdgdgd@hotmail.com (Okan Müderrisoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/aile-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-dijital-bagimlilikla-mucadelede-kararliyiz-12303</guid>
                <description><![CDATA[Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: Dijital bağımlılıkla mücadelede kararlıyız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Bağımlılık türlerinin arttığını belirten Aile Bakanı&nbsp;Mahinur Özdemir Göktaş, bununla mücadelede kararlı olduklarını söyledi. Cinsiyetsizleştirmenin küresel dayatmaya dönüştüğünü de hatırlatan Göktaş, “Aile odaklı sosyal risk haritaları hazırlıyoruz” dedi</h2>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı&nbsp;Mahinur Özdemir Göktaş, dijital bağımlılıkla mücadelede yeni bir strateji geliştirdiklerini söyledi. Göktaş, "cinsiyetsizleştirme kampanyalarının" ise küresel dayatmaya dönüştüğünü ve bunun son örneğinin Paris Olimpiyatları'nın açılışında görüldüğünü belirtti. Göktaş, doğurganlık hızındaki düşüşün Cumhurbaşkanı&nbsp;Tayyip Erdoğan&nbsp;tarafından "varoluşsal tehdit" olarak nitelendirildiğini ve bu konuda kapsamlı saha araştırması başlatacaklarını kaydetti. Gazetelerin&nbsp;Ankara&nbsp;temsilcileriyle bir araya gelen Göktaş, şu mesajları verdi:<br />
<br />
<strong>BAĞIMLILIKLA&nbsp;</strong><strong>MÜCADELE</strong>: Dijital çağla birlikte bağımlılık türleri de arttı. Biz de mücadele yöntemlerimizi çeşitlendiriyoruz. Bağımlılığın her türlüsüyle mücadele için Cumhurbaşkanı Yardımcımız&nbsp;Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında yeni bir kurul oluşturuyoruz. Son dönemde artan dijital ve oyun bağımlılığı çocuklarımızın, gençlerimizin sağlığını olumsuz etkiliyor. Dijital oyunlar çocukların ve ergenlerin gerçeklik algısını değiştiriyor. Hatta ergenlerin radikalleşmesinde araç olarak kullanılıyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/17/aile-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-dijital-bagimlilikla-mucadelede-kararliyiz-1723924477127.jpeg" title="aile-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-dijital-bagimlilikla-mucadelede-kararliyiz-1723924477127.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>ESKİŞEHİR'DEKİ OLAY:&nbsp;</strong>Bu noktada ailelerin de dikkatli olması gerekiyor. Ailelere, "Gözünden sakındığını dijitalden sakın" diyoruz. Bakanlığımızın internet sitesinden ulaşılabilen DUY diye tabir ettiğimiz, "Çocuklar İçin Duy, Duyarlı Ol" ihbar hattımız var. Sosyal medyada çocukları ve aileleri tehdit eden içerikleri 7/24 takip ediyor, zararlı içeriklere anında müdahale ediyoruz.<br />
<br />
<strong>YAZARLIK HAYALİ&nbsp;</strong><strong>İSTİSMARI:&nbsp;</strong>Wattpad&nbsp;diye bir platformun&nbsp;Türkiye'de 3 milyondan fazla takipçisi var. Çoğu 18 yaş altı. Çocukların hikâye yazdığı, yazarların kendilerini keşfettiği masum bir platform olarak kulağa çok hoş geliyor. Ancak bu platformda çocuklarımız her türlü zorbalık, şiddet, cinsel istismar, intihar, madde bağımlılığı gibi olumsuz içeriklere maruz kalıyordu. Türkiye'de bir temsilcisi de yok. İçerik şikâyetimizi iletecek muhatap bulamadık. Aksine, 'VPN kullanın' diye takipçilerini yönlendirdiler. Haliyle erişimi engellemek durumunda kaldık.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/65913f/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/17/aile-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-dijital-bagimlilikla-mucadelede-kararliyiz-1723924464469.jpeg&amp;mw=384" title="aile-bakani-mahinur-ozdemir-goktas-dijital-bagimlilikla-mucadelede-kararliyiz-1723924464469.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>DOĞURGANLIK&nbsp;</strong><strong>ARAŞTIRMASI:&nbsp;</strong>Türkiye'nin yaşlı nüfusu son beş yılda yüzde 21.4 arttı. Ülkemizdeki doğurganlık hızı 1.51'e gerilemiş durumda. Bu da kritik seviye olan 2.1'in altında. Nüfusumuz&nbsp;Avrupa'ya göre genç olsa da bir alarm durumu söz konusu. Cumhurbaşkanımız bu konuyu "varoluşsal bir tehdit" olarak nitelendiriyor. Bu nedenle Aile ve Nüfus Politikaları Daire Başkanlığımızı kurduk. Aile ve Gençlik Fonu'nun kapsamına doğum hızı en düşük olan Zonguldak, Bartın ve Karabük illerini de aldık.<br />
<br />
<strong>KADINA YÖNELİK ŞİDDET:</strong><br />
Bu, siyaset üstü, tüm insanlığı ilgilendiren bir mesele. Kadına yönelik şiddete, sıfır toleransla yaklaşıyoruz. Biçim için bir vaka bile fazla bir vakadır. Bakıyorsunuz, "Bir fiske bile vurmadım" diyor ama psikolojik şiddet uyguluyor, kadını kişiliğini yok ediyor. 6284 sayılı yasa, kadını koruyan çok kıymetli bir düzenleme. Bu yıl kadına yönelik şiddetle ilgili kapsamlı bir araştırma da yapıyoruz.<br />
<br />
<strong>CİNSİYETSİZLEŞTİRME:</strong><br />
Cinsiyetsizleştirme dünya geneline yayılan önemli bir risk. Neredeyse küresel bir dayatmaya döndü. Sosyal medyada, olimpiyatların açılışında dahi cinsiyetsizleştirme ile ilgili yoğun bir propaganda olduğunu görüyoruz. Küresel Tehditlere Karşı Aileyi Koruma Planımız içinde, "cinsiyetsizleştirme ile mücadele"ye özel yer verdik. Bizce, nüfusun azalması bundan bağımsız bir konu değil. Kadın-erkek mefhumu ortadan kaldırılmak isteniyor. Sağlıklı aile, çocuk sahibi olma değersizleştiriliyor.<br />
<br />
<strong>ROL MODEL BULUŞMALARI:</strong><br />
Devlet korumasında yetişen başarılı isimleri devlet korumasındaki çocuklarımızla buluşturacağız. "Rol Model Buluşmaları" düzenleyeceğiz. Çocuklarımızın, mesleğinde başarılı isimlerle bir araya gelmelerini, tecrübeden yararlanmasını sağlayacağız.<br />
<br />
<strong>AİLENİN KORUNMASI</strong><br />
Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımızla nesiller arası iletişim ve dayanışmanın artırılmasını, genç nüfus yapısının sürdürülmesini, aile bireylerinin sorun çözme kapasitesinin geliştirilmesini hedefliyoruz. Aileyi, zararlı akım ve alışkanlıklara karşı dayanıklı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Aile odaklı sosyal politika ve hizmetleri yerel düzeydeki risk ve tehditleri belirleyip, risk haritaları çıkaracağız. Mahalle bazlı sosyal hizmet modelini hayata geçireceğiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Aug 2024 14:01:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/03/okan-muderrisoglu-1615451850.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meclis’te gerilim ve muhalefetin iç kavgası</title>
                <category>Mahmut Övür</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/mecliste-gerilim-ve-muhalefetin-ic-kavgasi-12302</link>
                <author>hygjh@hotmail.com (Mahmut Övür)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/mecliste-gerilim-ve-muhalefetin-ic-kavgasi-12302</guid>
                <description><![CDATA[Meclis’te gerilim ve muhalefetin iç kavgası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sadece bir gün önce Filistin Devlet Başkanı&nbsp;<strong>Mahmud Abbas</strong>'ı konuk ederek küresel güçlere&nbsp;<strong>"Filistinliler yalnız değildir"&nbsp;</strong>diye itiraz eden Gazi Meclis'in hakaretlerin savrulduğu, yumrukların sallandığı bir mekâna dönüştürülmesi gerçekten acı verici. Belki de asıl amaç, Meclis'in bu itiraz eden rolüne gölge düşürmekti.<br />
Tamam, kürsüye müdahale eden&nbsp;<strong>Alpay Özalan&nbsp;</strong>kınamayı, tepkiyi hak etti ama orada olan sadece bundan ibaret mi? Şu konuşana bakın, bir kere kürsüye gelişi bile organize. DEM Parti Grup Başkanvekili&nbsp;<strong>Gülistan Kılıç</strong>&nbsp;<strong>Koçyiğit</strong>'in konuşması gerekirken, sırasını provokatörlüğü tescillenmiş&nbsp;<strong>Ahmet</strong>&nbsp;<strong>Şık</strong>'a vermesinde bir hesap yok mu?<br />
Var ki kürsüye gelir gelmez, şaşırtmıyor, kendisine yakışan kışkırtıcı dille demediğini bırakmıyor, ağır hakaretlerine devam ediyor:&nbsp;<strong>"Sizde hiç utanma</strong>&nbsp;<strong>yok. Haysiyetiniz yok. Bu ülkenin</strong>&nbsp;<strong>en büyük terör örgütü bu sıralarda</strong>&nbsp;<strong>oturanlardır."</strong><br />
İster sokakta ister bir televizyon programında tartıştığınız kişinin yüzünüze karşı&nbsp;<strong>"Haysiyetiniz yok"&nbsp;</strong>demesine sözle de karşılık verseniz sonu kavgayla biter. Önce bu seviyesizliğe dur demek gerekiyor.<br />
TİP Milletvekili&nbsp;<strong>Ahmet Şık</strong>'ta zaten böyle bir seviye olmadığı biliniyor. Daha vahimi, adam şiddete methiyeler düzen, meşrulaştırmaya çalışan bir marjinal. Hatırlayın, Savcı&nbsp;<strong>Mehmet Selim</strong>&nbsp;<strong>Kiraz</strong>'ın kafasına silah dayayan ve katleden teröristleri Cumhuriyet Gazetesi'nde,&nbsp;<strong>"Bu eylem mecbur bırakıldığımız</strong>&nbsp;<strong>yöntem"&nbsp;</strong>diyerek makulleştirmeye çalıştı.<br />
Meclis'teki fiziki müdahaleye elbette karşı çıkmak, kınamak gerekiyor. Ama oradaki sözlü şiddeti hiç görmeyen, olay üzerinden&nbsp;<strong>"Meclis'e kan bulaştı"&nbsp;</strong>diye yaygara koparanların, hayatı kan gölüne çeviren terör karşısında susmalarına ne diyeceğiz? Dikkat edin Meclis kürsüsüne gelip Gezi ve Kobani vandalizmine sahip çıkanların hiçbiri bir kere olsun, Diyarbakır'ın&nbsp;<strong>Dürümlü Köyü'nü 15</strong>&nbsp;<strong>ton bombayla&nbsp;</strong>havaya uçuran, onlarca köylüyü paramparça eden PKK terörünü ya da Ankara Kuğulu Park'ta katledilen sivil insanları hatırlamadı, hatırlamaz da.<br />
Daha vahimi, bu siyasi körlük CHP'lilere, İyi Partililere, hatta CHP'nin Saraçhane Bülbülleri'ne de bulaşmış ki hepsi bir anda Meclis'teki gerilime sarıldı. Bu da öyle basit bir sarılma değil, muhalefetin bilinçli tercihi. Çünkü Meclis'teki gerilime muhalefet bir fırsat olarak bakıyor. Doğrusu böyle kaotik bir siyasi zemin ne AK Parti'nin ne de Cumhur İttifakı'nın işine gelir. Onlar için şu aşamada siyasetin normalleşmesi daha elzem. Bu yüzden hatırlayın,&nbsp;<strong>Özgür Özel'</strong>in normalleşme talebine en çok muhalefet saldırdı. Kılıçdaroğlu'ndan fondaş gazetecilere kadar Özel'e saldırmayan kalmadı. Çünkü bütün muhalefet partilerinin içi kaynıyor, hizipler kavgasından geçilmiyor.<br />
CHP'yi görüyorsunuz; 4'e, 5'e bölünmüş durumda.&nbsp;<strong>Kemalciler,</strong>&nbsp;<strong>Ekremciler, Özelciler, Mansurcular</strong>&nbsp;birbirine düşmüş durumda. Kavganın bir ayağında da fondaş gazeteciler var. İyi Parti'nin hâli pürmelali ise ortada. Parti ayakta kalacak mı kalmayacak mı belli değil. DEM Parti'nin içi de pek farklı değil. Kandil korkusu olması çoktan paramparça olurdu. En ilginci de Meclis'i kışkırtıcı çıkışıyla sabote eden&nbsp;<strong>"solcu"</strong>&nbsp;Ahmet Şık'ın partisi. Topu topu 4-5 kişiler ama hepsi de ayrı telden çalıyor. Ayrılmalar, kavgalar başlamış bile. Sol çocukluk hastalığından kurtulamayanlar umudu kaos ve kargaşada arıyor.<br />
Gördüğünüz gibi muhalefetin topyekûn Meclis'teki kavgaya sarılmalarının bir arka planı var. En azından bir süreliğine de olsa iç kavgalar ertelenmiş olacak.<br />
Bu yüzden hiçbiri siyasetin normalleşmesini istemiyor. Baksanıza günlerdir CHP yandaşı televizyonlar dâhil bütün kanallarda CHP içi kavgalar, İyi Parti ve YRP'den istifalar ya da muhalefetin hâli pürmelali konuşuluyor. İktidarla kavganın üzerine atlamalarının nedeni de bir süre bile olsa nefes alabilmeleri. Ama makul siyaset üretmedikleri sürece bu nefes de onlara yetmez.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Aug 2024 14:00:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/mahmut-ovur-1607068920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nilgün</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/nilgun-12301</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/nilgun-12301</guid>
                <description><![CDATA[Nilgün]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Singapur'a doğru ilerleyen&nbsp;<strong>yolcu</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>vapuru&nbsp;</strong>öğle sıcağında ağır ağır<strong>&nbsp;</strong>Malakka Boğazı'ndan geçiyor...<br />
Ortalık sessiz...<br />
Bütün yolcular dağ başındaki bir sanatoryumda öğle uykusuna yatmış gibiler...<br />
Bir tek romanın anlatıcısı sergüzeşt beyefendiyle Nilgün uyanıklar, güvertede şezlonglara uzanmışlar...<br />
"<strong>Gözlerimi yumdum. Nilgün'ün</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yanımda bulunması huzur verdiği</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>için, bunu güneşin aydınlığından</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>korumak istiyorum.&nbsp;</strong>Loş şeyler<strong>&nbsp;</strong>düşünüyorum. Bir İstanbul çocuğu,<strong>&nbsp;</strong>dünyanın neresinde yaşamış olursa<strong>&nbsp;</strong>olsun, hep İstanbul'unu düşünür. Niçin&nbsp;Paris'in,&nbsp;Londra'nın,&nbsp;Berlin'in yeraltı dehlizleri değil de, bizim boysuz, tek delikten ibaret&nbsp;<strong>Galata Tüneli</strong>&nbsp;gözümün önüne geliyor şimdi? Katran mıdır, zift midir, işte o kokuyu ve gölgede soğumuş hava cereyanını hissediyorum..."</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>Şimdi diyeceksiniz ki...</strong><br />
<strong>Nereden geldik Refik Halit'e ve</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>onun enfes romanı Nilgün'e?</strong><br />
Hani pazar günleri&nbsp;Tolstoy'un, Dostoyevski'nin hayat hikâyelerine göz atıyorduk?<br />
Şöyle...<br />
Geçen gün baktım, DM kutumda bir mesaj...<br />
Yeni kuşaktan çok değer verdiğim bir öykücü olan&nbsp;<strong>Betül Nurata&nbsp;</strong>yazmış:<br />
"Haşmet Abi, Nilgün romanını okuyordum, aklıma sen geldin, selam vereyim istedim." Bir zamanlar ne çok yazmıştım bu roman üzerine, Betül de hatırlıyor tabii.<br />
<strong>Nilgün'ün 1974 basımını</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>aldım; bilmem kaçıncı defa, sayfalarını</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>karıştırmaya başladım...</strong><br />
Çok memnunum.<br />
Tamam, biliyorum!<br />
Bizzat romanın yazarı&nbsp;Refik Halit&nbsp;Karay&nbsp;<strong>"Hafif bir roman"&nbsp;</strong>diyor ama benim için (biraz mübalağa etmeme izin verin lütfen!) bir tür&nbsp;<strong>"Savaş ve</strong>&nbsp;<strong>Barış"</strong>tır.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Bir tefrika romanı Nilgün...<br />
İlk olarak 1950'de yayınlanmaya başlamış.<br />
O yüzden bazı yerleri sakız gibi uzuyor ama nasıl güzel bir tadı var...<br />
Sürgünde bir Osmanlı prensesi olan Nilgün ile romanın anlatıcısı orta yaşlı erkeğin tanışma, ayrılma, buluşma hikâyeleri ve çevrelerinde şekillenen dünyanın hâli...<br />
Roman üzerine bir çalışma kaleme alan&nbsp;Recep Çelik'e katılıyorum:&nbsp;<strong>Hafif</strong>&nbsp;<strong>olan Nilgün değil, anlatıcı beye</strong><strong>fendi.&nbsp;</strong>(Refik Halit mi desek acaba?)</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Bana romanın&nbsp;<strong>tasvirleri&nbsp;</strong>yeter!<br />
Bazı sayfalara işaretler düşmüşüm bu yüzden...<br />
Mesela...<br />
"Isabella pansiyonuna baktım. Nil'in odasındaki açık pencereyi örten tüller ikindi üzeri çıkan rüzgârla hafif hafif kımıldıyorlar. Ilık bir meltemle dolup kabaran yaz perdeleri!"<br />
<strong>Haftaya kaldığım yerden devam</strong>&nbsp;<strong>etsem mi, ne dersiniz?</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Aug 2024 13:59:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AK PARTİ 23 YAŞINDA</title>
                <category>Dr. İmbat Muğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ak-parti-23-yasinda-12300</link>
                <author>djfd@hotmail.com (Dr. İmbat Muğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ak-parti-23-yasinda-12300</guid>
                <description><![CDATA[AK PARTİ 23 YAŞINDA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>23 yıl önce&nbsp;‘‘Erdemliler Hareketi ’’&nbsp;tarafından bir parti kuruldu ve girdiği ilk seçimlerde oldukça yüksek bir oy oranını yakalayarak (Oyların yüzde 34,3'ünü&nbsp;alarak 363 milletvekilli çıkardı)&nbsp;tek başına iktidar oldu. &nbsp;Partinin kurucu genel başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde&nbsp;AK Parti,&nbsp;kurulduğu günden bu yana girdiği tüm genel seçimlerde birinci parti olmayı başararak, çok partili siyasi hayatın başladığı&nbsp;1946'dan bu yana en uzun süre iktidarda kalan parti oldu.&nbsp;Cumhuriyet&nbsp;tarihinden &nbsp;bugüne&nbsp;siyasi partileri incelediğimizde &nbsp;AK Parti &nbsp;birçok ilk ve başarı ile Türk siyasetine damga vurmuş bir parti olma özelliğini taşımaktadır. AK Parti’nin geçen bu süreçte yaptıkları; altyapı, imar, ulaşım, şehircilik, eğitim, spor, turizm, tarım, sağlık, kültür,sanat, milli ve yerli üretim, savunma sanayi gibi nice eserleri, projeleri ve hizmetleri hiç şüphesiz nesiller boyunca konuşulacaktır. Cumhurbaşkanımız&nbsp;Recep Tayyip Erdoğanyönetimindeki&nbsp;AK Parti milletine efendilik etmeyi değil, köle olmayı şiar edinen anlayışı&nbsp;ile kurulduğu günden bugüne kadar en büyük amacı&nbsp;ve &nbsp;gayreti&nbsp;vatan ve millet sevdalısı bir parti olarak Türkiye’ye hizmet etmek oldu, olmaya da devam etmektedir. AK Parti insan odaklı siyaset anlayışı ile adeta&nbsp;Türkiye'nin&nbsp;çehresini değiştiren girişimlerde bulundu.&nbsp;2004 yılında yapınan yerel seçimlerinde, İl Genel Meclisi seçim sonuçlarına göre yüzde 41.67'lik oyla birinci parti olan AK Parti, 1.950 belediyeyi kazandı.&nbsp;2007 yılında yapınan genel seçimlerinde yüzde 46.58'lik bir oy oranı ile Türkiye'nin 81 ilinin 80'ninde milletvekili çıkardı 2009 yerel seçimlerinde yüzde 38.8 oy oranı ile Türkiye genelinde birinci parti konumunu korudu.&nbsp;İstanbul, Ankara gibi 10 büyükşehir belediyesi, toplamda da 1442 belediye kazandı.&nbsp;2011 genel seçimlerinde AK Parti, yüzde 49,83&nbsp;oranı ile birinci parti olmuştur.&nbsp;AK Parti'nin bu seçimlerde Meclis'e giren 327 milletvekili oldu.&nbsp;30 Mart 2014'te yapılan yerel seçimlerde AK Parti &nbsp;yüzde 45,60 oy oranı ile bu seçimlerde 21 büyükşehir ve 32 ilin belediye başkanlığını kazanarak yine bir seçim zaferine imza attı. 10 Ağustos&nbsp;2014'te&nbsp;CHP ve MHP'nin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu ve HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile Cumhurbaşkanlığı için seçim yarışına giren AK Parti Genel Başkanı ve Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 1.&nbsp;turda&nbsp;aldığı 21 milyon 143 oy sayısı ve yüzde 51,79 oy oranı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin 12.&nbsp;Cumhurbaşkanı seçilmiştir.&nbsp;7 Haziran 2015 genel seçimlerinde AK Parti yüzde 40,87&nbsp;oy oranı ile 1.&nbsp;parti&nbsp;seçilmiştir.&nbsp;Ak Parti'nin bu seçimlerde Meclis'e giren millletvekili sayısı ise 258 olmuştur.&nbsp;16 Nisan 2017 tarihindeki halk oylamasında kabul edilen Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanının partili olabilmesinin önünün açılmasının ardından Recep Tayyip Erdoğan, 21 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleştirilen 3. Olağanüstü Büyük Kongrede, kurucusu olduğu AK Parti'nin Genel Başkanlığına yeniden seçildi. 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı&nbsp;seçimlerinde &nbsp;Cumhurbaşkanımız&nbsp;Erdoğan %52.59 oy oranıyla yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. 24 Haziran 2018 Genel seçimlerinde %42.56 oy&nbsp;alan&nbsp;AK Parti iktidarını devam ettirdi. 14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde %35,62&nbsp;oy alan AK Parti iktidarını devam ettirdi. 2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi, %37,81 oy oranı ile 1977 yerel seçimlerinden beri ilk kez birinci parti oldu ve yerelde iktidar konumuna geçti. AK Parti ise %35,48'lik&nbsp;oy oranıyla tarihinde ilk kez ikinci parti konumunda kaldı.&nbsp;</p>

<p>Adalet ve Kalkınma Partisi 23.&nbsp;kuruluş&nbsp;yıl dönümünü töreninde konuşan&nbsp;Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan&nbsp;çok önemli mesajlar verdi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Satır başlarından bir kısmı …</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>‘‘Bugün mutluyuz, gururluyuz, AK Parti ailesi olarak heyecanlıyız.&nbsp;Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyerek revan olduğumuz millete hizmet yolunda bugün 23.&nbsp;yılımızıdevirdik. Oyunları bozarak bugünlere geldik.’’ dedi. Parti teşkilatına da seslenen Erdoğan, ‘‘Başlatacağımız Büyük Kongre sürecimizi sadece bir vitrin yenilenmesi olarak değil, milletimizin bizden beklediği kapsamlı değişimin ana zemini olarak görüyoruz.&nbsp;Kendini yorulmuş hisseden varsa, onlardan kenara çekilip biraz soluklanmalarını istiyoruz.’’ diye konuştu.&nbsp;‘‘367 diye bir şey uydurarak Meclis'in iradesine ipotek koymak istediler.&nbsp;Cumhuriyet mitingleriyle insanımızı kışkırttılar, Gezi olaylarında 3-5 ağacın taşınmasını bahane ederek sokaklarımızı ateşe verdiler.PKK'sından FETÖ'süne, DEAŞ'ından DHKP/C'sine varıncaya&nbsp;kadar&nbsp;yularını ellerinde tuttukları bütün taşeronları üzerimize saldılar. 17/25 Aralık'ta emniyet yargı teşkilatlarımıza sızan haşhaşileri, 15 Temmuz gecesi Silahlı Kuvvetlerimiz içindeki hainleri kullanarak, milletin iradesine çökmeye kalkıştılar.Her seçim döneminde sandığın itibarına gölge düşürmek, kitleleri karşı karşıya getirmek için sayısız yola başvurdular.&nbsp;Türkiye ne zaman kendini toparlasa, ne zaman ekonomide kabuğunu kırmaya çalışsa bir bahane üretip bizi yolumuzdan çevirmeye çalıştılar.Allah'a hamdolsun bunların hiçbirine eyvallah etmedik.Önce Allah'ın yardımı, sonra aziz milletimizin duası ve desteği sayesinde oyunları bozarak, kirli senaryoları parçalayıp atarak bugünlere geldik.’’ diye konuştu.&nbsp;‘‘Burada şu hususun altını özellikle çizmek isterim, farklı yaşam tarzlarını birbiriyle çatıştırmak, Türkiye'de bu çatışmayla bir istikrarsızlık oluşturmak isteyen, kökü dışarda girişimlerin tamamının farkındayız.&nbsp;21'inci yüzyılda, 'Türkiye Yüzyılı'nda, lider ülke olma yolunda azimle ilerlerken, insanların kılık kıyafetlerinden, inançlarından, mezheplerinden, etnik kökenlerinden, yaşam tarzlarından dolayı keskin bir ayrışmaya gitmesi, Türkiye'ye husumettir, milletimize açık bir düşmanlıktır.&nbsp;Ezana, bayrağa, camiye, Kur'an'a, cami cemaatine, kutsal değerlerimize saldırmayı aklının ucundan geçirenin gözünün yaşına bakmayız.&nbsp;Şunu herkes bilsin ve anlasın, biz, İstiklal&nbsp;Savaşı'nı, bu semalarda ezan özgürce okunsun, camilerimiz açık kalsın, şanlı bayrağımız özgürce dalgalansın diye yaptık.&nbsp;Binlerce şehidimizi bunun için verdik.&nbsp;Açık söylüyorum, ezanla, bayrakla, camiyle, cami cemaatiyle derdi olan, bu değerlere husumet besleyen bu milletin evladı değildir, bu milletin düşmanıdır, Türk'ün düşmanıdır ve biz böyle bir zihniyete en küçük müsamaha göstermeyiz.&nbsp;Biz gençlerimizin, çocuklarımızın zehirlenmesine, vatan topraklarımızın İslam ve Müslüman karşıtı lümpen ırkçılık illetiyle işgal edilmesine göz yumacak bir parti, böyle bir iktidar değiliz.’’ diye konuştu.&nbsp;&nbsp;‘‘Pınarhisar'dan çıktığımız andan itibaren bizi aşkla bağrına basan, kuruluşumuzdan bu&nbsp;yana&nbsp;bizi çok güçlü biçimde destekleyen, girdiğimiz her seçimde, karşılaştığımız her sıkıntıda, maruz kaldığımız her saldırıda dimdik yanımızda duran necip milletimin her bir ferdine, şahsım ve partim adına teşekkürlerimi arz ediyorum.&nbsp;Böyle bir milletin mensubu ve hizmetkarı olmaktan bahtiyarlık duyuyoruz.&nbsp;Bizlere, Türkiye 'ye, Türk milletine ve tüm insanlığa hizmet etme imkanını bahşeden ve bu güzelliği yaşatan Rabb'imize sonsuz hamdediyoruz.&nbsp;AK Parti'nin 23'üncü yaşının, ülkemize, milletimize, demokrasimize ve tüm insanlığa hayırlı olmasını Rabb'imden niyaz ediyorum.’’</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dr.İmbat MUĞLU</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Aug 2024 05:51:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/dr-imbat-muglu-1607153782.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdemliler Hareketi’nden bugüne AK Parti</title>
                <category>Hilmi Daşdemir</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/erdemliler-hareketinden-bugune-ak-parti-12299</link>
                <author>asdfghh@hotmail.com (Hilmi Daşdemir)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/erdemliler-hareketinden-bugune-ak-parti-12299</guid>
                <description><![CDATA[Erdemliler Hareketi’nden bugüne AK Parti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı süre içinde Erdoğan, Türk milleti tarafından fark edildi.</p>

<p>Yaptığı işler, İstanbul’da olduğu gibi Anadolu’nun birçok yerinde de anlatıldı.</p>

<p>O dönemlerde Recep Tayyip Erdoğan, icraatlarıyla bir umut olarak dikkati çekti.</p>

<p>Öne çıktı.</p>

<p>Sonra bir şiir okuduğu için yasaklandı.</p>

<p>“Muhtar bile olamaz.”,</p>

<p>“Siyasi hayatı bitti.” denildi.</p>

<p>Oysa bugünün tabiriyle söyleyecek olursak o dönem “yeni bir devrimci yaklaşım” yükleniyordu.</p>

<p>Ne demek bu?</p>

<p>O dönemin egemen güçlerine rağmen kimsenin öne çıkabilmesi mümkün değildi demek.</p>

<p>Ama “Muhtar bile olamaz.” denen Erdoğan, “cumhurbaşkanı” oldu.</p>

<p>“Siyasi hayatı bitti.” denilen Erdoğan, girdiği tüm seçimleri kazandı.</p>

<p>Neden?</p>

<p>Tür milleti için bir umut oldu da ondan.</p>

<p>Sadece Türkiye için mi?</p>

<p>Hayır elbette.</p>

<p>Belki başka bazı ülkelerde seçime girse daha fazla oy alabilme kapasitesi olan bir lider Erdoğan.</p>

<p>Yurt dışındaki, Afrika vb. ülkelerdeki Erdoğan sevgisine bakabiliriz.</p>

<p>2009’da Davos’ta katil ve soykırımcı İsrail Cumhurbaşkanı’nın gözünün içine baka baka “One minute!” dedi.</p>

<p>O cümleyi kurmasa, sessiz kalsa küresel sistem tarafından desteklenmeye devam eder, Türkiye’ye yatırımlar gelmeye devam ederdi. Türkiye içerisindeki “liberal, Batıcı” ekip tarafından desteklenmeye devam ederdi.</p>

<p>Erdoğan, “Gücünü milletten alan Erdoğan!’’ olduğunun farkındalığı ile bu çıkışı yaptı.</p>

<p>Yine sonrasında da BM’de “sessiz yığınlar”ın sese ihtiyacı vardı. O egemen güçlerin yüzüne tokat gibi “Dünya 5’ten büyüktür!” devrimci çıkışını da yaptı.</p>

<p>AK Parti’nin başlangıçtan bugüne dek aldığı oy oranlarına bakalım.</p>

<p>3 Kasım 2002’de girdiği ilk seçimlerde yüzde 34,4 oy aldı.</p>

<p>Türk milleti AK Parti’yi tek başına iktidar yaptı.</p>

<p>Rakibi CHP ise yarısı kadar oy alabildi neredeyse; yüzde 19,4.</p>

<p>Cumhuriyet mitingleri tertipledi birileri.</p>

<p>“Ordu göreve çağrıldı.”,</p>

<p>e-Muhtıra verildi.</p>

<p>AK Parti’ye Türk milleti yüzde 46,6 oy verdi.</p>

<p>Rakibi CHP ise yüzde 20,9 oy alabildi.</p>

<p>AK Parti, CHP’nin iki katından daha çok oy aldı.</p>

<p>AK Parti’ye 2008’de kapatma davası açıldı.</p>

<p>2011 seçimlerinde Erdoğan yüzde 49,89 oy aldı.</p>

<p>O dönem CHP için farklı bir senaryo devreye sokulmuş, bir kaset kumpası ile Baykal koltuğundan edilmiş, yerine “Gandhi Kemal!” diye efsaneleştirilen Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olmuştu.</p>

<p>Medya, gazetecilerin çoğunluğu ve bazı araştırmacılar Kılıçdaroğlu’nu destekliyordu.</p>

<p>Ama en parlak döneminde, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığında CHP, yüzde 26 oy aldı.</p>

<p>2013’te “Gezi olayları” yaşandı.</p>

<p>Bir gün, iki gün sürmedi Gezi olayları; günlerce sürdü…</p>

<p>Erdoğan yurt dışı seyahatinde idi.</p>

<p>Ne dönemin içişleri bakanı ne de başbakanlığa vekâlet edenler olayları durdurabildi.</p>

<p>Durduramadıkları gibi neredeyse eylemcilere cesaret veren bazı çıkışlar yaptılar.</p>

<p>Eylemlerdeki talepler çevreci gibi görünse de “İstanbul Havalimanı’na hayır!” gibi sloganlar kullandılar.</p>

<p>Sonra ne oldu?</p>

<p>Erdoğan yurt dışından döndü.</p>

<p>Duruma vaziyet etti ve olaylar bitti.</p>

<p>Gezi olaylarında bekledikleri etkiye ulaşamayan çevreler vazgeçmediler.</p>

<p>FETÖ tarafından organize edilen 17-25 Aralık olayları yaşandı.</p>

<p>Sosyal medyada bir sürü iftiralar ‘tape’ler yayınlandı.</p>

<p>Erdoğan, ortaya koyduğu liderlikle bu olayların da üstesinden geldi.</p>

<p>2014’te yapılan yerel seçimler, genel seçim havasında geçti ve AK Parti yine büyük başarı kazandı.</p>

<p>10 Ağustos 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MHP de dâhil tüm partiler Erdoğan karşısında ittifak kurmuş olmasına rağmen Erdoğan, yüzde 51,8 oy oranı ile seçimi kazandı. O seçimleri de en iyi yakalayan Optimar Araştırma oldu.</p>

<p>Sonra ne mi oldu?</p>

<p>Erdoğan cumhurbaşkanı; ayrıca bir de başbakan var: Ahmet Davutoğlu.</p>

<p>Davutoğlu’nun genel başkan olduğu kongrede “Bu bir veda değil, vefa kongresidir.” konuşması hâlâ internette bulunabilir. Ama Davutoğlu’ndan ‘vefa’ dışında her şeyi gördük.</p>

<p>Erdoğan kimler tarafından ‘manipüle’ edilerek Davutoğlu başbakan ve genel başkan yapıldı? O dönem Erdoğan’ı manipüle edenler şimdi nerede, iyi bakmak gerek.</p>

<p>Böyle bir ortamda 7 Haziran seçimlerine gidildi.</p>

<p>AK Parti oyu yüzde 41’e düştü. Ama CHP de yükselmedi, yüzde 25’te kaldı.</p>

<p>Hükûmet kurulamadı.</p>

<p>Başbakan Davutoğlu ve ona yakın ekip, CHP ile bir koalisyon kurmak istedi.</p>

<p>CHP ile koalisyon kurma isteği daha çok AK Parti içerisindeki Erdoğan etkisini kırmaktı.</p>

<p>Üstelik emperyalist Batı da bunu istiyordu.</p>

<p>Davutoğlu liderliğinde bir hükûmet kurulamadı.</p>

<p>Sıra CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na geldi.</p>

<p>MHP lideri Devlet Bahçeli’ye HDP’nin dışarıdan destekleyeceği bir başbakanlık teklif ettiler. Bahçeli “Millet bize muhalefet görevi verdi. HDP’nin olduğu yerde de biz olmayız.” diyerek teklifi kabul etmedi.</p>

<p>Böyle bir teklifi kabul etmeyecek az sayıda isim vardı.</p>

<p>Bu isimlerin başlarında da Bahçeli geliyordu.</p>

<p>İstikrarsızlık oldu.</p>

<p>Terör olayları arttı.</p>

<p>1 Kasım 2015’te seçimler tekrarlandı.</p>

<p>AK Parti tekrar yüzde 49,5 oy aldı.</p>

<p>Yani Türkiye’de yaşayan iki kişiden birinin oyunu almış oldu bir kez daha.</p>

<p>Şimdi size bir soru: Eğer 7 Haziran sonrası AK Parti ile CHP koalisyon hükûmeti kurmuş olsaydı bugün AK Parti’nin oy oranı ne olurdu?’’</p>

<p>Ben söyleyeyim, kuvvetle muhtemel AK Parti yüzde 10’lar civarında ancak oy alırdı. Belki de AK Parti diye bir parti kalmazdı.</p>

<p>Eğer Erdoğan, “e-Muhtıra”, “Gezi olayları”, “17-25 olayları” gibi olaylara karşı net bir duruş ortaya koymasaydı “Erdoğan” diye biri de kalmazdı AK Parti de.</p>

<p>Devam edelim.</p>

<p>Türk siyasal hayatının en önemli direnişi, 15 Temmuz Darbe Girişimi esnasında yaşandı.</p>

<p>Aynı zamanda Türk siyasal hayatı esnasındaki ilk demokrasi mücadelesi ve zaferi idi 15 Temmuz.</p>

<p>15 Temmuz gecesi MHP lideri Devlet Bahçeli’nin darbeye karşı çıkışıyla doğal bir süreç olarak Cumhur İttifakı kuruldu.</p>

<p>Yine Bahçeli’nin önerisiyle “cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” için anayasa değişikliği hazırlandı. Nisan 2017’de yüzde 51,4 ile Türk milleti destek verdi ve “başkanlık sistemi” resmî olarak başladı.</p>

<p>Yine hatırlatmak isterim, henüz Akşener İYİ Parti’yi kurmamıştı.</p>

<p>Babacan ve Davutoğlu AK Parti içerisinde idiler.</p>

<p>Bunların hepsi anayasa değişikliğinin geçmemesi için çalışmışlardı.</p>

<p>2018 seçimlerine gidilirken AK Parti, MHP ve Büyük Birlik Partisi, Cumhur İttifakı olarak seçime girdiler.</p>

<p>CHP, yeni kurulan İYİ Parti, Demokrat Parti, Saadet Partisi; Millet İttifakı’nı kurdular.</p>

<p>Dışarıdan çoğu konuda ortaklaştıkları HDP bloku ile birlikte hareket ettiler.</p>

<p>2018 seçimlerinde AK Parti yüzde 42,6 oy alırken CHP yüzde 22,6 oy almıştı.</p>

<p>Cumhur İttifakı yüzde 53,6 oy almış, karşı blok ise yüzde 46,4’te kalmıştı.</p>

<p>Erdoğan ise Cumhur İttifakı adayı olarak yüzde 52,7 oy alarak seçilmişti.</p>

<p>2023 seçimlerinde ise AK Parti yüzde 35,6 oy almıştı; buna mukabil CHP ise yüzde 25,6 oy aldı.</p>

<p>Bu oranları bu kadar detaylı neden yazdım; biraz da oy trendlerindeki değişimleri hatırlayalım diye.</p>

<p>AK Parti için büyük bir yenilgi ve hezimet olan yerel seçimlere detaylı olarak pek girmeyeceğim. Fakat değinmeden de geçmek doğru olmaz.</p>

<p>Seçmen; belediye meclis üyesi, milletvekilliği (parti) oyu ve belediye başkanlığı oy verme davranışında farklı hareket edebiliyor. Büyükşehir ise büyükşehir belediye başkanlığı oylarında da farklı şekilde davranabiliyor.</p>

<p>Aynı şekilde cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde de farklı farklı tercihlerde bulunabiliyor. Buna “<em>stratejik oy kullanma davranışı”&nbsp;</em>deniliyor.</p>

<p>Son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP ya da İYİ Parti’ye oy verenlerden Erdoğan’ı tercih edenler olmuştu.</p>

<p>Seçmen, özellikle de AK Parti seçmeni, yerel seçimleri bir ders ya da mesaj verme alanı olarak görüyor.</p>

<p>Ama geçmiş seçimlerde de görülüyor ki seçmenin tercihlerini dikkate almadan belirlenen adaylar seçim sonuçlarını ciddi anlamda etkiliyor.</p>

<p>Ayrıca Ankara ve İstanbul gibi yerlerdeki adayların saha performansları, sosyal medya destekleri birbirini etkileyebiliyor.</p>

<p>2019’da AK Parti tarafından Ankara’da belirlenen adayın, İstanbul’un da kaybedilmesine sebep olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p>Yine 2024’te de AK Parti’nin Ankara’da belirlediği adayın, Türkiye genelinde AK Parti’ye kaybettirdiğini söyleyebiliriz.</p>

<p>Ayrıca CHP’de İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu arasındaki liderlik kavgası, aday belirleme süreçlerindeki kamuoyuna da yansıyan para pul ilişkileri ve de başarısız isimlerin aday olarak belirlenmesi, CHP açısından süreci olumsuz bir noktaya götürdü.</p>

<p>Tüm bunlara bir de 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı Seçimi süreçlerini manipüle ederek “Kılıçdaroğlu kesin kazanıyor.”, “Kılıçdaroğlu yüzde 60’la kazanıyor.” vb. gibi manipülatif bir şekilde oluşturulan söylemlerin muhalif seçmende ciddi etkisi olmuştu.</p>

<p>Zaten seçim sonrası o dönemin İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Millet İttifakı’ndan ayrılması da muhalefet kanadındaki dağınıklığı iyice pekiştirmiş oldu.</p>

<p>Muhalefetin dağınık olduğu bu süreçte AK Parti için ya da genel olarak Cumhur İttifakı için avantajlı bir durum söz konusu idi. Ancak AK Parti psikolojik üstünlükle seçim sath-ı mâiline girmiş oldu.</p>

<p>Muhalefet dağınıktı ve kendi içerisinde kavga vardı.</p>

<p><strong>AK PARTİ NE YAPABİLİRDİ?</strong></p>

<p>Hükûmetin, genel ekonomik yükten etkilenmemek için çalışanlar arasında ücret adaletini sağlayarak emeklilerin ‘mağduriyet’ algısını elimine etmesi gerekirdi.</p>

<p>Belediye başkan adaylarının seçmen tercihlerine göre belirlenmesi gerekiyordu. Ayrıca aday belirleme metodolojisinin de ciddi anlamda tartışılmaya açılma zorunluluğu da bulunuyor.</p>

<p>Seçim kampanyasının da ciddi anlamda üzerinde çalışılması ve de ciddi bir saha çalışması gerekiyordu.</p>

<p>AK Parti bu süreçlerin hepsini hatalı olarak yaptı.</p>

<p>Sonuç; 14 Mayıs sonrası güçlü bir zaferi varken AK Parti elitleri bunu hezimete dönüştürdüler.</p>

<p>Peki buradan AK Parti açısından bir çıkış var mı?</p>

<p>Erdoğan “Biz bu yola, sessiz yığınların siyasette sesi soluğu olmak için çıktık.” diyor. Aslında AK Parti’nin 2002’deki seçim zaferlerinin en önemli sebeplerinden birisi de buydu.</p>

<p>Jean Baudrillard’ın “Sessiz Yığınların Gölgesinde” isimli bir kitabı var. Erdoğan’ın bu sözünü de duyunca aslında Erdoğan, “sessiz yığınların” gölgeden çıkmasını sağladı da diyebiliriz.</p>

<p>Erdoğan “Yorulan varsa kenara çekilsin.” diyor ancak kimsenin oralı olduğunu görmüyoruz. Herkes bir başkasından çekilmesini bekliyor, üzerine alınmıyor.</p>

<p>Ancak, “<em>Erdemliler Hareketi”&nbsp;</em>olarak çıkan AK Parti elitleri, “erdemden yoksun” bir şekilde koltukları işgal ettikleri sürece toparlanma sürecinin zorlaşacağı aşikârdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Aug 2024 01:50:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/11/hilmi-dasdemir-1606041695.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Protokol yüzsüzlerine Ajda tokadı</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/protokol-yuzsuzlerine-ajda-tokadi-12298</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/protokol-yuzsuzlerine-ajda-tokadi-12298</guid>
                <description><![CDATA[Protokol yüzsüzlerine Ajda tokadı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçen haftanın en çok konuşulan isimlerinden biriydi Ajda Pekkan. Harbiye Açık Hava'daki konserinde protokolde oturan bir grubun erkenden kalkıp gitmesine sinirlenerek sahnede esip gürledi.<br />
Öyle haklıydı ki Süper starımız. Benim de hayatta nefret ettiğim insan türleri bunlar: Konser, ödül töreni ve cenaze töreni bitmeden gidenler...<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/12/protokol-yuzsuzlerine-ajda-tokadi-1723475598936.jpeg" title="protokol-yuzsuzlerine-ajda-tokadi-1723475598936.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Seni adam yerine koyup, kıymet verip konserde en ön sıraya buyur etmişler. Beğenmediysen, sabredeceksin. Yok eğer yetişmen gereken bir yer varsa mazeret beyan edip hiç gelmeyeceksin. Onca emek harcayan değerli bir sanatçının konsantrasyonunu ve moralini bozmaya ne hakkın var?<br />
Aldığı ödülü kapar kapmaz, kendinden sonrakileri izleyip alkışlamaya tenezzül buyurmadan koşa koşa salondan kaçanlar da aynı saygısızlar.<br />
Peki ya cenaze törenlerine sadece fotoğraf ve röportaj vermek için gelen sonra da ne duaya ne defin törenine katılmadan sıvışan ünlülere ne buyrulur?<br />
İşte o yüzden bu saygısızlara sahneden hadlerini bildirme yürekliliğini gösteren Ajda'ya "Helal olsun" diyorum.<br />
<br />
<strong>15 Temmuz'a kaç şehit verdik?</strong><br />
Hepiniz 152 diyorsunuz değil mi? Hayır efendim, bunun en az 10 katını şehit verdik. Nasıl mı? Anlatayım:<br />
152 sadece o gece vatanını, bayrağını korumak uğruna göğsünü kurşuna siper eden kahramanlarımızın sayısıydı. Ama o güne kadar asker ve polis üniforması giymiş hainlerin yüzünden binlerce vatan evladı hayatından oldu. Hedef saptırıp teröristler yerine dağı taşı bombalatan sözde komutanların kolladığı o teröristler meydanlarda bombalar patlattı, alçak pusular kurdu. Emniyet yetkilisi sandığımız şerefsizlerin yüzünden vatanseverler sinsice infaz edildi. İftiraları kaldıramayıp kalbi duranları, kanser olanları, kendi kafasına sıkanları saymıyorum bile...<br />
15 Temmuz'dan sonra meydanlarda patlayan tek bir bomba, tek bir saldırı, suikast gördünüz mü? Peki ne gördünüz? Nokta atışıyla itlaf edilen terör elebaşıları, sınır ötesinde sürü sürü sarı torbaya konulan soysuzlar, ele geçirilen bombalar, silahlar, çuval çuval uyuşturucular, çökertilen çeteler, enselenen mafya babaları, paketlenen uyuşturucu baronları...<br />
Şimdi anladınız mı 15 Temmuz'a gerçekte kaç şehit verdiğimizi?<br />
<br />
<strong>İlerisi deniz!</strong><br />
Burcu Biricik'in oynadığı son reklam filmini izlediniz mi? Kızımız önce hostes olarak kabinde banka kartının otel, yemek, kuaför vs. avantajlarını anlatıyor. Sonra bir de bakıyoruz ki bizim Burcu pilot koltuğunda uçağı uçurmaya hazırlanıyor. Ardından bankanın sloganı ekrana yazılıyor: "İlerisi deniz..."<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/12/protokol-yuzsuzlerine-ajda-tokadi-1723475607513.jpeg" title="protokol-yuzsuzlerine-ajda-tokadi-1723475607513.jpeg" /><br />
<br />
Eh, olacağı o zaten. Hostes uçağı kullanmaya kalkarsa ineceği yer pist değil, deniz olur tabii...<br />
<br />
<strong>Mourinho farkı</strong><br />
Fenerbahçe'nin başına geçen Portekizli hoca Jose Mourinho belli ki işe stattaki top toplayıcı çocukları eğiterek başlamış. Çocuklar, dışarı çıkan her topun öyle çabuk ve doğru şekilde oyuna girmesini sağladılar ki, Fenerbahçe bu yolla en az üç tehlikeli fırsat yarattı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/12/protokol-yuzsuzlerine-ajda-tokadi-1723475609075.jpeg" title="protokol-yuzsuzlerine-ajda-tokadi-1723475609075.jpeg" /><br />
<br />
Bu arada Rıdvan ve Alex'ten yıllar sonra Fenerbahçe'ye ilk kez "sırf onu izlemek için para verip maça gidilecek" bir futbolcu geldi. Teknik Direktör Mourinho'nun, alınmasını ısrarla istediği Maximin...<br />
Yetenekleri "maksi", egosu "mini" bu oyuncudan belli ki bu sezon çok söz edeceğiz.<br />
<br />
<strong>Şeref kürsüsü</strong><br />
Antalya'da yoldaki kedinin mazgaldan su içmesi için tramvayı durdurup bitirene kadar bekleyen vatmana da helal olsun.<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
Filenin Sultanları'nın olimpiyat macerası bittiğine göre tekrar pazar filesinin derdine düşebiliriz...<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
"Merhamet acımak değil, acıtmamaktır." (Sosyal medyadan)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Aug 2024 17:49:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Böyle düşmanı varken dostu ne yapsınlar</title>
                <category>Salih Tuna</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/boyle-dusmani-varken-dostu-ne-yapsinlar-12297</link>
                <author>fsfdsf@hotmail.com (Salih Tuna)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/boyle-dusmani-varken-dostu-ne-yapsinlar-12297</guid>
                <description><![CDATA[Böyle düşmanı varken dostu ne yapsınlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Rahmetli&nbsp;<strong>Akif Emre&nbsp;</strong>abim bundan 20 yıl mukaddem bir sohbetimizde (mealen) Batı'da denizin tükendiğini, "işgalcilerimizin" bölgemize topyekûn musallat olacaklarını dile getirmişti.<br />
Maalesef öyle de oldu.<br />
Merhum&nbsp;<strong>Sezai Karakoç&nbsp;</strong>da 1960'lı yıllarda&nbsp;<strong>Irak</strong>'ın işgal edileceğini öngörmüştü.<br />
Demek ki, olan biteni kafamızı duvarlara vurmadan görebilmek ve buna uygun şekilde organize olmak için günlük projeksiyonlarla değil tarihin ve jeopolitiğin içinden bakmak gerekti.<br />
Gelgelelim...<br />
<strong>Ortodoks muhafazakâr&nbsp;</strong>muhteremler hadiseleri böylesi derinlikli projeksiyonla teşrih masasına yatırmak şöyle dursun, gözlerinin önündekini göremeyecek kadar korkunç bir körlükle malul haldeler.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Daha da korkuncu, burunlarının ucundakini görmeyip nevzuhur "kurgularını" tartışılmaz gerçekmiş gibi sunuyorlar.</p>

<p>Herhangi eleştiri karşısında da anında yaftayı yapıştırıyorlar.<br />
İsrail'in&nbsp;<strong>Gazze&nbsp;</strong><strong>soykırımı</strong><strong>&nbsp;</strong>dolayımında bölgedeki gelişmeleri okuma<strong>&nbsp;</strong>biçimleri nerden baksanız deli saçması.<br />
Bakınız,&nbsp;<strong>Yalçın Küçük&nbsp;</strong>uçuk kaçıktı ama bazen çok ilginç laflar ederdi. Mesela bir defasında "Türk aydını tercüme odasında doğmuştur" demişti. Ki, mezkûr sözüne büyük bilge&nbsp;<strong>Cemil Meriç&nbsp;</strong>bile sitayişle vurgu yapmıştı.<br />
Ortodoks muhafazakâr da Küçük'ün "İsrail, Türkiye'de İsrail'de olduğundan daha güçlüdür" sözünü pek sevmişlerdi.<br />
Neden mi?<br />
Çünkü "İsrail muhiplerini" hep kendi dışlarında görmüşlerdir de ondan.<br />
Doğrusu da öyleydi. Bir zamanlar&nbsp;<strong>Fatih</strong><strong>Altaylılar&nbsp;</strong>memlekette kol geziyordu.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Hürriyet'in eski yayın yönetmeni de İsrail'in çocukları katlettiği 2006'daki bir katliam üzerine "direniş örgütünü" suçlamış, "Çocukları kendilerine kalkan yapmışlar, zavallı İsrailcik ne yapsın!" yollu İsrail'i arkalamaya çalışmıştı.<br />
Günümüzün İsrail yandaşları takdir edersiniz ki bu kadar "kreatif" değiller. Gerçi İsrail de artık böyle "yaratıcılıklara" fırsat vermeyecek kadar naklen soykırım yapıyor ya, ayrı mesele.<br />
Evet, ne diyorduk; Ortodoks muhafazakâr kesimler "İsrail muhiplerini" hep kendi dışlarında aramışlardır.<br />
Fakat şehid&nbsp;<strong>İsmail Haniye</strong>'nin ardından Hamas'ın göreve getirdiği&nbsp;<strong>Yahya Sinvar</strong>'ın "İran'ın adamı" olduğunu söyleyerek fitne çıkarmaya çalışanlar da kendi içlerinden çıktı.<br />
<strong>Hamas</strong>'ın "Müslüman Kardeşler" (İhvân-ı Müslimin) kökenli olduğundan ve kurucusu&nbsp;<strong>Hasan el- Benna</strong>'nın&nbsp;<strong>İngiltere</strong>'nin bölgedeki işgal döneminde ortaya çıktığından hareketle, "Hamas ile İsrail arasında tiyatro oynanıyor" demeye getirenler de kendi içlerinden (veya içlerine sızdırılanlardan) çıktı. (Hayır ne sanılıyordu, siz "İsrail ve İran birbirlerine alan açmak içim danışıklı dövüş yapıyorlar" derseniz, başka birisi de çıkıp böyle der.)<br />
Ayrıca, İsrail Gazzeli çocukları paramparça ederken, olanca öfke ve nefretini İsrail ile çatışan "direniş eksenine" teksif edenler de kendi içlerinden çıktı.<br />
Sorsanız hepsi de birinci sınıf faşist İsrail düşmanı. İyi de, İsrail, böyle düşmanları varken dostu ne yapsın?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Aug 2024 17:48:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/salih-tuna-1617869323.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Marka ülke Türkiye: Barış Masası, Takas, Arabuluculuk</title>
                <category>Okan Müderrisoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/marka-ulke-turkiye-baris-masasi-takas-arabuluculuk-12296</link>
                <author>dfdgdgd@hotmail.com (Okan Müderrisoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/marka-ulke-turkiye-baris-masasi-takas-arabuluculuk-12296</guid>
                <description><![CDATA[Marka ülke Türkiye: Barış Masası, Takas, Arabuluculuk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaya sadece ABD'nin veya AB'nin penceresinden bakanların anlayabileceği ya da anlamak isteyeceği bir frekansta değiliz. Elbette bu iki merkeze sırtını dönen bir arayıştan bahsediyor değiliz. Batı bloku, bugünkü yönetimlerin ikiyüzlülüğüne, Müslüman ve yabancı düşmanlığını açık/örtülü biçimde himaye eden karaktersizliğine rağmen, evrensel değerler bakımından hâlâ temel ölçüyü bünyesinde taşıyor. Lâkin küresel sistemin giderek kaotik hâl aldığı günümüz şartlarında Türkiye'nin, "bölgesel güç" kimliği ile ve mutlak milli çıkarlarını önceleyen doğrultu takip etmesi gerekiyor. Hatta bu ilkesel pozisyonun, alternatif politik merkezler ve stratejik örgütlenmelerle dirsek temasını ilerletmesi ise bir ihtiyaçtan öte zorunluluk taşıyor.<br />
Elbette, esnek ve çok kutuplu küresel politik ortamı öngörerek, diplomasi yürütmenin güçlükleri ve maliyeti de söz konusu olabiliyor. Bu tür iniş-çıkışların eleştirilmesi veya sorgulanması ise ana istikametin yanlış olduğu anlamına gelmiyor.<br />
Türkiye, bölgesinde "oyun kuran", bekasına karşı kurgularda ise "oyunbozan" bir güç olduğunu taraflı tarafsız tüm ülkelere kabul ettirmiş durumda. Balkanlardan Kafkaslara, Kuzey Afrika'dan Körfez'e kadar uzanan sahada genel olarak Ortadoğu'da dikkate alınan, fikirlerine başvurulan, yardım istenen bir ülke Türkiye. ***</p>

<p><br />
Son olarak… ABD, Rusya, Almanya, Polonya, Slovenya, Norveç, Belarus ekseninde yakın tarihin gördüğü en sansasyonel mahkûm/ tutuklu takasını gerçekleştiren Türk istihbaratı, "markalaşan özellikleriyle" benzeri pek çok esir değişimine ev sahipliği yapmaya en kuvvetli aday olarak da ön plana çıkıyor. Tüm dünyanın gıpta ettiği bu büyük uluslararası değişim süreci ABD merkezli, Siyonist sermaye destekli TV kuruluşlarında Ankara boyutunda maalesef teğet geçiliyor. Yani, İsrail lobisinin her türlü uzantısı, takasın Esenboğa'da tamamlandığını söylemeden haberini yapmayı denese de reel politiğin gerçekliğin üstünü örtemiyor.<br />
Türk Dışişleri ise bugünlerde, Somali-Etiyopya arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde "arabulucu/ ev sahibi ülke" rolünde. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın bizzat katkı verdiği bu görüşme dizisi Afrika Boynuzu ve Afrika-Asya Pasifik dengesinde kritik önem taşıyor. Bir tarafta, en çaresiz zamanında Türkiye'nin sahip çıktığı Somali diğer tarafta ise denize erişim sancısı yaşayan Etiyopya bulunuyor. Somali'yi bölen, Etiyopya'ya yakınlaştıran emperyalistler ise bölgedeki gerilimi tırmandırıyor. Somali gerek denizdeki enerji kaynakları gerekse ekvator çizgisindeki konumu ile uzaya erişim açısından stratejik ağırlık taşıyor. Haliyle iki ülkenin kafa kafaya vermek yerine kafa kafaya girmesi, geleneksel sömürgeci ülkelerin sinsiliğini özetliyor. ***</p>

<p>Bu vesile ile…<br />
ABD Dışişleri Bakanı Blinken'ın, İsrail-Hamas Ateşkes Mutabakatı bağlamında, daha doğrusu bu arayışın son düzlüğünde Dışişleri Bakanı Fidan'ı araması da Türkiye'nin özgün ve vazgeçilmez duruşunu teyit ediyor…<br />
Diyeceğim o ki…<br />
Milli dış politika izleme çabası elbette bedelsiz olmuyor. Ama atılan her adım Türkiye için geleceğin dünyasında bir yer açıyor!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Aug 2024 17:47:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/03/okan-muderrisoglu-1615451850.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşaretleşmeler</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/isaretlesmeler-12294</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/isaretlesmeler-12294</guid>
                <description><![CDATA[İşaretleşmeler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şaşırmış gibi yapmayacağım...<br />
Ne oluyoruz yahu, diye sormayacağım...<br />
<strong>"Komplo teorileri bunlar</strong>" demeyeceğim; 2018'den beri bu bakışı terk ettim; çünkü biliyorum,&nbsp;<strong>ne kadar komp</strong><strong>lo</strong>&nbsp;<strong>teorisi, o kadar gerçeğe açılan</strong><strong>yol...</strong><br />
Baksanıza...<br />
<strong>Dünya The Economist dergisi</strong><strong>nin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kapağı olup çıktı.</strong><br />
Saklanan ne varsa, artık arsızca sergileniyor; ifşa ediliyor...<br />
Ezoterik işaretleşmelerin gizemli örtüsü kaldırılıyor, nerdeyse göze sokuluyor artık!</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>Rusya, Ukrayna saldırısı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sonucunda Zaporijiya Nükleer</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Santrali'nde yangın çıktığını açıkladı...</strong><br />
Fakat radyasyon göstergeleri normalmiş...<br />
Şimdilik tabii...<br />
Uygun zamanda, uygun görülürse birden "anormal" olurlar...<br />
<strong>Tarihine baktım...</strong><br />
<strong>Ayın 11'i...</strong><br />
Tesadüfe bak!</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Akla neler geliyor...</p>

<p>Yazmış birkaç kişi sosyal medyaya...<br />
Dünya Sağlık Örgütü 11 Mart 2019'da "küresel çapta bir salgına hazır olun" demiş.<br />
11 Aralık 2019'da Wuhan'da ilk covid vakası tespit edilmiş...<br />
İlk covid ölümü 11 Ocak...<br />
Virüse ad 11 Şubat 2020'de koyulmuş..<br />
DSÖ'nün resmi pandemi ilanı 11 Mart 2020...<br />
<strong>İşaret mi? Al sana işaret!</strong><br />
<strong>Seviyorlar ya (11 Eylül'den</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>beri) bu rakamı, eh insan ayın</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>11'ine rasgelen nükleer santral</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yangınında da bir durup düşünü</strong><strong>yor.</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Çok mu gizemli oldu, gizemsiz alana geçelim...<br />
Buyrun...<br />
Ukrayna milyarlarca dolarlık silah yardımlarıyla birlikte toparlanıp Rusya'ya saldırıya geçti...<br />
Ama tuhaf!<br />
<strong>Niye Kursk'un düz ovalarında</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ilerliyor Ukrayna?</strong><br />
<strong>Niye Rusya bu kadar çaresiz bir</strong><strong>görüntü veriyor?</strong><br />
<strong>Kursk, bir oyun sahası mı, çarpışma</strong><strong>meydanı mı?</strong><br />
Çubuklu tv yorumcularımızı geçin ama iki gündür bütün kaynakları taradım, olup biteni anlayan tek bir "uzman" yok!<br />
<strong>Bu da mı bir işaretleşme</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yoksa?</strong><br />
Gelecek, Kursk'ta mı hazırlanıyor?</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Bir dakika, bir dakika!<br />
Şu an&nbsp;<strong>olimpiyatların kapanış</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>töreni&nbsp;</strong>gözüme takılıverdi...<br />
Hiç durmuyor adamlar yahu...<br />
Kapanış törenini de pagan inançlar, gizemli işaretler gösterisine çeviriverdiler.<br />
Umarım, orjinali Louvre müzesinde bulunan&nbsp;<strong>Semadirek Kanatlı Zafer</strong><strong>Tanrıçası heykelinin göğe yüksel</strong><strong>tilmesi</strong>sadece turistik ve artistik bir hesaba dayanıyordur.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>NOT DEFTERİ</strong><br />
Kulak yoluyla kaptığınız bir veba düşünün. Taşlar ve sopalar kemiklerinizi kırabilir ama artık kelimeler de sizi öldürebilir. (<strong>C. PALAHNIUK&nbsp;</strong>/ Ninni)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Aug 2024 17:45:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’de Tüzük Kurultayı ve ‘siyasetsiz hizipler’ savaşı</title>
                <category>Mahmut Övür</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/chpde-tuzuk-kurultayi-ve-siyasetsiz-hizipler-savasi-12293</link>
                <author>hygjh@hotmail.com (Mahmut Övür)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/chpde-tuzuk-kurultayi-ve-siyasetsiz-hizipler-savasi-12293</guid>
                <description><![CDATA[CHP’de Tüzük Kurultayı ve ‘siyasetsiz hizipler’ savaşı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>CHP yerel seçimden birinci parti çıkmasına, Ankara ve İstanbul'u çoğunlukla kazanmasına rağmen, iç tartışmayı bir türlü sonlandıramadı. Çünkü ortada güçlü bir&nbsp;<strong>"lider"</strong>&nbsp;ve daha önemlisi toplumu geleceğe taşıyacak umut veren bir&nbsp;<strong>"siyaset</strong>&nbsp;<strong>vizyonu"&nbsp;</strong>yok.<br />
Yerel seçim sonrasında CHP Genel Başkanı&nbsp;<strong>Özgür Özel</strong>'in&nbsp;<strong>"normalleşme"&nbsp;</strong>çıkışları bu açığı kapatacak gibi görünse de arkası gelmedi. Sonra&nbsp;<strong>"Bir adım ileri iki adım geri"</strong>&nbsp;siyasetiyle oyalama günleri başladı.<br />
Araya da belediyelerdeki nepotizm tartışmaları, Genel Başkanı Özel ve İmamoğlu ikilisinin de katıldığı ve israf nedeniyle çok tepki toplayan&nbsp;<strong>"ergen</strong><strong>Paris şovu"&nbsp;</strong>girince her kafadan bir ses çıkmaya başladı.<br />
Zaten, parti içinde geçmişten gelen&nbsp;<strong>"Kemalciler-Ekremciler"&nbsp;</strong>tartışması vardı. Şimdi buna seçim sonrası&nbsp;<strong>"Özelciler"</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>"Yavaşçılar"&nbsp;</strong>da eklendi. Hatta iş İstanbul seviyesine kadar indi ki ortaya&nbsp;<strong>"Sinemciler-Rızacılar"</strong>&nbsp;kavgası çıktı.<br />
Doğal olarak CHP'liler de bu kavga ortamında başlarını kaldırıp ne Türkiye'ye ne de dünyaya bakabiliyor.<br />
İşte tam bu noktada CHP, bir adaylık yarışına dönüşüp dönüşmeyeceği merak edilen&nbsp;<strong>"Tüzük Kurultay"</strong>ına gidiyor.<br />
Genel Başkanı Özel, kurultayın seçimli yapılmasının önünü açarak adeta meydan okudu. Muhatabı da eski genel başkanı&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu</strong>'ydu. Gerçi Kılıçdaroğlu ve ekibi böyle bir hesap içinde olmadıklarını söylüyorlar ama&nbsp;<strong>"nedense"&nbsp;</strong>yoğun bir çalışma da yürütüyorlar. Bu muğlaklığı Kılıçdaroğlu son çıktığı televizyonda da sürdürdü. Kendisine yöneltilen;&nbsp;<strong>"Genel</strong>&nbsp;<strong>başkanlığa aday olacak mısınız?"</strong>&nbsp;sorusuna şöyle bir cevap verdi:<br />
<strong>"Delegeler derse ki 'Gelmen</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>lazım arkadaş', görev verirlerse,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yoksa ben ne yapacağım? Genel</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>başkanlık zaten yaptım, zor bir</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>görev. Genel başkanlığın hakkını</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>vermek hele CHP'de çok kolay<strong>&nbsp;</strong>değil."</strong><br />
Anlaşılan Kılıçdaroğlu, seçim ve kurultay yenilgisine rağmen hâlâ o makamı istiyor. Peki delegeler&nbsp;<strong>"gel"&nbsp;</strong>der mi? Köprünün altından çok sular aktığı için zor görünüyor. Ancak buna rağmen Kılıçdaroğlu ve ekibi, İstanbul, İzmir ve Adana da dahil birçok ilde yoğun çalışma yürütüyor. Açık açık söylenmese de bu çalışmaların arka planında "<strong>CHP'yi Ekrem İmamoğlu'na</strong>&nbsp;<strong>teslim etmemek</strong>" yatıyor. Gerçi bu konuda çevresi ne kadar öfkeli bir tavır sergiliyorsa Kılıçdaroğlu da bir o kadar sessiz. Kılıçdaroğlu, daha çok Özel'e çok sert çıkıyor İmamoğlu'na ise tek kelime etmiyor.<br />
Sanki arka planda çok daha farklı bir hesap var. Buna rağmen tüzük kurultayında kavga büyük oranda&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu&nbsp;</strong>arasında geçecek. Çünkü İmamoğlu tüzük kurultayında CHP'nin cumhurbaşkanı adayını üyelerin belirlemesini istiyor. Oysa şu anda bu yetki partiler yasasına göre CHP'nin meclis grubunda. Meclis grubu da ağırlıkla&nbsp;<strong>Kılıçdaroğlu</strong>'nun elinde. Bu tabloya göre kurultayda tüzük değişikliği olsa bile yasal olarak geçerli olmayacak.<br />
Bu da iplerin hâlâ Kılıçdaroğlu'nun elinde olduğunu gösteriyor. Bir de CHP'lilerin merakla beklediği İmamoğlu'nun&nbsp;<strong>"ahmak"&nbsp;</strong>davasıyla ilgili yargıdan gelecek karar var. Bütün bunlar bir arada düşünüldüğünde, CHP'liler 2028'e kadar ülkenin ihtiyacı olan siyaseti üretmek yerine yine parti içi kavgayla uğraşacak. Bu da parti içinde Özel'in hatta&nbsp;<strong>"Partim isterse aday olurum"</strong>&nbsp;diyen ve&nbsp;<strong>"derinden"&nbsp;</strong>o güne hazırlanan&nbsp;<strong>Mansur Yavaş'</strong>ın şansını arttırsa da CHP'nin iktidar şansını azaltıyor. Dahası küresel kuşatmaların arttığı bir zaman diliminde ülkenin iç cephesine zarar veriyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Aug 2024 17:44:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/mahmut-ovur-1607068920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YOLSUZLUK AHLAKSIZLIKTIR</title>
                <category>Metin Çınar</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/yolsuzluk-ahlaksizliktir-12292</link>
                <author>cinarmetin06@hotmail.com (Metin Çınar)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/yolsuzluk-ahlaksizliktir-12292</guid>
                <description><![CDATA[YOLSUZLUK AHLAKSIZLIKTIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir meczubun “yolsuzluk, hırsızlık değildir”&nbsp;söylemine inat,&nbsp;Cicero’nun&nbsp;ünlü sözüyle cevap vereyim;&nbsp;“Ülkelerparasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çöker” diyor.&nbsp;Daha ileri bir söylemle “adalet olmayınca, ahlakta olmaz”mış.&nbsp;Cahillerin, eğitimsizlerin Karun gibi servet sahibi olduğu bir ülkede ne ahlaktan, ne bilimden ne de bilim adamlarına verilen değerden, ne de bilim adamı yetişmesinden&nbsp;bahsedebilirsin.&nbsp;Yine Tolstoy’un dediği gibi “Ahlak kurallarını&nbsp;sakın&nbsp;çiğnemeyin. Zira öcünü çabuk alır. Ahlak bir defa bozulmaya yüz tuttu mu, toplumda bir çatışma ve şiddet zuhur eder ve huzur, güven kalmaz” der.&nbsp;Ahlak kelime anlamı olarak huy, mizaç ve karakter demektir. Kavram olarak ise insanın bir amaca yönelik kendi arzusuyla iyi davranışlarda bulunup, kötülüklerden uzak durmasıdır.&nbsp;Ahlakın bozulmasına da yozlaşma deniyor. Bir toplumda yozlaşma başlamışsa o&nbsp;ülkede insani değerlerin&nbsp;dejenerasyonu&nbsp;başlamış, ülke yok oluşa doğru sürükleniyor demektir.&nbsp;</p>

<p>Ülkemiz 2018’den bu yana “Yolsuzluk Algı Endeksi” puanları ciddi ölçüde düşüş gösteren 12 ülke arasında yer almıştır. Uluslar arası Şeffaflık Örgütü’nün 2023 yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke arasında 34 puanla 115. Sırada yer aldı. 2022’deki puanı 36 olan Türkiye, 2 puan kaybetti ve ülke sıralamasında 14 sıra birden geriledi.&nbsp;</p>

<p>MÜSLÜMAN ÜLKELERİN İSLAMLA TANIŞIKLIĞI</p>

<p>Yine ABD’de faaliyet gösteren&nbsp;Islamicty&nbsp;Vakfı tarafından İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi ülkeler göz önünde bulundurularak hazırlanan “İslami Yaşayan Ülkeler Endeksi” sıralamasında Türkiye, 2017’de 81. Sıradayken son yapılan endeks sıralamasında 95. Sırada yerini almıştır. İlk sırayı Yeni Zelanda’nın aldığı endekste, ilk 40’da adı İslam’la özdeşleşmiş hiçbir ülke bulunmamaktadır.&nbsp;</p>

<p>Yolsuzluk algı endeksimizin yüksek olduğu bir zaman diliminde, kamusal alandan yargıya intikal etmiş/ettirilmiş suç sayısı yok denecek kadardır. Daha iddialı bir söylemle İslami hassasiyetle toplumdan yönetme vizesini 22 yıldır tek başına alan Ak Parti iktidarında yargıya ulaştırılan kamu hırsızlığı, yolsuzluğu ile ilgili ciddi bir davayı ne yazık ki ben hatırlamıyorum. Oysaki Dünya Yolsuzluk Algısı sıralamasında “sıfır yolsuzluğun olduğu ülkenin sıralamada yerinin bir olduğunu” düşündüğümüzde bizim 95. Sırada olmamıza karşın her gün onlarca yolsuzluk davasının yargıda görülüyor olması&nbsp;gerekirdi. Oysaki yolsuzlukla adaletin paralel işlemediği bir düzeni, hep birlikte sorguluyor, denetliyor ve çözüm geliştiriyor olabilmeliydik.</p>

<p>YATIR ADAYLARININ&nbsp;BOL OLDUĞU ZAMANDAYIZ</p>

<p>(Teşbihte hata aranmaz) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Alman mühendis&nbsp;(ülkemizde)&nbsp;yol yapımında çalışırken işçinin biri gelir:&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;-Dozerin paleti kırıldı der.&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Alman mühendis:&nbsp;-Kepçeyi kullanın der.&nbsp;Bir süre sonra işçi gelip:&nbsp;-Kepçenin dişleri kırıldı deyince&nbsp;Alman mühendis:&nbsp;-Ne kayaymış arkadaş diye söylenir.&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İşçi:&nbsp;-Kayadan değil efendim.&nbsp;“Orada yatır var”&nbsp;der.&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;Alman mühendis:&nbsp;-Ne yapalım öyleyse?&nbsp;der.&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İşçi :&nbsp;-Bir tosun kurban keselim. Her şey düzelir efendim der.&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;Tosun kesilir, pişer, yenilir, içilir. Ertesi günü dozerle kayanın başına gelirler. Dozer bir hamlede kayayı söker atar.&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;İşçi:&nbsp;-Gördünüz mü efendim?&nbsp;Deyince, &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Alman mühendis :&nbsp;-Yahu sizin ölünüz böyle rüşvet yerse dirinizden Allah korusun der!</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Aug 2024 15:10:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2022/10/metin-cinar-1664999909.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ya karavana atsaydı?</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ya-karavana-atsaydi-12291</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ya-karavana-atsaydi-12291</guid>
                <description><![CDATA[Ya karavana atsaydı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni kahramanımız, Yusuf Dikeç adlı atıcılık sporcumuz. Fransa 2024'de eli cebinde yaptığı tabanca atışlarıyla ülkemize tarihinde ilk kez bu dalda madalya (gümüş) getiren iki sporcumuzdan biri.<br />
Gelgelelim, Dikeç sportif başarısından ziyade ilginç atış stiliyle gündem oldu. Gözlük, lens, kulaklık, eldiven vs. gibi hiçbir ekipman kullanmadan, eli cebinde, tarlada testiye ateş eder gibi yaptığı atışlar onu karizma kürsüsünde en yükseğe çıkardı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/06/ya-karavana-atsaydi-1722958637305.jpeg" title="ya-karavana-atsaydi-1722958637305.jpeg" /><br />
<br />
<br />
İyi hoş da, ya Yusuf Dikeç karavana atsaydı, hedefi ıskalasaydı ne olacaktı? Olacağı belli: Lakayt bulunacak, şımarıklıkla suçlanacak, hatta milli formaya ihanet eden bir hain olarak hedefe konulacaktı. Bırakın atıcılık tesislerine isminin verilmesini, belki de sporculuk lisansı bile iptal edilecekti.<br />
Bu arada sanki Yusuf Dikeç o madalyayı tek başına almış gibi davranılıyor. Oysa bu bir takım yarışmasıydı ve Dikeç'in yanındaki takım arkadaşı Şevval İlayda Tarhan da başarıda en az onun kadar pay sahibiydi. Nedense bundan kimse söz etmedi. "Kadına karşı pozitif ayrımcılık" da her zaman olduğu gibi yine bu köşeye nasip oldu.<br />
<br />
<strong>Yollardaki utancımız</strong><br />
Geçen hafta 1200 kilometre şehirlerarası yol yaptım. Yaparken de iki karşıt duygu yaşadım. Hem gururlandım, hem utandım...<br />
Yollarımız bir harika. 8 şeritli Kuzey Marmara Otoyolu, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Troya-Assos Tüneli sayesinde Sarıyer'den Altınoluk'a 4 saatte ulaştım. Allah düşünenden de yapandan da razı olsun.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/06/ya-karavana-atsaydi-1722958639908.jpeg" title="ya-karavana-atsaydi-1722958639908.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Ama bu güzellikle bağdaşmayan iki uygulamaya da rastladım. Birincisi, yol üzerindeki "Çöp Atmayın" yazılı uyarı levhalarıydı. Yıl 2024 olmuş, biz hâlâ insanlarımızı yola çöp atmamaları konusunda trafik levhalarıyla uyarmak zorunda kalıyoruz. Bu utanç bize bir yüzyıl daha yeter...<br />
İkincisi ise ekip arabası ve trafik polisi şeklindeki sahte panolar. Sözde onu uzaktan gören sürücü ayağını gazdan çekecek, hatalı sollama yapmayacak.<br />
Polisi "korkuluk", sürücüleri "karga" yerine koyan başka ülke var mı acaba?<br />
<br />
<strong>Yargıtay'ın kaynana kararı</strong><br />
Yargıtay, kayınvalide ve kayınbabasına "Anne/Baba" demeyen kadını "ağır kusurlu" bularak, bunu boşanma sebebi saydı. Bana göre bu karar çok su götürür ve yeni bir tartışmanın fitilini ateşler.<br />
Kişisel görüşüme gelince:<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/06/ya-karavana-atsaydi-1722958634770.jpeg" title="ya-karavana-atsaydi-1722958634770.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Bu işin neredeyse "yasal zorunluluk" haline getirilmesi bana çok saçma ve gülünç geldi. Çünkü birine hitabınız, ona beslediğiniz duygu ile ilgilidir ve görecelidir. Yani kişiden kişiye değişir. Kimi, kayınvalidesine duyduğu yakınlığı "Anne" sözüyle ifade eder, kimi "Benim zaten öz annem var, başka birine sırf adet yerini bulsun diye anne diyemem" diyebilir. Ben her ikisine de saygı duyarım. Buna Yargıtay'ın müdahalesine ise sadece "Abesle iştigal" diyebilirim.<br />
<br />
<strong>Şeref kürsüsü</strong><br />
Erzurumlu gazeteci Murat Genç, çaya düşüp sürüklenmeye başlayan anne ile kızını, yüzme bilmemesine rağmen kurtarıp "kahraman" olarak anılmayı hak etti.<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
Karpuz hırsızlığının böylesi de bize nasip olur zaten. Karpuzcu kardeşler, kafes seçiminizi iyi yapın.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/06/ya-karavana-atsaydi-1722958647681.jpeg" title="ya-karavana-atsaydi-1722958647681.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
Aksaray'da alkollü sürücü uzun bir kovalamacanın ardından polis tarafından tutuklanırken muhabirlere bir de habercilik dersi verdi: "Alkollü araba kullanmaktan haber mi olur? Başka bir haber bul..."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Aug 2024 15:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zenginin yalısının elektriğini devlet ödemesin!</title>
                <category>Dilek Güngör</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/zenginin-yalisinin-elektrigini-devlet-odemesin-12290</link>
                <author>dgfhhf@hotmail.com (Dilek Güngör)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/zenginin-yalisinin-elektrigini-devlet-odemesin-12290</guid>
                <description><![CDATA[Zenginin yalısının elektriğini devlet ödemesin!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Önceki gün enflasyon açıklandı. Malumunuz, uygulanan programın en önemli ayağı&nbsp;<strong>dezenflasyon</strong>... Dolayısıyla da her ay veriler yakından izleniyor. Temmuz rakamlarına bakacak olursak, yıllık bazda enflasyonda düşüş sürüyor. Haziran ayına göre&nbsp;<strong>düşüş 9.8</strong>&nbsp;<strong>puan</strong>, yüzde 61.8. Ancak aylık enflasyon&nbsp;<strong>yüzde 3.23&nbsp;</strong>ile&nbsp;Merkez Bankası'nın arzuladığının üzerinde... Bu eğilim devam edecek mi?<br />
Dün&nbsp;Ankara'da&nbsp;<strong>Turkuvaz Medya</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Grubu'nun&nbsp;</strong>Balgat'taki ofisinde ağırladığımız<strong>&nbsp;</strong><strong>Hazine ve Maliye Bakanı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Mehmet Şimşek</strong>'e göre, ağustosta da<strong>&nbsp;</strong>düşüş eğilimi devam edecek. Yılsonunda<strong>&nbsp;</strong>da&nbsp;<strong>yüzde 40'lık&nbsp;</strong>oran görülecek. Şimşek,<strong>&nbsp;</strong>"2024 dezenflasyona geçiş yılıydı. Zorlu<strong>&nbsp;</strong>geçeceğini söyledik.&nbsp;<strong>2025'te ilk rahatlama</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>görülecek</strong>. Millet bize inansın.<strong>&nbsp;</strong>Biraz sabır ve zamana ihtiyacımız var.<strong>&nbsp;</strong>Enflasyon tek haneye düşene kadar&nbsp;<strong>rahat</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>uyumayacağız</strong>" diyor.<br />
Peki ya beklentiler?<br />
Düşüş devam ettikçe uygulanan programa güvenin&nbsp;<strong>artacağını</strong>, Merkez Bankası'nın hedefinin gerçekleşmesiyle beklentilerin de&nbsp;<strong>iyileşeceğini&nbsp;</strong>söylüyor.<br />
Tabii gıda, ulaştırma, ticaret alanında yapılması gerekenlerin de altını çiziyor...<br />
Birincisi, gıdada&nbsp;<strong>arzı artıracak</strong><strong>&nbsp;</strong>önlemler... Teknolojiyi&nbsp;<strong>tarıma&nbsp;</strong>entegre<strong>&nbsp;</strong>etmek... Endüstriyel bitkiler üretmek...<strong>&nbsp;</strong>Soğuk zincir kurmak... Aracıları ortadan<strong>&nbsp;</strong>kaldırmak...<br />
<strong>Ticarette&nbsp;</strong>yol haritası belli... Ürünü tarladan sofraya getirecek sistemi kurgulamak...<br />
<strong>Ulaştırmada&nbsp;</strong>da özellikle OSB'leri demiryoluyla ana ulaşım akslarına ve limanlara bağlamak...<br />
Bunlar doğru yaklaşımlar...<br />
İlaveten bana kalırsa, enflasyondaki düşüş kalıcı olmaya başlıyorsa maliyet bazlı fiyatlamaya da geçilmesi gerek...<br />
Bu modelle, herkes&nbsp;<strong>kafasına göre</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>fiyat belirlemeyi&nbsp;</strong>bırakır. Ürünün<strong>&nbsp;</strong>bugünkü ve gelecekteki üretim maliyetlerini<strong>&nbsp;</strong>dikkate alıp, belirli bir kâr marjı ekleyerek,<strong>&nbsp;</strong>satış fiyatını belirler.<br />
Bir de işin&nbsp;<strong>sübvansiyonlar&nbsp;</strong>kısmı var.<br />
Herkes elektrik ve gaz zammını konuşuyor da...<br />
Kimse işin bu boyutunu sorgulamıyor.<br />
Türkiye'de faturalanan elektriğin yarısı regüle tarife denilen sübvansiyonlu fiyatlardan satılıyor. Düşünün, her 100 TL'lik elektrik ve gazın yaklaşık&nbsp;<strong>yüzde 70'ini</strong>&nbsp;<strong>devlet veriyor</strong>.<br />
Hem de sadece dar gelirlinin değil...<br />
Sosyal devlet&nbsp;olalım elbette...<br />
Ama&nbsp;<strong>Koç'un&nbsp;</strong>villasının da&nbsp;<strong>Sabancı'nın&nbsp;</strong>köşkünün de elektrik ve doğalgazının parasının bir kısmının devlet kasasından ödenmesine artık son verilsin.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Aug 2024 14:59:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/02/dilek-gungor-1612770059.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşin içinde iş var</title>
                <category>Salih Tuna</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/isin-icinde-is-var-12289</link>
                <author>fsfdsf@hotmail.com (Salih Tuna)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/isin-icinde-is-var-12289</guid>
                <description><![CDATA[İşin içinde iş var]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere Başbakanı&nbsp;<strong>Keir Starmer</strong>'ın İngiltere'deki aşırı sağcı ayaklanmaları kınayarak hükümetinin camilere ve Müslüman topluluklara yönelik saldırılara tolerans göstermeyeceğini açıklaması Keir Starmer'ın bir çeşit "kahraman" olarak çizilmesine yol açtı.<br />
Hatta,&nbsp;<strong>İsrail</strong>'e karşı eleştirel tavır takındığı için hizaya çekilmek istendiği yazıldı, çizildi.<br />
Halbuki, Keir Starmer, kendisine söyleneni yapan bir robottan fazlası değildi.<br />
Kaldı ki,&nbsp;<strong>Uluslararası Adalet Divanı</strong>'nın İsrail'i soykırım zanlısı olarak sanık mahkemesine oturttuğu ve soykırımcı faşist&nbsp;<strong>Netanyahu</strong>&nbsp;hakkında verilen "tutuklama kararını" bağlayıcı bulmayan Avrupa ülkesi mi var?&nbsp;<strong>Almanya</strong>&nbsp;dâhil.<br />
Şöyle birazcık geriye sararak fotoğraf netleştirelim:&nbsp;<strong>Keir Starmer</strong>, 7 Ekim'den kısa süre sonra LBC'de verdiği röportajda, İsrail'in kendini savunma hakkını vurgulamış ve&nbsp;<strong>Gazze</strong>'ye elektrik ve su tedarikini kesmek gibi önlemlerin de bu "hakka" dâhil olduğunu söylemişti.<br />
Evet yanlış duymadınız,&nbsp;<strong>Filistinlilerin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>suyunu kesmeyi "İsrail'in kendini savunma</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>hakkı" kapsamında görmüştü.</strong><br />
"İsrail Dostu İşçi Partililer" grubuna yakınlığıyla da dikkat çeken Keir Starmer'a seçimleri ancak İşçi Partisi'ni "sol parti" olmaktan kurtarıp "merkeze" çekerek kazanabileceği vazedilmişti. Böylece de "Yeni bir Tony Blair" olarak değerlendirilmişti.<br />
İşin aslı, Keir Starmer, Tony Blair'den bile daha fazla "sağa sapmış" konumdaydı.<br />
Sadece ekonomi politikalarında değil, bilhassa mülteci meselesinde "kapsayıcı sol" görüşten uzakta kalıyordu. O kadar ki, Bangladeşli sığınmacıların daha verimli bir şekilde sınır dışı edilmesi gerektiğini vurgulamış ve mevcut süreçlerin yetersiz olduğunu belirtmişti.<br />
Bu (haklı olarak) "ırkçılık yapmakla" suçlamalarına yol açmıştı.<br />
"Bangladeşli sığınmacılar" ifadesiyle kodlanan da İngiltere'deki tüm Müslüman mültecilerdi.<br />
Hülasa edecek olursak, Keir Starmer ne İsrail karşıtlığıyla ne de Müslümanlara pozitif davranışlarıyla biliniyordu.<br />
<strong>Elon Musk</strong>, Keir Starmer'ın "tüm topluluklara karşı yapılan saldırıları" değil de neden "Müslüman topluluklara karşı yapılan saldırıları" kınadığını eleştiri konusu yapıyor.<br />
Dahası, ABD başta olmak üzere Batı dünyasında son yıllarda pompalanan,&nbsp;<strong>"Devlet,</strong>&nbsp;<strong>beyazlara karşı azınlıkları kayırıyor"&nbsp;</strong>algısına hizmet etmek için elinden geleni yapıyor.<br />
Elbette burada sözü edilen "azınlıklar" Müslümanlardan başkası değil.<br />
Anlaşılan o ki,&nbsp;<strong>Elon Musk&nbsp;</strong>gibi Batılı oligarkların günümüzde kendilerine biçtikleri siyasi rol, bundan birkaç sene önce "aşırı sağ" sayılan görüşleri "merkeze" oturtmaktan ibaret.</p>

<p>***</p>

<p><strong>İngiltere</strong>'deki "aşırı sağcı" ayaklanmaların kışkırtıcılarından aktivist&nbsp;<strong>Tommy Robinson,</strong>&nbsp;aşırı sağcı protestoculara yönelik polis müdahalesi ile 7 Ekim'den beri İngiltere'de neredeyse her hafta gerçekleşen Filistin yanlısı protestolara yönelik polis müdahalesini karşılaştırarak, polisin "Filistin yanlılarına" daha müsamahalı davrandığından yakınıyor.<br />
<strong>Elon Musk</strong>'ın söz konusu yaklaşımına ne çok benziyor değil mi? Bir farkla ki, İsrail ordusuyla da bağlantıları olan Tommy Robinson, soykırım karşıtı protestoları "Hamas yanlısı" olarak adlandırıyor.<br />
Böylece&nbsp;<strong>"Avrupalı beyazlara karşı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Hamas sempatizanları"&nbsp;</strong>formülü işleme<strong>&nbsp;</strong>koyulmaya çalışılıyor.<br />
Değişik, değişik olduğu kadar da çarpıcı bir "ötekileştirme" bu!<br />
Son birkaç yıl içerisinde, birçok Batı ülkesinde olduğu gibi,&nbsp;<strong>Birleşik Krallık</strong>'taki siyasi iklim o kadar "sağa" kaydı ki, aslında "merkez sağda" yer alan&nbsp;<strong>Keir Starmer&nbsp;</strong>gibi figürler bile "sol" olarak veya yalnızca azınlıklarla ilgilenen "sosyalistler" olarak görülür oldu. Bu kayma, Irak'ın işgali için bahane olarak kullanılan 11 Eylül sonrasındaki durumu hatırlatıyor.<br />
Soru şudur: Batı siyasetindeki mahut sağa kayma, İsrail'in acil ihtiyaç duyduğu "bölgesel savaş" için bahane olarak kullanılabilir mi?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Aug 2024 14:59:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/salih-tuna-1617869323.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geçti geçti...</title>
                <category>Melih Altınok</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/gecti-gecti-12288</link>
                <author>djdgjd@hotmail.com (Melih Altınok)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/gecti-gecti-12288</guid>
                <description><![CDATA[Geçti geçti...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Instagram'da sergileyemeyecekleri için otel ve restoran rezervasyonlarını iptal edecek kadar bunalıma girenlere iyi haber...<br />
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı&nbsp;<strong>Abdulkadir</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Uraloğlu&nbsp;</strong>dün,&nbsp;<strong>"Instagram konusun</strong><strong>da</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ciddi bir aşama kaydettik, talepleri</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>karşıladıklarında erişimi sağlayacağız"</strong><strong>&nbsp;</strong>dedi.<br />
Şaka bir yana, yapacak bir şey yok, atı alan Üsküdar'ı geçmiş. Sahildeki kafelerde Instagram'da&nbsp;<strong>resmini paylaşmadan tatlı</strong>&nbsp;<strong>yiyene&nbsp;</strong>rastlamak zor.<br />
Türkiye'de milyonlarca Instagram kullanıcısı var. Instagram'la beraber&nbsp;Facebook'un da sahibi olan Meta'nın dünyadaki en iyi müşterilerindeniz. Adamlar 1 yaşından itibaren eline verdikleri telefonla zehri toplumun iliklerine kadar zerk ettiler.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/31fee5/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/06/gecti-gecti-1722968835001.jpeg&amp;mw=600" title="gecti-gecti-1722968835001.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Evet, meseleyi&nbsp;<strong>iletişim özgürlüğü&nbsp;</strong>bağlamında, kimsenin itiraz edemeyeceği politik sloganlarla tartışmak konforlu bir alan olsa da buradan çözüm çıkmayacağı açık.<br />
Sosyal medyanın çocuklarda zekâ geriliğine, konuşma yaşının gecikmesine vb. pek çok olumsuz etkiye yol açtığına dair sayısız bilimsel çalışmayı şimdilik geçelim... Peki, son tahlilde ABD mahkemelerinde&nbsp;<strong>kullanıcıların bilgilerini</strong>&nbsp;<strong>istihbarat servislerine sağladığını</strong>&nbsp;itiraf eden&nbsp;<strong>Zuckerberg'</strong>in uygulamalarından bahsettiğimizi neden ısrarla görmezden geliyoruz?<br />
Zuckerberg'in ruh ikizi&nbsp;Jack Dorsay&nbsp;tarafından yönetilen&nbsp;<strong>Twitter'</strong>ın seçim dönemi&nbsp;<strong>ABD</strong>&nbsp;<strong>Başkanı'nın hesabını kapatması,&nbsp;</strong>bu mecraların nasıl bir işlevinin olduğunun göstergesi değil mi?<br />
<strong>Elon Musk'</strong>ın bile,&nbsp;<strong>"Arama motoruna</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Trump yazınca Kamala Harris'in bilgileri</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>çıkıyor"&nbsp;</strong>diye isyan ettiği&nbsp;Google,&nbsp;<strong>pandemideki</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sansürüyle&nbsp;</strong>neye hizmet ettiğini gözümüze<strong>&nbsp;</strong>sokmadı mı?</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>KONTROLDEN ÇIKMIŞ BİR SİLAH</strong><br />
Batı ile Doğu Bloku arasındaki temel fark, demokrasinin gereksinimlerini ve yansımalarını absorbe etmedeki tercihleriydi.<br />
Kabaca 20 yıl öncesine kadar iki kutup arasındaki fark daha belirgindi.<br />
Hollywood gibi kültür endüstrisinin tüm araçlarıyla&nbsp;<strong>dünyaya yedirilen</strong>&nbsp;<strong>hikâyeye göre</strong>, bir tarafta muhalif basına, siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine izin verilmeyen&nbsp;<strong>"otoriter"&nbsp;</strong>dünya, diğer tarafta iç politikaya dair eleştiri gibi birtakım özgürlüklere müsaade edilen&nbsp;<strong>"özgür"</strong>&nbsp;dünya vardı.<br />
Oysa&nbsp;Çin'in muktediri Komünist Parti muhalefeti tek parti rejimiyle engelliyorsa, ABD de çok sivrilen başkanları, STK yöneticilerini&nbsp;<strong>istihbarat</strong>&nbsp;<strong>servislerine&nbsp;</strong>havale edip ortadan kaldırıyordu.&nbsp;Rusya&nbsp;basını sansürlüyorsa ABD de ülkeyi yöneten&nbsp;<strong>troyka</strong><strong>nın</strong>&nbsp;ortağı sermayenin sahibi olduğu&nbsp;<strong>medya tekeliyle&nbsp;</strong>istediği gündemi dayatıyordu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/262bfb/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/06/gecti-gecti-1722968837295.jpeg&amp;mw=500" title="gecti-gecti-1722968837295.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Ne var ki ABD, gücü daha ilkel bir refleksle, korkuyla sağlamaya çalışan Doğu'daki yönetimler gibi işlediği suçları hukukla üstlenmiyordu. Yaratıcı senaryolarla suçu düşmanlarına yıkıyordu.<br />
Kısacası, bu işi daha şık yapıyordu.<br />
İnternet çağı ve ABD'nin bu sürece 11 Eylül saldırılarının ardından dünyaya ilan ettiği&nbsp;<strong>yeni savaş kon</strong><strong>septiyle</strong>&nbsp;dâhil olmasıyla işler değişti.<br />
ABD iç siyasetin yanı sıra operasyon bölgelerindeki kamuoyunu etkilemek için&nbsp;<strong>yeni medyaya&nbsp;</strong>sarıldı.<br />
Ancak&nbsp;<strong>"Arap Baharı"&nbsp;</strong>da dâhil pek çok projede çalışan silah,&nbsp;<strong>Trump'</strong>ın eline geçmesin mi? Derken Çin de Tiktok gibi taklitlerle piyasaya girince&nbsp;<strong>Batı hopladı</strong>.<br />
ABD, "Şirketi bize sat ya da git" diyerek&nbsp;<strong>Tiktok'a çökerken</strong>, pek çok Avrupa ülkesi okullarda, kamu binalarında, orduda sosyal medya uygulamalarına&nbsp;<strong>yasak&nbsp;</strong>getirdi.<br />
Bunlar ya da İngiltere Başbakanı'nın ülkeyi kasıp kavuran sokak provokasyonlarının ardından sosyal medyayı işaret edip parmak sallaması,&nbsp;<strong>ifade özgürlüğü tartışmasına</strong>&nbsp;konusu edilmiyor.<br />
Çünkü sosyal medya, kendilerini özgürlükçü sanan ancak Kâbeleri ABD olan ev zencilerinin ve ellerine verilen cihazlarla hipnotize edilmiş yığınların aklını almış.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ABD YARGISI<strong>&nbsp;</strong>GOOGLE'A TRÖ'HST DEDİ</strong><br />
ABD'de federal yargıç&nbsp;<strong>Amit</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Mehta,&nbsp;</strong>Google'ın internet araması<strong>&nbsp;</strong>ve arama reklamcılığı konusunda<strong>&nbsp;</strong><strong>"yasadışı tekel"&nbsp;</strong>oluşturduğuna<strong>&nbsp;</strong>hükmederek internet teknolojileri alanında<strong>&nbsp;</strong>önemli bir karara imza attı:<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/06/gecti-gecti-1722968848684.jpeg" title="gecti-gecti-1722968848684.jpeg" /><br />
<br />
<br />
"Mahkeme, tanıklar ve kanıtlar üzerindeki detaylı incelemesinin sonucunda şu karara ulaştı:&nbsp;<strong>Google bir</strong>&nbsp;<strong>tekeldir&nbsp;</strong>ve bu tekelini korumak üzere hareket etmiş, yasaları ihlal etmiştir."<br />
Tröst değil "Höst" desek yeridir. Zira Google internet aramasının&nbsp;<strong>yüzde 90'ından,&nbsp;</strong>mobil arama motorunun ise&nbsp;<strong>yüzde 95'ten&nbsp;</strong>fazlasını kontrol ediyor.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>GÖRÜNTÜ VAR SES YOK</strong><br />
Olimpiyatların sosyal medyada en çok konuşulan ülkesi&nbsp;<strong>Türkiye</strong>. Şeklimiz bir milyon.&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/elon-musk" target="_blank">Elon Musk</a>&nbsp;bile&nbsp;<strong>eli cebinde</strong>&nbsp;<strong>12'den vuran&nbsp;</strong>atıcımızla X'te muhabbette.<br />
Ne yazık ki müsabakalar sosyal medyada kazanılmıyor. Skor pek içi açıcı değil. Henüz&nbsp;<strong>altın madalyamız&nbsp;</strong>yok.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Aug 2024 14:56:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/melih-altinok-1610362765.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Instagram neden kapatıldı?</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/instagram-neden-kapatildi-12287</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/instagram-neden-kapatildi-12287</guid>
                <description><![CDATA[Instagram neden kapatıldı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle söyleyeyim; iyi ki kapatıldı.<br />
Bu bilgi kirliliği, kaldırılan toz duman ve algı operasyonları arasında herkesin gerçeği net olarak görebilmesi için bu kararın niye alındığını açık, net ve basit şekilde anlatacağım:<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Instagram; dolandırıcılıkla geçinen hesapları ve bunların reklamlarını, mahkeme kararlarıyla suçları sabit olmasına rağmen ısrarla kapatmadı.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Açıkça fuhuş yapan, fuhuşa özendiren, ahlak düşmanı rezil hesapları kapatmak şöyle dursun, daha da öne çıkardı.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;İntiharı özendiren, toplumun ruh sağlığıyla oynayan son derece tehlikeli hesapları adeta kanatları altına alıp korudu ve bunların sponsor bulmalarına yönelik özel erişimlerle palazlanmalarına olanak sağladı.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Instagram son dönemde açık bir "çocuk pazarı" işlevi kazandı. Çocukların ticari meta gibi adeta birer mal olarak alınıp satılmasına önayak oldu. Çünkü pedofiliyi bir suç değil, "tercih" olarak gördüğünü ilan etmiş ve bu konuda yapılan şikayetleri görmezden gelmişti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/05/instagram-neden-kapatildi-1722872439837.jpeg" title="instagram-neden-kapatildi-1722872439837.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Gazze olayları ve özellikle de Haniye suikastıyla ilgili süreçte Müslümanlara karşı ırkçılık, ayrımcılık ve hedef gösterme olarak nitelenebilecek tüm eylem ve kampanyalara kurumsal destek verdi. Haniye'ye destek mesajları engellendi.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Atatürk'e hakaret içeren mesaj ve yorumlar, ikaz edilmesine rağmen kalırımadı.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Madde kullanımına destek olarak bunun ticaretine özel bir zemin hazırladı.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Yasadışı faiz konusunda tüm teknik olanakları adeta kullanıcıların emrine verdi.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Aynı zamanda yasadışı kumar organizasyonlarına da dahil oldu.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Yasadışı ilaç ve beslenme takviyelerinin yaygınlaşması, satışı ve temin edilmesi için özel bir platforma dönüştü.<br />
Bu "katalog suçlarının" hepsi, bağımsız Türk mahkemelerinin kararları olarak Instagram yönetimine sunuldu, gerekli uyarılar yapıldı hatta yüz yüze görüşmelerde dile getirildi. Ama Instagram'ın da dahil olduğu META şirketinin sahibi ve yöneticileri oralı olmadı. Adeta Türk Devleti'ni ve onun bağımsız mahkemelerini hiçe sayıp, tanımadı.<br />
Durum böyle olunca, bu şımarıklara Türkiye'nin nasıl bir "devlet" olduğunun hatırlatılması gerekti.<br />
Benim asıl anlayamadığım ise Haniye için bayrakların yarıya indirilmesine tepki gösterip, "Elin Arap'ı için neden yas tutuyoruz?" diyenlerin, kıytırık bir ABD şirketinin Türkiye ile adeta alay etmesine niye ses çıkarmadığıydı...<br />
<br />
<strong>Vargas<strong>&nbsp;</strong>tutuklanabilir (!)</strong><br />
Fotoğrafı milli voleybolcumuz Melisa Vargas, olimpiyatta servis atarken çekmişler. Smacın şiddetinden top, yarım ay haline gelmiş.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/08/05/instagram-neden-kapatildi-1722872450753.jpeg" title="instagram-neden-kapatildi-1722872450753.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Ben buna servis değil, direkt "Sahra topu atışı" derim. Al bu Vargas'ı koy sınıra, servisleriyle Tel Aviv'i yıksın.<br />
Hani boksörlerin yumrukları, sokak kavgasında silah sayılıyor ya, maazallah Vargas'ın da servisle adam öldürüp, tutuklanma ihtimali var. (!)<br />
<br />
<strong>Şeref kürsüsü</strong><br />
Her sabah kendilerini balkonda bekleyip, el sallayan minik İnci'ye oyuncak çöp kamyonu hediye eden İzmirli temizlik işçileri, kurum bağlayan yüreklerin kirini pasını da temizledi.<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
"Asfalt boksu" diye branş olsa, İstanbul'un asabi sürücüleri her olimpiyattan tonla madalya ile dönerdi.<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
"Immobile attı bile..." (Atv'deki Süper Kupa finalinde İtalyan forvetin 30'uncu saniyede attığı golün ardından Ender Bilgin'in yazdığı şiir)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 15:28:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hoca aramızdan ayrıldı</title>
                <category>Salih Tuna</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/hoca-aramizdan-ayrildi-12286</link>
                <author>fsfdsf@hotmail.com (Salih Tuna)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/hoca-aramizdan-ayrildi-12286</guid>
                <description><![CDATA[Hoca aramızdan ayrıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Karaim ve Kapani Yahudilerinin Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda çok önemli rolleri olduğunu söylüyordu.&nbsp;Moldova&nbsp;kökenli&nbsp;Refik Koraltan,&nbsp;Polonya&nbsp;kökenli&nbsp;Fatin Rüştü, Kurtuluş Savaşı'nın Galip Hoca'sı&nbsp;Celal Bayar, soyadını Tuna üzerindeki köprüden alan&nbsp;Fuat Köprülü&nbsp;ve hatta&nbsp;Adnan Menderes'in Karaimlerden olduğunu dile getiriyordu.<br />
Hocaya göre, işbu Karaimler ile Kapaniler Türkiye Cumhuriyeti'ni birlikte kurmuşlar ama sonradan devleti Kapaniler ele geçirmişlerdi.<br />
Karaimler 46'da&nbsp;<strong>"Yeter artık"&nbsp;</strong>diyerek, devletten haklarına düşen payı almak için harekete geçmişler ve 50'de seçime girip kazanmışlardı. Lakin, Kapaniler onlara ancak 60'a kadar tahammül edebilmişler; 27 Mayıs 60 darbesiyle alaşağı edip feci şekilde cezalandırmışlardı.<br />
Malumunuz, her iki grup da Müslümanlığı kabul ettiklerinden ötürü Sabetayist (amiyane tabirle, "dönme") tesmiye ediliyorlardı.<br />
Bunları kim mi anlatıyor?<br />
Geçtiğimiz cuma günü aramızdan ayrılan (Allah rahmet eylesin) Prof. Mikail Bayram.<br />
Merhum Hocamızı,&nbsp;Mevlâna Celaleddin Rumi&nbsp;hakkındaki çok tartışılan sıra dışı görüşleri veya Anadolu Ahiliğinin kurucusu&nbsp;Ahi Evren&nbsp;ile fıkralarıyla meşhur&nbsp;Nasrettin Hoca'nın aynı kişi olduğuna (Ki bu çalışmasını&nbsp;Halil İnalcık&nbsp;bile referans göstermiş, sitayişle bahsetmiştir) dair araştırmaları üzerinden değil de, Yahudi grupları arasındaki mezkûr çatışma üzerinden anmamın bir nedeni var.<br />
O da şudur:<br />
Mikail Bayram yakın tarihin en çalkantılı dönemindeki belirleyici kapışmanın söz konusu iki Yahudi grup arasında cereyan ettiğini söylerken, kendisiyle büsbütün farklı dünya görüşüne sahip Prof.&nbsp;Yalçın Küçük&nbsp;de (mealen) Türkiye'deki kavganın Müslümanlar ile&nbsp;<strong>"ehli küffar"&nbsp;</strong>arasında değil, Yahudiler ile Hristiyanlar arasında geçtiğini dile getirmişti.<br />
Yani...<br />
Türkiye'deki travma&nbsp;<strong>"Cami ile Kilise</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>arasında beynamaz kalmak"&nbsp;</strong>değil,<strong>&nbsp;</strong><strong>"Kilise ile Havra sarasında beynamaz</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kalmaktan"&nbsp;</strong>ibaretti.<br />
Peki&nbsp;İlber Ortaylı'mız ne diyor?<br />
Masonların&nbsp;<strong>"Hristiyan dünyanın,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Siyonistlerin aleti bir örgüt olarak"</strong><strong>&nbsp;</strong>gösterilmesini eleştirdiği geçen günkü yazısında,<strong>&nbsp;</strong>Türklerin saçmalamadan tartışmayı<strong>&nbsp;</strong>bile Masonlardan öğrendiğini dercetmiş.<br />
Bizim&nbsp;Nihat Genç&nbsp;de verip veriştirmiş ve&nbsp;<strong>"Atatürk'ün mason localarını kapatıp</strong>&nbsp;<strong>kovduğundan da tek laf etmiyor!"&nbsp;</strong>demiş.<br />
Tek laf etmez. Hoş, laf etse de, Atatürk'ün Mason localarını neden kapattığına dair hiçbir şey söylemeden lafın belini kırardı. Mesela, kuvvetle muhtemel şöyle lakırdılar ederdi:&nbsp;<strong>"Efendim o konu</strong>&nbsp;<strong>tartışmalıdır bir kere. Atatürk'ün</strong>&nbsp;<strong>Masonluğa Elnekave tarafından davet</strong>&nbsp;<strong>edildiğini bilmeden, 35'te mason locaları</strong>&nbsp;<strong>kapatıldı demekle olmaz bu işler.&nbsp;</strong><strong>Recep Peker Meclis'te okumuş kararı,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ama Mahmut Esat Bey şey yapmış.&nbsp;</strong><strong>Öyle Falih Rıfkı'nın şahitliğiyle olmaz.&nbsp;</strong><strong>Ona bakarsanız Atatürk sonra da</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Konvan heyetini kabul etmiştir. Lisan</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bilmeden bunları anlayamazsınız..."</strong><br />
Demem o ki, İlber Ortaylı tarihçiliği netameli<strong>&nbsp;</strong>sorular karşısında ortopediktir; ortamına<strong>&nbsp;</strong>göre cevap verir. Yahut lafı dolaştırır ama<strong>&nbsp;</strong>hiç cevap vermez.<br />
Halbuki aynı sorular Mikail Bayram hocaya sorulsaydı&nbsp;<strong>"dan"&nbsp;</strong>diye cevap verirdi. Kim ne der hesap etmez, bildiğini söylerdi.<br />
Zaten bundan sebep onca müktesebatına ve bilimsel araştırmalarına rağmen rahmetli sınırlı çevrelerde bilinirken, İlber Ortaylı pop şarkıcılardan daha çok biliniyor!<br />
Kitaplarından ve konuşmalarından bildiğim merhum Prof. Mikail Bayram hocayla Konya'da aynı zamanda yayımcısı olan Çizgi Kitabevi'nde tanışmış hasbıhal etmiştik.<br />
Son derece mütevazı, hoş sohbet ve hayranlık uyandıracak denli vukufiyet sahibiydi<br />
Rahmet olsun.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 15:28:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/salih-tuna-1617869323.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump’ın Bodrum’a gelen sürpriz adamı!</title>
                <category>Mahmut Övür</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/trumpin-bodruma-gelen-surpriz-adami-12285</link>
                <author>hygjh@hotmail.com (Mahmut Övür)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/trumpin-bodruma-gelen-surpriz-adami-12285</guid>
                <description><![CDATA[Trump’ın Bodrum’a gelen sürpriz adamı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de hangi adayın kazanacağı sadece ABD içinde değil dünyada da merak ediliyor. Ne de olsa hala dünyanın en belirleyici askeri gücü. Gerçi son yıllarda Rusya -Ukrayna savaşını kışkırtması, İsrail'in Filistinlilere yönelik soykırımı desteklemesi ve FETÖ-PKK gibi terör örgütleriyle ittifak yapması,&nbsp;<strong>"hür</strong>&nbsp;<strong>dünya"&nbsp;</strong>lideri ABD'yi rezil etse de o hala dünyanın en önemli gücü.<br />
Ama bu ikili tavrı, onu kendi içinde bir yol ayrımına getirmiş durumda. Cumhuriyetçilerle, Demokratlar arasında hem siyasi kutuplaşma derinleşti hem de Soykırımcı İsrail'e destek hariç dünyaya bakışları farklılaştı.<br />
Örneğin biri&nbsp;<strong>"Ukrayna savaşını</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>durduralım"&nbsp;</strong>derken diğeri daha da<strong>&nbsp;</strong>büyütmek için elinden geleni yapıyor. Biri<strong>&nbsp;</strong>terör örgütleriyle iş tutarken öteki karşı<strong>&nbsp;</strong>çıkıyor.<br />
Aslında ABD'nin esas sorunu bütün bu küresel konularda ve iç siyasi sorunlarda uzun yıllardır Demokratların siyaset üretememesi. Doğal olarak Demokratlar yeni ve genç aday çıkarmakta da zorlanıyor. Karizmalarının çizilmesine yola açan, ne söyleyeceğini bilemeyen&nbsp;<strong>Biden</strong>'a mahkum olmaları ve zorla adaylıktan çektirmeleri de bunu gösteriyor.<br />
Müesses nizamın bütün desteğine, Trump'a yönelik suikasta ve medyanın algı operasyonlarına rağmen yeni adayları Kamala Harris'in de işi zor. Çünkü arkasında çözüm üretemediği devasa bir göç meselesi var ve daha vahimi ABD toplumuna ve dünya halklarına nefes aldıracak yeni bir&nbsp;<strong>"Demokrat siyaset"</strong>&nbsp;ortaya koymuş değil.<br />
Oysa karşılarında popülist sağ dalgayı arkasına alan hırslı bir&nbsp;<strong>Trump&nbsp;</strong>var. Trump hem içeriye hem de dünyaya farklı gelebilecek yeni bir siyaset önerisiyle geliyor ve çok da kararlı görünüyor. Bu da&nbsp;<strong>Trump</strong>'ı güçlü kılıyor.<br />
Peki bu siyasi tablo Türkiye için ne anlama geliyor?<br />
Bu noktada doğal olarak, adayların Türkiye'ye yaklaşımı öne çıkıyor. Şu gerçek artık biliniyor; Türkiye ağzıyla kuş tutsa, Demokratların başta FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerine bakışı değişmeyecek. Rusya-Ukrayna savaşını durdurma, Türkiye'ye yönelik ambargoları kaldırma niyetleri de yok.<br />
Bu nedenle İsrail'e yaklaşım hariç&nbsp;<strong>Trump</strong>'la ilişki çok daha realist görünüyor. Bu yüzden ne yapacağı çok kestirilmese de Trump'ın kazanması hem Türkiye için hem de dünya için daha hayırlı.<br />
Bu arada bir süre önce ABD'den Trump'ın önemli adamlarından birinin Bodrum'a geldiğini ve bir iş adamıyla görüştüğünü duydum. Bu haber, daha önce yazdığım&nbsp;<strong>"ABD'de FETÖ'cüler</strong>&nbsp;<strong>Trump korkusu yaşıyor"&nbsp;</strong>haberiyle yakından ilişkili. Hatırlayın, Trump ilk başkan olduğunda FETÖ'cüler ve Demokratların saldırısıyla en önemli adamı Ulusal Güvenlik Danışmanı&nbsp;<strong>Mike</strong>&nbsp;<strong>Flynn</strong>'i kaybetmişti.<br />
Trump'ın o operasyonu unutmadığı çok açık. Trump kazanır ve Türkiye de iyi bir arka kapı diplomasisi yürütürse en azından FETÖ ve PKK konusunda sürpriz adımlar atılabilir.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>KAPTAN PENGU VE BUZULDAKİ SIR</strong><br />
Yıllardır çocuklarımız hep yabancı çizgi filmleri izleyerek büyüdü. Son yıllarda TRT'nin büyük desteğiyle hem yerli sinema hem de çizgi film alanında önemli adımlar atıldı. En son TRT 2'nin organize ettiği 12 Punto'yu büyük oğlum&nbsp;<strong>Emin</strong>&nbsp;<strong>Fırat Övür&nbsp;</strong>de katıldığı için yakından izledim. Yerli sinemayı teşvik eden önemli bir organizasyondu.<br />
TRT benzer bir çabayı yerli çizgi film alanında da gösteriyor. Bunun son örneği çocuklar tarafından çok sevilen&nbsp;<strong>Kaptan</strong>&nbsp;<strong>Pengu&nbsp;</strong>serisinin 4'üncü filmi&nbsp;<strong>"Buzuldaki</strong>&nbsp;<strong>Sır"&nbsp;</strong>filmi oldu.<br />
Film 9 Ağustos'ta vizyona giriyor ve birçok sinemada gösterilecek. Çevre bilincini öne çıkartan filmde, buzulların erimesi ve bunun ekosistem üzerindeki etkilerine dikkat çekiliyor.<br />
Filmin yapımcısı&nbsp;<strong>Nurullah Yenihan</strong><strong>&nbsp;</strong>ilk gösterimin büyük ilgi çektiğini belirterek<strong>&nbsp;</strong>şöyle diyor:<br />
<strong>"Bu yaz sıcaklarında bizleri</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>serinletecek buz gibi bir filmle</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>geliyoruz. Avrupa standartlarında</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yapılan filmimizi izleyenler hem</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>serinleyecekler hem eğlenip hem de</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>öğrenecekler. Bu yaşlı Dünya'mızın</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ömrünü biraz daha uzatmak için</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>çizgi filmlere ihtiyacımız var."</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 15:27:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/mahmut-ovur-1607068920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tahran... Ankara... Devlet dinamikleri dersi!</title>
                <category>Okan Müderrisoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/tahran-ankara-devlet-dinamikleri-dersi-12284</link>
                <author>dfdgdgd@hotmail.com (Okan Müderrisoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/tahran-ankara-devlet-dinamikleri-dersi-12284</guid>
                <description><![CDATA[Tahran... Ankara... Devlet dinamikleri dersi!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir devlet için... Hamasi nutukların sayısı ve derecesi ile gerçek risklere karşı koyma kabiliyeti arasındaki ilişki kritik önemdedir. Hamaset arttıkça, sistemik risk azalmaz. Aksine devlet kurumlarının güçlü görünen yönlerindeki zafiyet ortaya çıkar, öngörülen zayıflıkların ürettiği maliyet ise giderek artar. Bu tespitin güncel karşılığını geçen hafta İran'da gördük!<br />
<strong>İran Cumhurbaşkanı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Pezeşkiyan</strong>'ın yemin töreni için<strong>&nbsp;</strong><strong>Dışişleri Bakanı Sn. Hakan Fidan</strong>'ın<strong>&nbsp;</strong>daveti ile 30 Temmuz 2024 tarihinde<strong>&nbsp;</strong>Tahran'da idik. 30'u gece yarısına doğru<strong>&nbsp;</strong>Tahran'dan ayrıldık, Ankara'ya vardığımızda<strong>&nbsp;</strong>saat 03.00'e geliyordu. Ve o saatlerde<strong>&nbsp;</strong>maalesef Hamas Siyasi Büro Şefi&nbsp;<strong>Haniye</strong><strong>&nbsp;</strong>şehit edilmişti.<br />
Uçağa binmeden önce İranlı yetkililerle sohbet imkânı bulduk. Ben, İran'ın devlet geleneğine değindim ama yapısal zorluklarına dikkat çekmeyi de ihmal etmedim. Tahran yönetiminin ambargo altında tutulmasının doğru olmadığını anlattım. Ama İran'ın küresel ortamda ne zaman soluklansa ilk iş olarak Türkiye ile rekabete girmekten vazgeçmediğini de hatırlattım.<br />
<strong>Öyle bir ortam vardı ki</strong>...<br />
Dışişleri, Devrim Muhafızları, İstihbarat... Kapalı sohbet de olsa birbirini kollayan aktörlerin samimi görüş ifadesi kolay değildi.<br />
Buradan hareketle Türkiye ile ilgili bazı çıkarımlar yapmak istiyorum. Ama önce İran...<br />
<strong>"Rehber"&nbsp;</strong>olarak adlandırılan Ayetullah'tan başlayan ve Cumhurbaşkanı'nı da kapsayarak aşağıya doğru hiyerarşik olarak şekillenen sistem, farklı güç merkezlerine dayalı, farklı gruplaşmaları beraberinde getirmiş. Haliyle siyasi, askeri, istihbarı dukalıklar oluşmuş. Sistemin açık verdiği yönlere odaklanmak olanak dışı hale gelmiş. Belki de bu yüzden devletin güçlü olduğu sanılan kurumları dış etkiye açık kalmış. Sonrası malûm. Cadı avı ve sorunların üstünü örtme.<br />
<strong>Türkiye'ye gelince</strong>...<br />
Bizim ülkemizde de en büyük problemlerin başında&nbsp;<strong>"bürokratik oligarşi ve</strong>&nbsp;<strong>kurumların birbirinden bilgi saklaması"</strong>&nbsp;başlıkları vardı. Siyasi istikrarın yanı sıra cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bu tür rahatsızlıkların tedavi edilmesini sağladı. Kanımca, kökteki sıkıntıların tamamı giderilemedi. Bununla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı, Emniyet ve Jandarma arasında eşine ender rastlanabilen uyum ve işbirliği tesis edildi. Bazen, başarının paylaşımında kurumlar arası yarış olsa da bilhassa terörle mücadele, organize suç örgütlerinin çökertilmesi ve casusluk ağlarının deşifre edilmesinde somut sonuçlar elde edildi. Bunda, Cumhurbaşkanı&nbsp;<strong>Tayyip</strong>&nbsp;<strong>Erdoğan</strong>'ın liderliği ile iş başındaki kadroların karşılıklı güveni ve yıllara dayalı ortak çalışmalarının büyük rolü oldu. Lakin bu durum, yanıltıcı yorumlanmamalı. Kurumlar arası iletişim ve dayanışmanın sürdürülebilirliği sürekli takviye edilmeli, aksayan yönlere neşter vurulmalı, hatta gerekiyorsa yeni mekanizmalar da kurulmalıdır.<br />
<strong>Gelelim madalyonun bir diğer</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yüzüne</strong>...<br />
Hatırlanacağı gibi eli kanlı İsrail makamları, Hamas yöneticilerini bulundukları yerde hedef alacaklarını, Türkiye'nin de istisna olmadığını açıklamışlardı. Kuşkusuz, Türk istihbaratı her türden casusluk faaliyetine karşı en düzeyde teyakkuzda. İran ve İsrail'in, Türk topraklarında birbirlerine operasyon çekme girişimlerine karşı mutlak tedbir almış, gereğini yapmış durumda. Buna bir de MİT Başkanı&nbsp;<strong>İbrahim Kalın</strong>'ın o telefon konuşmasını eklemek gerek. MİT, pek âdeti olmadığı üzere bahse konu konuşmanın bilinmesini de istemişti. Yani, MOSSAD'ın suikast planları bağlamında, İsrailli muhatabını ilk dakikada arayan Kalın,&nbsp;<strong>"Aklınızdan bile geçirmeyin.</strong>&nbsp;<strong>Bedeli çok ağır olur!"&nbsp;</strong>mealinde mesaj vermişti. Yine de mantık zincirini kaybetmiş Tel Aviv'den her şey beklenebilir. Tam da bu ve benzeri nedenlerle... Casusluk suçu bağlamında, çağın ihtiyaçlarına göre ceza yasasında acil düzenleme yapılmasında fayda var. Yoksa yakalanan şebekeler bir şekilde paçayı sıyırabiliyor!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 15:26:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/03/okan-muderrisoglu-1615451850.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başarı fetişizmi ve ezilen millilik</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/basari-fetisizmi-ve-ezilen-millilik-12283</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/basari-fetisizmi-ve-ezilen-millilik-12283</guid>
                <description><![CDATA[Başarı fetişizmi ve ezilen millilik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyaya ve kendimize</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bakışımızı, zihinlerimizi,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>değer algımızı dönüştürüyorlar...</strong><br />
Hızla...<br />
Nasıl?<br />
Birçok yolla...<br />
Lakin en çok da&nbsp;<strong>eğlendirerek;</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>oyalayarak, duygularımızı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>okşayarak...</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Görmüşsünüzdür...<br />
<strong>Bütün dünya Olimpiyattaki</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>altın madalyalı Amerikan Masa</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Tenisi takımını konuşuyor.</strong><br />
Malum, her masa tenisi (bildiğimiz ping pong işte!) takımı&nbsp;Çin'e bakıyor, Çinlileri kullanarak Çin'i yenmeye çalışıyor.<br />
<strong>Sorarsan, milli takım</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>hepsi...</strong><br />
Sorarsan...<br />
Bir&nbsp;Amerikan&nbsp;gazetesinin başlığıyla söylersek;&nbsp;<strong>"olimpiyatlar milli</strong>&nbsp;<strong>gururun sergilendiği yerlerdir..."</strong><br />
Ama başarıya ancak Çinlilere veya onlara yakın performans gösteren Asyalılara formalarını giydirerek ulaşabiliyorlar.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Peki,&nbsp;<strong>Azerbaycan'ın Kübalı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>boksörlerinin&nbsp;</strong>maçları kazandıktan<strong>&nbsp;</strong>sonra elleri havaya kaldırılırken&nbsp;<strong>gözlerinde</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ki buğulu ifadeye bakıyor</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>musunuz?</strong><br />
Hele maç sonu ellerine verilen&nbsp;Azerbaycan&nbsp;bayrağını tutuşlarına...<br />
Benzeri çok sahne yaşıyoruz.<br />
Bizim "Filenin Sultanları"nda da durum farklı değil...<br />
Bir maçta bazen 30 küsur sayıya ulaşabilen&nbsp;<strong>Vargas olmasa, dünya</strong>&nbsp;<strong>sıralamasındaki yerimiz ne</strong>&nbsp;<strong>olur&nbsp;</strong>acaba?<br />
Böyle soruları sormaya cesaretimiz var mı?</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>Millilik bir logo artık...</strong><br />
Bir forma...<br />
<strong>Federasyonların sporcu devşirme</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>becerisi sportif çabanın</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>önünde geliyor.</strong><br />
Her ülke madalyaları kapmaya bakıyor, neyle, nasıl, ne kadar milli biçimde, orası önemsenmiyor.<br />
Ama kimsenin umurunda mı?<br />
Değil!<br />
Devletler "Bu kadarı saçma, ne yapıyoruz biz?" diyorlar mı?<br />
Hayır!<br />
Sonra nasıl değişiyoruz, nasıl dönüşüyoruz diye otur düşün!<br />
<strong>Küreselleşme, "millilik"</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>tasavvurunu nasıl erozyona</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>uğratıyor diye sorup dur!..</strong><br />
<strong>Atı alan Üsküdar'ı geçiyor</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>oysa...</strong><br />
Başarı fetişizmi her temel duyguyu eziyor.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>AÇMASAK MI<strong>&nbsp;</strong>ACABA?</strong><br />
Havalı bir üniversitenin sosyal medya şampiyonu tuhaf bir profesörü var.<br />
<strong>"Instagramı hemen açın</strong>" yazdı geçen gün...<br />
Doğrusu...<br />
Daha işlevsel ve kreatif bir yol bularak&nbsp;Instagram'ın&nbsp;<strong>"terbiye"</strong>&nbsp;edilmesinden yanayım...<br />
Bu durum yarısı dolandırıcı vpn şirketlerine ve bazılarının "<strong>gayya</strong>&nbsp;<strong>kuyusu"&nbsp;</strong>olduğunu düşündüğüm başka sosyal medya platformlarına yarıyor.<br />
Lakin işe bakın ki...<br />
Bu profesör böyle yazdıysa, Instagram'a erişimin hiç açılmaması gerektiğini düşünmeye başlamanın eşiğine geldim.<br />
Bir de "bu vatan mevzusudur" demez mi!<br />
Bazılarının vatan kavrayışı böyle işte!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 15:24:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye Bodrum’dan mı ibaret?</title>
                <category>Hilmi Daşdemir</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/turkiye-bodrumdan-mi-ibaret-12282</link>
                <author>asdfghh@hotmail.com (Hilmi Daşdemir)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/turkiye-bodrumdan-mi-ibaret-12282</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Bodrum’dan mı ibaret?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bizim uzun zamandır ‘bacasız fabrika’ olarak nitelediğimiz kıymetli bir endüstri ‘turizm’. Zira turizmdeki her harcama neredeyse tamamen ülkemizde kalıyor.</p>

<p>İhracat yaparken ham madde olarak belli bir oranda ithalat yapmak zorunda kalabilirsiniz. Diğer birçok sektör için de benzer durum söz konusu ama turizm öyle değil.</p>

<p>Turizmde en büyük kalem hizmet sektörüdür. Ki hizmet sektöründe de üretim ve katma değer hareketliliği hep iç pazardan. Gıda ürünleri, içeceklerin büyük bir bölümü; deniz, güneş, doğa, hava da Allah vergisi bir lütuf ülkemizde.</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde BODER Başkanı Ömer Faruk Dengiz “<em>Bodrum batarsa Türkiye de batar. Turizm biterse Türkiye de biter.’’&nbsp;</em>diye açıklama yapmıştı.</p>

<p>Her turizm sezonunda da televizyon kanallarında ve gazetelerde haber olan bazı başlıklar var. “Bodrum’da bir lahmacun bin 200 Türk lirası, bir şezlong şu kadar fiyat!’’ vb. gibi örnekleri çoğaltmak mümkün.</p>

<p>Ancak Bodrum batınca Türkiye’nin de batacağını düşünen Bodrum Otelciler Birliği Başkanı Ömer Faruk Dengiz’in söylediğine inananlar gibi, Bodrum’da her yerin pahalı olduğuna inananların sayısı da az değil. Bodrum’da fiyatlama olarak çok pahalı olan yerler olduğu gibi konaklama ve yeme içmede uygun mekânlar da var.</p>

<p>Bir başka turizm çalışanı, bir tur rehberi ne diyor, bakalım istiyorsanız: “<em>Burası bu saatlerde en az 10-15 tur otobüsünün olduğu Karpuzkaldıran. Hep birlikte turistleri, misafirleri kazıklayarak bu hâle geldik. Şu an bir tane bile tur otobüsü yok!"</em></p>

<p>Bodrum’un birçok yerinde problem aynı, ‘kazıklama’. Bu, bir yerde, ‘altın yumurtlayan’ tavuğu kesmek gibi bir durum. Siz bir turisti ya da bir müşteriyi bir kez, iki kez ‘kazıklarsınız’ ama ancak o kadar. Bakar ki ‘fahiş’ ya da ‘kazık’ fiyat var. Bu sefer Bodrum tercih önceliği olmaktan çıkar.</p>

<p>Bir de bu ‘fahiş’ fiyat sebebiyle insanımız başta Yunan adaları olmak üzere yurt dışına kaçıyor. Buna isyan eden turizmciler “Neden oldu?’’, “Nasıl bu hâle düştük?’’ sorularını sormak yerine kabahatliyi dışarıda arıyor.</p>

<p>Bu konunun ciddi anlamda sorgulanması gerekiyor. Bu sorgulamayı da en çok turizmciler yapmalı. Zira fahiş fiyatlarla müşterilerin kaçmasına sebep olurken yukarıdaki gibi konuşan tur rehberinin öz eleştirisini yapabiliyorlar mı? Yapmıyorlarsa yapmadan bu durumdan kurtulamazlar.</p>

<p>Bodrum’un bir problemi de kendisini yenileyememesidir. Genel olarak yerli turizmde birilerinin ‘gösteriş’ yaptığı mekânlardan öteye geçememiştir. Ayrıca belediyelerin altyapı problemlerini çözmemesi ya da çözememesi de Bodrum turizmine ciddi anlamda zarar vermiştir.</p>

<p>Antalya’ya bakacak olursak dünyanın en önemli turizm merkezlerinden birisi olmuş durumdadır. Sadece son iki gün içerisinde 104 bin yabancı turistin Antalya’ya geldiğinin bilgisini aldım. Bu sevindirici bir durum. Antalya için daha ağustos, önümüzde eylül ve ekim de var.</p>

<p>Turizm Bakanlığı’nın bu yılki turizm gelir hedefi 60 milyar dolar. Geçtiğimiz yıl 55 milyar 900 milyon dolar olarak gerçekleşmiş.</p>

<p>TÜİK verilerine göre, 2024 yılının ilk altı ayında ziyaretçi sayısı 26 milyon 137 bin olarak gerçekleşti. Bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre %14 artış anlamına geliyor. Turizm gelirleri 23,7 milyar dolar oldu. Bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre %9 artış demek. İlk altı ayda ortalama kalış 10,1 gece olurken kişi başı gecelik harcama yabancı ziyaretçi ve yurt dışı yerleşik Türk vatandaşları ortalamasında 98 dolar oldu. Yalnızca yabancı ziyaretçi açısından bakıldığında kişi başı gecelik harcama 109 dolar oldu. İlk altı aylık verilerde Avrupa Futbol Şampiyonası ve Paris Olimpiyatları etkili oldu. Olimpiyatların da bitmesiyle birlikte artış oranlarının daha da yukarı çıkması bekleniyor. Ancak ülkemize yakın noktada devam eden uluslararası gerilimlerin farklı bir boyuta taşınması bu tabloda etkili olabilir.</p>

<p>Türkiye’mizin turizm potansiyeli oldukça yüksek, kültür turizmine de önem veren bir yaklaşımın da olduğunu gözlemliyoruz. Sanırım en büyük avantajlarından birisi de turizmi çok iyi bilen ve turizm gelirlerini her yıl artıran Mehmet Nuri Ersoy gibi bir bakanın işin başında olmasıdır.</p>

<p>Ancak ne Türkiye ne de Türk turizmi Bodrum’dan ibarettir. Türkiye’yi Bodrum’dan okuyanlar yanılır. Ayrıca müşterilerini fahiş fiyatlarla kazıklayanlar da sonraki dönemlerde ‘altın yumurtlayan’ tavuğu kesmiş olur. Sonra da aç kalırlar. Bu sebeple tüm işlerde olduğu gibi Turizmde de sürdürülebilirliğe önem verip rekabet edebilir bir fiyatlama yapılması da önemli.</p>

<p>Bodrum’u merkeze alıp ‘Türkiye batar’ diyenlere en güzel cevabı müteveffa Alev Alatlı vasiyetnamesinde vermekte: “…Türkiye batmaz, batarsa okyanuslar taşar…”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 15:23:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/11/hilmi-dasdemir-1606041695.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir adam gitti; başka bir adam geldi</title>
                <category>Hilmi Daşdemir</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/bir-adam-gitti-baska-bir-adam-geldi-12281</link>
                <author>asdfghh@hotmail.com (Hilmi Daşdemir)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/bir-adam-gitti-baska-bir-adam-geldi-12281</guid>
                <description><![CDATA[Bir adam gitti; başka bir adam geldi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Başlığı, Hamas’ın</strong>&nbsp;siyasi lideri&nbsp;<strong>İsmail</strong>&nbsp;<strong>Heniyye’nin bir ropörtaj esnasında söylediği&nbsp;<em>‘’Bir adam gider başkası gelir. Allah’ın izniyle bu ümmet ebedîdir. Sürekli yenilenir.’’&nbsp;</em>sözüne atıfla kullandım.</strong></p>

<p><strong>Nitekim, İsmail Heniyye şehit oldu. Yerine Halid Meşal geldi. Halid Meşal’i de şehit ederlerse başka biri gelir. Bu dava kalmaz tümsekte yani.</strong></p>

<p><strong>İsmail Heniyye,</strong>&nbsp;<strong>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın</strong>&nbsp;parlamento önündeki yemin törenine katılmak üzere&nbsp;<strong>Tahran'da</strong>&nbsp;bulunuyordu.&nbsp;<strong>İsmail</strong>&nbsp;<strong>Heniyye,</strong>&nbsp;<strong>Devrim</strong>&nbsp;<strong>Muhafızlarına</strong>&nbsp;ait kaldığı misafirhanede, nereden nasıl fırlatıldığı bir türlü belirlenemeyen füzeyle öldürüldü.</p>

<p><strong>CIA</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Dışişleri</strong>&nbsp;<strong>Bakanlığı</strong>&nbsp;yetkilisi&nbsp;<strong>Larry</strong>&nbsp;<strong>Johnson</strong>,&nbsp;<strong>Tahran'da</strong>&nbsp;gerçekleştirilen&nbsp;<strong>İsmail</strong></p>

<p><strong>Heniyye</strong>&nbsp;suikastının "<strong>açıkça ABD ve Birleşik Krallık'ın desteği ve ön bilgisi</strong>" altında gerçekleştiğini belirtiyor.</p>

<p>Bu suikast, İsrail ve siyonist Yahudilerde büyük bir sevinçle karşılandı. Kimisi tatlı dağıttı kimisinin de üzerinde daha önce suikastlarla katlettikleri diğer isimler vardı.</p>

<p>Şeyh Yasin’i de bunlar katletmemişler miydi?</p>

<p>Bunların soykırımcı, suikastçı ve katil olduğunu unutmayalım.</p>

<p>Soykırımcı ve katil&nbsp;<strong>Netanyahu,</strong>&nbsp;<strong>Heniyye'nin</strong>&nbsp;öldürülmesiyle ilgili resmî açıklama yapmazken&nbsp;<strong>Hizbullah'ın</strong>&nbsp;üst düzey komutanlarından&nbsp;<strong>Fuad</strong>&nbsp;<strong>Şükür'ü</strong>&nbsp;salı günü&nbsp;<strong>Lübnan'ın</strong>&nbsp;başkenti&nbsp;<strong>Beyrut'ta</strong>&nbsp;düzenledikleri hava saldırısında öldürdüklerini söyledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Heniyye’yi kim, ne için öldürdü?</strong></p>

<p><strong>Heniyye’</strong>yi şehit edenler; ABD, İngiltere ve İsraldir. Bu ülkelerin istihbarat örgütleridir.</p>

<p>Hani, Edward Snowden o meşhur raporunda “DEAŞ’ı CIA, MI6 ve Mossad kurdu. Ebubekir Bağdadi gibi isimleri onlar eğitti.” diyorlardı; bu coğrafyadaki sukiast ve operasyonlarda bunlar ortak hareket eder hep.</p>

<p>Heniyye şehit edildikten sonra İsrail iş birlikçisi Mahmud Abbas kalıyor, istedikleri gibi hareket etmelerine imkân oluşmuş oluyor.</p>

<p>Ayrıca bu olayın ABD seçimleri öncesi, ABD iç siyaseti için de kullanılacak bir etkisinin olduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye bu olaydan nasıl etkilenir?</strong></p>

<p>Uzun zamandır hedefteki ülkedir Türkiye.</p>

<p>Bundan bir asır önce başaramadıklarını başarmak, Türkiye’yi küçültmek istiyorlar.</p>

<p>İçeride iş birlikçileri çok.</p>

<p>‘Namık Tan’lar var.</p>

<p>Küreselci, Kürtçü ve de PKK’ya yakın isimler var.</p>

<p>Suriye ile Türkiye’nin görüşmeye başlaması demek, terör örgütü PKK’nın Suriye’den tamamen sökülüp atılması demekti. Bu gelişme sonrası Heniyye’nin İran’da şehit edilmesi önemli bir mesajdı.</p>

<p>Bize bir gözdağı idi.</p>

<p>Suriye’de kurulması planlanan Kürt devleti aynı zamanda bir Yahudi devleti olacaktır.</p>

<p>Nasıl daha önce DEAŞ ‘İngiliz anahtarı’ olarak kullanılıp YPG/ PKK’nın orada belli bir pozisyon tutması sağlandı ise sonraki adımlarında Suriye topraklarında kurmayı planladıkları PKK devleti de siyonist İsrail için ‘İngiliz anahtarı’ görevini üstlenmiş durumdadır.</p>

<p>Küresel emperyalist aklın bu topraklar üzerindeki emelleri bitmez. Önemli olan bizim ne yaptığımızdır.</p>

<p>İçimizdeki emperyalist iş birlikçileri ifşa edip kimin hangi merkezlerle birlikte olduğunu görüp ona göre hareket eder ve ona göre pozisyon alırsak emellerine ulaşmalarına engel oluruz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Aug 2024 13:20:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/11/hilmi-dasdemir-1606041695.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Milyoner’in hatırlattığı vicdan fukaralığı</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/milyonerin-hatirlattigi-vicdan-fukaraligi-12280</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/milyonerin-hatirlattigi-vicdan-fukaraligi-12280</guid>
                <description><![CDATA[Milyoner’in hatırlattığı vicdan fukaralığı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Batı'nın ve özellikle de ABD - İsrail ikilisinin ne denli insanlık, ahlak ve vicdan özürlü olduğu bu kez de Atv'nin yarışma programı Kim Milyoner Olmak İster'de gözler önüne serildi.<br />
Üniversitesi öğrencisi Berkay Şahin'e yöneltilen 200 bin lira değerindeki soru şöyleydi:<br />
"Kasım 2021'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda 'Yiyecek Hakkı'nın insan haklarından biri kabul edilmesi için yapılan oylamada 180 ülke 'Evet' oyu vermişken, sadece hangi iki üye 'Hayır' demiştir? A - Rusya ve Çin B - Birleşik Krallık ve Fransa C - ABD ve İsrail D - İsviçre ve Belçika."<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/29/milyonerin-hatirlattigi-vicdan-fukaraligi-1722269584280.jpeg" title="milyonerin-hatirlattigi-vicdan-fukaraligi-1722269584280.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Doğru cevap "doğal olarak" C şıkkı yani ABD ve İsrail olacaktı tabii. Yarışmacı da ülkelerin vicdan ve etik analizini iyi yaparak doğru cevaba ulaşmakta zorluk çekmedi. Sunucu Kenan İmirzalıoğlu ise "2021 yılında İsrail, ablukaya aldığı Gazze'ye yiyecek ve ilaç girişine izin vermiyordu. Yani bugünlerin alt yapısını oluşturuyordu" diyerek son derece yerinde bir jeopolitik tahlilde bulundu.<br />
Böylece her türlü uluslararası melanetin altından daima kötü kardeşler ABD ile İsrail'in çıktığı bir kez daha belgelenmiş oldu.<br />
<br />
<strong>Olmadı, uyanamadı...</strong><br />
Kenan Işık ağabeyimizi 10 yıllık umutlu bir bekleyişin ardından ne yazık ki kaybettik. Girdiği komadan çıkamadı ve aramızdan ayrıldı.<br />
Pek çok kişi onu Atv'deki Kim Milyoner Olmak İster'in müşfik sunucusu olarak tanıdı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/29/milyonerin-hatirlattigi-vicdan-fukaraligi-1722269581322.jpeg" title="milyonerin-hatirlattigi-vicdan-fukaraligi-1722269581322.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Oysa Milyoner yarışması ve Dadı dizisi buzdağının sadece görünen kısmıydı. Onun altında gazeteciliği, hem oyuncu hem yönetmen hem de yönetici ve hoca olarak muazzam bir tiyatro kariyeri vardı. Hepsinden önemlisi; beyefendiliği, nezaketi, babacanlığı, vefası, harika sohbeti, kültürü ve vizyonuyla da örnek bir karakterdi.<br />
Allah; Kenan ağabeyimize gani gani rahmet, ailesi ve sevenlerine sabır ihsan eylesin.<br />
<br />
<strong>Başın sağ olsun Safiye Ana</strong><br />
Safiye Soyman öyle güzel bakardı ki MS hastası oğlu Harun'a... Bebek gibi... Varsa yoksa Harun'uydu. Konsermiş, ekstraymış, televizyon programıymış, umurunda olmazdı. Öncelik her zaman Harun'undu. Bir kez bile isyan etmedi, dert yanmadı, kendini şanssız saymadı, kaderine sitemkâr olmadı. Tam tersine, kendini ulvi bir görev için "seçilmiş" saydı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/29/milyonerin-hatirlattigi-vicdan-fukaraligi-1722269579729.jpeg" title="milyonerin-hatirlattigi-vicdan-fukaraligi-1722269579729.jpeg" /><br />
<br />
Hayat arkadaşı Faik Öztürk için de önemli ve öncelikliydi Harun. Onun adının geçtiği yerde Faik için de dururdu hayat... Safiye ile Faik... İkisi, dışarıdan bakıldığında dünyanın en neşeli, en gamsız insanları sanılırdı. Ama yüreklerinin bir yarısı kocaman bir dramı perdelemek için çırpınırdı...<br />
Sonunda Mevla'nın Harun için biçtiği vade doldu. "47 yaşındaki bir çocuk" gibi melek oldu...<br />
Sanmayın ki Safiye çoğu insan gibi çilesi bittiği için rahatlayacak. Tam tersi, iyice yalnızlığa boğulacak, boşluğa savrulacak. Nereden mi biliyorum? Onun hayattayken evladına bakışından.<br />
İnanmayan, fotoğrafa bir de bu gözle baksın.<br />
Ve Allah kimseyi evladıyla sınamasın...<br />
<br />
<strong>Bu kıyafetleri sevmedim</strong><br />
Türk Olimpiyat Kafilesi için seçilen kıyafetleri hiç mi hiç sevmedim. Tek kelime ile ruhsuz ve rüküştü.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/29/milyonerin-hatirlattigi-vicdan-fukaraligi-1722269586985.jpeg" title="milyonerin-hatirlattigi-vicdan-fukaraligi-1722269586985.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Bu konuda olumsuz düşünen tek kişi olmadığımı da sosyal medyadaki eleştirileri okuyunca anladım. İçlerinde, kafilemizin kıyafetlerini 2. Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kamplarında Yahudilere giydirdiği pijamayı andıran giysilere ya da Asteriks'in çizgi karakteri Hopdediks'e benzetenler bile oldu. Bayrağımızın muhteşem renkleri ve adını milletimizden alan turkuvaz rengi dururken, o soluk mavi şeritler nereden çıktı, anlamadım.<br />
Doğrusu; zevklerine her zaman güvendiğim, Türkiye'de modanın öncülerinden Vakko'nun tasarımcılarına bu sakilliği yakıştıramadım.<br />
<br />
<strong>Gaf'let kürsüsü</strong><br />
CHP Milletvekili Namık Tan'ın Mavi Vatan için "Masal" demesi büyük tepki topladı.<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
Katiller, caniler, hırsızlar, uğursuzlar elinizi çabuk tutun. Müge Anlı Eylül'de iş başı yapıyor.<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
Almanya Gıda ve Tarım Bakanı Cem Özdemir'den "Döner Almanya'ya aittir" paylaşımı geldi. (Bir insan ancak bu kadar döner)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jul 2024 15:18:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsrail’i dinleyen Adidas için boykot çağrıları başladı!</title>
                <category>Mevlüt Tezel</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-12279</link>
                <author>dfdklggl@hotmail.com (Mevlüt Tezel)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-12279</guid>
                <description><![CDATA[İsrail’i dinleyen Adidas için boykot çağrıları başladı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail'den gelen eleştirilerin ardından ünlü spor giyim markası Adidas, Paris Olimpiyatları için düzenlediği reklam kampanyasından ünlü model Bella Hadid'i çıkardı.<br />
Çünkü İsrailliler, Filistin halkının haklarını savunan, İsrail hükümetinin insanlık dışı eylemlerine tepki gösterdiği Hadid'den rahatsızlar!<br />
Gazze'yi dümdüz ettiler, binlerce masum insanın ölümüne neden oldular ama Hadid'in Adidas'ın reklam yüzü olmasından incindiler!<br />
Mesele Bella Hadid de değil. Verdikleri mesaj şu: "Biz büyük İsrail halkıyız. Dünyada bizim dediğimiz olur. Bize karşı çıkanlar sanatçı, sporcu, siyasetçi hiç fark etmez cezalandırılır! Kara listeye alınır. Bir daha iş bulamaz!"<br />
Oysa artık İsrail lobisinin her istediğini kolayca cezalandırdığı bir dünyada yaşamıyoruz.<br />
Müslümanlar kendilerine yönelik oynanan oyunları görüyor, daha çok tepki koyuyor ve büyük markaları cezalandırıyor.<br />
Adidas gibi büyük küresel bir markanın bu kararı alması garip!<br />
Filistin halkına karşı insanlık dışı saldırılarına devam eden İsrail'i desteklediği düşünülen McDonald's, Starbucks, KFC başta olmak üzere birçok marka boykot edilmişti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/a34ace/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/29/israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-1722267577213.jpeg&amp;mw=451" title="israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-1722267577213.jpeg" /><br />
<br />
Bazı markalar satışları düştüğü için Müslüman bölgelerinde şubelerini kapatmak zorunda kalmıştı.<br />
Adidas yaşananları görmedi mi? Müslümanların Filistin konusundaki hassasiyetini bilmiyor mu?<br />
Dünyada Yahudi nüfusu 15,7 milyon. Müslüman nüfusu 2 milyarı aştı!<br />
Adidas neye güvenip de Filistin davasında duyarlı olan Müslümanları karşısına alma cesareti gösteriyor?<br />
Demek ki, İsrail'den gelen baskı o kadar büyük ki, Adidas boykot edilmeyi göze aldı!<br />
<br />
<strong>GERİ ADIM ATMADILAR!</strong><br />
Neyse ki, Hadid'in Adidas tarafından haksız bir şekilde reklam kampanyasından çıkarılmasına dürüst, vicdanlı insanlar tepki göstermekte gecikmedi.<br />
Adidas'ı boykot çağrıları başladı. Sosyal medyada şu tarz paylaşımlar yapılıyor:<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;"Bella Hadid olayından sonra güle güle Adidas diyeceğiz."<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;"Soykırım suçlularını cesaretlendirenler, dürüstçe kazandığımız paradan hiç para almamalı. Araplar ve Filistin yanlısı boykot Starbucks ve McDonald's'ta deprem oluyor... Adidas, adios!"<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;"Üzgünüm çocuklar, Bella Hadid'e yaptıkları korkakça muamele yüzünden Adidas almıyorum."<br />
Tepkilerin ardından Adidas, Hadid'in de aralarında bulunduğu isimlerden özür dilerken "İstemeden bir hata yaptık. Bella Hadid, ASAP Nast, Jules Kounde ve diğer ortaklarımızdan, üzerlerindeki her türlü olumsuz etki için özür diliyoruz ve kampanyayı gözden geçiriyoruz" açıklamasını yaptılar ama kararlarından geri adım atmadılar.<br />
Bu sinsice bir hamle! Müslümanların tepkilerine ve boykot çağrılarına rağmen İsrail hükümetinin dediklerini yapmaya devam eden Adidas bu olayın zamanla unutulacağını mı düşünüyor?<br />
Çıkan haberlere bakılırsa Adidas'ın 2023 yıllık raporu, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'nın, 8,2 milyar avroluk satışıyla şirketin toplam satışlarının yüzde 39'unu oluşturarak en büyük paya sahip olduğunu gösteriyor.<br />
Asya-Pasifik bölgesinde satışlar aynı yıl 2,3 milyar avro (küresel satışların yüzde 11'i) olarak gerçekleşirken dünyanın bu dört bölgesi Adidas'ın satışlarının yüzde 50'sine denk geliyor.<br />
Müslümanlar da bu dört bölgede yoğun olarak yaşıyor. Adidas tehlikenin farkında değil galiba!<br />
Bakalım Adidas'ın İsrail'in emriyle Filistin'e destek veren insanları cezalandırması Türkiye'de nasıl karşılanacak?</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>SAÇ-SAKAL 2 BİN TL!</strong><br />
Gazeteci Uğur Dündar'ın yaptığı şu paylaşım çok konuşuldu:<br />
"Çeşme-Alaçatı'da saç sakal tıraşını 2 bin liraya yapan berber- kuaför var! Yanlış okumadınız, saç-sakal kesimi 2 bin TL! "<br />
Berberden berbere fark var tabii. Semtine göre de fiyatlar değişiyor. Örneğin İstanbul'da ortalama saç-sakal tıraşı 250-500 TL arası.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/29/israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-1722267586813.jpeg" title="israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-1722267586813.jpeg" /><br />
<br />
Eğer bir berber, işlek bir yerde hizmet veriyorsa bazı doktor ve mühendislerden daha çok kazanıyor!<br />
Her şeye zam geliyor, berberlerin de zam yapması normal diyenleriniz olabilir.<br />
Elbette yapılan işte emeğin dışında bir de ustalık var.<br />
Alaçatı turistik, pahalı bir yer ama 2 bin lira yine de çok yüksek.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>TİME'IN LİSTESİNE<strong>&nbsp;</strong>GİRMEK…</strong><br />
Turistik Diyarbakır Ekspresi, ünlü Time dergisinin, ilgi çekici, yeni ve heyecan verici deneyimler sunan destinasyonların bulunduğu '2024'te Dünyanın En Harika 100 Yeri' listesine girdi.<br />
Dergide, ekspres için "Yeni bir gezi treni servisi, yolcuları uçsuz bucaksız Anadolu bozkırlarından ve Türkiye'nin doğudaki dağlarından medeniyetin beşiği olarak bilinen Mezopotamya'nın kuzey düzlüklerine taşıyor" ifadeleri kullanılırken, bölgenin tarihi ve kültürel zenginliklerine ilişkin bilgiler de paylaşıldı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/29/israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-1722267588209.jpeg" title="israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-1722267588209.jpeg" /><br />
<br />
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve TCDD Taşımacılık'ın 19 Nisan 2024'te hayata geçirdiği Diyarbakır Ekspresi'nin bu kadar kısa sürede Time dergisinin listesine girmesi büyük başarı.<br />
Artık Doğu Ekspresi'nin bir rakibi var!<br />
Diyarbakır Ekspresi, 1051 kilometrelik Ankara-Diyarbakır parkurunda 180 kişilik kapasitesi ve 6 yataklı, bir yemekli vagonuyla tren yolculuklarını sevenlerin yeni gözdesi oldu.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>RADİKAL DEĞİŞİM</strong><br />
Oyuncu Tuğçe Özbudak da estetik operasyon geçiren ünlüler kervanına katıldı.<br />
Şov dünyasında görsellik önemli. Bu işi yapanların genç ve güzel görünmek istemeleri doğal.<br />
Ayrıca kimsenin kimseyi estetik operasyon geçirdi diye de yargılama hakkı yok.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/29/israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-1722267590549.jpeg" title="israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-1722267590549.jpeg" /><br />
<br />
Ancak Özbudak gibi estetiği abartanlar, eski hallerini unutturacak kadar radikal bir değişim yaşayanlar kamuoyunda tartışma yaratıyor.<br />
Özbudak da geçirdiği estetik operasyondan sonra çok farklı biri olarak karşımıza çıktı.<br />
Bir oyuncunun hayranlarının bile tanıyamayacağı şekilde değişmesi izleyici hafızasını da sıfırlar!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>Altyazı</strong><br />
"Neden böyle üzgün görünüyorsun? Çünkü sen bana kelimelerle konuşuyorsun, ben sana hislerimle bakıyorum." (Pierrot le Fou)<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/29/israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-1722267595367.jpeg" title="israili-dinleyen-adidas-icin-boykot-cagrilari-basladi-1722267595367.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jul 2024 15:17:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Erdoğan dünyanın korku duvarını yıktı</title>
                <category>Mahmut Övür</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/baskan-erdogan-dunyanin-korku-duvarini-yikti-12278</link>
                <author>hygjh@hotmail.com (Mahmut Övür)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/baskan-erdogan-dunyanin-korku-duvarini-yikti-12278</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Erdoğan dünyanın korku duvarını yıktı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İki fotoğraf, ABD Kongresi'nde soykırımcı&nbsp;<strong>Netanyahu</strong>'nun ayakta alkışlanması, Fransa Olimpiyatları'nda sergilenen rezalet ve soykırımcı İsrail ekibinin pervasızlığı, dünyada yaşanan bütün o zalimliklerin arkasında nasıl bir&nbsp;<strong>"Batı"&nbsp;</strong>canavarlığı ve kirli bir hesap olduğunu bir kez daha gösterdi.<br />
Hâlâ içeride görmeyenler, ileri geri konuşanlar olsa da İsrail faşizmi bu canavarlaşan Batı'nın bir ürünü ve hâlâ o canavarı beslemeye, ayakta tutmaya devam ediyor.<br />
Gerçi bu da&nbsp;London Reviev of Books&nbsp;yazarı&nbsp;<strong>Adam Shatz</strong>'ın dediği gibi;&nbsp;<strong>"Bir zamanlar ölüm kamp</strong><strong>larından</strong>&nbsp;<strong>sağ kurtulanlara sığınak</strong>&nbsp;<strong>olan İsrail devletinin soykırımla</strong>&nbsp;<strong>suçlanan bir millete dönüştüğü"</strong>&nbsp;gerçeğini değiştirmeyecek.<br />
Dahası öyle bir noktaya gelindi ki,&nbsp;Uluslararası Adalet Divanı'nın İsrail devletini soykırımcı ilan etmesi, vicdan sahibi Batılı ve Yahudi aydınların isyanı ve milyonlarca dünya vatandaşının sokaklara dökülmesi bile İsrail'in zalimliğini durdurmaya yetmedi.<br />
Nihayet soykırımcı İsrail daha sert bir tepkiyi hak etti. O sert tepki de&nbsp;<strong>Başkan Erdoğan</strong>'dan geldi:<br />
<strong>"Biz nasıl Karabağ'a girdiysek,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>nasıl Libya'ya girdiysek bunun</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>benzerini aynen onlara da yaparız.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Yapmamak için hiçbir şey<strong>&nbsp;</strong>yok"</strong><br />
Bu sert çıkış,&nbsp;<strong>"çöküş korkusu"</strong><strong>&nbsp;</strong>yaşayan zalimleri çok öfkelendirdi.<br />
İsrail Dışişleri Bakanı&nbsp;<strong>Yisrael Katz</strong><strong>&nbsp;</strong>da yapabileceği en aşağılık cevabı, bölgede<strong>&nbsp;</strong>daha önce yaptıkları zalimlikleri<strong>&nbsp;</strong>hatırlatarak verdi:<br />
"Erdoğan, Saddam Hüseyin'in izinden gidiyor ve İsrail'e saldırı tehdidinde bulunuyor. Orada ne olduğunu ve nasıl bittiğini hatırlamasına izin verin"<br />
İsrailli zalimlerin ve arkasındaki emperyalistlerin fark etmediği şey ise artık o günlerin geride kaldığı, bölge devletlerinin bir kısmı sussa da halkların ve vicdanlı siyasetçilerin o zalimlikleri unutmadığı gerçeğiydi.<br />
Artık yeni bir dünyanın eşiğindeyiz...&nbsp;Türkiye'den&nbsp;Çin'e,&nbsp;Güney Afrika'dan Brezilya'ya, Kolombiya'dan İspanya'ya Azerbaycan'dan Malezya'ya onlarca ülke gerçeği görüyor ve ABD destekli İsrail'in Filistinlilere yaptığı soykırıma karşı güçlü bir hat oluşturuyor.<br />
Henüz istenilen noktada olmasa da bu küresel hat ve birliktelik eninde sonunda kendi sistemini oluşturacak ve yeni bir dünyanın kapısını aralayacak...&nbsp;<strong>Başkan Erdoğan&nbsp;</strong>da tıpkı&nbsp;<strong>"Dünya beşten büyüktür"&nbsp;</strong>çıkışı gibi bu çıkışıyla da bugünün ruhuna uygun&nbsp;<strong>"daha vicdanlı bir dünyanın"&nbsp;</strong>ilk işaret fişeğini ateşlemiş oldu. Erdoğan, dünyadaki İsrail'e karşı korku duvarını yıktı.<br />
Bunun ne anlama geldiğini de Dışişleri Bakanı&nbsp;<strong>Hakan Fidan&nbsp;</strong>özetledi:<br />
<strong>"Cumhurbaşkanımız insanlık</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>vicdanının sesi olmuştur. Bu</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>haklı sesi bastırmak isteyen,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>başta İsrail olmak üzere uluslararası</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Siyonist çevreler büyük bir<strong>&nbsp;</strong>telaş içindeler."</strong><br />
Artık onların yaşadığı telaşı derinleştirmenin zamanı geldi ve başka yolları da bulunmalı. Sadece İsrail'le ilişkileri kesmekten, ambargo kampanyası düzenlemekten öte,&nbsp;<strong>"Küresel suç</strong>&nbsp;<strong>ortaklığına"&nbsp;</strong>karşı yeni bir&nbsp;<strong>"küre</strong><strong>sel</strong>&nbsp;<strong>vicdan hareketine"&nbsp;</strong>hatta isyanına ihtiyaç var. Bir anlamda bizdeki 15 Temmuz destansı direnişinin küresel versiyonuna... Çünkü bu küresel suç ortaklığı sadece İsrail üzerinden Filistin'de soykırım yapmıyor aynı zamanda insanlığın bugüne kadar kazandığı bütün ortak değerlerini yerle bir ediyor. Baksanıza, küresel barışın simgesi olimpiyatlar bile kirletildi. Vicdan sahibi ülkelerin&nbsp;<strong>Paris</strong>&nbsp;<strong>Olimpiyatları'nı terk etmeleri</strong>&nbsp;bu açıdan bir ilk adım olabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jul 2024 15:16:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/mahmut-ovur-1607068920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adam kazandığı için utansın mı?</title>
                <category>Salih Tuna</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/adam-kazandigi-icin-utansin-mi-12277</link>
                <author>fsfdsf@hotmail.com (Salih Tuna)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/adam-kazandigi-icin-utansin-mi-12277</guid>
                <description><![CDATA[Adam kazandığı için utansın mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Politikacılarından tutun Elon Musk gibi oligarklarlarına kadar Batı emperyalizminin temsilcileri "adil seçim" duasına çıkmış, dolayısıyla bir "yumuşak darbenin" altyapısını hazırlamıştı.<br />
Nerde mi?<br />
<strong>Venezuela</strong>'da; pazar günü gerçekleşen genel seçimlerin öncesinde.<br />
"Diktatör Maduro" diyerek alaşağı etmek istedikleri Venezuela Başkanı Nicolas Maduro, geçtiğimiz yıl ülkemizde gerçekleşen seçimlerin neticesinde&nbsp;<strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong>'ı kutlamak üzere bizzat Türkiye'ye gelmişti.<br />
Elbette burada "<strong>Diktatör Maduro</strong>" ifadesinin "Diktatör Erdoğan" ifadesinden farkı olmadığını hatırlatmak gerek.<br />
"Dikte ettikleri" her ne ise, Batı emperyalizminin temsilcilerinin hoşuna gitmediği bir gerçekti.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>Maduro'</strong>nun seçim zaferi o denli hoşlarına gitmedi ki, itaatkâr elemanları Arjantin Başkanı&nbsp;<strong>Javier Milei</strong>, "Diktatör Maduro, defol!" diyerek başladığı açıklamasında Venezuela ordusuna seslenerek darbe çağrısı yaptı.<br />
Milei'nin bu açıklamasını alıntılayan Elon Musk da "<strong>Diktatör Maduro,</strong>&nbsp;<strong>utan!</strong>" yorumunu yaptı iyi mi?<br />
Paranın esiri olmak böyle bir şey galiba! Neyse...<br />
ABD Dışişleri Bakanı&nbsp;<strong>Anthony</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Blinken</strong>'dan AB Dışişleri Şefi&nbsp;<strong>Josep</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Borrell</strong>'e kadar İTD (İsrail Terör Devleti)<strong>&nbsp;</strong>elebaşı&nbsp;<strong>Netanyahu</strong>'nun bilumum yandaşları<strong>&nbsp;</strong>da, Venezuela seçimlerinin "adil<strong>&nbsp;</strong>olmadığını" ve bundan dolayı "kaygılı"<strong>&nbsp;</strong>olduklarını ifade etmekte gecikmedi.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Venezuela'nın petrol kaynaklarının ABD neo-conlarının yıllardır iştahını kabarttığını biliyoruz.<br />
Yine de Maduro'nun asıl kabahatinin bununla sınırlı olmadığını anlamak gerek.<br />
Venezuela Başkanı'nın asıl kabahati,&nbsp;<strong>ABD</strong>'nin başını çektiği tek kutuplu müesses dünya düzenine karşı çok kutuplu dünya düzenini savunması ve bu doğrultuda hamleler yapmasıydı.<br />
Maduro'nun bilhassa&nbsp;<strong>Çin&nbsp;</strong>ve&nbsp;<strong>Rusya</strong><strong>&nbsp;</strong>ile kurduğu ilişki, Batı emperyalizminin<strong>&nbsp;</strong>rahatını kaçırıyordu.<br />
Venezuela gibi enerji kaynakları açısından stratejik öneme sahip bir ülkenin küresel sistemde böyle konumlanması, Güney Amerika kıtasını "arka bahçesi" gören ABD için kabul edilemez bir şeydi.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Lakin kabul etseler de etmeseler de&nbsp;<strong>Maduro&nbsp;</strong>kazandı.<br />
Batılı emperyalistler de seçimlerin "adil olmadığı" propagandasıyla birlikte, doğrudan "askeri darbe" teşvik etmek şeklindeki o çok "demokratik" faaliyetlerine hiç vakit kaybetmeden başladılar.<br />
Güney Amerika'da...<br />
"Yahudi olacağım" diyerek soykırımcı Netanyahu'ya ve ırkçı Siyonist destekçilerine yalakalık yapan Arjantin Başkanı&nbsp;<strong>Javier Milei&nbsp;</strong>darbe çağrısı yaparken, Maduro'nun seçim zaferini tebrik eden liderler de var.<br />
Mesela Bolivya Başkanı&nbsp;<strong>Lucho</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Arce</strong>, Honduras Başkanı&nbsp;<strong>Xiomara</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Castro</strong>, Küba Başkanı&nbsp;<strong>Miguel Diaz-</strong><strong>Canel&nbsp;</strong>ve Nikaragua Başkanı&nbsp;<strong>Daniel</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Ortega.</strong><br />
<strong>Maduro</strong>'yu tebrik eden bu liderlerin ortak noktası mı?<br />
Söz konusu Batılı emperyalistlerin hedefinde olmaktan ibaret, başka ne olsun!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jul 2024 15:16:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/salih-tuna-1617869323.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dikkatlerimizi toplama zamanı</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/dikkatlerimizi-toplama-zamani-12276</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/dikkatlerimizi-toplama-zamani-12276</guid>
                <description><![CDATA[Dikkatlerimizi toplama zamanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şimdi anlıyor muyuz?<br />
<strong>Arap Baharı&nbsp;</strong>diye cilalayıp hepimizi kafa kola aldıkları gösteriyi anlıyor muyuz?<br />
Meğer İsrail'in çıkarlarına uygun biçimde&nbsp;<strong>Arap dünyasını "pamuk gibi"</strong>&nbsp;<strong>yumuşatma operasyonu</strong>ymuş...<br />
Zalim yöneticiler gidecek denmişti...<br />
Sonuç?<br />
Perişanlık, muazzam bir politik bitkinlik ve Batı'nın pohpohladığı yeni yöneticiler...</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Olay şu...<br />
<strong>Anglosakson hegemonyası</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>önce parıltılı bir medyatik vitrin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kuruyor.</strong><br />
İçine davetkâr cilalar; özgürlük, demokrasi, refah koyuluyor.<br />
Ve maalesef&nbsp;<strong>içeride dönen siyonist</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>dolaplar&nbsp;</strong>fark edilinceye kadar yıllar geçiyor.<br />
Geçmiş hataları değerlendirip vitrin camlarını aşağı indirmek de her babayiğidin harcı değil...</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Rize'de söyledikleri tam da bu</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yüzden güncel statükoyu temelinden</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sarstı...</strong><br />
Dost meclisinde konuşur gibi bir sadelik içinde "Nasıl Karabağ'a girdiysek, nasıl Libya'ya girdiysek bunun benzerini aynen onlara da yaparız" dedi, İsrail'i kastederek...<br />
Hem de İsrail devlet elitlerinin "güneyimizdeki Arapların çıtı çıkmaz, Gazze'yi ve Lübnan'ı halletsek, kimse bizi durduramaz, dünya zaten bizim yanımızda" diye düşündükleri sırada...<br />
Şok!<br />
O halde soralım...<br />
<strong>Türkiye için neden topa sert</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>girme mecburiyeti doğdu?</strong><br />
Çünkü İsrail'in bölgede genişleme ve sınırları değiştirme projesinin artık görmezden gelinecek yanı kalmadı.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Bir durup düşünün...<br />
Hani Trump'ın damadı Kushner'in marifeti olan ve İsrail'in çevresindeki Arap devletlerini yumuşatıp kendisine muhtaç etme projesinin adı niye&nbsp;<strong>"İbrahim</strong>&nbsp;<strong>Anlaşmaları"&nbsp;</strong>oldu?<br />
Vitrine Hz. İbrahim'in adını koymuşlardı yani...<br />
Gazze patlak vermeseydi, İsrail bu anlaşmaları&nbsp;<strong>Arap olmayan Müslüman</strong>&nbsp;<strong>devletlere&nbsp;</strong>kadar uzatmak istiyordu.<br />
Peki kendi ilahiyatlarına dayanan Arz-ı Mevud, yani "<strong>En geniş vaad edilmiş</strong>&nbsp;<strong>topraklar</strong>" projesi neye dayanıyordu?<br />
<strong>Hz. İbrahim'in yaşadığı coğrafyaya...</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>İsimlere, işaretlere, kültürel</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>hilelere ve daha pek çok şeye dikkat</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>etmek zorundayız.</strong><br />
Zaman bu zaman!<br />
Çünkü çok kirli bir savaş yürütüyor Siyonizm.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>NOT DEFTERİ</strong><br />
Sizi sömürgeleştiren yabancıların sizde yarattığı en büyük yıkım, zamanla sizin kendinize onların gözüyle bakmanızı sağlamalarıdır (<strong>F. FANON&nbsp;</strong>/ Siyah Deri Beyaz Maskeler)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jul 2024 15:15:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Stratejik sınamalar ve Türk devlet aklı...</title>
                <category>Okan Müderrisoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/stratejik-sinamalar-ve-turk-devlet-akli-12275</link>
                <author>dfdgdgd@hotmail.com (Okan Müderrisoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/stratejik-sinamalar-ve-turk-devlet-akli-12275</guid>
                <description><![CDATA[Stratejik sınamalar ve Türk devlet aklı...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>7Ekim 2023'ten bu yana yakın coğrafyamız ateş çemberi. Bu, yayılma eğilimi gösteren&nbsp;<strong>"jeopolitik</strong>&nbsp;<strong>hatta teolojik içerikli bir</strong>&nbsp;<strong>yangın!"&nbsp;</strong>Üstelik süper güçlerin vekâlet mücadelelerinin de son perdesi. Bundan sonrası düşük yoğunluklu çatışma odaklarının her birinde, her an bölgesel nitelik kazanması kaçınılmaz savaşların çıkması ve giderek global nitelik kazanması. Neden?<br />
Çünkü dünya ne bu kadar adaletsizliği ve trajediyi kaldıracak ne de kıt kaynakları paylaşacak durumda!<br />
Yetmedi! Uluslar, kendileri için önemli kabul ettikleri&nbsp;<strong>"değerler</strong>&nbsp;<strong>sistemi"</strong>ndeki aşınma karşısında şaşkın, yer yer çaresiz durumdalar. Cinsiyetsiz, kimliksiz, hatta kişiliksiz&nbsp;<strong>"for</strong><strong>matlı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>evrensel bireyler"&nbsp;</strong>oluşturma<strong>&nbsp;</strong>projesi tüm hızıyla sürüyor. Bunu, G. Kore'deki pop şarkıcılarında da görmek mümkün,&nbsp;Paris Olimpiyatları'nın açılış töreninde de...<br />
Adı tam konulmasa da medeniyetler ve dinler arası çatışmanın her türlü versiyonunu yaşamaktayız. Dramatik olan ise kan ve gözyaşı dökülen ülkelerin tamamına yakınının Müslüman olması! Evet, Rusya-Ukrayna&nbsp;Savaşı da sürüyor. Lakin sarışın, Ortodoks Ukraynalı çocuklar ile esmer Müslüman Filistinli çocuklar aynı kefede tartılmıyor. Masumiyet ve meşruiyet terazisi Kiev'de başka,&nbsp;Gazze'de başka ölçüyor.<br />
<strong>Filistin demişken</strong>... Devlet Başkanı&nbsp;<strong>Mahmud Abbas</strong>'ın, Türkiye'den gelen Büyük Millet Meclisi'nde konuşma davetine olumlu ve zamanlıca dönüş yapmaması şaşırtıcı değildi aslında. Abbas'ın, Hamas'a bakışının&nbsp;İsrail'e yakın durduğunu söylesem pek de abartmış olmam. Ankara'nın Filistin meselesine yaklaşımı, Filistin Devlet Başkanının -bana göre teslimiyetçi- politikaları ile örtüşmüyor.<br />
İsrail'in soykırımcı Başbakanı&nbsp;<strong>Netanyahu</strong>'nun, para musluklarını açan Yahudi sermayesi sayesinde Amerikan Kongresi'nde alkışlarla karşılanan konuşma yapabilmesi, tarihe bir kara leke olarak geçti. Aynı Netanyahu, işgal altında tuttuğu&nbsp;Golan Tepeleri'ne yönelen Hizbullah karşı atağını bahane ederek Lübnan'ı işgale hazırlanmakta. İran ise bu ölçekte bir savaşa kayıtsız kalmayacağını açıktan ilan etmiş durumda.<br />
Daha birkaç gün önce Cumhurbaşkanı&nbsp;<strong>Tayyip Erdoğan</strong>'ın Siyonist İsrail yönetimine yönelik sert sözleri de düşünüldüğünde bugün gerçekleşecek o ziyaret her bakımdan anlam ve önem kazanıyor.<br />
Dışişleri Bakanı&nbsp;<strong>Hakan Fidan</strong>, İran'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı&nbsp;<strong>Mesud</strong>&nbsp;<strong>Pezeşkiyan</strong>'ın yemin törenine katılmak üzere Tahran'a gidiyor.<br />
Fidan'ın, stratejik süreç okuma, gelişen dinamik risk şartlarına göre dış ilişkileri yeniden tanımlama ve proaktif siyasa üretme kabiliyeti dikkate alındığında...<br />
ABD'den Çin'e, Rusya'dan İran'a, Irak'tan Suriye'ye, Ege'den Kıbrıs'a, Karabağ'dan Türk devletleri sahasına, Libya'dan Körfez'e, NATO'dan Şangay İşbirliği Örgütü'ne, AB'den BRICS'e uzanan zincirde bizi oldukça hareketli ve sürprizli günler bekliyor. Şükür ki Türk devlet aklı bütün bu sınamalara karşı donanımlı ve hazırlıklı duruyor!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jul 2024 15:14:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/03/okan-muderrisoglu-1615451850.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Otel AVM’leri esnafı bitirdi</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/otel-avmleri-esnafi-bitirdi-12274</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/otel-avmleri-esnafi-bitirdi-12274</guid>
                <description><![CDATA[Otel AVM’leri esnafı bitirdi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fiyatları şişirdikçe şişiren turizm sektörü şimdilerde kazdığı çukurun içinde çırpınıp duruyor. Oteller, restoranlar, kulüpler, beach'ler sinek avlıyor. Bazı restoranlar "1500 lira yevmiye ile çalışacak, müşteri gibi davranacak dublörler aranıyor" ilanları bile verdiler.<br />
Gelin görün ki kurunun yanında yaş da yanıyor. Turistik beldelerde bütün kış boşuna kira ödeyip sadece yaz aylarında iş yapan küçük esnaf da bu tenhalıktan nasibini alıyor ne yazık ki...<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/24/otel-avmleri-esnafi-bitirdi-1721834978471.jpeg" title="otel-avmleri-esnafi-bitirdi-1721834978471.jpeg" /><br />
<br />
Aslında küçük esnaf, büyük otellerin her şey dahil sistemi yüzünden yıllardır müşteri bulamamaktan şikayetçi. Turist; bu sistem yüzünden otelinden dışarı adım atmıyor, tatil yaptığı beldeyi sadece otelhavaalanı transferi sırasında minibüsün camından görüyor.<br />
Bunlara ilave olarak artık pek çok otelin kendi AVM'si var. Binbir çeşit ürün bu dükkanlarda satılıyor.<br />
Eskiden otellerde satılanlar piyasanın iki katı olduğu için pek rağbet görmüyordu. Benim&nbsp;Alanya'da konakladığım son otelde ise fiyatlar piyasanın altındaydı. İtiraf edeyim, ucuz bulduğum için ihtiyacım olmamasına rağmen terlik ve şapka aldım. Sonra da dışarıdaki küçük esnafa karşı kendimi pek mahcup hissettim.<br />
Biraz radikal bir öneri olacak ama büyük otellerin içindeki dükkanlar acilen kapatılsın. Yoksa turistik belde esnafının yaşama şansı kalmayacak.<br />
<br />
<strong>Yok böyle skandal</strong><br />
Spor gazeteciliği can çekişiyor. Özellikle de televizyonlarda.<br />
Lugano&nbsp;ile&nbsp;Fenerbahçe&nbsp;arasında oynanan&nbsp;Şampiyonlar Ligi ön eleme&nbsp;maçında&nbsp;D Smart Spor&nbsp;bir yayıncılık skandalının altına imza attı. Maçın spikeri&nbsp;Alp Özgen&nbsp;karşılaşmada VAR uygulaması olmadığını, bunu&nbsp;İsviçre'de bulunan ekip arkadaşlarının bildirdiğini söyledi. Oysa maçta VAR hakemi uygulaması vardı. İlk yarı sona ererken spiker cep telefonuna gelen notla maçta VAR hakemlerinin bulunduğunu öğrendi.<br />
Yahu insan anlatacağı maçın statüsünü bilmez mi? Bilmese de öğrenmez mi? Peki ya onu taç'a çıkartan "ekip arkadaşlarına" ne demeli?<br />
Bir de şu stüdyodan anlatma rezaleti var ki, o bambaşka bir sakillik. Eskiden ancak maçın oynandığı stattan yapılan yayında bir teknik aksaklık olduğu zaman stüdyodaki spiker devreye girerdi. Şimdi&nbsp;Şampiyonlar Ligi Elemesi&nbsp;gibi son derece önemli bir maç bile baştan sona stüdyodan anlatılıyor.<br />
İsviçre'ye spikeriniz için uçak bileti alacak, otel ücreti ödeyecek paranız yoksa o yayın hakkını almayın kardeşim.<br />
<br />
<strong>Boşuna sarışın olmuyorlar</strong><br />
Meğer hanımlar boşuna sarışın olmak için kuaför önlerinde kuyruğa girmiyormuş. Çünkü bizim erkeklerimiz sarışın severmiş.<br />
Yapay zeka geniş bir veri havuzundan Türk erkeklerinin güzellik kriterlerini analiz etti. Bu analizler sonucunda, en çok beğenilen fiziksel özellikler ve karakteristik detaylar belirlenerek "mükemmel modelin" tasarımı yapıldı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/24/otel-avmleri-esnafi-bitirdi-1721834983561.jpeg" title="otel-avmleri-esnafi-bitirdi-1721834983561.jpeg" /><br />
<br />
Analiz sonuçlarına göre, Türk erkeklerinin en çok beğendiği model sarışın çıktı. Bu model, estetik kriterlerin yanı sıra, samimiyet ve güler yüzlülük gibi kişilik özellikleriyle de dikkat çekiyor.<br />
Vallahi hemcinslerim ne düşünüyor bilmem ama bu model bana hem çok çocuksu hem de fazla "yapay" geldi.<br />
<br />
<strong>Gaf kürsüsü</strong><br />
Ekol TV'nin öğle haberlerinde "İstanbul Arnavutköy'deki hortum Marmara Denizi'nde böyle görüntülendi" denildi. Oysa hortum Boğaz semti Arnavutköy'de değil, ilçe olan Arnavutköy'e yakın Karadeniz açıklarında oluşmuştu.<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
Tarihte ilk kez İstanbul'da su faturaları elektriği geçti. Dikkat! Artık su da çarpıyor.<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
Değerli okurum Ali Uygur harika bir aforizma göndermiş: "Bir milyon kibrit için bir ağaç yeter ama bir milyon ağacı yakmak için de bir kibrit yeter!"</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jul 2024 15:22:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İmamoğlu otopark sorununu çözemedi, insanlar ölüyor!</title>
                <category>Mevlüt Tezel</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-12273</link>
                <author>dfdklggl@hotmail.com (Mevlüt Tezel)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-12273</guid>
                <description><![CDATA[İmamoğlu otopark sorununu çözemedi, insanlar ölüyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Zeytinburnu'nda otomobil park etme tartışması silahlı kavgaya dönüştü.<br />
Çatışmada silahla vurulan bir kişi hayatını kaybetti.<br />
Sürekli otomobil park yeri kapmak için çıkan kavgalarla ilgili haberler okuyoruz. Ve bu kavgaların bazıları ölümle sonuçlanıyor.<br />
Ünlü Fransız yazar Albert Camus ne güzel söylemiş: "Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın."<br />
İstanbul'a bakınca da devasa otopark sorunu yüzünden insanların öldüğü bir kent çıkıyor karşımıza.<br />
Ekrem İmamoğlu, her seçimde otopark sorununu çözeceğini vaat etmişti ama söz verilen yeni otoparklar yeterince yapılmadı!<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/8b17d9/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/24/imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836052034.jpeg&amp;mw=600" title="imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836052034.jpeg" /><br />
<br />
Bu da mevcut özel otoparkların fiyatlarının sürekli artmasına neden oldu.<br />
Fahiş fiyat politikası yüzünden insanların araçlarını İSPARK'a bırakmaya bile gücü yetmiyor artık!<br />
Bugün Beşiktaş'ta özel otoparklar bir saat için ortalama 100 TL alıyor. 24 saat park için ise 400-500 TL istiyorlar.<br />
Normalde belediyeye bağlı olduğu için kamu hizmeti sunması gereken İSPARK bile sokakta yol kenarına bir saat araba parkı için 70 TL alıyor. İSPARK'ta 24 saat park bedeli ise 270 TL.<br />
Ünlü oyuncu Zafer Algöz bile İSPARK'ın aylık ücreti için isyan etti: "Aylık otopark ücretleri 5 bin TL'yi geçmiş. İSPARK'a da Allah insaf versin! Ev kirası gibi otopark ücreti ne güzel! Valla pes ve yuh!" Daha önce de yazdım İSPARK'ın kurulma amacı elde edeceği kârla yeni otoparklar kurmaktı.<br />
İSPARK bırakın yeni otopark yapmayı mahalle aralarına kadar girip vatandaşın evinin önüne park yapmasını bile engelliyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/24/imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836046926.jpeg" title="imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836046926.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>BÜTÇE NEREYE HARCANIYOR?</strong><br />
Evet, İstanbul kalabalık. Eski binalar altlarında otopark olmadan yapıldıkları için büyük bir otopark sorunu var.<br />
Araştırmalara göre, yaşam sürelerinin 3,5 yılını trafikte harcayan kent sakinleri, gidecekleri yere ulaştıklarında bu sefer de park yeri bulma sorunuyla yüzleşiyor.<br />
Park yeri bulmak çileye dönüşüyor. Öfke patlaması yaşayan insanlar da park yeri için bazen birbirlerini öldürüyor.<br />
İmamoğlu verdiği sözü tutsaydı, İBB devasa bütçesini sosyal medya belediyeciliğine harcamak yerine yeni otoparklar yapsaydı vatandaş ucuza park yeri bulabilirdi.<br />
Park yeri kapmak için birbirlerini öldürmezlerdi!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>MOURİNHO FARKI</strong><br />
Jose Mourinho, "Kulübün transferde çıkardığı işten memnunum. Yapabileceğimiz en iyi kadronun kurulmasını istemiştim. Kulüp de bana en iyisini sundu. İyi bir kadroya sahip olduğumuzu düşünüyorum" dedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/24/imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836068174.jpeg" title="imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836068174.jpeg" /><br />
<br />
İşte Mourinho farkı. Normalde teknik direktörler gelecekteki olası kötü sonuçlar için "İstediğim futbolcular alınmadı" bahanesini kullanmak için transfer sezonunda sessiz kalır.<br />
Mourinho bu açıdan sorumluluğu üzerine alarak yönetimi rahatlattı.<br />
Oysa yönetim seçim dönemi Lukaku, Morata, Lewandowski ayarında bir yıldız transferi yapacağı yönünde taraftarda beklenti yaratmıştı.<br />
Elbette fiyatların düşeceği eylül ayında sürpriz bir yıldız transferi olabilir ama şu an için taraftarın beklentisi karşılanmadı.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>HAKEMLE&nbsp;</strong><strong>SADECE KAPTAN&nbsp;</strong><strong>KONUŞSUN</strong><br />
Futbolumuzun en büyük sorunu oyunun çok durması. Rakip dokundu mu kendini yere atan, hakemin her kararına itiraz edenler yüzünden hem oyunun temposu hem de topun sahada kaldığı zaman düşüyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/24/imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836064319.jpeg" title="imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836064319.jpeg" /><br />
<br />
UEFA, EURO 2024'deki gibi Avrupa kupalarında da sadece kaptanın hakemle konuşması uygulamasının yapılmasına karar verdi.<br />
Kaptan dışında her itiraz eden sarı kart görecek.<br />
Mis gibi kural. Süper Lig'de uygulansa hakemlerle gereksiz tartışmalar yaşanmaz, topun oyunda kaldığı süre ve futbolun kalitesi artar.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>FENERBAHÇE,<strong>&nbsp;</strong>LİLLE MAÇINA HAZIR DEĞİL</strong><br />
Lugano maçından sonra yorumcular deplasmanda alınan galibiyete bakarak yine tozpembe bir tablo çizdi.<br />
Öte yandan Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'nde bir sonraki turda çıkabilecek en zor rakip olan Fransız Lille ile eşleşti.<br />
Bence şu anki kadro ve takımın durumu Lille'i geçebilecek düzeyde değil.<br />
Lugano gibi düşük seviyede bir takımdan üç gol yemek endişe verici.<br />
İlk iki gol çıkarılması zor toplardı ama son dakikada yenen üçüncü golü Livakovic kurtarabilirdi.<br />
Eski hastalık devam ediyor kaleyi bulan ilk şut gol oluyor!<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/24/imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836068836.jpeg" title="imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836068836.jpeg" /><br />
<br />
Livakovic, Muslera gibi ekstra işler yapan, takım kurtaracak bir kaleci değil. Onunla rekabet edecek bir kaleci transfer edilmeli.<br />
Kent ve Krunic son şanslarını da değerlendiremediler. Bu ikisiyle yola devam edilmemeli.<br />
Takımın en güvenilen iki oyuncusu; Fred ve Djiku, Lugano maçında birçok hata yaptı. Eski formlarından uzaklar.<br />
İrfan Can'ın form tutması zaman alacak gibi.<br />
Cengiz Ünder umut vaat etmiyor olacak ki, Lugano maçında bile oynatılmadı.<br />
Neyse ki, Fenerbahçe'nin geniş bir kadrosu var. Tadic, Oosterwolde, Szymanski, Dzeko gibi istikrar abidelerinin yanına Ferdi, İsmail Yüksek ve Oğuz Aydın da eklenirse Fred ve Djiku da eski formuna kavuşursa takımın seviyesi yükselir.<br />
Ancak Youssef en- Nesyri transferi geç tamamlandı.<br />
Allan Saint-Maximin'in form tutup takıma alışması için zamana ihtiyacı var.<br />
Emre Mor, Umut Nayır, Miha Zajc, Miguel Crespo, Luan Peres ile çoktan yolların ayrılması gerekiyordu.<br />
Bu futbolcular denenerek de zaman kaybedildi.<br />
Lille karşısına tam hazır takım olarak çıkamayacak gibi gözüken Fenerbahçe'nin bir sonraki turda şansa da ihtiyacı olacak gibi gözüküyor.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>DÖRT BÜYÜKLER<strong>&nbsp;</strong>UYUYOR MU?</strong><br />
Ünlü İspanyol futbol takımı Atletico Madrid, Altınordu forması giyen 2005 doğumlu kaleci Mert Furkan Bayram'ı kadrosuna kattı.<br />
Dört büyükler uyuyor mu?<br />
Yerli kaliteli bir kaleciyi kadroda tutmak yabancı kontenjanında daha rahat hareket etmek anlamına geliyor.<br />
Belki de bizim kulüpler Mert'e yatırımı risk olarak gördü!<br />
Bizim takımların bildiği Atletico'nun ise bilmediği ne acaba?</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>Altyazı</strong><br />
"Bir kurşun kafana girer girmez politika ve diğer saçmalıklar pencereden çıkıp giderler." (Kara Şahin Düştü)<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/24/imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836079891.jpeg" title="imamoglu-otopark-sorununu-cozemedi-insanlar-oluyor-1721836079891.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jul 2024 15:40:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alparslan Bayraktar... Bir zihniyet dönüşümü örneği...</title>
                <category>Okan Müderrisoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/alparslan-bayraktar-bir-zihniyet-donusumu-ornegi-12272</link>
                <author>dfdgdgd@hotmail.com (Okan Müderrisoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/alparslan-bayraktar-bir-zihniyet-donusumu-ornegi-12272</guid>
                <description><![CDATA[Alparslan Bayraktar... Bir zihniyet dönüşümü örneği...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bizim ülkemizde iş yaparken pek çok şey zordur da en büyük zorluk&nbsp;<strong>"zihniyet dönüşümünü"</strong>&nbsp;başarmak ve kurumsal yapıyı yeniden inşa etmektir. Örneğin, Cumhurbaşkanı&nbsp;<strong>Tayyip Erdoğan</strong>'ın, damgasını vurduğu pek çok icraatı bir yana, onu tarihe mal eden özelliği vesayete karşı duruşu,&nbsp;<strong>"siyasetin ve devletin merkezine</strong>&nbsp;<strong>milleti yerleştirmesidir."</strong><br />
Türkiye'nin yakın dönemde öğrenilmiş çaresizlik zincirini kırdığı kritik alan ise&nbsp;<strong>"enerji!"</strong>&nbsp;oldu. 2017 baharında açıklanan&nbsp;<strong>Milli Enerji</strong>&nbsp;<strong>ve Maden Politikası</strong>, enerji ithalatçısı olmayı kader kabul eden zihniyete karşı bir başkaldırıdır. O dönem Enerji Bakanı olan&nbsp;<strong>Berat Albayrak</strong>'ın öncülük ettiği stratejik değişime, bugün Enerji Bakanlığı görevini yürüten&nbsp;<strong>Alparslan Bayrak</strong><strong>tar</strong>&nbsp;da birebir eşlik etmişti. Bayraktar gerek yerli maden kaynaklarının ekonomiye kazandırılması gerekse üçüncü ülkelerde arama ve işletme faaliyetlerinde bayrağı bir adım ileriye taşıma yolculuğunu sürdürüyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/a2d185/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/25/alparslan-bayraktar-bir-zihniyet-donusumu-ornegi-1721856083374.jpeg&amp;mw=500" title="alparslan-bayraktar-bir-zihniyet-donusumu-ornegi-1721856083374.jpeg" /><br />
<br />
Önceki gün Bakanlık'ta sohbet ettiğimiz Sn. Bayraktar bir yandan Sakarya Gaz Sahası'ndaki üretimi ivmelendirecek çalışmaları anlattı diğer yandan da bizdeki enerji açığını kaynak ülkedeki keşiflerle ekonomiye kazandırma gayretlerindeki son durumu paylaştı. Şimdilerde sismik araştırma, sondaj, petrol ve gaz işletmeciliği üzerine konuşulduğunda hemen herkesin kanıksadığı tablo, oldukça meşakkatli aşamalardan geçti. Araştırma ve sondaj gemilerinin Türkiye'ye kazandırılmasına öyle muhalefet edildi ki... Bunların önde gelenlerinden birinin 15 Temmuz darbe girişimi sırasında deşifre olan FETÖ'cü bir amiral olduğu bile ortaya çıktı.</p>

<p>***</p>

<p><br />
Biz, ana konumuza dönecek olursak. Bakan Bayraktar, Singapur Limanı'ndan hareket eden, Ümit Burnu'nu geçerek 52 gün sonra Çanakkale Boğazı'na giriş yapacak olan&nbsp;<strong>"Yüzer Üretim</strong>&nbsp;<strong>Tesisi"&nbsp;</strong>(<strong>Floating Production Unit)&nbsp;</strong>hakkında bilgi verdi. Yazımda göreceğiniz fotoğraf, o deniz üssünün&nbsp;<strong>ilk kez paylaşılan görüntüsü</strong>.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/38e151/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/25/alparslan-bayraktar-bir-zihniyet-donusumu-ornegi-1721856098718.jpeg&amp;mw=500" title="alparslan-bayraktar-bir-zihniyet-donusumu-ornegi-1721856098718.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Belli bakım ve yenileme işlemlerinden sonra hizmete girmesi planlanan bu ünite, Filyos'ta karada yapılan operasyonu deniz üstünde gerçekleştirecek. Yaklaşık 20 yıl hizmette kalacak. Karadeniz Gazı, önce bu üniteye pompalanacak. Burada işlenecek, sonra 170 km'lik boru hattı üzerinden ana dağıtım şebekesine verilecek. İlk etapta 5 milyon hanenin doğalgaz ihtiyacı karşılanacak. Bugün 5.5 milyon metreküp seviyesine ulaşan gaz üretimi ise 2025'in baharında 10 milyon metreküpü aşacak. Bu muazzam deniz üssünün ismini, önerilenler arasından Cumhurbaşkanı Erdoğan belirleyecek. Benim teklifim ise&nbsp;<strong>"REİS"</strong>&nbsp;olması yönünde.</p>

<p>***</p>

<p>Bu vesile ile Türkiye Cumhuriyeti'nin, özel anlaşmalar yaptığı ülkelerle ilişkilerine dair bir hususun tekrar altını çizmek istiyorum. Cumhurbaşkanımızın,&nbsp;<strong>"Kazan-Kazan"&nbsp;</strong>esasına dayalı politik yaklaşımı Afrika başta olmak üzere dış sahada hakiki manada karşılık buluyor. Meselâ... Afrika ülkelerinden birinin Savunma Bakanı, Sn.&nbsp;<strong>Yaşar Güler</strong>'e,&nbsp;<strong>"Askerimizi eğitin,</strong>&nbsp;<strong>biz de maden kaynaklarımızı size tahsis</strong>&nbsp;<strong>edelim"&nbsp;</strong>mealinde bir cümle kurmaya kalkınca Bakan Güler, sözün tamamlanmasını beklemeden,&nbsp;<strong>"Bizi, başka ülkelerde karıştırmayın. Böyle</strong>&nbsp;<strong>bir politikamız yok. Ama dostluk ilişkisi</strong>&nbsp;<strong>kapsamında eğitim programı düzenleyebiliriz.</strong>&nbsp;<strong>Ülkenizin doğal zenginliklerine dair</strong>&nbsp;<strong>bir düşüncemiz olamaz. Elbette iki ülkenin</strong>&nbsp;<strong>ilgili kurumları bir araya gelebilir. Tarafların</strong>&nbsp;<strong>menfaatine olacak mutabakata varabilir"</strong>&nbsp;diyor!<br />
Bu ahlaki ve ilkesel duruş, Türkiye'ye birçok coğrafyada fırsat kapıları açıyor. Bunun müjdeli örneklerini geç vakte kalmadan (Bakan Bayraktar'ın brifingi sonrasında) Sn. Cumhurbaşkanımızdan duyacağınızı söylemekle yetineyim!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jul 2024 15:20:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/03/okan-muderrisoglu-1615451850.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Olmazlara yandım bugün</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/olmazlara-yandim-bugun-12271</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/olmazlara-yandim-bugun-12271</guid>
                <description><![CDATA[Olmazlara yandım bugün]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ben bu yazıyı yazarken İsrail'in olimpik milli futbol takımının Mali'yle yapacağı maça 5 saat vardı...<br />
Paris Olimpiyatları'nın esas açılışı ise cuma günü...<br />
Yapılan açıklamaya göre&nbsp;<strong>soykırımcı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ülkenin cumhurbaşkanı da açılış</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>törenine katılacak&nbsp;</strong>ve Fransa<strong>&nbsp;</strong>Cumhurbaşkanı Macron'un yanında boy<strong>&nbsp;</strong>gösterecek...</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Vicdanlı insanlar olarak başka bir dünya istiyoruz ya...<br />
Adalet olsun istiyoruz ya...<br />
Böyle olmaz!<br />
<strong>Sistemle dans ederek asla</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>olmaz!</strong><br />
O yüzden işte!<br />
Hani şarkıdaki gibi...<br />
<strong>"Olmazlara yandım bugün/ bir</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ben, bir sen kaldım bugün."</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Başta ABD olmak üzere hegemon Batı'nın kurduğu&nbsp;<strong>sistem nasıl çalışıyor</strong>, diye soruyorsanız...<br />
Büyük spor organizasyonları bu konuda&nbsp;<strong>"ders"&nbsp;</strong>gibidir.<br />
Özgürlük veya demokrasi havucunu ciddiye alanları bir anda şapa oturtuverir.<br />
Çünkü tek tek insanlarda olduğu gibi...<br />
Devletler için de SİSTEM&nbsp;<strong>hazlar</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ve hevesler&nbsp;</strong>üzerinden çalışıyor;<br />
<strong>"oyunlar"</strong>ına katılımcı bularak,&nbsp;<strong>küçük</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>cezalarla korkutup büyük ödüllerle</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>eğlendirerek&nbsp;</strong>tezgâhını yürütüyor.<br />
Zihinleri kendine bağımlı kılarak ayakta kalıyor.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Düşünsenize...<br />
<strong>Rusya ve Belarus ülke olarak</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Paris Olimpiyatları'nda yok...</strong><br />
Gerekçe olarak da şunu diyorlar:<br />
"Rusya'nın geniş çaplı işgal girişimi ve Ukrayna'da savaşı devam ettirme iradesi nedeniyle..." Rus ve Belarus sporcular&nbsp;<strong>"bireysel"</strong>&nbsp;olarak yarışmalara katılabilecekler.<br />
Buna "tarafsız statü" diyorlar.<br />
<strong>Yani Olimpiyat'a katılan her</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Rus sporcu zımnen ülkesinin politikasını</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>benimsememiş sayılıyor.</strong><br />
Bir sporcuya "Sen olimpiyatlara katılma!" demek ne zordur, bilen bilir.<br />
<strong>Ne numara ama değil mi?</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Peki İsrail?<br />
Gazze'de her 9 dakikada bir çocuk işgalci İsrail tarafından öldürülüyor.<br />
Avrupa ülkelerinin sokaklarındaki&nbsp;<strong>"sade insan"</strong>dan başka "İsrail'in olimpiyatlarda ne işi var" diyen yok.<br />
Bana sorarsanız, adını koyalım...<br />
Şu Olimpiyat şampiyonu olmuş, bu gümüş madalya almış; hepsi hikâye!<br />
<strong>Şimdiden Paris</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Olimpiyatları'nın en muzaffer</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yarışmacısı soykırımcı İsrail'dir.</strong><br />
Maalesef...<br />
Doğruya doğru.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>NOT DEFTERİ</strong><br />
Dünyanın en berbat iki cümlesi "Seninle konuşmam gerek" ve "Seninle dost kalmak isterim"dir. En komiği de bunların her zaman tam zıddı netice vermesidir... (<strong>F. BEIGBEDER&nbsp;</strong>/ Aşkın Ömrü Evde Uzar)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jul 2024 15:31:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AK Parti’nin kendine ettiği</title>
                <category>Salih Tuna</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ak-partinin-kendine-ettigi-12270</link>
                <author>fsfdsf@hotmail.com (Salih Tuna)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ak-partinin-kendine-ettigi-12270</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti’nin kendine ettiği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir ara&nbsp;<strong>"Yeni</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Türkiye"&nbsp;</strong>demek,<strong>&nbsp;</strong>bir kısım mahalle<strong>&nbsp;</strong>yazar-çizerleri arasında<strong>&nbsp;</strong>oldukça revaçtaydı.<br />
<strong>Zafer Toprak</strong>'ın "Cumhuriyet ve Antropoloji" kitabından mezkûr kavramlaştırmanın bambaşka anlamda kullanıldığını biliyorduk. Mesela, Yeni Türkiye'nin ayırt edici özelliklerinden birisi 28'deki&nbsp;<strong>Harf Devrimi</strong>'ydi.<br />
Ne ki muhteremlerin keyfini kaçırmak istemedik.<br />
Bir yandan "Yeni Türkiye" kavramlaştırmasını aşk ile yerleştirmeye çalışırken, öte yandan "Harf Devrimi yüzünden hafızamızı kaybettik..." demeleri nereden baksanız enteresandı.<br />
Daha da enteresanı, aynı eşhas birkaç yıl sonra "Eski Türkiye"yi canhıraş savunanlar ile kol kola girdiler.<br />
Böylece "ihale" AK Parti'ye kaldı. "İhale" dediğim eski ve yeni Türkiye'ye dair "melanetlerin" neredeyse hepsini Sayın Erdoğan ve AK Parti'ye yükleyip vınladılar.<br />
Hülasa, dönemin AKP'lileri, "Eski Türkiye" taraftarı diye itham ettikleriyle birlik oldular;&nbsp;<strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan&nbsp;</strong>ve AK Parti'ye karşı.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>AK Parti'nin son zamanlarda "kaderi" mi bu, yoksa hazırlıksız mı yakalanıyorlar bilemiyorum ama nedense "algı bakımından" zarar gören taraf olmayı bir şekilde "başarıyorlar".<br />
Son günlerde oldukça tartışılan hayvanlarla ilgili yasal düzenleme dolayımında da aynı şey gerçekleşti.<br />
Sokak köpekleri hakkında yasal düzenleme yapmadığı için kıyasıya eleştiriliyorlardı, şimdi de yasal düzenleme yaptıkları için eleştiriliyorlar.<br />
Sizin anlayacağınız, köpeklerin toplatılmasına karşı çıkan köpekseverlere de "Sokak köpekleri toplatılsın" diyenlere de yaranamadılar.<br />
Her iki durumda da ("kasa" misali) kazanan&nbsp;<strong>"muhalif güruh"&nbsp;</strong>oldu.<br />
Halbuki hayvan hakları tastamam&nbsp;<strong>"siyaset</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>üstü"&nbsp;</strong>bir konuydu. Hem iktidar hem de muhalif<strong>&nbsp;</strong>cenahta sokak köpekleri itlaf edilsin diyenler<strong>&nbsp;</strong>de vardı, sokak köpeklerini baş tacı edenler de.<br />
Ne ki töhmet altında kalan sonuç itibarıyla AK Parti oldu. (İlgili bakan da o kadar alttan aldı ki, kendisine dosya fırlatan o saygısız milletvekiline bile teşekkür etti. "Ben sana teşekkür etmem" karşılığını alınca da yine teşekkür etti. Nezaketle utandırmak mı istedi, bilemiyorum.)<br />
<strong>"İstanbul Sözleşmesi"&nbsp;</strong>tartışmalarında da benzer durum yaşanmıştı.<br />
AK Parti mahut sözleşme yürürlükteyken bir kısım "endişeli muhafazakârlar" tarafından&nbsp;<strong>"aile düşmanı"&nbsp;</strong>olmakla itham edilmişti, sözleşmeyi kaldırdı bu sefer de "endişeli modernler" tarafından&nbsp;<strong>"kadın düşmanı"&nbsp;</strong>olmakla suçlandı.<br />
Sonra nasıl olduysa, her iki kesim de AK Parti'ye karşı muhalefette birleşti.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Bazen AK Parti zarar görmediği konularda da zarar gördüğüne inandırılmaya çalışılıyor.<br />
Mesela,&nbsp;<strong>İbrahim Hacıosmanoğlu&nbsp;</strong>TFF Başkanı seçilince muhalif güruh bunun "AK Parti kaybetti" şeklinde okunmasını istedi.&nbsp;<strong>"FETÖ'nün Cevherileri"&nbsp;</strong>de AK Parti'nin TFF'de gol yediğini söyledi.<br />
İbrahim Bey TFF Başkanı seçildiği gün yaptığı açıklamayla bu "algıya" net bir şekilde karşı çıksa da maval okumaya devam ettiler.<br />
Halbuki,&nbsp;<strong>Gezi&nbsp;</strong>döneminde AK Parti mitinginde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la kürsüye çıkan o dönemin Trabzonspor Başkanı İbrahim Bey vardı.&nbsp;<strong>15 Temmuz&nbsp;</strong>darbe girişiminde de meydanlardaydı. Hatta, rahmetli&nbsp;<strong>Ahmet Kekeç</strong><strong>&nbsp;</strong>kardeşimle birlikte&nbsp;<strong>Kısıklı</strong>'da canlı yayın platformunda<strong>&nbsp;</strong>yaptığımız konuşmanın ardından<strong>&nbsp;</strong>kendisiyle oracıkta hasbihâl etmiştim.<br />
Hayır yani,&nbsp;<strong>İbrahim Bey&nbsp;</strong>kazandı diye AK Parti neden kaybetmiş olsun?<br />
Kaldı ki AK Parti TFF'de neyi kazanıyordu da kaybedecek? Benim bildiğim, tüm kazancı, maç kaybeden her kulübün "siyaseti" işaret ederek AK Parti'yi töhmet altında bırakmasından ibaretti.<br />
En azından bundan kelli böylesi bir "algı" üzerinden AK Parti sürgit dayak yemeyecek. Kimsecikler de mağlubiyetlerine artık bahane bulamayacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jul 2024 15:19:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/salih-tuna-1617869323.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇAKTIRDIĞINIZA DİKKAT!</title>
                <category>Metin Çınar</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/caktirdiginiza-dikkat-12269</link>
                <author>cinarmetin06@hotmail.com (Metin Çınar)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/caktirdiginiza-dikkat-12269</guid>
                <description><![CDATA[ÇAKTIRDIĞINIZA DİKKAT!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden kabul edilen, İslam&nbsp;Alemin’de&nbsp;liberalizm ilkelerini kitaplarında bulunduran ilk Müslüman düşünür olan&nbsp;İbn-i Haldun Mukaddime’sinde, bir iktidarın ne zaman yıkılacağından bahsetmiştir.</p>

<p>“Ölçüsüzlük ve israf döneminde, iktidar kendisinden öncekilerin birikimlerini sorumsuzca şatafat ve gösterişe harcar. Bunun yanı sıra en yakınındaki aile efradına da oldukça cömert davranır. Bu yüzden etrafına toplumun en karaktersiz en kötü insanlarını çeker. Bunlara (liyakat sahibi olmadıkları için) altından kalkamayacak görevler yükler, sorumluluklar verir. Tabii (liyakat sahibi olmayan) bu insanlar bu görevlerin altından kalkamazlar; neyin öncelikli neyin sonra yapılması gerektiğini bilmeden karar verirler. Dolayısıyla eski devlet görevlilerinin itirazlarına ve hatta eski dönemin (rejimin) insanlarının tepkisine neden olur. Hatta insanlar ondan (hanedan) nefret etme derecesine gelir.</p>

<p>Bunun sonucunda insanlar ondan uzaklaşır ve onu bir başına bırakırlar. Ardından askerlerinin (taraftarlarının) maaşlarını ve ödeneklerini bile ödeyemez hale gelir. Çünkü onlara dağıtılması gereken paraları&nbsp;kendi&nbsp;işlerine&nbsp;harcar. Kapılarını halka kapatır, insanlardan uzaklaştıkça söz dinlemez olur, etrafına etten duvar örer. En sonunda kendisinden önceki dönemlerde inşa edilmiş bütün eserleri tahrip eder, onları yıkar ve ardından (toplumsal) enkaz bırakır.&nbsp;Bu artık kronik hastalık belirtisidir ve bundan kurtuluş yoktur. İyileşme umudu tükendiği için kendi içine çökerek (iktidar) yıkılır.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ÇAKMAĞIN SIRRI</p>

<p>Geçmiş zamanda köylünün biri köye bir çakmak getirmiş. Çakmak o kadar kıymetli ki, sağı-solu yakmaması, yanlış işlerde kullanmaması için güvenilir birine teslim etmek gerekiyormuş. Köylüleri toplayıp bu ateş aletini&nbsp;kime verelim diye sormuş, köylüler de muhtarı salık vermiş, “İhtiyaç duydukça alır, ateşimizi yakarız” demişler. Muhtar çakmağı alınca (ateşin sahibi olarak)&nbsp;saygınlığı&nbsp;giderek&nbsp;artmış, etrafında dalkavuklar, yağcılar toplanmaya başlamış. Saygı arttıkça muhtarın kibri de büyümüş. Etrafından daha çok saygı, daha çok korku beklemeye başlamış. Ateşi kendine verenin köylülerden biri&nbsp;olduğunu unutmuş. Dalkavukların da tahrikleri ile ateşi baskı ve korkutmak için kullanmaya başlamış, kiminin evini, kiminin tarlasını yakmış. Tarlalar sürülemez, evler yaşanamaz hale gelmiş. Muhtarın baskısından köylüler yavaş&nbsp;yavaş&nbsp;köyden ayrılmaya başlamışlar. Ticaret durmuş, köye gelen çerçicilerin&nbsp;(seyyar satıcı)&nbsp;ayağı kesilmiş, çevre köyler gelişirken muhtarın köyü giderek gerilemiş. Muhtarın köylülerinden biri kendileri gerilerken, çevre köylerin niçin geliştiğini merak edip çevre köylerden birine gitmiş. Oradaki zenginliği,&nbsp;bağı bahçeyi görünce sormuş;&nbsp;</p>

<p>ÇAKAN BİR KİŞİ OLURSA!</p>

<p>“Sizde çakmak yok mu?” Köylüler; “Var” demişler, “Peki sizin köy böyle nasıl gelişti, bağınız, bahçeniz yanmadan nasıl böyle kaldı, bizim köyde her şey tarumar oldu?” Köylüler; “Yoksa siz çakmağı bir kişiye mi verdiniz?” “Evet, muhtara verdik.” “Eyvah!&nbsp;büyük&nbsp;yanlış yapmışsınız, hiç çakmak bir kişiye verilir mi?” “Siz öyle yapmadınız mı?” “Hayır, biz öyle yapmadık, biz çakmağı bir kişiye verdik, çakmak taşını başka bir kişiye, benzinini başkasına verdik. Ateş yakmak için üçünün bir araya gelmesi gerekiyor. Biri yanlış bir şey yapmaya kalksa, ötekiler izin vermiyor.” “Desenize biz hepsini bir kişiye vermekle kendi kendimizi yakmışız!”Kuvvetler ayrısızlığına, kuvvetler birliğine ne kadar benzeş gösteriyor, değil mi?&nbsp;Yetkinin bir kişide toplanmasının tehlikesine güzel bir örnek….!</p>

<p>ALAGRANGA&nbsp;MI, ALATURKA MI?&nbsp;</p>

<p>Adam yeni bir ev yaptırmaya karar vermiş.<br />
Bir mimara gitmiş, proje konusunda konuşurlarken sıra tuvalete gelince mimar sormuş:<br />
"Tuvaleti nasıl istersiniz? Alaturka mı olsun, alafranga mı?".<br />
“İkisi arasında ne fark var mimar bey?" demiş adam.<br />
Mimar açıklamış:<br />
"Alafranga tuvalet Batılı siyasi liderlere benzer, iki vidasını söktün mü tuvaleti de,&nbsp;modeli de kolayca değiştirirsin&nbsp;“<br />
“Çok enteresan demiş adam, ya alaturka?”<br />
“Adı üstünde“ demiş mimar, alaturka tuvalet de bizim liderler gibidir. Değiştirmek için bütün tuvaleti kırman lazım."</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jul 2024 14:16:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2022/10/metin-cinar-1664999909.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nereden nereye?</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/nereden-nereye-12268</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/nereden-nereye-12268</guid>
                <description><![CDATA[Nereden nereye?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>MTA Sismik 1 ya da daha eski adıyla Hora... Gençliğimin en ünlü gemisiydi. Çünkü ne zaman haber bültenlerinde ismi geçse Ege'de suların ısınacağını, Yunan'ın yine yaygara koparıp dünyayı ayağa kaldıracağını bilirdim. Bu köhne gemimiz sözde petrol arardı. Bulamazdı tabii.<br />
Bir gün İstinye'de sahile bağlanmış Sismik 1'i yakından görünce neden bulamadıklarını anlamıştım. Bu geminin bırakın Ege ve Akdeniz'e açılmasını, Boğaz'ın karşı kıyısındaki Kanlıca'ya ulaşması bile mucizeydi...<br />
Sonra bu petrol arama işini Fransız ve İtalyan şirketlere ihale ettik. Aylarca bizim paramızla adeta mavi tur yapıp hiçbir şey bulamadılar. Çünkü Türkiye'nin petrol ve doğalgaz zengini olması Batı'nın hiç de işine gelmiyordu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/22/nereden-nereye-1721662155006.jpeg" title="nereden-nereye-1721662155006.jpeg" /><br />
<br />
<br />
30 sene sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Berat Albayrak ve Fatih Dönmez'in azimli çalışmalarıyla son teknolojilere sahip kendi petrol arama ve sondaj filomuza sahip olduk. Akabinde de Karadeniz'de harika rezervlere sahip ilk doğalgazımızı bulduk.<br />
Geçen hafta Türkiye son derece önemli bir anlaşma imzaladı ama bu kritik gelişme, neredeyse her saat başı değişen gündemin tozu dumanı arasında kayboldu. Türkiye, Somali ile Afrika ve Arap yarımadasının güneyinde petrol aramak için protokol imzaladı.<br />
Bir dönem, çıktıkları her seferden römorkörler tarafından çekilerek getirilen Hora'dan, dünyayı kendisine hayran bırakan Barbaros Hayreddin Paşa Sismik Araştırma Gemisi, Oruç Reis Araştırma Gemisi, Fatih Sondaj Gemisi, Yavuz Sondaj Gemisi, Kanuni Sondaj Gemisi ve Abdülhamid Han Sondaj Gemisi'nden oluşan muhteşem filoya...<br />
Bir dönem neredeyse kendi karasularında bile petrol aramasına izin verilmeyen Türkiye'den, dünyanın öbür ucundaki ülkelerin "Gelin, bizim petrolümüzü siz bulup çıkartın" diye davet ettiği Türkiye'ye...<br />
Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan iki ay sonra filomuza katılacak 300 metre uzunluğunda bir doğalgaz işleme gemisinin de yolda olduğunu müjdeledi.<br />
Geçen hafta Akdeniz sularında yine göğsümüzü kabartan bir tablo vardı. Ülkemizin yerli üretim SİHA gemisi TCG Anadolu ile beraber 50 parçalık filomuzun üzerinde, Ermenistan'da konuşlu S300 savunma sistemini dünyada ilk kez imha eden, Libya'da gemilerimize tehdit oluşturan son derece gelişmiş Çin füzesini havada etkisiz hale getiren Bayraktar SİHA'larımız uçuyordu. Oysa 50 yıl önce Kıbrıs Barış Harekatı yüzünden ABD ambargo uyguladığı için lastik bulamayan jetlerimizi havalandıramıyorduk...<br />
<br />
<strong>Böyle futbola böyle başkan</strong><br />
Türkiye'de oynanan "oyuna" artık "futbol" demek gelmiyor içimden. Federasyon'dan hakem kuruluşlarına, kulüp yapısından FIFA ve UEFA ile ilişkilere, kulüplerin mali yapılarından ortaya konulan futbolun kalitesizliğine kadar her alanda büyük sıkıntılarımız var.<br />
Durum böyleyken, Türkiye'nin en büyük kulübü Fenerbahçe'nin "Bizim için yok hükmündedir" dediği İbrahim Hacıosmanoğlu, Futbol Federasyonu'na başkan seçildi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/22/nereden-nereye-1721662157705.jpeg" title="nereden-nereye-1721662157705.jpeg" /><br />
<br />
Kendisini tanımıyorum ama bugüne kadar söylediği sözlerden bir kolaja rastladım ve sizinle paylaşayım dedim:<br />
Galatasaray başkanına: "Ben onun gibi botoks yaptırmadım." Fenerbahçe eski başkanına: "Adam değildir." Fenerbahçe yeni başkanına: "Yalı çocuğu. Benim ömrüm bunları tımarlamakla geçti." Kayserispor başkanına: "Gömerim, mezardaki yerini bulamazsınız." TFF başkanına: "Bu işten anlamıyor."<br />
Bence futbolumuza pek yakıştı. (!)<br />
Tam bağımsız Türkiye işte tam da budur!<br />
<br />
<strong>Gaf'let kürsüsü</strong><br />
Aydın'da evinde kenevir yetiştiren kadının savunması: "Burada duruyorlardı, su döktüm büyüdü."<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
Dünyanın neresinde bavulunuzu beklerken önünüzden bir tencere yaprak sarma geçer ki? Başka ülkede yaşayamam...<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/22/nereden-nereye-1721662157588.jpeg" title="nereden-nereye-1721662157588.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
"İlişkide insanlar birbirinin tatili olmalı. Hayat zaten stresli, insanlar birbirinde dinlenebilmeli ama onun yerine herkes birbirini daha çok yoruyor." (Engin Günaydın'ın "Neden sevgiliniz yok?" sorusuna verdiği harika cevap)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 17:31:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP köpek konusunda halkı neden karşısına alıyor?</title>
                <category>Mevlüt Tezel</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/chp-kopek-konusunda-halki-neden-karsisina-aliyor-12267</link>
                <author>dfdklggl@hotmail.com (Mevlüt Tezel)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/chp-kopek-konusunda-halki-neden-karsisina-aliyor-12267</guid>
                <description><![CDATA[CHP köpek konusunda halkı neden karşısına alıyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başıboş köpek sorununu çözecek yeni yasanın önceliği sahipsiz köpekleri barındırmak ve kısırlaştırmak.<br />
Uyutma en son seçenek olarak görülüyor ama radikal hayvanseverler toplumda yasanın 'Köpekleri uyutma yasası' olduğuna dair bir algı oluşturdu. Toplumda sanki yasa çıkınca hemen sahipsiz köpekler toplanılıp uyutulacak görüşü hakim.<br />
Bunun en büyük nedeni ise hayvanseverlerin büyük bir lobi gücüne sahip olmaları. Belki de en güçlü sivil toplum örgütü onlar. Çünkü gerçeklik algısından uzaklaşacak derecede hayvanları çok seviyorlar. Ama bu sevgi başta çocuklar ve yaşlılar olmak üzere insanların canına mal oluyor.<br />
Türkiye'nin kuduz riski en yüksek ülkeler listesine girme ayıbını yaşıyoruz!<br />
Son çıkan haberler ise özellikle CHP'nin yasaya karşı direneceğini gösteriyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;Örneğin CHP&nbsp;Eskişehir&nbsp;İl Başkanı&nbsp;Talat Yalaz'dan hükümete tehdit geldi: "Bu yasayı hazırlayanlar tarihi mücadeleye hazır olsunlar.<br />
Bu son uyarımız."<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;Bolu&nbsp;Belediye Başkanı&nbsp;Tanju Özcan&nbsp;"İdam sehpasına bile götürseniz, bu teklif yasalaşırsa ben Bolu Belediye Başkanı olarak bunu uygulayamam" dedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/60ee23/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/22/chp-kopek-konusunda-halki-neden-karsisina-aliyor-1721661492231.jpeg&amp;mw=500" title="chp-kopek-konusunda-halki-neden-karsisina-aliyor-1721661492231.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>İSYAN TEHDİDİ!</strong><br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;Fox TV&nbsp;Ana Haber sunucusu Gülbin Tosun "Öldürtmeyeceğiz! Biliyorsunuz değil mi? Dünya tarihinde görülmemiş ayaklanmaya sebep olmayın @RTErdogan. Biz onları mama lobileri! ile beslemedik! Yeri geldi evde yemek pişirdik! Kısırlaştırdık, aşılattık, ne gelirse elden ardımıza koymadık!<br />
Sizin de bilginize @EmineErdogan" gibi tehdit vari paylaşım yaptı.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;Hayvanlara Adalet Derneği&nbsp;Başkanı&nbsp;Ayşen Değirmen&nbsp;"Bu yasayı çıkarmanın bir karşılığının olmayacağını mı düşünüyorsunuz? Bu ülkenin başına bela edilmemesi gerekenler, hayvanseverlerdir. Bu insanlar bunun intikamını sizden alacak. Bir&nbsp;iç savaş&nbsp;zaten çıkacak ve sizler darbeciler gibi yargılanacaksınız" dedi!<br />
Dünya tarihinde görülmemiş bir ayaklanma! İç savaş tehdidi! Bunlar nasıl söylemler! Hem başıboş köpeklerin insanları öldürmesini sessizce izliyorlar, "Mama verseydin yapmazdı" gibi akıl dışı açıklamalar yapıyorlar, hem de sorunu çözmek isteyenleri ayaklanma çıkartmakla tehdit ediyorlar!<br />
Bu nasıl bir cüret?<br />
Başıboş köpeklerin parçalayarak öldürdüğü insanlar dışında köpeklerin neden olduğu trafik kazalarında ölenler de var. 2018 ile 2023 yılları arasında 3 bin 476 trafik kazası sokak köpekleri sebebiyle meydana geldi. Bu kazalarda 67 kişi hayatını kaybetti, 5 bin 200'den fazla kişi de yaralandı!<br />
Afrika'daki kabilelerde, fakir Hindistan mahallelerinde yaşanan kuduz vakaları Türkiye'de yaşanıyor artık!<br />
Kuduzdan insanlar öldü!<br />
Radikal hayvanseverlerin ayaklanma tehditlerine birçok CHP'li yöneticinin destek vermesi akıl alır gibi değil.<br />
Oysa yapılan araştırmalar toplumun genelinde başıboş köpek sorununun çözülmesi yönünde büyük bir istek var.<br />
Buna rağmen CHP, halkı karşısına alacak derecede radikal hayvanseverleri destekliyor. Yetmiyor bazı yöneticiler isyan çıkarmakla tehdit ediyor!<br />
Gösteri, protesto düzenlenebilecek ana büyük problemlerde sessiz kalan CHP yönetimi şimdi çocukların ölümüne neden olan başıboş köpekler için sokağa çıkacak, iyi mi?<br />
Daha önce de yazdığım gibi Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri de muhalefetsizlik!<br />
Halka rağmen, halka karşı muhalefet yapmak bu olsa gerek!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>EV KİRASI GİBİ&nbsp;</strong><strong>OTOPARK ÜCRETİ</strong><br />
Ünlü oyuncu Zafer Algöz de İSPARK fiyatlarına isyan etti:<br />
"Aylık otopark ücretleri 5 bin TL'yi geçmiş. İSPARK'a da Allah insaf versin! Ev kirası gibi otopark ücreti ne güzel! Valla pes ve yuh!"<br />
Sokakta yol kenarına bir saat araba park etmek bile 70 TL. 24 saat park bedeli ise 270 TL. İSPARK'ın kurulma amacı sokakta değnekçilerin yerine daha iyi hizmet sunup elde edilen gelirle yeni açık, kapalı otoparklar yapmaktı!<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/7f6af1/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/22/chp-kopek-konusunda-halki-neden-karsisina-aliyor-1721661493290.jpeg&amp;mw=500" title="chp-kopek-konusunda-halki-neden-karsisina-aliyor-1721661493290.jpeg" /><br />
<br />
Ama İstanbul'da yeni açılan otopark sayısı çok düşük kaldı. Bu da yetmezmiş gibi İSPARK bazı kalabalık semtlerde mahalle aralarına kadar girdi.<br />
İnsanlar evinin önüne bile araç park edemez hale geldi. Daha kötüsü İSPARK zam yaptıkça özel otoparklar da zam yapıyor!<br />
İstanbul'da ücretsiz boş park yeri bulmak için insanlar birbiriyle kavga ediyor.<br />
Park yeri için öldürülenler bile oldu!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>Altyazı</strong><br />
"Eğer patates püresi ile sosu karıştırırsan daha sonra ayıramazsın, sonsuza dek. Babanın sigarasından çıkan duman bir daha asla içine dönmez. Geri dönemeyiz. Seçmek, işte bu yüzden zordur." (Mr. Nobody)<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/22/chp-kopek-konusunda-halki-neden-karsisina-aliyor-1721661516223.jpeg" title="chp-kopek-konusunda-halki-neden-karsisina-aliyor-1721661516223.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 17:31:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘İlginç çalışmalar!’</title>
                <category>Okan Müderrisoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ilginc-calismalar-12266</link>
                <author>dfdgdgd@hotmail.com (Okan Müderrisoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ilginc-calismalar-12266</guid>
                <description><![CDATA[‘İlginç çalışmalar!’]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı&nbsp;<strong>Tayyip</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Erdoğan</strong>'ın, Kıbrıs Barış<strong>&nbsp;</strong>Harekâtı'nın 50. yıl dönümü vesilesiyle<strong>&nbsp;</strong>KKTC'ye yaptığı ziyaretten dönüş<strong>&nbsp;</strong>yolunda yaptığı açıklamalar, satır aralarında<strong>&nbsp;</strong>oldukça dikkat çekici mesajlar barındırıyordu.<strong>&nbsp;</strong>Örneğin, Türk-Amerikan ilişkileri<strong>&nbsp;</strong>özelinde şu soruya verdiği cevabı, ilerisi<strong>&nbsp;</strong>için not etmekte fayda var:<br />
<strong>"Trump</strong>'la daha önce çalıştınız. Sonrasında&nbsp;<strong>Biden&nbsp;</strong>seçildi ve onunla bir süre çalıştınız. Şimdi Trump'ın anketlerde önde gittiğini görüyoruz. Yakın zamanda kendisiyle (geçmiş olsun kapsamında) görüştünüz. İki ülke ilişkileri bağlamında,&nbsp;<strong>'Türkiye için iyi günler</strong>&nbsp;<strong>gelecek'&nbsp;</strong>ifadesi kullandığınız için soruyorum. Daha iyisini bekliyor muyuz bugünkünden?<br />
<strong>"Bu konuya şimdi girmem pek</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>doğru olmaz. Çünkü yapacağımız<strong>&nbsp;</strong>çok ilginç çalışmalar var!"</strong><br />
<strong>"İlginç"&nbsp;</strong>vurgusunun altını çizmek durumundayız. Bu aşamada, içeriğine dair somut paylaşımlar yapılmasa da&nbsp;<strong>"Ankara-Washington ilişkilerini</strong>&nbsp;<strong>daha öngörülebilir ve sürdürülebilir</strong>&nbsp;<strong>zemine oturtma, krizli alanları</strong>&nbsp;<strong>ayıklama, tek taraflı ve dayatmacı</strong>&nbsp;<strong>ittifak ilişkisi yerine çok taraflı</strong>&nbsp;<strong>ve ortak çıkarlara hizmet eden</strong>&nbsp;<strong>işbirliklerini modelleme"</strong>olarak ifade edebileceğimiz bir sürecin bizi beklediği anlaşılıyor. Bu noktada… ABD'nin, bölgemize dönük olası hamlelerini de proaktif biçimde gözeten, gerçekçi ve uygulanabilir çözümler öneren dinamik bir hazırlıktan söz edebiliriz. Ki unun ilk tatbikatının Suriye sahasında olacağı da su götürmez bir gerçek. Kanımca… Esat rejimi, muzaffer eda (!) ile şartlar ileri sürmek yerine, Türkiye ile onarıcı ve uzun ömürlü bir diplomasiyi düşünmek zorunda. Aksi taktirde Suriye'nin kuzeyini fiilen bölen PKK-YPG terör unsurları, görünür gelecekte resmen bölmek için elinden geleni ardına koymayacak, farklı bir alternatif görmedikçe ABD de bu projeden vazgeçmeyecek.<br />
<strong>Bu da demek oluyor ki…&nbsp;</strong>Terör unsurlarından arındırma ve Kürtlerin hamiliği konusu en yakıcı gündem başlığı olarak 2025 ve takip eden yıllarda ana mesele olarak karşımıza çıkacak. Tam da bu nedenle "<strong>ilginç çalışmalar"</strong>&nbsp;Türkiye'nin bekası, siyasi istikrar ve güvenliği için hayati önem kazanacak!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>KAMUYA YİNE</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>VE YENİDEN<strong>&nbsp;</strong>BAKMA GEREĞİ...</strong><br />
Devletteki hemen her problem için&nbsp;<strong>"FETÖ üzerinden"&nbsp;</strong>peşin hükümlü veya kolaycı yorum yapma, yakıştırmada bulunma eğiliminin farkında olarak yazıyorum. Fakat… Bazı noktaları gözden kaçırmamak gerektiğini düşünüyorum.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Olağan seyrindeki bir iş sürüncemede bırakılıyorsa…<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Bir yargı kararı teamüllere aykırılık taşıyorsa…<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Adli kolluk elindeki yetkiyi kullanırken ana doğrultudan sapıyorsa…<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Aynı nitelikteki iki olayda birbirine zıt idari ya da yargı kararı çıkıyorsa…<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Üst makamları bilgilendirmede eksiklik veya çarpıtma varsa…<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/reddot.png" />&nbsp;Belli bir idare veya kişi sistematik olarak çözüme kör düğüm atıyorsa…&nbsp;<strong>Bilin ki orada şüphe</strong>&nbsp;<strong>edilecek durumlar vardır.</strong><br />
15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra kamuda, legal görünümlü illegal yapılara geçit verilmediğini hepimiz biliyoruz.<br />
<strong>Ama bugün, yine ve yeniden</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kapsamlı analiz yapılmasını gerektiren<strong>&nbsp;</strong>bir dönemdeyiz!</strong><br />
Özellikle yerel seçim sonrası ortaya çıkan siyasi tabloyu, uzun vadeli emelleri için fırsata dönüştürmek isteyen unsurlara karşı teyakkuzda olunması gerekiyor. FETÖ'nün, bilhassa 2000'li yılların başından itibaren kurulan yeni kuruluşlara daha yoğun sızma faaliyetinde bulunduğu hesaba katıldığında, bu kurumlardan başlayarak tüm kamuya bir kez daha bakılması, görev ve fonksiyon bazında, hatta kişi bazlı çalışma yapılması, temenniden ziyade zorunluluk arz ediyor!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 17:30:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/03/okan-muderrisoglu-1615451850.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye gaz üretiminde yeni aşamaya geçiyor</title>
                <category>Dilek Güngör</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-12265</link>
                <author>dgfhhf@hotmail.com (Dilek Güngör)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-12265</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye gaz üretiminde yeni aşamaya geçiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Türkiye doğalgaz aramalarındaki gücünü artırmak için filosuna bir gemi daha ekliyor. 300 metre boyunda 58 metre genişliğindeki gemi,&nbsp;Singapur’dan 27 Temmuz’da yola çıkacak</h2>

<p>Dünyanın en gelişmiş derin deniz sondaj ve sismik gemilerine sahip filosuyla ilk 10 ülke arasında yer alan Türkiye, doğalgaz üretiminde yeni bir aşamaya geçiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iki ay sonra geleceğini müjdelediği yeni doğalgaz gemisinin 27 Temmuz'da&nbsp;Singapur'dan hareket etmesi bekleniyor. 300 metre boyunda 58 metre genişliğindeki gemi, Türkiye'ye geldikten sonra tersanede son hazırlıkları yapılıp, Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası'na gönderilecek. Sakarya Gaz Sahası'ndaki gaz üretiminde kullanılacak olan Yüzer Gaz İşletme Platformu Gemisi'nin 52 gün sonra Türkiye'de olması bekleniyor. Platformda, 5 milyon hane halkına yetecek kadar doğalgaz üretilecek. Böylece, Karadeniz gazı deniz üzerinde üretilip, karaya ulaştırılacak. Türkiye yeni teknikleri devreye sokarak doğalgaz üretimini artırmak istiyor.<br />
<br />
<strong>10 MİLYON M3'E ÇIKACAK</strong><br />
Karadeniz'de keşfedilen 710 milyar metreküplük doğalgazı boru hatlarıyla karaya çıkaran Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yüzer platform ile Karadeniz'in derinliklerinden gelen ham gazı, denizin ortasında işleyip, boru hatlarıyla karaya taşıyacak. Sakarya Gaz Sahası'nda halen günlük üretim 5.5 milyon metreküp. Bu, 2.4 milyon evin doğalgaz ihtiyacının Sakarya Gaz Sahası'ndan karşılanabildiği anlamına geliyor. Ağustosta üretimin 6 milyon metreküpe çıkması, yeni geminin gelmesinin ardından da yıl başında 10 milyon metreküpü bulması bekleniyor. İkinci fazda üretim 40 milyon metreküpe çıkacak.<br />
<br />
<strong>AYRIŞTIRILACAK</strong><br />
Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası'nda çıkarılan doğalgaz, kuyu başlarındaki toplama merkezlerinden borulara veriliyor. Karadaki Filyos tesisinde işleniyor. Bu gemi denizin üzerinde gaz işleme tesisi gibi çalışıp, içindeki istenmeyen maddeler ayrıştırıldıktan sonra karaya gönderilecek.<br />
<br />
<strong>İNŞA ETSEK 5 YIL SÜRER</strong><br />
Gaz platformunun sıfırdan inşasının 5 yıl süreceğini anlatan uzmanlar, revize edilip satın alınan platformun maliyetinin yeni üretimden yüzde 60 daha az maliyetli olduğunu belirtiyor. Yeni platform ile Türkiye, adını dünya liginde önemli bir yere yazdıracak.&nbsp;ABD, Rusya, Brezilya, Norveç ve Malezya'nın ardından bu platforma sahip 6'ncı ülke olacak.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/75336c/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/23/turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709463294.jpg&amp;mw=500" title="turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709463294.jpg" /><br />
<br />
<strong>BAYRAKTAR DUYURMUŞTU</strong><br />
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, geçen yıl kasım ayında A Para'da yayınlanan 'Ekonomi Masası' programında, Türkiye'nin enerji filosuna yeni bir gemi ekleyeceklerini duyurmuştu. Bakan Bayraktar, "Filomuza üretim gemisi katmayı hedefliyoruz. Platform yerine deniz yüzeyinde konumlanacak" demişti. Bayraktar, geminin Singapur'dan alınacağını belirtmişti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/ff41bc/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/23/turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709462629.jpg&amp;mw=500" title="turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709462629.jpg" /><br />
<br />
<strong>FİTİLİ BERAT ALBAYRAK ATEŞLEDİ</strong><br />
Enerjide bağımsızlığa giden yol, dönemin Enerji ve Tabii ve Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın kararlı adımları ile açılmıştı. Türkiye, Berat Albayrak'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu dönemde 'Milli Enerji ve Maden Politikası'yla yeni bir stratejik vizyon ortaya koymuştu. O dönemde hızlı bir şekilde sondaj gemilerinin Türkiye'ye kazandırılması ve bu gemilerin arama faaliyetlerine başlaması noktasında çalışmalar gerçekleştirilmişti. İlk olarak 2017 yılında Fatih Sondaj Gemisi envantere alınmıştı. Bu vizyonla, Türkiye, enerjide bağımsızlık fitilini ateşlemişti. Karadeniz'de 710 milyar metreküplük dev doğalgaz keşfi gerçekleştirmişti.<br />
<br />
<strong>İŞTE TÜRKİYE'NİN MİLLİ ENERJİ FİLOSU</strong><br />
<br />
Yeni gemiyle Türkiye'nin denizlerdeki enerji filosu 7 gemiye çıkacak. Halen Türkiye, kendi kara sularında 4 sondaj ve 2 sismik araştırma gemisiyle çalışmalarını sürdürüyor. Enerji filosunda Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han sondaj gemileri ile Barbaros Hayrettin Paşa ve MTA Oruç Reis sismik arama gemileri olmak üzere toplam 6 gemi bulunuyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/1865ee/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/23/turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709406171.jpeg&amp;mw=500" title="turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709406171.jpeg" /><br />
<br />
<strong>BARBAROS HAYREDDİN PAŞA GEMİSİ:&nbsp;</strong>31 Aralık 2012'de satın alındı. Denizin 8 kilometre altındaki jeolojik yapıları inceleyip, iki ve üç boyutlu sismik veri toplayabiliyor. Şu an Kastamonu açıklarındaki İnebolu Limanı'nda göreve hazır şekilde bekliyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/bdee3b/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/23/turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709407417.jpeg&amp;mw=500" title="turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709407417.jpeg" /><br />
<br />
<strong>MTA ORUÇ REİS GEMİSİ:&nbsp;</strong>2017'de operasyon test, eğitim ve tecrübe faaliyetlerine başladı. Açık denizlerde iki ve üç boyutlu derin sismik araştırmalar yapabiliyor. Deniz tabanından itibaren 15 bin metre derinlikteki jeolojik yapılar görüntülenebiliyor. Zonguldak açıklarındaki Filyos Limanı'nda bulunan gemi, eylül sonunda Somali'ye gitmeye hazırlanıyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/478d6a/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/23/turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709408856.jpeg&amp;mw=500" title="turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709408856.jpeg" /><br />
<br />
<strong>FATİH SONDAJ GEMİSİ:&nbsp;</strong>Türkiye'nin ilk milli sondaj gemisi 2017'de envantere katıldı. 2020'de Karadeniz'deki ilk milli derin deniz sondajına başladı. Güney Kore'de 2011'de inşa edilerek denize indirilen gemi, 6. nesil teknolojiyle çalışmalarını sürdürüyor. Gemi, 2020'de Karadeniz'de Türkiye tarihinin en büyük doğalgaz keşfine imza attı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/acd793/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/23/turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709412200.jpeg&amp;mw=500" title="turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709412200.jpeg" /><br />
<br />
<strong>KANUNİ SONDAJ GEMİSİ:&nbsp;</strong>2020 başında filoya dahil oldu. Mayıs 2021'de Karadeniz'e açıldı. İlk sondajını Sakarya Gaz Sahası'nda yapan gemi, Türkali-2 kuyusunda derin deniz kuyu testlerini gerçekleştirdi. Karadeniz'de doğalgaz arama çalışmalarına devam ediyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/8eec3c/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/23/turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709420738.jpeg&amp;mw=500" title="turkiye-gaz-uretiminde-yeni-asamaya-geciyor-1721709420738.jpeg" /><br />
<br />
<strong>ABDÜLHAMİD HAN GEMİSİ:&nbsp;</strong>2022'de filoya katıldı. Kasım 2021'de 180 milyon dolara satın alınan gemi, Güney Koreli Daewoo Shipbuilding &amp; Marine Engineering firması tarafından "Cobalt Explorer" adıyla Okpo Tersanesi'nde inşa edildi. 12 bin 200 metre derinlikte sondaj yapabilen gemi, teknik donanımı ve fiziki özellikleriyle filonun "En güçlüsü" olarak görev yapıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 17:30:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/02/dilek-gungor-1612770059.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adrese teslim kurşun mu?</title>
                <category>Salih Tuna</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/adrese-teslim-kursun-mu-12264</link>
                <author>fsfdsf@hotmail.com (Salih Tuna)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/adrese-teslim-kursun-mu-12264</guid>
                <description><![CDATA[Adrese teslim kurşun mu?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı&nbsp;<strong>Biden</strong>, başkanlık makamına henüz yeni geldiği günlerde yardımcısı&nbsp;<strong>Harris</strong>'le birlikte verdiği bir röportajda, aralarındaki uyumu ifade etmek için&nbsp;<strong>Obama&nbsp;</strong>döneminde kendi başkan yardımcılığından örnekle şöyle söylemişti: "Barack'a (Obama'ya) da söylemiştim: Eğer aramızda ahlaki bir ilkeye dayalı temel bir anlaşmazlık çıkarsa, bir hastalığa falan yakalanıp istifa edeceğim..."<br />
Yanlış duymadınız, aynen böyle demişti.<br />
Biden, geçtiğimiz hafta COVID'e "yakalandı." Geçtiğimiz Pazar günü geç saatlerde de önümüzdeki başkanlık seçimlerinde adaylıktan çekildiğini açıkladı.<br />
Bununla da kalmadı, seçimlerdeki kendi adayının, Başkan Yardımcısı&nbsp;<strong>Kamala Harris&nbsp;</strong>olduğunu ilan etti.<br />
Soru şudur:<br />
Vaktiyle yardımcılığını yaptığı&nbsp;<strong>Obama&nbsp;</strong>ile şayet temel bir anlaşmazlığa düşerse kenara çekileceğini söyleyen&nbsp;<strong>Biden</strong>, "yardımcılığını" yaptığı kimlerle temel bir anlaşmazlığa düştü de adaylıktan çekildi?</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Biden'ın yaşı ve zihin fonksiyonlarının ciddi ölçüde tartışma konusu olduğu elbette sır değildi.<br />
Özellikle&nbsp;<strong>Trump&nbsp;</strong>ile canlı yayında girdiği münazaradaki performansı,&nbsp;<strong>Demokrat Parti&nbsp;</strong>elitlerini ve medyadaki temsilcilerini iyice huzursuz etmişti.<br />
O kadar ki, "Biden'ı kişisel olarak severiz, çok da iyi biridir kendisi, fakat adaylıktan çekilmesi gerek..." minvalinde yazıların yayımlanmasına yol açmıştı.<br />
Fakat olanca "mobbinge" rağmen Biden'ın ertesi gün çıkıp "<strong>Hiçbir yere</strong>&nbsp;<strong>gitmiyorum!</strong>" diyerek başkan adaylığını sürdüreceğini dermeyan ettiğini biliyoruz.<br />
Peki, Biden'ın "Burdayım be burdayım!" edalı bu tavrına ne oldu?<br />
O günden bugüne yaklaşık iki hafta geçti. Bu iki haftalık süreçte en ciddi hadise Trump'a karşı suikast girişiminde bulunulmasıydı.<br />
Biden adaylıktan çekildiğine göre, anlaşılan o ki&nbsp;<strong>Trump</strong>'ı ıskalayan kurşun&nbsp;<strong>Biden</strong>'a isabet etti.<br />
İmdi, ne desek acaba, "Kurşun adres sormaz" mı yoksa "Adrese teslim kurşun" mu?</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Trump'ın, söz konusu suikast girişiminden sonra kendisini Amerikan "aşırı sağından" nispeten de olsa uzaklaştırma çabası oldukça dikkate değer.<br />
Mesela...<br />
<strong>Heritage Foundation</strong>'ın organize ettiği, ABD liberal hükümet bürokrasisini yeniden şekillendirmeyi hedefleyen "Project 2025" de, her ne kadar 2016 ve 2020'de Trump'ı destekleyen "aşırı sağcıların" desteğini almış olsa da, Trump tarafından rafa kaldırıldı.<br />
Böylesi hamlelerle Trump'ın merkeze oturmaya, 2016 ve 2020 seçimlerindeki imajına nazaran daha "sempatik" bir aday olmaya çalıştığı görünüyor.<br />
Buna karşılık,&nbsp;<strong>Demokrat Parti</strong>'nin de Biden'ın işaret ettiği Kamala Harris yerine&nbsp;<strong>Hillary Clinton</strong>'ı tekrar başkan adayı olarak göstermesi hiç de şaşırtıcı olmaz.<br />
Özetin özeti şudur:<br />
Dünyanın dört bir yanında rejim değiştirme operasyonları ve darbeler tertip eden ABD'nin, bu kez de kendi "müesses nizamını" korumak için bir çeşit "iç darbe" yaptığı anlaşılıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 17:29:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/salih-tuna-1617869323.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıbrıs, beklenen bir gece ansızın geldi; çözüm de yakın</title>
                <category>Hilmi Daşdemir</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/kibris-beklenen-bir-gece-ansizin-geldi-cozum-de-yakin-12263</link>
                <author>asdfghh@hotmail.com (Hilmi Daşdemir)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/kibris-beklenen-bir-gece-ansizin-geldi-cozum-de-yakin-12263</guid>
                <description><![CDATA[Kıbrıs, beklenen bir gece ansızın geldi; çözüm de yakın]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz General Sir Michael Rose “Kıbrıs, batmayan uçak gemisidir.’’ diyor. Kıbrıs’ın stratejik önemini anlatmak için yeterli bir cümle.</p>

<p>Kıbrıs, 1570’ten 1878’e dek Osmanlı hâkimiyetini sürdürüp geçici olarak İngiliz egemenliğine geçtikten sonra; Kıbrıs’taki Rumların, Ada’nın Yunanistan’a bağlanması için Türkleri zaman zaman hunharca katlettiği bir ada hâlini almıştır.</p>

<p>Kıbrıs’ın bir Türk adası iken nasıl elimizden çıktığı, oradaki asli unsur olan Türklerin nasıl azınlık gibi değerlendirildiği ayrı bir tartışma konusu şüphesiz.</p>

<p>Kıbrıs’ın tarihi M.Ö. dördüncü asra dek gidiyor. Milattan önceki dönemlerde de ticaretin kavşak noktası olduğunu Kıbrıs’taki müzelerde görebilirsiniz.</p>

<p>Ayrıca Rumların Türklere yapmış olduğu mezalimi ise ‘Barbarlık Müzesi’nde görebilirsiniz. Yazımızın konusu, Kıbrıs’ın gezilecek görülecek yerleri değil. Kıbrıs’ın biz Türkler için vazgeçilmez bir noktada olduğu ve KKTC’deki bu konulara bakış açısına ilişkin bazı verileri paylaşmak.</p>

<p>Kıbrıs’ın yakın tarihi, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. yılı münasebetiyle oldukça konuşuldu. Savunma Bakanlığı ve NTV’nin belgeselleri vardı. BBC de kendi bakış açısıyla hem geçmiş dönemdeki belgeselini hem de yakın zamanda yaptığı belgeseli paylaşmıştı.</p>

<p>Kıbrıs, Müslümanlar tarafından ilk kez 654 yılında Emevîlerce fethedildi. Sonra Emevîlerin iç karışıklıklarından yararlanan Bizans tekrar adaya sefer düzenleyerek bir kısmını ele geçiriyor. Emevîlerin başına geçen Abdülmelik bin Mervan, Bizans ile anlaşma yaparak her iki toplumun da birer vali ile Ada’yı ortak yönettikleri ve adına da ‘kondominyum’ denilen bir idare ile 688 yılından 868 yılına kadar yönettikleri biliniyor. Yani Ada 180 yıl boyunca barış içerisinde yönetiliyor.</p>

<p>II. Nikiforos'un 966 yılında Bizans hâkimiyetine yeniden kattığı tarihe kadar, bölge Müslüman Araplar tarafından yönetiliyordu.</p>

<p>Sonrasında bölge, Lusignan Şövalyeleri ve Venedik Dukalığı tarafından yönetildi, ta ki 1571’de Osmanlılar fethedene dek.</p>

<p>Bu tarihten sonra yaşananlar da oldukça tartışıldı.</p>

<p>1961’de Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantörlüğünde “Kıbrıs Cumhuriyeti” kuruldu. Makarios, Cumhurbaşkanı; Dr. Fazıl Küçük de Cumhurbaşkanı Yardımcısı’ydı. Ancak Rumlar anlaşmalara uymadılar. EOKA isimli bir terör örgütü kurarak Ada’nın Yunanistan’a bağlanması için terör eylemleri yaptılar.</p>

<p>Kanlı Noel olayları başlatıldı.</p>

<p>Kıbrıs Türk Alayı’nda “Tabip Binbaşı” olarak görev yapan Nihat İlhan’ın evine baskın yapan EOKA teröristleri, eşi Mürüvvet ve çocukları Murat, Hakan, Kutsi’yi küvette kurşuna dizdi.</p>

<p>Sonra katliamlarını devam ettirdiler.</p>

<p>Kıbrıs Türk’ünün elinde kendilerini koruyacak silah yoktu.</p>

<p>Dr. Fazıl Küçük önderliğinde Kıbrıs Türk’tür Derneği kuruldu. Daha sonra Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu’yla birlikte Türk Mukavemet Birliği’ni kuruyor.</p>

<p>Her köyde ayrı ayrı EOKA teröristlerine karşı Türkler örgütleniyor. Kendi çaplarında direniyorlar; ailelerini, yurtlarını korumaya çalışıyorlar.</p>

<p>Bunlardan birisinin ilginç bir hikâyesi var: 16 yaşındaki Vehbi Mahmutoğlu direniş için bir şeyler yapma kaygısındadır. Bunun için de İngiliz idaresinde polislik yapan ağabeyine giderek “Bana para ver. Türkiye’ye giderek silah getirmek istiyorum.’’ diyor. Maaş gününe daha vardır. Ama ağabeyi “Yengene bile söyleme!’’ diyerek cebindeki 80 poundu veriyor.</p>

<p>Vehbi Mahmutoğlu da harap hâlinde küçük bir tekne alarak Mersin’e geçiyor. Orada jandarma tarafından yakalanıyor, sorgulanıyor. Önce hikâyesine inanmıyorlar. O günlerde de Dr. Fazıl Küçük, Dr. Burhan Nalbantoğlu ve Rauf Denktaş Ankara’da eğitim almaktadır. Birisi, Mersin’e geçerek Vehbi Mahmutoğlu’nun hikâyesini dinliyor ve doğruluğuna kanaat getiriliyor. Yakalanırsa tekneyi batırmak üzere anlaşıyorlar. Ve o da karınca kararınca başlıyor silah sevkiyatına.</p>

<p>Kıbrıs’ta ve tarihimizde böyle hikâyeler çok.</p>

<p><strong>Kıbrıs Türk’ü olaya nasıl bakıyor?</strong></p>

<p>Kıbrıs’taki çözümsüzlük Kıbrıs Türklerinin birçoğunu bunaltmış durumda. Sayıları oldukça az olmakla birlikte zaman zaman sesleri oldukça fazla çıkan bir kitle var ki onlar, “Türkiye buradan gitsin, biz Rumlarla beraber barış içerisinde yaşarız.’’ diyebiliyor. Dediğim gibi bunların sayısı fazla değil. Kıbrıs’ta Kanlı Noel ve diğer katliamları unuttukları da bir gerçek.</p>

<p>KKTC, Türk Devletleri Teşkilatı’nda (TDT) gözlemci üye olduktan sonra tanınma ve meselenin çözüme kavuşması sanki uzak değil gibi görünüyor.</p>

<p>Türkiye’nin güvenliği için Kıbrıs’ın stratejik önemi bir tarafa, Türkiye olmadan Kıbrıs Türk’ünün varlığını sürdürmesi oldukça zor olacaktır.</p>

<p>KKTC’deki siyasal çekişmeler bir tarafa, siyasal istikrarsızlık da başka bir tarafa; KKTC Türk’ü meselelere nasıl bakıyor? Optimar Araştırma olarak 2021 yılında 3.000 katılımcı ile yapılan araştırma sonuçlarından bazılarını paylaşacağım.</p>

<p>Kıbrıs Barış Harekâtı’na ilişkin fikriniz nedir?</p>

<p><a href="https://aslindacom.teimg.com/aslinda-com/uploads/2024/07/image-22.png" title="undefined"><img src="https://aslindacom.teimg.com/aslinda-com/uploads/2024/07/image-22.png" style="height:156px; width:900px" /></a></p>

<p>Katılımcıların yüzde 71,9’u “Harekât kesinlikle yapılması gerekiyordu.” cevabını verirken yüzde 19,4’ü “Harekât yerine diplomasi tercih edilmeliydi.” diyor. Yüzde 8,6 ise bu konuda fikir beyan etmemiş.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1974 harekâtının Ada’ya ne getirdiğini düşünüyorsunuz?</p>

<p><img src="https://aslindacom.teimg.com/aslinda-com/uploads/2024/07/image-21.png" style="height:179px; width:908px" /></p>

<p>Soruya yüzde 60,5 “güvenlik ve huzur ortamı” derken yüzde 19 “bağımsızlık”, yüzde 14,1 “ekonomik güç” cevabını veriyor. Diğer seçeneklerin oranı ise oldukça düşük.</p>

<p>Türkiye garantör ülke olarak Kıbrıs meselesinde yer almasaydı sizce ne olurdu?</p>

<p><img src="https://aslindacom.teimg.com/aslinda-com/uploads/2024/07/image-20.png" style="height:554px; width:900px" /></p>

<p>Yüzde 20,3 “KKTC olmazdı.”, yüzde 10,5 “Ada Rumların kontrolünde olurdu.”, yüzde 7,3 “Kıbrıs’ta Türk kalmazdı.”, yüzde 7,3 “Ada’daki güç dengesi yüzünden Türk toplumu sürekli ezilirdi.”, yüzde 4,3 “Ekonomik kriz olurdu.”, yüzde 2,9 “Soykırım olurdu.”, yüzde 2,3 ise “Huzur ve güvenliğimiz olmazdı.” cevabını veriyor. Yüzde 31,7 bu konuda fikir beyan etmezken diğerleri de diğer cevapları veriyor.</p>

<p>Doğu Akdeniz’de Türkiye-KKTC iş birliğine ilişkin fikriniz nedir?</p>

<p><img src="https://aslindacom.teimg.com/aslinda-com/uploads/2024/07/image-19.png" style="height:246px; width:900px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Soruya yüzde 35,1 “Kesinlikle destekliyorum.” derken yüzde 37,6 “Destekliyorum.” cevabını veriyor. İkisi birlikte yüzde 72,7 oranına sahipken bu konuda kararsız olanların oranı yüzde 16,8. “Desteklemiyorum.” diyenler ise yüzde 7,9 ve “Kesinlikle desteklemiyorum.” cevabını verenler ise yüzde 2,6. Karşı olanların ise sadece yüzde 10,5 olduğunu görüyoruz.</p>

<p>Türkiye Kıbrıs Türkleri için sizce neler yapabilir?</p>

<p><img src="https://aslindacom.teimg.com/aslinda-com/uploads/2024/07/image-18.png" style="height:278px; width:900px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu soruya ise “KKTC’nin uluslararası tanınırlığı için daha fazla uğraşabilir.” yüzde 34,1, “Ekonomik yatırımlar yapabilir.” yüzde 33,5, “KKTC’de turizm ve eğlence sektörünü denetleyebilir.” 25,9; şeklinde cevaplar veriliyor. Demek ki KKTC halkı turizm ve eğlence sektörünün yeterince denetlenmediğini düşünüyor.</p>

<p>Araştırma oldukça kapsamlı ancak son bir sonucu da sizlerle paylaşmak isterim.</p>

<p><img src="https://aslindacom.teimg.com/aslinda-com/uploads/2024/07/image-17.png" style="height:336px; width:900px" /></p>

<p>Katılımcıların yüzde 61,5’i KKTC’de yaşamaktan memnun, yüzde 16’sı “ABD ya da Avrupa’da doğup yaşamak isterdim.”, yüzde 13,8’i “İngiltere’de doğup yaşamak isterdim.”, yüzde 6’sı “Türkiye’de doğup yaşamak isterdim.” cevabını veriyor. Sadece yüzde 1,3’ü “Güney Kıbrıs’ta doğup yaşamak isterdim.” cevabını veriyor ve 1,4 ise diğer cevapları veriyor.</p>

<p>Araştırmaya da genel olarak baktığımızda KKTC Türk’ü Türkiye’yle birlikte bir gelecek görüyor. Doğu Akdeniz dâhil, çoğu konuda birlikte hareket etmekten yana.</p>

<p>Kıbrıs’ın bundan sonraki süreci Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak devam edebilir. Son dönemdeki aldığı yatırımlar, açığa çıkarılamayan büyük potansiyeli de dikkate alınacak olursa gelecek açısından daha fazla umut taşıyacağımız bir sürece de giriyoruz.</p>

<p>Batı, adil olmayan bir yaklaşımla güney tarafını tek taraflı olarak AB’ye almış ve buna benzer defalarca çifte standart uygulamış olsa da kararlı olunduğu sürece sonuca ulaşmak daha yakın diyebiliriz.</p>

<p>Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Güney tarafı deniz üssü kuruyor. Biz ne yapacağız?’’ şeklindeki soruya “Biz de başkanlık ve parlamento binası yapıyoruz. Doğal gaz arama gemisi aldık.’’ şeklinde vermiş olduğu cevabın da “Biz demokrasi ve kalkınma için yatırım yapıyoruz. Silahlanma için değil.’’ şeklinde vermiş olduğunu cevabın da oldukça manidar olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız bu yaklaşım içerisindeyken Rum tarafının lideri haddini aşarak şu sözleri sarf etti:</p>

<p>“Cumhurbaşkanı Erdoğan ne söylerse söylesin, 50 yıl sonra Türkiye hâlâ uluslararası toplumun gözünde, “AB üyesi bir ülkenin topraklarının yüzde 37'sinin yasa dışı işgalcisi”dir. (İki devlet olmayacak) Erdoğan'a ve bu tür açıklamalarla kendi sorumluluklarını bizimkilerle eşitlemeye çalışan Erdoğan gibilere pabuç bırakmayacağım.”</p>

<p>“Tekrar ediyorum, işgal altında olan bizim ülkemizdir ve elimizden gelen her şeyi yapacağız. 2024 yılında bu tür aleni tehditlerin bir zayıflık işareti olduğunu biliyorum. Ne Erdoğan'a ne de bir başkasına işgal (KKTC’de) altındaki bir karış toprağımızı bağışlamayacağız.”</p>

<p>Görüldüğü üzere Rumlar vazgeçecek gibi gözükmüyor. Uluslararası toplumun çifte standardını da biliyoruz. Her ne kadar demokrasi ve hukuka uygun davransak da muhatabımızın oradaki Türkleri yurtlarından edecek bir yaklaşım içerisinde olduğunu görüyoruz.</p>

<p>Söz konusu olan Rum tarafı, Yunan tarafı olunca tedbiri elden bırakmamak, caydırıcı gücümüzü de artırmak zorundayız.</p>

<p>1960’larda çıkarma gemisi sorunu yaşayan Türkiye, 50. yılında 50 gemi ile gösteri yapabiliyor.</p>

<p>İHA, SİHA, Kızılelma gibi savunma sanayisi teknolojileri ile dünyadaki etkinliğini ve caydırıcılığını da artırıyor.</p>

<p>Sonuç olarak; Kıbrıs Türk’ü kendisini koruyacak gücü elde edecek. Ada’da da İHA, SİHA üsleri ile ‘barbar’ Rum tarafına da fırsat verilmeyecektir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 17:26:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/11/hilmi-dasdemir-1606041695.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İHANET GECESİ 15 TEMMUZ</title>
                <category>Dr. İmbat Muğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ihanet-gecesi-15-temmuz-12262</link>
                <author>djfd@hotmail.com (Dr. İmbat Muğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ihanet-gecesi-15-temmuz-12262</guid>
                <description><![CDATA[İHANET GECESİ 15 TEMMUZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sekiz yıl önce&nbsp;bugün&nbsp;ülkemiz tarihinde benzeri görülmemiş bir ihanete ve aynı zamanda muazzam bir milli direnişe sahne oldu.&nbsp;15 Temmuz’da, Türkiye siyasi tarihinin en ağır&nbsp;saldırısı yaşandı. Tarih yazan&nbsp;milletimiz, Anadolu’daki bin yılı boyunca hiç&nbsp;tanık olmadığı, en alçak ihanet girişimi ile karşı karşıya kaldı.&nbsp;Fetullahçı&nbsp;Terör Örgütü (FETÖ) üzerinden ülkemize açık bir saldırı yapıldı.&nbsp;Yarım asır önce içerdeki hainler ve&nbsp;Batılı istihbarat teşkilatları tarafından devlet içine yerleştirilen&nbsp;FETÖ&nbsp;terör örgütü,&nbsp;O gece&nbsp;Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni&nbsp;topyekûn&nbsp;ortadan kaldırmaya&nbsp;çalıştı. Bu eli kanlı ihanet şebekesinin hedefi;&nbsp;Türkiye’nin millet tarafından&nbsp;seçilen ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip&nbsp;Erdoğan’ı&nbsp;ve meşru hükümeti&nbsp;devirip, devleti işlemez hale getirmek, ardından milleti birbirine kırdırmak ve Türkiye’yi&nbsp;bölmek,&nbsp;parçalamakve sonrasında tarih sayfasında&nbsp;silmekti.&nbsp;Türkiye, darbe görünümlü işgal ve iç savaş senaryosu ile yüz yüze kaldı. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın parçalanması gibi bir yok oluşa&nbsp;mahkum&nbsp;edilmek istendi.&nbsp;Dış destekli FETÖ,&nbsp;Türkiye’yi hemen&nbsp;yanı başımızda&nbsp;bulunan Suriye gibi bir modelleme&nbsp;ile iç&nbsp;savaş&nbsp;sürecini başlatıp,&nbsp;milyonlarca masum insanımızın&nbsp;ölümüne sebep olacaktı.&nbsp;O gece; &nbsp;tanklar kışlalardan çıkmış, ordu içindeki vatan hainleri sokaklara salınmış, köprüler tutulmuş, ülkenin Cumhurbaşkanı için&nbsp;suikastçılar&nbsp;gönderilmiş, binlerce kişilik infaz listeleri hazırlanmış, on binlerce insan için toplama kampları belirlenmişti.&nbsp;Cumhurbaşkanlığı Külliyesi,&nbsp;Milletin Meclisi, Genel Kurmay Başkanlığı, MİT Binası,&nbsp;Özel&nbsp;Harekat&nbsp;Daire Başkanlığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü&nbsp;gibi birçok kritik nokta&nbsp;bombalanmış, sivil insanlar tanklarla ezilmiş, sokakta insanlar kurşun yağmuruna tutulmuş&nbsp;bir katliam&nbsp;başlatılmıştı. Âmâ&nbsp;o hainlerin&nbsp;hesap edemediği bir mucize gerçekleşti. Milletimiz birkaç saat içinde Vatan-Bayrak&nbsp;ekseninde birleşti. Türkiye’nin her köşesinde yüzbinler sokaklara aktı. Kitleler tanklara, kurşunlara karşı yürüdü. Yaşlılar, gençler, kadınlar kurşunlara meydan okuyor, tarih değiştiriyordu. Millet Çanakkale ruhu ile yeniden ayağa kalkmıştı.&nbsp;Darbeciler de, onları yöneten küresel efendileri de şoktaydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla milyonlar Türkiye’nin kaderine el koydu. Darbe ve işgale karşı bir devrim gerçekleşiyor, bir destan yazılıyordu. O gece, yüz yılın mücadelesi birkaç saate sığdırıldı. O gece bütün Türkiye’de;&nbsp;selalarla&nbsp;kendine gelen, ezanla dirilen, dualarla korunan bir millet vardı.&nbsp;Bu direniş, sadece bir siyasi hareket değil, aynı zamanda bir milletin bağımsızlık ve özgürlük konusundaki kararlılığının sembolü haline gelmiştir.&nbsp;O gece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbeye direnmesi ve halkı da direnmeye teşvik etmesi sayesinde darbe başarısız oldu. Batı ülkeleri&nbsp;başta olmak üzere yakın coğrafyamızda bulunan birçok ülke&nbsp;darbeye karşı meşru hükümete gerekli desteği vermedi.&nbsp;Sınırlar ötesinde&nbsp;bu karanlık geceye sessiz kalan&nbsp;yada&nbsp;sevinenlerin benzerini&nbsp;maalesef&nbsp;Türkiye içinde de bazı çevreler&nbsp;tarafında aynı durum söz konusu oldu. Bu güruh&nbsp;darbeye açık ve&nbsp;kuvvetli biçimde karşı çıkmadığı gibi hep bir umutla darbenin başarılı olması için beklemede kaldılar.&nbsp;Ama gerçek vatanseverler o ihanet şebekesinin ve sevicilerinin hayallerini yıkarak adeta darbeye darbe yaptı.&nbsp;Dünya tarihinin sayfalarına&nbsp;not düşecek birçok olayın&nbsp;yaşandığı ihanet gecesinde, sadece Türkiye için değil, dünya milletleri&nbsp;için de önemli&nbsp;mesajlar ve&nbsp;dersler barındırmaktadır.&nbsp;Devletlerin, kendi içlerinde barındırdıkları ihanet potansiyeline karşı uyanık olmaları ve halkların iradesini her daim koruyacak mekanizmaları güçlendirmeleri gerektiği bir kez daha vurgulanmıştır.&nbsp;Aynı zamanda, halkın iradesinin ve demokrasinin ne denli önemli olduğu, bu iradenin gerektiğinde nasıl bir güç olarak ortaya çıkabileceği gözler önüne serilmiştir.&nbsp;Bugün daha iyi anlıyoruz ki, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi, ihanetin ve halk direnişinin iç içe geçtiği bir gecenin hikâyesidir. Bu hikâye, milletimizin demokrasiyi ve bağımsızlığı savunma kararlılığını, milli birlik ve beraberliğin önemini ve dini değerlerin istismar edilmesine karşı uyanık olmanın gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur.&nbsp;Devletimiz, bu hain girişimden daha da güçlenerek çıkmış ve geleceğe dair umutlarını tazelemiştir.&nbsp;Bu vesile&nbsp;O gece canlarını verenleri, kanlarını akıtanları, sakat kalanları, yetim kalanları saygı ve hürmetle selamlıyor. Aziz şehitlerimize rahmet diliyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dr. İmbat MUĞLU</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jul 2024 17:24:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/dr-imbat-muglu-1607153782.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘CHP için ölen çocukların köpek kadar değeri yok’</title>
                <category>Tuba Kalçık</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/chp-icin-olen-cocuklarin-kopek-kadar-degeri-yok-12261</link>
                <author>gudfhdkf@hotmail.com (Tuba Kalçık)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/chp-icin-olen-cocuklarin-kopek-kadar-degeri-yok-12261</guid>
                <description><![CDATA[‘CHP için ölen çocukların köpek kadar değeri yok’]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>2022'de sokak köpeklerinden kaçarken hayatını kaybeden&nbsp;Mahra'nın ailesi GÜNAYDIN'a konuştu. Anne DERYA PINAR,&nbsp;TBMM'de sokak köpeklerine yönelik düzenlenen görüşmede CHP'liler tarafından saldırıya uğraması hakkında "Kadın haklarını savunuyoruz' diyorlar ama acılı bir kadına şiddet uyguladılar. CHP için ölen çocukların&nbsp;köpek&nbsp;kadar değeri yok" dedi. Acılı baba&nbsp;MURAT PINAR&nbsp;ise "İnsanın değil de köpeğin vekili gibi davrandılar. CHP köpekleri savunan halktan uzak bir parti oldu. Ben bu tavırlarını 2 yıldır biliyordum, gerçek yüzlerini tüm Türkiye gördü" diye konuştu</h2>

<p><img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Murat Bey sahipsiz köpeklerinin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>saldırısı sonucu kızınızı kaybettiniz.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Bize o gün yaşadıklarınızı anlatır</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>mısınız?</strong><br />
5 Mart sabahı kızımla yaptığım<strong>&nbsp;</strong>son kahvaltı oldu. Sabah ben işe gittim,<strong>&nbsp;</strong>kızım Mahra da evden çıktı.<strong>&nbsp;</strong>Ben işe gittikten bir süre sonra çalıştığım<strong>&nbsp;</strong>otelin müdürü "Kızınız kamyonun<strong>&nbsp;</strong>altında kaldı" dedi. Ben olay<strong>&nbsp;</strong>yerine gittiğimde kızımın bir ayağını<strong>&nbsp;</strong>paramparça gördüm. Üzerinden kamyon<strong>&nbsp;</strong>geçmiş. Kızım benim elimi tuttu<strong>&nbsp;</strong>ve bana "Baba beni köpekler kovaladı.<strong>&nbsp;</strong>Baba ölmeyeceğim değil mi?" dedi.<strong>&nbsp;</strong>Bana son sözleri bu oldu. Kızımın en<strong>&nbsp;</strong>son elini orada tutmuştum. Çok acı<strong>&nbsp;</strong>çekiyordu. Ambülans geldi, hastaneye<strong>&nbsp;</strong>götürüldü. Ameliyat oldu ayağından,<strong>&nbsp;</strong>ayağı biraz toparlandı. Ancak sonra<strong>&nbsp;</strong>beynine pıhtı attı. Bacağını kesmek<strong>&nbsp;</strong>zorunda kaldılar, beyninin zarar gören<strong>&nbsp;</strong>yerini aldılar. Bir süre yoğun bakımda<strong>&nbsp;</strong>direndikten sonra hayatını kaybetti.<strong>&nbsp;</strong>Kızım yavru kedileri çok severdi.<strong>&nbsp;</strong>Onları sürekli beslerdi. Olay günü de<strong>&nbsp;</strong>bizim evin oradaki boş arazide, sokak<strong>&nbsp;</strong>kedileri için tahta toplayıp yuva yapmak<strong>&nbsp;</strong>istemiş. O sırada iki tane büyük<strong>&nbsp;</strong>köpek kızıma saldırmış. Kızım da<strong>&nbsp;</strong>onlardan kaçayım derken kamyonun<strong>&nbsp;</strong>altında kaldı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/e0c674/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/chp-icin-olen-cocuklarin-kopek-kadar-degeri-yok-1721573763640.jpeg&amp;mw=600" title="chp-icin-olen-cocuklarin-kopek-kadar-degeri-yok-1721573763640.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>MAMA LOBİSİNİN DERDİ PARA</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Sokak köpeklerine yönelik</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>düzenlemeye muhalefet karşı çıkıyor.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Neler söylemek istersiniz?</strong><strong>&nbsp;</strong>Sahipsiz köpekler bakın bu sıcakta<strong>&nbsp;</strong>sokakta yaşıyor. Sokakta yedikleri<strong>&nbsp;</strong>yemekler zaten bu sıcakta bozulur.<strong>&nbsp;</strong>İçtikleri plastik su kapları bile bu<strong>&nbsp;</strong>sıcakta köpeklere büyük zarar veriyor.<strong>&nbsp;</strong>Bu yasaya karşı çıkan, köpekler sokakta<strong>&nbsp;</strong>kalsın diyenlerin kendileri<strong>&nbsp;</strong>bu sıcakta ne kadar<strong>&nbsp;</strong>kalabilir? Klimasız ortamda<strong>&nbsp;</strong>15 dakika bile duramayanlar,<strong>&nbsp;</strong>köpekler sokakta<strong>&nbsp;</strong>kalsın diyor. Aslında<strong>&nbsp;</strong>böyle davranarak<strong>&nbsp;</strong>köpeklere kendileri<strong>&nbsp;</strong>daha çok zarar veriyor.<strong>&nbsp;</strong>Köpek de köpek<strong>&nbsp;</strong>diye tutturuyorlar da, sokak köpeklerinin<strong>&nbsp;</strong>parçaladığı diğer hayvanlar ne<strong>&nbsp;</strong>olacak, umurlarında bile değil. Söz<strong>&nbsp;</strong>konusu olan köpek değil. Bu yasaya<strong>&nbsp;</strong>karşı çıkanların bir kısmını hariç tutuyorum<strong>&nbsp;</strong>ama geriye kalanların çoğunun<strong>&nbsp;</strong>derdi para. Sokak hayvanlarına mama<strong>&nbsp;</strong>diye para toplayıp, bunun üzerinden<strong>&nbsp;</strong>nasıl zenginleştikleri ortada. MASAK<strong>&nbsp;</strong>mama lobisine ne kadar para gittiği,<strong>&nbsp;</strong>dernek başkanlarının nasıl zenginleştiği<strong>&nbsp;</strong>raporlarla kamuoyu ile paylaşıldı.<strong>&nbsp;</strong>Bana veteriner bile "Mama lobisiyle<strong>&nbsp;</strong>baş edemezsiniz" dedi. Halkın onlara<strong>&nbsp;</strong>verdiği parayla ceplerini dolduruyor.<strong>&nbsp;</strong>Bu gelir kaynağını kaybetmek istemiyorlar.<strong>&nbsp;</strong>Mama lobisi için mesele sokak<strong>&nbsp;</strong>köpeklerini savunmak değil, para...<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/chp-icin-olen-cocuklarin-kopek-kadar-degeri-yok-1721573790596.jpeg" title="chp-icin-olen-cocuklarin-kopek-kadar-degeri-yok-1721573790596.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>CHP HALKTAN UZAK BİR PARTİ</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>TBMM'deki sokak köpeklerine</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yönelik görüşmelere siz de eşinizle</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>katıldınız. Eşiniz orada saldırıya</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>uğradı. Neler söylemek istersiniz?</strong><br />
AK Partili vekiller sokak köpeklerinin<strong>&nbsp;</strong>saldırısına uğrayan çocukların<strong>&nbsp;</strong>fotoğraflarını önlerine koyunca,<strong>&nbsp;</strong>muhalefet vekilleri de sokak köpeklerinin<strong>&nbsp;</strong>fotoğrafını koydu. Ben bunu<strong>&nbsp;</strong>görünce eşime "Lütfen onlarla muhatap<strong>&nbsp;</strong>olma" demiştim. Yasa tasarısını<strong>&nbsp;</strong>hazırlayan vekilimiz konuşma<strong>&nbsp;</strong>sırasında "Çocukları köpeklere parçalatmayacağız.<strong>&nbsp;</strong>İnsanı yaşat<strong>&nbsp;</strong>ki devlet yaşasın" deyince<strong>&nbsp;</strong>biz "Önce insan, önce<strong>&nbsp;</strong>çocuk" diyerek alkışladık.<strong>&nbsp;</strong>Eşime saldırmaya başladılar.<strong>&nbsp;</strong>"Bunu çıkarın"<strong>&nbsp;</strong>dediler. Eşim<strong>&nbsp;</strong>de yanında kızımın<strong>&nbsp;</strong>olay günü ayağında<strong>&nbsp;</strong>olan kanlı ayakkabılarını gösterdi.<strong>&nbsp;</strong>"Sokakta köpeklerin başı boş şekilde<strong>&nbsp;</strong>kalıp, çocuklarımızı parçalamasına<strong>&nbsp;</strong>göz yumman herkes, çocuğumun<strong>&nbsp;</strong>katilidir" diye bağırdı. Eşime saldırıya<strong>&nbsp;</strong>devam ettiler. Oraya acılı bir anne<strong>&nbsp;</strong>gelmiş, vekilin konuşmasını alkışladık<strong>&nbsp;</strong>diye saldırmak nedir? Bana DEM<strong>&nbsp;</strong>ya da TİP partisinin oradaki saldırgan<strong>&nbsp;</strong>tavrından öte CHP'nin tavrına<strong>&nbsp;</strong>üzüldüm. İnsanın değil de köpeğin<strong>&nbsp;</strong>vekili gibi davrandılar. Eşim ve<strong>&nbsp;</strong>ailesi CHP'li. Atatürk'ün partisi diyoruz<strong>&nbsp;</strong>ama şimdiki CHP halkın partisi<strong>&nbsp;</strong>değil. Halk düşmanı gibi davranıyor.<strong>&nbsp;</strong>Orada CHP'nin acılı anneyi dinlemesini<strong>&nbsp;</strong>beklerdim. Ama CHP halktan<strong>&nbsp;</strong>uzak köpekleri savunan bir parti oldu.<strong>&nbsp;</strong>Yazıklar olsun. Eşimin olayından<strong>&nbsp;</strong>sonra CHP milletvekili Barış Karadeniz<strong>&nbsp;</strong>konuşma yaptı. "Çocuklarınıza<strong>&nbsp;</strong>sorun, köpekleri uyutalım mı?" diye<strong>&nbsp;</strong>AK Partili vekillere sordu. Sonra acılı<strong>&nbsp;</strong>baba Halil Bey de "Ben sorabilirim<strong>&nbsp;</strong>de Derya hanım, Mahra'ya sorabilir<strong>&nbsp;</strong>mi? Mahra hayatta değil" dedi. Halil<strong>&nbsp;</strong>Bey'in de üstüne yürüdüler. CHP gerçek<strong>&nbsp;</strong>yüzünü göstermiş oldu. Ben 2.5<strong>&nbsp;</strong>yıldır bunların bu tavırlarını biliyordum.<strong>&nbsp;</strong>Şimdi tüm Türkiye gördü.<strong>&nbsp;</strong>Eşimle bu olaydan sonra Özgür Özel<strong>&nbsp;</strong>görüşmek istedi. Eşim kabul etmedi.<strong>&nbsp;</strong>"Bugüne kadar yanımızda olmadınız.<strong>&nbsp;</strong>Bundan sonra da olamazsınız" dedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/chp-icin-olen-cocuklarin-kopek-kadar-degeri-yok-1721573801213.jpeg" title="chp-icin-olen-cocuklarin-kopek-kadar-degeri-yok-1721573801213.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>DERYA PINAR:&nbsp;</strong><strong>ACILI BİR&nbsp;</strong><strong>KADINA ŞİDDET&nbsp;</strong><strong>UYGULADILAR</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>TBMM'deki sokak köpeklerine</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yönelik görüşmelerde saldırıya uğradınız.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Yaşadıklarınızı anlatır mısınız?</strong><br />
Sinirlerim çok bozuk. Kızımı kaybettikten<strong>&nbsp;</strong>sonra çok yıpranmıştım.<strong>&nbsp;</strong>Ama bu sefer çok sinirlerim bozuldu.<strong>&nbsp;</strong>Ben normalde sakin bir insanım ama<strong>&nbsp;</strong>beni bile çileden çıkardılar. Köpek<strong>&nbsp;</strong>haklarını savunanlar tarafından da<strong>&nbsp;</strong>birçok defa böyle saldırılara maruz<strong>&nbsp;</strong>kalmıştım. Şimdi kameralar çekerken<strong>&nbsp;</strong>onları savunanlar tarafından saldırıya<strong>&nbsp;</strong>uğradım. "Kadın hakları, insan<strong>&nbsp;</strong>hakları, doğa haklarını savunuyoruz"<strong>&nbsp;</strong>diyorlar ama acılı bir kadına şiddet<strong>&nbsp;</strong>uyguladılar. Ben de bir kadınım, benim<strong>&nbsp;</strong>çocuğum da kızdı. Bizim hiç hayat<strong>&nbsp;</strong>hakkımız yokmuş gibi, köpekleri savunuyorlar.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Sokak köpeklerine yönelik düzenlemeyi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>nasıl buluyorsunuz?</strong><br />
Sokak köpeklerine yönelik yasa<strong>&nbsp;</strong>bence eksiklikler taşıyor. Sokak<strong>&nbsp;</strong>köpeklerine yiyecek vermek de yasaklanmalı.<strong>&nbsp;</strong>Beslediklerinde sokak<strong>&nbsp;</strong>köpeklerinin sayısının önüne kimse<strong>&nbsp;</strong>geçemez. Sadece sokak köpekleri değil,<strong>&nbsp;</strong>genel anlamda hayvan beslemek<strong>&nbsp;</strong>yasaklanmalı. Sokaklarda köpek terörü<strong>&nbsp;</strong>var. Bu teröre karşı ses çıkaranları<strong>&nbsp;</strong>da tehdit eden köpek savunucuları var.<strong>&nbsp;</strong>Köpekleri insanların evlerinin önünde<strong>&nbsp;</strong>besliyorlar. Gidin başka yerde besleyin<strong>&nbsp;</strong>deyince de sizi medyaya veririm, kameraları<strong>&nbsp;</strong>yığarım diye tehdit ediyorlar.<strong>&nbsp;</strong>Hem köpekler üzerinden rant sağlıyorlar<strong>&nbsp;</strong>hem de sokakları terörize ediyorlar.<strong>&nbsp;</strong>Buna dur denilmesi gerekiyor<strong>&nbsp;</strong>artık. Yasa eksik kalan bir diğer nokta<strong>&nbsp;</strong>ise, yasaklı ırklar konusu ve sahipli<strong>&nbsp;</strong>köpeklere tasma bağ takma zorunluluğu.<strong>&nbsp;</strong>Ayrıca köpeklerin kamusal<strong>&nbsp;</strong>alanlara çocuk parkları gibi girmemesi<strong>&nbsp;</strong>gerektiği ve dışkılarının toplanması<strong>&nbsp;</strong>zorunluluğu da yasada yer almalı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/chp-icin-olen-cocuklarin-kopek-kadar-degeri-yok-1721573787559.jpeg" title="chp-icin-olen-cocuklarin-kopek-kadar-degeri-yok-1721573787559.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>O TAVIRDAN SONRA ARTIK CHP'Lİ DEĞİLİM</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>CHP Genel Başkanı Özgür Özel aramış sizi.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Ama siz görüşmek istememişsiniz. Doğru mu?</strong><br />
Evet. Özel kalemi arayıp benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben görüşmek istemediğimi ilettim. Bu olaydan daha önce CHP'li üyelere Mahra'nın başına gelenler iletilmişti. Başıboş köpek sorunu anlatılmıştı. Ama ilgilenmediler. Olay olduktan sonra benimle görüşmek istemelerinin hiçbir anlamı yok. Kızımı kaybedeli 29 ay oldu. Bana 29 ay boyunca başın sağ olsun bile demediler. Köpeklerin özgürlüğünden bahsederken bana başın sağ olsun bile demediler. Şimdi bu olaydan sonra beni aramaları hiç inandırıcı değil. Ben CHP'li bir aileden geliyorum. CHP'liydim ama artık değilim. Benim acıma karşı tutundukları tavırdan sonra artık CHP'li değilim. Ben kızımı öpmeye kıyamazken, kızımı kaybettim. Köpekleri savunurken ölen çocuklara hiç kıymet vermiyorlar. CHP için ölen çocukların köpek kadar değeri yok. Köpek terörünü savunuyorlar.<br />
<br />
<strong>HALKIN ÇOĞU&nbsp;</strong><strong>SOKAKTA&nbsp;</strong><strong>BAŞIBOŞ&nbsp;</strong><strong>KÖPEK GÖRMEK İ</strong><strong>STEMİYOR</strong><br />
<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Murat Bey, siz dernek</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>de kurdunuz. Biraz</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bahseder misiniz?</strong><br />
Kızımı kaybettikten sonra Güvenli Sokaklar ve Yaşam Hakkını Savunma Derneği'ni kurdum. 900 üyem var. Biz de dernek olarak sokak köpeklerine dair birçok araştırma yaptık. Halkımızın büyük bir çoğunluğu sokakta başıboş köpek görmek istemiyor. Muhalefet buna rağmen hala sokak köpeklerine dokunulmasını istemiyor. Halkı temsil etmiyorlar. Zaten halkı temsil etseler muhalefet olarak kalmazlardı. Sokak köpeklerine dair yasa teklifini sonuna kadar destekliyorum. Zaten yasa teklifinde 'güçten düşmüş, kendi başına hayatını idame ettiremeyen sokak hayvanları'nın uyutulmasını öneriyor. Veterinerlerin de ortak kararıyla bu durumdaki hayvanların uyutulması en doğrusu. Dünyanın en büyük hayvan dernekleri bile böyle hayvanların uyutulması gerektiğini söylüyor. Diğerleri için de geniş arazilerde, barınaklarda veterinerler eşliğinde bakılsın. Sonrasında da sahiplendirilsin. Bence en doğru çözüm bu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 16:26:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/tuba-kalcik-1610353207.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kilometrede arabadan daha çok yakan adam!</title>
                <category>Mevlüt Tezel</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-12260</link>
                <author>dfdklggl@hotmail.com (Mevlüt Tezel)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-12260</guid>
                <description><![CDATA[Kilometrede arabadan daha çok yakan adam!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İçerik üretici&nbsp;Murat Gümüşboğa'nın su fiyatlarına dikkat çektiği video sosyal medyada viral oldu.<br />
Videoda şu tespit yapılıyor:<br />
"Bugün arkadaşlar 'Abi senin yaş ilerliyor. Kilon da var. 100'ün üstündesin. Yürüyüş yapman lazım. Sağlık problemleri yaşayabilirsin' dediler. Ben de 'Doğru söylüyorsunuz hadi sahilde yürüyelim' dedim.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574434583.jpeg" title="kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574434583.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Lara&nbsp;plajlarının oradan yürüyüş yaptık. 5 km. Hava sıcaktı. Şuradan adam başı bir litre su aldık.<br />
Bir litre su 15 lira! Beş kilometre yürüdüm, su bitti. Kilometrede 3 lira yakıyorum.<br />
Benim yeğenimde 96 model Polo araba var. Tüple 1,80 yakıyor kilometrede! Bir insan bir arabadan daha çok yakar mı ya?<br />
Üstelik su olarak!" Murat bey suyu muhtemelen zincir marketlerin birinden almış. 0.5 litre su bile bakkalda, tekel bayinde 10 TL'den satılıyor!<br />
İyi ki, havalimanında yürümemiş. Orada 0,5 litre su 80 TL! Daha çok yakardı.<br />
Fıkra gibi bir olay ama gerçek!<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574439601.jpeg" title="kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574439601.jpeg" /><br />
<br />
Sadece pet şişeler zamlanmıyor.<br />
İSKİ&nbsp;sağ olsun suya habire zam yaptığı için son bir yıldır eve gelen su faturası elektrik faturasının iki katına çıktı!<br />
Hadi İSKİ, fahiş su politikasıyla&nbsp;İBB'nin sosyal medya belediyeciliğini finanse ediyor diyelim!<br />
19 litrelik damacana su değişimi bile 100 TL oldu! Bir de su bayileri semtine göre farklı fiyat çekiyorlar. Damacana suya 150 TL istenen yerler de var!<br />
Şişelenmesi ve dağıtım masrafı suyun kendisinden daha pahalı diyenler çıkabilir ama Allah'ın suyu bu! Neredeyse bedava hammadde kaynağından bahsediyoruz!<br />
Hesap ortada! Bir insan kilometrede tüplü arabadan daha çok yakar mı?<br />
Su şirketleri ve su kaynaklarının çoğunun yabancılara satılmasının fiyatlardaki anormal artışta bir etkisi oldu mu bilmiyorum ama "Sudan ucuz" deyiminin tarihe karıştığı bir gerçek!<br />
Nasıl ekmek fiyatları kontrollü artırılıyorsa, su fiyatlarına da bir ayar çekilmeli! Su deyip geçmeyin! Su fiyatlarındaki fahiş artış enflasyonu tetikliyor!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>"MARTILARI DA UYUTALIM"!</strong><br />
Gazeteci&nbsp;Ali Kemal Erdem'in X'te paylaştığı şu tespit sosyal medyada çok tartışıldı:<br />
"İstanbul'da martı gürültüsünden kimi semtlerde pencereyi açamıyorsun. Sayıları çok arttı. Çöplerden beslendiklerinden denizin yolunu unuttular. Kedi mamalarına dadanıyorlar. Sayelerinde serçe, güvercin kalmadı doğru dürüst. Sabah olunca da kargalarla kavgaları başlıyor."<br />
Bu paylaşım için "O zaman martıları da uyutalım" diyenler oldu, iyi mi?<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574450563.jpeg" title="kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574450563.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Aslında bu sorun uzun zamandır devam ediyor.<br />
Bunun nedeni her yere abartılı bir şekilde bırakılan kedi ve köpek mamaları! Martılar, kargalar, hatta fareler bile artık kedi, köpek mamasıyla besleniyor. Kuru mamayı umursamayan, yaş mama isteyen kediler bile var!<br />
Yine dönüp dolaşıp 'denge' meselesine geliyoruz.<br />
Bir hayvan türünü diğerlerinin önüne koymak diğer türlerin yaşamını etkiliyor, hatta başka türlerin neslini tüketiyor. Kedi sayısındaki artış yüzünden dünya genelinde yaklaşık 30 hayvan türünün nesli tehlikeye girdi.<br />
Bu durumdan en karlı çıkanlar ise mama üreticileri oluyor!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>DAR GELİRLİ DENİZE GİRMESİN Mİ?</strong><br />
İstanbul-Caddebostan sahilinde denize girenlerin oluşturduğu kalabalık görüntüsü bazılarını kızdırmış.<br />
Sosyal medyada "Nerede eski Caddebostan", "Hindistan gibi olduk" gibi yorumlar paylaşıldı.<br />
Paylaşımlarda halk plajındaki insanların yoksulluğuna ve etnik kökenlerine alaycı göndermeler yapanlar bile oldu.<br />
Havalar aşırı sıcak insanların serinlemek için denize girmesinden daha doğal ne olabilir?<br />
Gariban serinlemesin mi?<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574446530.jpeg" title="kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574446530.jpeg" /><br />
<br />
Vatandaş yaşadığı şehirde günübirlik denize giremez mi?<br />
Kalabalık eleştiriliyorsa İstanbul'un kendi kalabalık zaten!<br />
Tıka basa insan dolu!<br />
Asıl tartışmamız gereken İstanbul sahil şeridinin özel ve kamu şirketleri, askeriye, yalı sakinleri, işletmeler, tur tekneleri vs. tarafından halka kapatılmış olması!<br />
Kıyı şeridindeki bazı semtlerde denizi bile göremiyorsunuz! Denizi gördüğünüz sayılı yerler ise yolcu, tur ve özel tekneler tarafından işgal edilmiş oluyor.<br />
İstanbul dünyada ortasından deniz geçen nadir şehirlerinden biri ama halkı denize giremiyor, denizi göremiyor!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ALMANLAR DA</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>DÖNER</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>FİYATINDAN<strong>&nbsp;</strong>ŞİKAYETÇİ</strong><br />
Almanya'da döner kebap fiyatları yüzde 75 arttı.<br />
EuroNews'ün haberine göre Alman gençler isyanda. "3,50 Euro'ya döner yediğimiz günleri özlüyoruz!" diyorlar.<br />
Türklerin Almanlara alıştırdığı döner ülkenin milli fast-food'u oldu. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier bile Nisan ayında Türkiye'ye gelirken yanında 60 kiloluk Berlin döneri getirdi!<br />
Alman medyası dönerin artan enflasyonun simgesi olduğunu yazıyor.<br />
Sol görüşlü Die Linke partisi, döner kebap için bir "fiyat freni" çağrısında bulunarak, döner fiyatlarının maksimum 4,90 Euro olarak belirlenmesini talep etti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574450473.jpeg" title="kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574450473.jpeg" /><br />
<br />
Peki, birçok yiyeceğin arasında döner neden daha çok zamlandı? Bunun bir nedeni arz-talep karşılaştırması olabilir.<br />
Almanya'da günde iki milyon döner kebap tüketiliyor. Uzmanlar bu rakamın 83 milyon nüfuslu bir ülke için oldukça fazla olduğunu söylüyor.<br />
Bir diğer neden de psikolojik olabilir mi? Çoğunluğu Türk olan döner işletmeciler, Türkiye'deki fahiş döner fiyatlarına özenmiş olabilirler mi?<br />
Türkiye'ye tatile gelen gurbetçilerin yeme-içmeye, tatile çok para ödediklerinde ya da yatırım için bir daire almak istediklerinde karşılarına çıkan astronomik fiyatları görüp Almanya'ya döndüklerinde yaptıkları ilk iş döner fiyatını artırmak olabilir.<br />
Gurbetçiler de genelde yatırımlarını Türkiye'ye yaptıkları için artan fiyatların acısını Almanya'daki döner fiyatlarını yükselterek çıkarıyor olabilirler!<br />
Ülkemizde son dönemde fiyat algısının kaybolması gurbetçileri de etkilemiş olabilir. Bu da enflasyonu psikolojik olarak artırıyor.<br />
Gurbetçi dönerciler, Türkiye'deki enflasyona göre fiyat belirlemesi yapıyor olabilirler. Hatta ekonomide 'döner endeksi' diye bir şey yaratmış dahi olabilirler!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>Altyazı</strong><br />
"Zaman en iyi yazardır. Her zaman mükemmel sonu yazar." (Şehir Işıkları)<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574467349.jpeg" title="kilometrede-arabadan-daha-cok-yakan-adam-1721574467349.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 16:26:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kapitülasyonlar kaldırılmamış mıydı?</title>
                <category>Melih Altınok</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/kapitulasyonlar-kaldirilmamis-miydi-12259</link>
                <author>djdgjd@hotmail.com (Melih Altınok)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/kapitulasyonlar-kaldirilmamis-miydi-12259</guid>
                <description><![CDATA[Kapitülasyonlar kaldırılmamış mıydı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir süredir Türkiye'deki iki Fransız okulu yüzünden Ankara ve Paris arasında gerilim var. Önümüzdeki günlerde Fransız yetkililerin Türkiye'ye yapacakları ziyarette çözülmeye çalışılacak sorunun sebebi Fransa'nın Türkiye'deki elçiliğine bağlı iki okul. Ankara'daki Charles de Gaulle ve İstanbul'daki Pierre Loti liseleri. Bu okullar Lozan Anlaşması'nda söz verilen 12 eğitim kurumu arasında değil. Daha sonradan Fransa tarafından açılmışlar. Türkiye'den resmi onayları bulunmuyor ve bu nedenle MEB tarafından resmi olarak tanınmıyor. Taraflar arasındaki anlaşmazlık da bu noktadan kaynaklanıyor. Aralık ayında MEB ve Fransız Büyükelçiliği arasında yapılan görüşmelerin ardından 2024 yılı başında iki Fransız okuluna Türk vatandaşı öğrencilerin alınmayacağına dair haberler basına yansımıştı. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı, açılırken Fransızları öğrenci kabul edeceğiz taahhüdünde bulunan bu iki Fransız okulundaki öğrencilerin yüzde 90'ının Türk vatandaşı olduğunu belirtiyor. 13 Temmuz'da Fransız yetkililerin sunulan şartları kabul etmemeleri halinde gerekli hukuki prosedürü başlatacaklarını açıklayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de haklı olarak soruyor: "Şimdi bu çocuklar bizim sistemimizde legal. Ben 12 yıllık zorunlu eğitimi uygulamakla mükellef bir bakanım. Dolayısıyla o okula giden bir Türk vatandaşının eğer bende kaydı yoksa, ben o çocuğu okullaştırmadığım için görevimi yapmıyorum demektir. Ben şimdi diyorum, çocuklar nerede? Okulda. Hangi okulda? Bizim kaydımızda yok, nereye gidiyorlar. O iki Fransız okuluna. O benim literatürümde resmi olmadığı için bu çocuklar okullaşmamış gözüküyorlar."<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/45137e/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/kapitulasyonlar-kaldirilmamis-miydi-1721588812168.jpeg&amp;mw=500" title="kapitulasyonlar-kaldirilmamis-miydi-1721588812168.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Vay be adamlara bak. Bizim Fransız eğitim sisteminde böyle bir tasarrufumuz var mı? 3-4 yıl önce Fransız basının da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fransa'da Türk okulları açma niyetinde olduğu yolunda bir makale yayınlanması üzerine Fransa Milli Eğitim Bakanı "Laiklik uzmanı" Jean-Michel Blanquer, Türkiye'de siyasal iktidarın Fransa'da İslam'ı yaymak için böyle bir girişimde bulunduğunu iddia ederek Türk okullarının Fransa'ya yerleşmesini ısrarla reddedeceklerini ilan etmişti. Kapitülasyonlar kaldırılalı epey oluyor. Mesele mütekabiliyet esasında çözüme kavuşturulmalı. Bu kez umutluyuz. Zira bakana diş geçiremeyeceklerini anlamış olmalılar ki, günlerdir Türkiye sömürge basının ıskartaya çıkmış kalemlerinden Ertuğrul Özkök'ün "Yetişin Fransız okulunun müfredatına müdahale edecekler, din dersi koyacaklar" türünden Türk tarafınca defalarca yalanlanan iddialarını elden ele yayıyorlar.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>FRANSA'DA FAŞİSTLER KAYBETTİYSE<strong>&nbsp;</strong>İKTİDARDA NİYE FAŞİSTLER VAR?</strong><br />
Fransa eskispor bakanı Amélie Oudéa- Castéra bir süre önce "Diğer spor etkinlikleri gibi olimpiyatta da Fransız sporcuların dini semboller taşıması laikliğe aykırı" demişti. "Cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık" vurgusuyla tanıtılan 2024 Paris Yaz Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapacak olan Fransa bugünlerde de sporcularının saçıyla başıyla meşgul. Başörtülü sponcuları müsabakalara sokmayacaklarmış.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/c1138a/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/kapitulasyonlar-kaldirilmamis-miydi-1721588806075.jpeg&amp;mw=600" title="kapitulasyonlar-kaldirilmamis-miydi-1721588806075.jpeg" /><br />
<br />
Uluslararası Af Örgütü "Fransız yetkililer, sporda cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılığı sağlama çabalarının başörtüsü takan Müslüman kadınlar için geçerli olmadığını utanmadan söylüyor" diyerek olan bitene isyan ediyor. Tepkiler üzerine hükümet lütfeder gibi, sporcuların konaklaması için Paris'e kurulan olimpik kasabada başörtüsü takılabileceğini, sadece yarışma sırasında yasak olacağını açıkladı. Rezalete bakar mısınız? Hani daha birkaç hafta önce Le Pen umacısıyla "faşizm geliyor" diyerek korkutulan Fransız yine koşa koşa "faşizm karşıtı ittifaka" oy atmışlardı? Sandıkta faşizm püskürtüldüyse iktidardaki bu faşistler kim o halde? Le Pen gelse daha fazla nasıl bir ayrımcılık yapardı mesela?</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>TRUMP</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>YATSIN KALSIN</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>MÜLTECİLERE<strong>&nbsp;</strong>DUA ETSİN!</strong><br />
ABD basını, suikast girişimi sırasında son anda kafasını çevirdiği için ölümden dönen Trump o an prompterda yazılı olan göçmen istatistiklerine bakmak için döndüğünü üzerinde çok durdu. "Mucize" diyen bile oldu. Eski Başkan da Cumhuriyetçilerin Ulusal Kongresi'nde yaptığı kabul konuşmasında, "hayatımı kurtaran tablo" olarak tanımladığı bu grafiği sergiledi:<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/ec0519/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/kapitulasyonlar-kaldirilmamis-miydi-1721588813586.jpeg&amp;mw=500" title="kapitulasyonlar-kaldirilmamis-miydi-1721588813586.jpeg" /><br />
<br />
"Dört yıldan az bir süre önce bu yönetime Amerikan tarihinin en güçlü sınırını verdim ama görüyorsunuz ki hayatımı kurtaran tablo bu, hayatımı kurtaran tabloydu, bakın dedim. Gurur duyuyorum." Başkan yatıp kalkıp, kafasını çevrimesine vesile olan göçmenlere dua etmeli.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 16:25:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/melih-altinok-1610362765.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Enerji filomuzu güçlendiriyoruz</title>
                <category>Mahmut Övür</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/enerji-filomuzu-guclendiriyoruz-12258</link>
                <author>hygjh@hotmail.com (Mahmut Övür)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/enerji-filomuzu-guclendiriyoruz-12258</guid>
                <description><![CDATA[Enerji filomuzu güçlendiriyoruz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,&nbsp;KKTC&nbsp;ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, “Yeni bir doğalgaz gemisi alıyoruz.&nbsp;Sakarya Gaz Sahası’ndaki gaz üretiminde kullanılacak. 300 metre boyunda 58 metre genişliğinde. Adeta bir üs gibi. Zaten o üssü gördükleri zaman yeter onlara” dedi</h2>

<p>Tam 50 yıl önce Türkiye, Kıbrıs'ta beklenen o "Bir gece ansızın geliriz" çıkartmasını yapmış ve Yunanistan destekli darbecileri durdurmuştu. Tıpkı o günkü gibi bugün de Türkiye, iktidarı ve muhalefetiyle birlikte; "20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı"nı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kutladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve diğer muhalefet parti liderleri bir aradaydı. Dünyanın siyasi ve ekonomik sarsıntılar geçirdiği bir zaman diliminde Türkiye'nin uzun zaman sonra ilk kez böyle bir iç cephe fotoğrafıyla Doğu Akdeniz'de boy göstermesi sadece bölge ülkelerine değil küresel dünyaya da önemli bir mesajdı. O günü paylaşan gazeteciler olarak biz de hem o günü hem de dünyanın diğer meselelerini dönüş yolunda Başkan Erdoğan'a sorduk, hem iddialı hem de güven veren cevaplar aldık.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/e9cf3f/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/enerji-filomuzu-guclendiriyoruz-yeni-usler-kuruyoruz-1721592616842.jpeg&amp;mw=700" title="enerji-filomuzu-guclendiriyoruz-yeni-usler-kuruyoruz-1721592616842.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>KIBRIS KIRMIZI ÇİZGİMİZ</strong><br />
Bundan 50 sene önce olduğu gibi bugün de ana vatan ve garantör devlet olarak Kıbrıs Türkünün yanındayız. 85 milyonun davası, kırmızı çizgisi olduğu böylece anlaşılmıştır. Şunun bir defa anlaşılması gerekir. Ada'nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görmeye ve göstermeye kimsenin gücü yetmez.<br />
<br />
<strong>DENSİZ BİR İFADE</strong><br />
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunan Savunma Bakanı Dendias'ın Türkiye'yi "işgalci" olarak suçlamasına sert bir cevap verdi: Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ne yazık ki; farklı bir havada, belli ki Miçotakis ile yaptığımız görüşmeden haberi yoktu, ileri geri açıklamalar yaptı. Onun bir defa kalkıp da Türklerin orada işgalci olduğunu söylemesinden daha densiz, edep dışı bir ifade olamaz. Dolayısıyla, Sayın Miçotakis'in bu bakanına haddini bildirmesi lazım.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/124778/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/enerji-filomuzu-guclendiriyoruz-yeni-usler-kuruyoruz-1721592560362.jpeg&amp;mw=700" title="enerji-filomuzu-guclendiriyoruz-yeni-usler-kuruyoruz-1721592560362.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>DENİZ ÜSSÜ DE YAPARIZ</strong><br />
Şu anda Ada'da Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı binasıyla, Kuzey Kıbrıs Parlamento binası inşaatı yapıyoruz. Her ikisi de muhteşem birer bina oluyor. Herhalde bu üslerden daha önemli bir şey yok. Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Çalışmayı en güzel şekilde devam ettireceğiz. Ayrıca gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını Kuzeyde yaparız. Bizim de denizimiz var.<br />
<br />
<strong>İSRAİL'E İBRETLİK CEZA VERİLMELİ</strong><br />
Uluslararası Adalet Divanı aynı zamanda İsrail'i tazminata mahkum etti. Biz şu anda Uluslararası Adalet Divanı'na karşı dünyanın değişik birçok ülkesiyle birlikte gerekli baskıyı yapıyoruz ve buna devam edeceğiz. İspanya'nın duruşu burada çok çok önemliydi. Finlandiya'nın, Norveç'in tüm bunların duruşları önemliydi. Biz bu işi takip edeceğiz, kovalayacağız ve en sonunda inşallah burada bir netice alacağız diye düşünüyorum. İsrail durdurulmalıdır. Bunu sağlamak hepimizin görevidir. İsrail'e destek olarak, mazlum Filistin halkının yıllardır yaşadığı sistematik zulmü görmezden gelerek bir yere varmak mümkün değildir. İsrail yaptıklarının cezasını çekmeli, bu ceza bir daha kimsenin böylesi bir zulmü aklından geçirememesini sağlayacak kadar ibretlik olmalıdır. Bu bizim insani görevimiz, tarihe borcumuzdur. Herkesi tarihin doğru tarafında durmaya bir kez daha davet ediyorum.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/c7f37c/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/enerji-filomuzu-guclendiriyoruz-yeni-usler-kuruyoruz-1721592671100.jpeg&amp;mw=700" title="enerji-filomuzu-guclendiriyoruz-yeni-usler-kuruyoruz-1721592671100.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>TRUMP'LA YENİ DÖNEM</strong><br />
Bu konuya şimdi girmem pek doğru olmaz. Çünkü yapacağımız çok ilginç çalışmalar var. Geçen hafta çarşamba günü Macar Başbakanı Viktor Orban konuğumuzdu. Görüşmemizden sonra da "Trump'la bir akşam yemeği yiyeceğiz" dedi. Bu arada aynı zamanda da NATO zirvesi devam ediyordu. Ertesi gün Viktor Orban'ı yoğun bir şekilde eleştirmeye başladılar. "Yok şöyle dedi, yok böyleler, biz Viktor'un dediklerine katılmıyoruz, söyledikleri doğru şeyler değil" dediler. Şimdi de Macaristan'ı AB dönem başkanlığından nasıl alırız, bunun hesabı içindeler. Sayın Trump ile kendisine yapılan suikast girişimini konuştum. Kendilerini alçakça saldırı karşısında demokrasinin yanında durmaları nedeniyle tebrik ettim. Biz demokrasinin tarafındayız ve ülkelerin geleceklerine halkların özgür iradelerinin karar vermesinden yanayız.<br />
<br />
<strong>BİLİŞİM KRİZİ</strong><br />
Bu kriz nedeniyle bizde bir sıkıntı yok şu anda. Arkadaşlar, Türk Hava Yolları'nda olsun, diğer tüm birimlerde olsun tedbirleri aldılar. Dünyadaki sıkıntı bizde aynen yok. Daha iyiyiz. Bu konuda ek tedbirler almak gerekiyorsa alırız. Bununla ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Hiçbir alanı boş bırakmadığımız gibi bu alanı da boş bırakmıyor ve atılması gereken adımları hızla, atıyoruz.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/16254a/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/21/enerji-filomuzu-guclendiriyoruz-yeni-usler-kuruyoruz-1721592777690.jpeg&amp;mw=414" title="enerji-filomuzu-guclendiriyoruz-yeni-usler-kuruyoruz-1721592777690.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>EMEKLİLERİN YANINDAYIZ</strong><br />
Bizler toplumumuzun her kesimi gibi emeklilerimizin de daima yanındayız. Emeklilerimizi enflasyona ezdirmemek için azami gayret gösteriyor, elimizden gelenin daha fazlasını imkanlar nispetinde yapıyoruz.<br />
<br />
<strong>50 YILDA DEVRAN DEĞİŞTİ</strong><br />
Biliyorsunuz, (50 yıl önce) uçaklarımızın lastiklerini dahi alamıyorduk ama şu anda Petlas uçaklarımızın lastiklerini yapar hale geldi. Çok önemli bir adım. Üstelik Anadolu'nun göbeğinde. İnsansız hava araçlarından SİHA'lara kadar geldiğimiz nokta belli. Aselsan, Havelsan, Roketsan, tüm bunlar şu anda savunma sanayiinde dünyayla adeta yarış halinde. Bundan dolayı da çok çok mutluyuz. Özellikle de şu anda Batı ülkeleri bizim insansız hava araçlarımızla ilgili sipariş üstüne sipariş veriyor. Ülkelerin hangileri olduğunu söylemeyeceğim. Ama Avrupa Birliği ülkelerinin artık bizden bu tür taleplerde bulunması devranın nasıl değiştiğini gösteriyor. Bu bizi ayrıca mutlu ediyor. Kızılelma şu anda devreye giriyor. Bunların devreye girişinin o malum çevreleri çok daha çıldırtacağına eminim.<br />
<br />
<strong>İBRE TÜRKİYE LEHİNE DÖNÜYOR</strong><br />
Özellikle Amerika'daki seçimin de bu işte tayin edici bir rolünün olduğunu düşünüyoruz. Bu seçimin neticesiyle birlikte ne gibi adımlar atılabilir, bunları da ayrıca göreceğiz ama ibre Türkiye'nin lehine dönüyor diye düşünüyorum. Bundan dolayı da huzur içindeyim. Sizler de huzur içinde olun. Kendi uçağımızı yapıyoruz, kendi uydumuzu yapıp uzaya yolladık. Daha iyisini yapacak, daha ileri gideceğiz. Bizi en çok duygulandıran ise artık bizim gençlerimizin asla yılgınlığa kapılmadan 'ben yaparım' demesidir. Biz çok güçlü tohumlar attık, onlar filizleniyor ve gelecekte boy verecekler.<br />
<br />
<strong>MAĞARALAR ONLARI KORUYAMAYACAK</strong><br />
Terörle<strong>&nbsp;</strong>mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Önünde sonunda kazanan inşallah yine biz olacağız. Artık onları bekleyen son yakındır. Bu ülkenin insanlarına çektirdikleri acıların hesabı soruluyor. Terör meselesini kökünden bitireceğiz. Sağa sola koşturmaları, destek arama çabaları da bu yüzden. Ne yaparlarsa yapsınlar fayda göremeyecekler. Bu ülkenin insanlarına yaşattıklarının hesabını öyle ya da böyle veriyorlar. Askerimiz, polisimiz, istihbaratçılarımız sahada ve onların güçlü nefesini sürekli enselerinde hissediyorlar. Burunlarını dahi çıkartamadıkları mağaralar onları koruyamayacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 16:24:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/mahmut-ovur-1607068920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Niye korkup kışkırtıyorlar?</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/niye-korkup-kiskirtiyorlar-12257</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/niye-korkup-kiskirtiyorlar-12257</guid>
                <description><![CDATA[Niye korkup kışkırtıyorlar?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Polonyalı siyasiler sıraya girdiler...<br />
<strong>Sürekli 3. Dünya Savaşı'nın</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yaklaştığından söz ediyorlar...</strong><br />
Neredeyse tarih verecekler...<br />
Sığınaklar inşa etmeye, sivil savunma eğitimlerine başladılar.<br />
Durmadan silahlanıyorlar.<br />
Korkuyorlar mı?<br />
Ve bahsettikleri şey gerçekten 3. Dünya Savaşı mı?</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>NATO onları savaş hattına sürüyor;</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bunu biliyorlar.</strong><br />
Geri dönüp "pardon!" diyecek halleri yok.<br />
Bu yüzden üstlendikleri provokasyon rolünü yerine getiriyorlar.<br />
İkinci bir Ukrayna olmaktan korkmaz mı bir ülke?<br />
Korkar, korkmalı...<br />
<strong>Ama kendi korkularını dünyayı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>korkutup Rusya üzerine kışkırtmakla</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bastıracaklarını sanıyorlar.</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>Bugünkü Polonya büyük savaşların</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>çocuğu...</strong><br />
18. Yüzyıldan, 20 yüzyıl başına kadar bir daha o topraklarda Polonya diye bir ülke olacağına kimse inanmıyordu.<br />
İsveç'ten, Rusya'ya; Avusturya'dan Almanya'ya herkes o toprakları çiğneyip geçmişti.<br />
<strong>Sonra Birinci Dünya Savaşı ve</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Rus Bolşevik Devriminden Polonya</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>doğdu...</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Ha! Biz bunları biliyor muyuz?<br />
Ne gezer!<br />
Sürekli bize olanların penceresinden bakmaktan Birinci Dünya Savaşı'nda Avrupa coğrafyasında olup bitenleri öğrenmeyi ihmal ettik. Düşünün, komik bir iddiayı bile resmi ve ciddi biçimde zihinlerimize işlediler: "Almanya yenilince biz de yenik sayıldık!"<br />
Ayıp yahu, Avusturya-Macaristan bile biraz daha dayandı; en geç Almanya teslim oldu.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Biliyoruz...<br />
Küreselci oligarşi harıl harıl "Yeni Dünya Düzeni"ne çalışıyor.<br />
Lakin geçen yüzyılın, hele hele&nbsp;<strong>Birinci</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Dünya Savaşı'nın açık bıraktığı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>hesap kapanmadı...</strong><br />
Bizim çubuklu tv yorumcularının kafa başka yerlerde ama esas olay şu...<br />
Birinci Dünya Savaşı imparatorlukları yıkıp geçmiş ve o dönem sermaye hareketlerinin talebini yerine getirmişti: Tarih sahnesini ulus devletler devralacaktı...<br />
Nitekim öyle de oldu.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>Şimdi de ulus devletler parantezinin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kapanmasına sıra geldi.</strong><br />
Aşırı globalleşmiş finans sistemi için güçlü ulus devletler ayak bağına dönüştü.<br />
Bir büyük savaş mı gerek?<br />
Yoksa bir tür&nbsp;<strong>"sürekli savaş ortamı"</strong><strong>&nbsp;</strong>yeterli mi?<br />
Polonya bu parantez kapanırken çığın altında tek başına kalmak istemiyor.<br />
<strong>O yüzden fena hatalara imza atabilir,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>dikkat!</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><br />
<strong>NOT DEFTERİ</strong><br />
Beni şaşırtıyor şu Almanlar! böylesine sefil ve zalim bir dünya onun hakimi olmak için gösterilen bunca çabaya değer mii?&nbsp;<strong>(J. KOSINSKI / Boyalı Kuş)</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jul 2024 16:24:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BUZ ÜSTÜ YAZILAR</title>
                <category>Metin Çınar</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/buz-ustu-yazilar-12256</link>
                <author>cinarmetin06@hotmail.com (Metin Çınar)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/buz-ustu-yazilar-12256</guid>
                <description><![CDATA[BUZ ÜSTÜ YAZILAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İlk insanlar, ilkeldi, akıllarını kullanamazlardı, birbirleriyle konuşamazlardı.&nbsp;Veya,&nbsp;ilk insanlar hayvanlar gibi yaşardı, alet kullanamazdı ve günümüz insanlarına da hiç benzemezdi. Bu tanımları yapanları çok&nbsp;okuyup çok&nbsp;dinledik. Kendi türünü (nedense) elinden geldiğince ilkelleştirmeye çalışan bilim adamları (!) olmuştur ve bundan sonrada olacaktır. Son din olan İslam ve önceki semavi dinlerde&nbsp;de&nbsp;ilk insanın Hz.&nbsp;Ademolduğunu ve hatta ilk peygamberin de yine ilk insan olan Hz. Adem’in olduğunu söyler. Bizlerde böyle inanırız. Bilim, insanları gelişmişliklerine göre türlere ayırmış ve günümüz insanına benzeyen (yakını olduğu söylenen) ve modern insanın atası olduğu savunulan&nbsp;insan türüne ‘’HOMO SAPİENS’’ demiştir.&nbsp;Bu günkü şeklimizi almaya başladığımız insan türüne&nbsp;homosapienstir.</p>

<p>ÖĞRENEN VE ÖĞRETEN İLK İNSAN; HZ.&nbsp;ADEM</p>

<p>Hz&nbsp;Adem&nbsp;ilk insan ve ilk peygamberdir ve Allah ona da bir din göndermiş ve öğretmiştir. Allah’ın kendisine gösterdiği şartlara uyarak, ona uygun şekilde hareket eden bir insan ve peygamberdi. Öyle ki; Kardeşlerin birbirleriyle evlenebilmeleri için (bir sefere mahsus olmak üzere neslin çoğalması için) Hz.&nbsp;Ademe’e&nbsp;Cebrail’le gönderilen vahiyle, izin verilmişti. Tür ayrımcılarına göre hareket ettiğimizde Hz.&nbsp;Adem,&nbsp;homo&nbsp;sapiensleri&nbsp;bırakın, adına evrim denilen bir sürecin içinde, yer bile vermemişlerdir. İlk insanlar yukarda tanımı yapılırken bilmez, öğrenmez, öğretmez, hatta iki ayak üstünde bile durmaz diye adlandırıldığı için, Hz.&nbsp;Adem’invarlığı ve peygamberliği oyunlarının bozulmasına yetmiştir.&nbsp;</p>

<p>“GEYİK AVLADIM ve&nbsp;YEDİM” MESAJI</p>

<p>İnsanoğlunun yakın zamanlarına geldiğimizde, bizlere duvar yazı ve resimleriyle neler söylemeye çalışmışlardır? Bu yazı ve resimleri kayaların üzerine çizmeleriyle amaçları nelerdi? Bazıları, o insanların konuşma dilleri olmadığı için bu yola başvurduklarını söylüyor.&nbsp;Oysa ki; onlar gibi düşünmeyenler de var. O zamanın insanları, gelecek zamandaki nesillerine yaşantılarıyla ilgili özet bilgiler aktarmaya çalışmış olamazlar mı? İlkel olanların yazı ve resimle ne işleri olabilirdi?&nbsp;</p>

<p>HATA YAPMAYALIM</p>

<p>Değerli dostlar, sizlerle paylaşmaya çalıştığım insanlık tarihi veya evrim teoricilerinin saçma sapan tezleri değil. İnsanoğlunun atasının düşünüp de yapmadığı bir hatayı, günümüz insanlığının yapıyor olması.&nbsp;</p>

<p>Günümüzde yaptığımız hata nedir? Bu yazımda sizlerle paylaşmak istediğim konu bu. Bu günde yaşadıklarımız ve bilgi birikimlerimizi gelecek nesillere aktarmak için doğru yöntemler kullanmadığımızdır. Hafızamızı gelecek nesillere aktarmaya çalıştığımız yöntemin güvenli olduğundan ben endişe etmekteyim.</p>

<p>Binlerce yıl önce yaşayan atalarımız hafızalarını; kayalara, topraktan yaptıkları tabletlere işleyerek saklayıp, bizlere aktardılar. Yakın zamanda ise bilgi kayıtları, metal ve&nbsp;kağıtüzerine yazılarak aktarılmış, günümüzde de bilgisayar diskleri üzerine yazılmaya başlanmıştır. Benim endişem bizim neslimizin gelecek nesillere aktaracağı hiçbir yazılı belgesinin olmayacağı endişesidir. Okuduğunuz bu yazım dahi bilgisayar ortamında üretilip, aynı ortamda saklanmaya çalışılmaktadır. Bunun sağlıklı ve sağlam bir sistem olmadığını düşünmekteyim.</p>

<p>MEZAR TAŞLARININ ÖMRÜ</p>

<p>Bilgisayar ortamında yazdığınız ve hazırladığınız dosyaların kendiliğinden veya elinizde olmayan nedenlerden dolayı silindiği ve verileri kaybettiğiniz anlar olmuştur. Diyeceksiniz ki; yedeklemeler alınsaydı. Başka bilgisayar ortamlarında saklansaydı. İtirazlarınızı tamamen yok saymıyorum. Şimdilik, benimde kullandığım yazma ve saklama yöntemi bu. Nereye kadar saklanacağıyla ilgili de ciddi kuşkularım var. Bir bilgisayar&nbsp;hd&nbsp;sinin ömrü nedir? Bir&nbsp;cd’nin,&nbsp;veya elektronik hafıza kayıt sistemlerinin ömrü nedir? Saklama ve depolama olarak uzun ve güvenli bir yöntem değil.&nbsp;</p>

<p>Eski yöntem bilgi ve belge depolamalarında ki durum bile bugünümüze göre daha sağlam ve güvenlidir. Bir sel baskınında, bir depremde veya bir yangının artıklarında bile azda olsa bir kalıntı bulabilirsiniz. Bilim kurgu filmlerinde seyrettiğimiz, kimyasal yağmurlar da, yüksek seviyede manyetik çekimlerde veya yüksek oranlı bir nükleer sızıntı ortamında elektronik bilgi kayıtlarının tamamen yok olacağı hiç de uzak değil. Bu örnekleri çoğaltmamız mümkün.&nbsp;</p>

<p>Böyle gidilirse, gelecek nesillere bırakabileceğimiz kaya resimleri, kaya yazılarımız bile olmayabilir. Tek bırakabileceğimiz mezar taşları üzerindeki yazılar ve ülkelerin kurtarıcılarının heykelleri. Bu belgelerden gelecek nesillerin günümüz medeniyetiyle ilgili neler söyleyebileceklerini de bugünden düşünmeye başlasak fena olmaz. Bilgi birikimlerimizi gelecek nesillere sağlam ve güvenilir bir şekilde aktarmanın yollarını bulmaya çalışalım. Geçmiş insanlık medeniyetlerinden ders alalım.&nbsp;</p>

<p>Gelecek nesiller ‘’MEZAR TAŞLARIMIZ’’ &nbsp;da ki bilgilerden daha fazlasına ihtiyaçları olacaktır.</p>

<p>EDEBİYATÇI DEDE (fıkra)</p>

<p>Üç genç arkadaş kestirme diye gecenin bir vakti mezarlıktan geçmek istemişler. Mezarlığın ortasına geldiklerinde, ilerinden tak tuk sesleri gelmeye başlamış. Gençlerin korkusu tak tuk seslerinin yükselmesiyle iyice artmaya başlar. Bir yandan yürümeye devam ederlerken sesler iyice artmış ve yakınlaşmıştır. Gençler korkudan ne yapacaklarını şaşırmak üzerelerken, birde bakmışlar ki bir ihtiyar elinde bir çekiç ve bir çiviyle mezar taşına vuruyor. Rahatlamış olan üç genç, ihtiyarın yanına varıp,</p>

<p>-&nbsp;Dede, gecenin bir yarısında mezarlığın ortasında, elindeki çekiçle ne yapıyorsun? Bak, bizi nasıl korkuttuğunun farkında mısın der,</p>

<p>-&nbsp;Yaşlı adam gençlere cevap verir:&nbsp;</p>

<p>Gençler kusura bakmayın, amacım sizi korkutmak değildi. Mezar taşıma adımı yanlış yazmışlarda onu düzeltiyordum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 16:31:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2022/10/metin-cinar-1664999909.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘Mobbinge dayanamadık, istifa ettik’</title>
                <category>Tuba Kalçık</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/mobbinge-dayanamadik-istifa-ettik-12255</link>
                <author>gudfhdkf@hotmail.com (Tuba Kalçık)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/mobbinge-dayanamadik-istifa-ettik-12255</guid>
                <description><![CDATA[‘Mobbinge dayanamadık, istifa ettik’]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarsus Belediyesi'nde sular durulmuyor. Tarsus Belediye Başkanlığı'nın değişimiyle Tarsus Şehir Tiyatrosu'nda ciddi kriz yaşanmıştı. GÜNAYDIN'a manşet olan bu kriz, daha da karmaşık bir hale geldi. Başkan Ali Boltaç'ın mobbinglerine daha fazla dayanamayan beş tiyatrocu daha istifa etti. Tarsus Belediyesi'nde yıllardır çok güzel oyunlara imza atan tiyatroculara insanlığa sığmayacak muamelede bulunan Boltaç ve ekibi elbette bunun hesabını er ya da geç Tarsus halkına verecektir. Tiyatrocular istifalarını kamuoyu ile paylaştılar. Ben de tiyatro ekibinden Yahya Okat'ı, istifaya giden süreci konuşmak için aradım. "Tarsus Belediyesi tarafından çok büyük mobbinge maruz kaldık" diyen Okat, şöyle konuştu:<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/0e353a/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/11/mobbinge-dayanamadik-istifa-ettik-1720711952932.jpeg&amp;mw=500" title="mobbinge-dayanamadik-istifa-ettik-1720711952932.jpeg" /><br />
<br />
<br />
"Başkan değiştikten sonra yapılan ilk iş tiyatromuzun kapatılması oldu. Bizi ekip olarak başka birimlere sürgün ettiler. Ben odacı olarak belediyeye bağlı sağlık işleri müdürlüğünde görevlendirildim. Paspas yaptım, temizlik yaptım. Çay ocağında bulaşık yıkadım. Yaptığım işler benim zoruma gitmedi. Asıl zoruma giden şey, Ali Boltaç'ın bize karşı tavrı oldu. Basına açıklama yaparak bizi hedef gösterdi, göstermeye de devam ediyor. Bizim yaşadıklarımız basına yansıyınca da başkan yardımcıları bizimle görüşmek istedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/11/mobbinge-dayanamadik-istifa-ettik-1720711966652.jpeg" title="mobbinge-dayanamadik-istifa-ettik-1720711966652.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Görüşmede '4 arkadaşınızı tekrar tiyatroya alalım' dediler. Ve bir hafta içinde oyun yönetmeni, sanat yönetmeni, ışıkçı olmadan yeni oyun çıkarmamızı istediler. Dalga geçer gibi… Bir hafta içinde 4 kişiyle bu imkânsızlıklarla yeni bir oyun çıkarmamız imkansız. Ama bizden 1 hafta içinde oyun istiyorsanız, ekibin geri kalanını tiyatroya geri çağırmanız durumunda mevcut oyunlarımızı revize ederek bu şekilde köylere uyarlayabileceğimizi söyledik. Belediye Başkanı kamuoyundaki tepkileri susturmak için böyle bir teklifte bulundu. Biz kabul etmeyince de basına çıkıp doğru olmayan, bizi hedef haline getiren açıklamalarda bulundu. Ben ve arkadaşlarım bu baskıya, mobbinge daha fazla katlanamadık ve istifa ettik. Sanat kimsenin tekelinde değildir."<br />
<br />
<strong>O KİTAP YENİDEN GÜNDEME GELDİ</strong><br />
Bu hafta GÜNAYDIN'da yayınlanan Sevgi Sabancı röportajım medyada geniş yer buldu. İhsan Sabancı'nın resmi olmayan ilişkisinden olan kızı Sevgi Sabancı, 22 yıldır verdiği hukuk mücadelesini tüm yönleriyle anlattı. Sabancı Ailesi'ne açtığı miras davasıyla gündeme gelen Sabancı'nın yaşam hikayesi film olacak türden. Kendisi geçen sene 'Adana'da Piç Olmak' kitabında aile hikayesini cesurca kaleme almıştı. Röportaj sonrası kitap yeniden gündeme geldi. Okuyucular tarafından sosyal medyada paylaşılan kitap, ileriki günlerde daha çok konuşulacak gibi görünüyor. Sabancı Ailesi ile miras yüzünden birçok davası devam eden Sabancı'nın avukatı Ejder Demir ile bu süreci konuştum.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/13b349/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/11/mobbinge-dayanamadik-istifa-ettik-1720711966005.jpeg&amp;mw=254" title="mobbinge-dayanamadik-istifa-ettik-1720711966005.jpeg" /><br />
<br />
Atlı Köşk için açılan davanın kasım ayında karar duruşması olacağını söyleyen Demir, sözlerine şöyle devam etti:<br />
"Sevgi Sabancı'nın miras haklarının kendisine verilmemesi sebebiyle Sabancı Ailesi'ne karşı açtığı birçok dava bulunmaktadır. Bu davalara Sabancı Ailesi'ne ait banka hisselerine ilişkin olan bir yenisi daha eklenmiştir. Geçtiğimiz günlerde açılan bu davada mahkeme davayı kabul ederek bir takım kurum ve kuruluşlara müzekkere yazmış, çeşitli bilgi ve belgelerin gönderilmesini istemiştir. Mahkemenin vereceği karar ile banka hisselerinin el değiştirip değiştirmeyeceği netleşecek olup bu dava bankanın halka açık olması nedeniyle kamuoyunu da ilgilendirdiğinden finans çevrelerince de yakından takip edilmektedir. Sevgi Sabancı'nın açtığı davalardan Sabancılar'a ait olup halen müze olarak kullanılan ve kamuoyunda Atlı Köşk olarak bilinen gayrimenkule ilişkin davada ise kasım ayında mahkemenin nihai kararını vermesi beklenmektedir."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 16:29:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/tuba-kalcik-1610353207.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Unutursak yok oluruz</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/unutursak-yok-oluruz-12254</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/unutursak-yok-oluruz-12254</guid>
                <description><![CDATA[Unutursak yok oluruz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dün Turkuvaz Medya'nın toplantı salonunda ev sahipliği yaptığımız "15 Temmuz: Unutmadık, Unutturmayacağız" anma programındayken bir kez daha bu grupta bulunduğum için şükrettim, gurur duydum.<br />
Turkuvaz dün olduğu gibi bugün de sınır bekleyen kalekollar gibi hâlâ terör örgütleri FETÖ ve PKK'nın önünde sur gibi dikiliyor. Sadece o kadar mı? Başta Gazze halkı olmak üzere zulüm gören her insan topluluğunun yanında tüm yayın organlarıyla neredeyse sadece Turkuvaz duruyor.<br />
Dün bir kez daha anladım ki, birileri 15 Temmuz'u ısrarla unutturmaya ve tahrip etmeye çalıştıkça bu ülkenin vatanseverleri "unutmamak ve unutturmamak" için daha bir şevkle safları sıklaştırıyor. Toplantıda konuşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve İstanbul Valisi Davut Gül'ün bu konudaki cesaret ve kararlılıklarını gördükçe o gece şehit olanların boşuna hayatlarını feda etmediklerinden bir kez daha emin oldum.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/92ddae/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/11/unutursak-yok-oluruz-1720710583226.jpeg&amp;mw=300" title="unutursak-yok-oluruz-1720710583226.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Hele ki, birer birer kürsüye çıkan gazilerin ve şehit yakınlarının anlattıkları... Dün İstanbul'da nem oranı yüzde 75'ti. Eminim bunun en önemli sebebi, salonu dolduran bizlerin gözlerine inen yaş ve buğuydu.<br />
Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız... Çünkü iyi biliyoruz ki; unutmak, yok olmak demektir.<br />
Eğer bir gün 15 Temmuz'u hatırlamazsak bilin ki kanımız kurumuş demektir.<br />
<br />
<strong>Daha kıymetlisi var mı?</strong><br />
Anma toplantısındaki konuşmacılar arasında 15 Temmuz Şehit Derneği Başkanı İsmail Hakkı Tunuç da vardı. Öyle bir anı nakletti ki tüylerim diken diken oldu.<br />
Dernek Başkanı Turunç hain darbe sürecinde İBB'de görevliymiş. Darbeden 20 gün sonra merhum Belediye Başkanı Kadir Topbaş "Şehit ailelerini ziyaret edin, bir ihtiyaçları varsa giderelim" demiş. Hemen randevu alıp 40 yaşlarında bir şehit eşinin evine gitmişler ve nasıl yardımcı olabileceklerini sormuşlar. O aziz hanımefendi demiş ki:<br />
"Ben şehit eşi, çocuklarım da şehit evladı oldular. Bana bundan daha kıymetli ne verebilirsiniz ki?"<br />
Bu ülkede demokrasiye kastedenlerin, bu ülkeyi istila etmek isteyenlerin artık asla başarılı olamayacaklarını bundan daha iyi kanıtlayabilecek başka söz var mı?<br />
<br />
<strong>HAFTANIN&nbsp;</strong><strong>ŞİİRİ</strong><br />
<strong>15 TEMMUZ KAHRAMANLARINA</strong><br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/097e5b/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/11/unutursak-yok-oluruz-1720710596581.jpeg&amp;mw=450" title="unutursak-yok-oluruz-1720710596581.jpeg" /><br />
<br />
Niye şaşırdın bre gafil, tankın önüne yattım diye<br />
Sandın ki ilk kurşunda uyacağım emrine<br />
<br />
Unutma ki dikilen bendim yedi düvelin önüne<br />
Anafartalar'da, Plevne'de ve dahi Malazgirt'te<br />
<br />
Bu cesaret bana atalarımın yadıdır<br />
15 Temmuz tarih değil, bir devrin adıdır<br />
<br />
İmanımı zırh yaptım, al bayrağımı kefen<br />
Düştüm istiklalimin peşine bir an bile düşünmeden<br />
<br />
Hak dışında korkmam ne talimattan, ne emirden<br />
İyi belle ki kılıcım en Halisdemir'den<br />
<br />
İşte bu yüzdendir minnetim Olçok'lara<br />
Vatanı bırakmadılar diye o hain alçaklara<br />
<br />
Dilimdeki şehadet şerbetinin tadıdır<br />
15 Temmuz tarih değil bir devrin adıdır<br />
<strong>Yüksel Aytuğ - 2016</strong><br />
<br />
<strong>Gaf kürsüsü</strong><br />
Koskoca TRT ekranına ABD'nin başkenti "Vaşington" olarak yazılmasın mı? Sanırsınız pazarcının portakal tezgahı etiketi...<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/6d2ad5/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/11/unutursak-yok-oluruz-1720710603145.jpeg&amp;mw=300" title="unutursak-yok-oluruz-1720710603145.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
Güney Kore'de fazla çalıştırılan robot kendini merdiven boşluğuna atıp intihar etmiş. Teknolojileri ne kadar ileri olursa olsun Türk işçisi kadar dayanıklısını (!) imal edemezler tabii...<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
"Bacaklarınla tavladığın erkeği gün gelir başka bir kadın yırtmaç farkıyla elinden alır. Kişiliği olmayan kadının dişiliği geçicidir." (Sosyal medyadan)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 16:28:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜSİAD bildiğiniz gibi...</title>
                <category>Melih Altınok</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/tusiad-bildiginiz-gibi-12253</link>
                <author>djdgjd@hotmail.com (Melih Altınok)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/tusiad-bildiginiz-gibi-12253</guid>
                <description><![CDATA[TÜSİAD bildiğiniz gibi...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hazine ve Maliye Bakanı&nbsp;<strong>Mehmet Şimşek,</strong>&nbsp;TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi toplantısına katıldı.<br />
Bakanın, bir süredir içinde bulunduğumuz yüksek enflasyon sürecinde&nbsp;<strong>kârlarına kâr</strong>&nbsp;<strong>katan&nbsp;</strong>sermayeye, uygulanan ekonomik program hakkında bilgi verdiği açıklandı.<br />
Ancak patronlar pek de içi rahatlamış gibi görünmüyorlardı.<br />
Toplantı sonrası katılımcılara hitap eden TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı&nbsp;<strong>Orhan Turan, teröre destek verdikleri</strong>&nbsp;gerekçesiyle kayyum atanan belediyelerden falan bahsetti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/cec8ec/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/11/tusiad-bildiginiz-gibi-1720726550051.jpeg&amp;mw=600" title="tusiad-bildiginiz-gibi-1720726550051.jpeg" /><br />
<br />
Okyanus ötesindeki kredi derecelendirme kuruluşları bile&nbsp;<strong>Türkiye'nin notlarını</strong>&nbsp;<strong>artırırken,&nbsp;</strong>Çinliler daha yeni milyar dolarlık&nbsp;<strong>otomobil fabrikası</strong>&nbsp;yatırımını imzalamışken, bu&nbsp;<strong>zengin</strong>&nbsp;<strong>beylerin</strong>&nbsp;Türkiye'nin yatırımcıya güven veren bir ülke olmadığını kanıtlama telaşları neyle izah edilir?<br />
Evet, bırakın bu işleri de&nbsp;TÜİK&nbsp;Başkanı'nın bir gün önce yaptığı, "Türkiye'deki şirketler enflasyonist ortamı kullanarak normalde alması gereken kârlardan daha yüksek fahiş kârlar elde ediyorlar.&nbsp;<strong>Enflasyondan bağımsız şirket</strong>&nbsp;<strong>kârlarına bağlı bir fahiş fiyat</strong>&nbsp;<strong>artışı var.&nbsp;</strong>Bu etki, pandemi sonrasından itibaren gözlemleniyor" açıklamasına ne diyorsunuz, siz onu söyleyin.<br />
Sermayenin palazlandığı kaotik süreç normalleşme sinyalleri veriyor diye yüzünüze yeniden&nbsp;<strong>militan demokrat maskesi</strong>&nbsp;taktığınızı aklı başında herkes görüyor.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ÜÇ ÇOCUKLU AİLEYE<strong>&nbsp;</strong>ASGARİ ÜCRET</strong><br />
2023 verilerine göre<strong>&nbsp;</strong>dünyada en<strong>&nbsp;</strong>fazla nüfusa<strong>&nbsp;</strong>sahip ülke,<strong>&nbsp;</strong>1 milyar 428<strong>&nbsp;</strong>milyon 627<strong>&nbsp;</strong>bin 663 kişiyle<strong>&nbsp;</strong><strong>Hindistan</strong>.<strong>&nbsp;</strong>Bu ülkeyi 1 milyar<strong>&nbsp;</strong>425 milyon<strong>&nbsp;</strong>671 bin 352 kişi<strong>&nbsp;</strong>ile&nbsp;<strong>Çin,&nbsp;</strong>339<strong>&nbsp;</strong>milyon 996 bin<strong>&nbsp;</strong>563 kişiyle&nbsp;<strong>Amerika Birleşik Devletleri</strong><strong>&nbsp;</strong>izliyor. Bu üç ülke, dünya toplam nüfusunun<strong>&nbsp;</strong>yüzde 39.7'sini oluşturdu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/11/tusiad-bildiginiz-gibi-1720726552469.jpeg" title="tusiad-bildiginiz-gibi-1720726552469.jpeg" /><br />
<br />
Türkiye, 85 milyon 372 bin 377 kişilik nüfusuyla nüfus büyüklüğüne göre 194 ülke arasında&nbsp;<strong>18. sırada&nbsp;</strong>yer alırken, dünya toplam nüfusunun yüzde 1.1'ini oluşturdu.<br />
Hızla yaşlanan dünyada nüfus, ülkelerin en&nbsp;<strong>stratejik&nbsp;</strong>unsuru.<br />
Hükümetin 3 çocuklu ailelere&nbsp;<strong>asgari</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ücret&nbsp;</strong>düzeyinde teşvik sağlama projesi son<strong>&nbsp;</strong>derece yerinde bir karar.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>KASIM SEÇİMLERİ<strong>&nbsp;</strong>ÖNCESİ YİNE RUS PARANOYASI</strong><br />
The Wall Street Journal'ın haberine göre,&nbsp;ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nden ismi açıklanmayan bir yetkili,&nbsp;ABD'deki&nbsp;<strong>başkanlık seçimlerine</strong>&nbsp;<strong>müdahale&nbsp;</strong>girişimlerine dair basını bilgilendirdi.<br />
Yetkili,&nbsp;<strong>Rusya'</strong>nın 2016 ile 2020 seçimlerindeki gibi&nbsp;<strong>sosyal</strong>&nbsp;<strong>medya&nbsp;</strong>ve&nbsp;<strong>internet&nbsp;</strong>üzerinden propaganda yoluyla ABD başkanlık seçimlerine müdahale etmeye çalıştığını ve seçimlerde Trump'ı desteklemek için yoğun çaba harcadığını ileri sürdü.<br />
<strong>Putin'</strong>in&nbsp;<strong>Trump'</strong>ı ABD'nin başında görmek istediği ortada. Ne var ki ABD'de böyle bir manipülasyon yapmaya gücü olmadığı da.<br />
Demokratlar son barutlarını sıkıyorlar.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ÇORUM'UN KARBON AYAK İZİ</strong><br />
Çorum'dan bir okur yazmış.<br />
Bir süre önce Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Fırıncılar Odası Başkanlığı'nca alınan karar doğrultusunda Çorum'daki fırınlarda&nbsp;<strong>odun ateşiyle&nbsp;</strong>ekmek ve pide yapılması yasaklanmış.<br />
45 gün içerisinde tüm fırınlar&nbsp;<strong>doğalgaz&nbsp;</strong>sistemine geçmek zorundaymış. Aksi takdirde doğalgaza geçmeyen fırınlara ilk etapta 200 bin lira, ikinci uyarıda ise katlamalı olarak cezai işlem uygulanacakmış.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/11/tusiad-bildiginiz-gibi-1720726757660.jpeg" title="tusiad-bildiginiz-gibi-1720726757660.jpeg" /><br />
<br />
Fırıncı esnafına, Fırıncılar Odası'ndan gönderilen yazıda&nbsp;<strong>çevre</strong>&nbsp;<strong>kirliliğine&nbsp;</strong>vurgu yapılarak bu kararın alındığı bildirilmiş.<br />
Ne hassasiyet ama!.. İş ekmek fırınında odunun çıkardığı dumana kadar geldiyse Çorum'un en büyük derdi&nbsp;<strong>karbon ayak izi&nbsp;</strong>olmalı. Herhalde arada da kentin doğalgaz dönüşüm piyasasını canlandırmak istiyorlar.<br />
Siz ciddi misiniz beyler?<br />
Kırık yılın başı yan yana gelip işbirliği yaptınız ve gözünüze bu büyük sorun mu battı?<br />
Yoksa Çorum sadece torbadan çıkan bir&nbsp;<strong>pilot bölge&nbsp;</strong>mi?<br />
Ekmeğin, pidenin lezzetlisi, sağlıklısı odun ateşinde pişen olduğunu hepimizden iyi bilen fırıncı esnafı bu işe razı mı?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 16:28:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/melih-altinok-1610362765.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trump kimleri korkutuyor?</title>
                <category>Mahmut Övür</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/trump-kimleri-korkutuyor-12252</link>
                <author>hygjh@hotmail.com (Mahmut Övür)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/trump-kimleri-korkutuyor-12252</guid>
                <description><![CDATA[Trump kimleri korkutuyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>NATO toplantısında ABD Başkanı&nbsp;<strong>Biden</strong>'ın, gür bir çıkış yapması da&nbsp;<strong>"çekil"&nbsp;</strong>çağrılarını durdurmaya yetmedi. Siyaset bilimciler en geç ağustostaki kongrede Biden'ın çekileceğini öngörüyor. Çünkü tıpkı 2016 seçimleri öncesindeki gibi ABD müesses nizamı ciddi bir Trump korkusu yaşıyor. O tarihlerde de küreselci medya,&nbsp;<strong>"Trump</strong>&nbsp;<strong>karşıtlarının en büyük 8 korku</strong><strong>su"</strong>&nbsp;diye manşet atmış ama seçilmesini engelleyememişti.<br />
Şimdi de yılın ilk ayından itibaren müthiş bir&nbsp;<strong>"korku"&nbsp;</strong>kampanyası başlatıldı. Mültecileri, Müslümanları bir yana bırakıyorum, asıl korku yaşayan savaş yanlısı büyük sermaye ve onun küreselci medyası...<br />
Ama sadece onlar değil, işin içinde bir de seçimi kaybettikten sonra içeride Trump'a tuzak kuran, yargılanması için çaba harcayan bürokratlar ve kurumlar var.<br />
Siyaset yazarı&nbsp;<strong>Yunus Emre</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Erdölen&nbsp;</strong>daha ocak ayında yazdığı bir<strong>&nbsp;</strong>seçim analizinde aynen şöyle diyordu:<br />
<strong>"Trump'ın 2024 Kasım ayında</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yeniden ABD Başkanı seçilmesi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>durumunda ise 2025'in ana gündem</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>maddesi çoktan belli. Trump</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>binlerce kişiyi toplu bir şekilde</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>işten atacak (hatta şimdiden</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>geniş ihraç listelerini hazırlıyor</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bile), FBI, CIA gibi kurumları yeniden</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yapılandıracak. Kasım ayı bu</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>nedenle 2024'ün en 'sıcak' ayı.<strong>&nbsp;</strong>Dünyanın gözü ABD'de olacak."</strong><br />
Bu korkuyu bizzat yayan da Trump'ın kendisi. Geçtiğimiz nisan ayında Time dergisine verdiği söyleşide ilk iktidar döneminde&nbsp;<strong>"deneyimsiz"&nbsp;</strong>olduğunu<strong>,</strong>&nbsp;<strong>"iyi kalpli davrandığını"&nbsp;</strong>belirtiyor ve ekliyordu:&nbsp;<strong>"Emrime uymayanı</strong>&nbsp;<strong>hemen kovacağım... Daha acımasız</strong>&nbsp;<strong>olmaya kararlıyım."</strong><br />
Bunlar ABD içinden yansıyanlardı. Bir de dışarıya yönelik atılan manşetler vardı:<br />
<strong>"Çin ve İran'a karşı sert bir</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>konum alacak, Ukrayna'ya askeri<strong>&nbsp;</strong>yardımları kesecek."</strong><br />
<strong>"Avrupa'yı Trump korkusu sardı:</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Yeniden seçilirse sert kararlara<strong>&nbsp;</strong>hazırlıklı olmalı."</strong><br />
<strong>"Trump korkusu her şeye<strong>&nbsp;</strong>bedel!"</strong><br />
Sonunda bu korku paranoyasına,&nbsp;<strong>"Tarihin Sonu"</strong>nu ilan eden ünlü yazar&nbsp;<strong>Francis Fukuyama&nbsp;</strong>da katıldı:<br />
<strong>"Bana göre ikinci bir Trump</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yönetimi birincisine hiç benzemeyecek.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Çok daha kötü olacak. Ne</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yazık ki bu konuda ikna olmayan<strong>&nbsp;</strong>çok sayıda Amerikalı seçmen var."</strong><br />
Trump korkusu yaşayanların başında bizi de yakından ilgilendiren bir kesim daha var: FETÖ'cüler... CIA'nın korumasında ABD'yi mesken tutan FETÖ'cüler de Trump'ın seçilip seçilmeyeceğini pürdikkat izliyor. Hatta seçilmemesi için ciddi çaba harcıyorlar. Çünkü Trump'ın onlarla bir hesabı olduğunu ve unutmadığını biliyorlar. İlk iktidar döneminde FETÖ elebaşı&nbsp;<strong>Gülen</strong>, kendisini&nbsp;<strong>"Bin Ladin"</strong>e benzeten Ulusal Güvenlik Danışmanı&nbsp;<strong>Mike Flynn</strong>'e karşı kampanya başlatmış, hakkında dava açılmış ve&nbsp;<strong>Flynn&nbsp;</strong>de istifa etmek zorunda kalmıştı.<br />
İşte bu yüzden Trump'ın yeniden başkan seçilmesini FETÖ'cüler de korkuyla bekliyor. Hatta firari FETÖ'cü gazeteci&nbsp;<strong>Adem Yavuz Aslan</strong>, 4 yıl sonra karşı karşıya gelen Biden ve Trump düellosunu&nbsp;<strong>"endişe ve korku"</strong>&nbsp;içinde izlediklerini söylüyor.<br />
Trump, ABD'ye hizmet eden ama kendi ülkesine ihanet eden aparatlara dokunur mu bilemem fakat onlara dokunması milyonlarca insanın hatta ülkenin kirli tuzaktan kurtulması anlamına gelir ki bu da iyi bir şey...<br />
Ama aynı şeyi ne yazık ki dünya için söyleyemiyorum. Bir yanda ABD toplumunu ve dünyayı Trump'ın çılgınlığı, öte yanda Ukrayna'da dünyayı savaşa sürükleyen ve İsrail'de&nbsp;<strong>Netanyahu'nun soykırımına&nbsp;</strong>açık destek veren&nbsp;<strong>Biden</strong>'ın saldırganlığı korkutuyor.<br />
İki korkutan siyasetçi yetiştirmek herhalde ahlaken de çöken küresel sistemin iflasından başka bir şey değil.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 16:27:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/mahmut-ovur-1607068920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dün dündü; bugün bambaşka...</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/dun-dundu-bugun-bambaska-12251</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/dun-dundu-bugun-bambaska-12251</guid>
                <description><![CDATA[Dün dündü; bugün bambaşka...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1959 Temmuz ayıydı...<br />
<strong>Ruslar</strong>, New York'taki kültür ve teknoloji sergisine Sputnik uydularını getirmişler ve Amerikan ruhunu sarsmışlardı.<br />
O hâlde&nbsp;<strong>Amerikalılar&nbsp;</strong>için Ruslara verilecek en iyi cevap Moskova'da bir&nbsp;<strong>"hayat tarzı"&nbsp;</strong>gösterisi yapmaktı...<br />
Sokolniki Park'ta on dönümlük bir çadır içine kocaman bir Amerikan mutfağı, salonu, garajı yerleştirdiler.<br />
O dönem Başkan Yardımcısı olan R. Nixon'a göre sergi "tipik, dürüst, mutlu ve demokrasiyi seven Amerikalıları" komünistlere gösterecekti.<br />
<strong>Çizgili diş macunu, bulaşık</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>makineleri, kek çırpıcıları, mutfak</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>robotları, pek havalı çöp öğütücüler,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>1959 model steyşın Ford,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>garajda golf sopaları, bir sehpaya</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yerleştirilmiş çocuk felci aşıları,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>vd.</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Sergiye Sovyetler Birliği Devlet Başkanı&nbsp;<strong>Kruşçev&nbsp;</strong>geldi.<br />
Kameralar önünde lafladılar.<br />
Kruşçev, sergilenen eşyalarla dalgasını geçiyordu. Hatta bir ara,&nbsp;<strong>"Halkınızın ağzını açan ve yemekleri</strong>&nbsp;<strong>onlar yerine çiğneyip ağızlarından</strong>&nbsp;<strong>içeri atan makineleriniz de</strong>&nbsp;<strong>var mı?"&nbsp;</strong>diye sormuştu.<br />
<strong>Nixon</strong>, bozuldu tabii...<br />
Rusların Amerikan dehasından öğreneceği çok şey olduğunu ima ederek, "Nihayetinde her şeyi de bilmiyorsunuz" dedi.<br />
Kruşçev de şöyle karşılık verdi: "Evet, siz de komünizmden korkmaktan başka hiçbir şey bilmiyorsunuz."</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Malum, bugünlerde yine&nbsp;<strong>NATO</strong><strong>&nbsp;</strong>(Kuzey Atlantik İttifakı Örgütü) konuşuyoruz...<br />
<strong>Biz hep işin silahlı tarafına</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bakma eğilimindeyizdir ama&nbsp;</strong>ittifak<strong>&nbsp;</strong>gerçekte yukarıda anlattığım manzaranın<strong>&nbsp;</strong><strong>"çıktı"</strong>sıdır...<br />
Bir refah projesinin korunması için örgütlenmiştir.<br />
Bunu kestirmeden anlatmak istediğim için yukarıdaki manzarayı aktardım...</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Fakat köprülerin altından çok sular aktı...<br />
<strong>"Amerikan hayat tarzı"&nbsp;</strong>kendi içinden çürüyor...<br />
Düşünebiliyor musunuz?<br />
Zamanında Moskova'da sergiledikleri evin kredi borçlarını ödemekte zorlanan insanların ülkesi ABD.<br />
Neoliberal iştahla komünizmi sarsıp yıktılar; bütün dünyayı kendilerine benzettiler.<br />
Dünya da onlarla birlikte bozuluyor.<br />
İşte bu yüzden...<br />
<strong>NATO'nun varlığı asıl şimdi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>dünyaya karşı çıplak bir tehdide</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>dönüşmek üzere...</strong><br />
Bu noktaya mim koyun!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>NOT DEFTERİ</strong><br />
Şakanın en zalimi hangisidir, bilir misiniz? İnsana evvelâ ümit, sonra bir zaruri hayal kırıklığı vermek... (REŞAT NURİ GÜNTEKİN / Akşam Güneşi)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 16:27:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ticari ahlakımızı sorgulayalım</title>
                <category>Nihat Hatipoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ticari-ahlakimizi-sorgulayalim-12250</link>
                <author>nfjkldfd@hotmail.com (Nihat Hatipoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ticari-ahlakimizi-sorgulayalim-12250</guid>
                <description><![CDATA[Ticari ahlakımızı sorgulayalım]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Dürüst ve güvenilir tüccar ahirette peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber olacaktır." Kazancın çoğu ticarettedir. Ticareti bereketli kılan şey ise samimiyet, dürüstlük ve kul hakkına riayettir. Bu prensiplere uymadan yapılan ticaret pişmanlık, hüsran ve beladır. İnsanları aldatarak ticaret yapan kişi hem dünyasında huzuru bulamaz hem de ahirette esenliğe ulaşamaz. Ticarette kişinin parası imtihanıdır. Bu imtihanı dürüstlükle aşabiliriz. Bu nedenle Hz. Peygamber'e nispet edilen şu uyarı dikkate alınmalıdır: "Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi (zafiyeti) de maldır." (Tirmizi, Zühd, 19).<br />
Elbette tüccar kazanmak için ticaret yapar. Ama aşırı kazanç, bir anda malları toplamak, bire 5-10 katarak tüketiciyi zora sokmak İslam ahlakıyla örtüşmez. Peki bu konuda bizi esir alan zafiyetlerimiz, hatalarımız nelerdir? Onu bir kurcalayalım.<br />
<br />
<strong>AÇGÖZLÜLÜK, AŞIRI KÂR HIRSI</strong><br />
Efendimiz insanı esir alan bu zafiyeti şöyle tanımlıyor: "Âdem oğlunun iki dere dolusu malı olsa, bir üçüncüsünü ister. Âdem oğlunun karnını, açgözlülüğünü topraktan başka bir şey dolduramaz." (Buhari, Rikak, 10; Müslim, Zekat, 116).<br />
Elbette dürüst tüccarlar vardır ve bu fitne kaosundan etkilenmezler. Helal kazanır, helal harcar. Ama zıddının sayısı da haylice kabarıktır. Vurguncu, aşırı kâr tutkunu, köşe dönmek için fırsat kollayan, herkese ayrı bir fiyat çeken insanlar yok mu? Kim buna yok diyebilir. "Muhteris, çıkar düşkünü kişi doymaz." (İbn Mace, Zühd, 8).<br />
<br />
<strong>ONUNLA TİCARET YAPTIN MI?</strong><br />
Yolculukta, ticarette, komşulukta ticari ahlak ortaya çıkar. Adamın biri, şahitlik ettiği adamı aklamaya çalışınca Hz. Ömer sorar: "Onunla yolculuk, ticaret veya komşuluk ettin mi?" Adam, "Hayır ama onu camide gördüm" dediğinde Hz. Ömer'in cevabı kesindir: "Kişinin durumuna bak. Onu övme. İhlas, kulun boynunu eğişinde değildir." (Haraiti, Mekarimul Ahlak, 1/185).<br />
Hz. Ömer'i etkileyen duruş, Hz. Muhammed'in (SAV) şu direktifi değil mi? "Allah sizin (sadece) namazlarınıza, oruçlarınıza bakmaz. Sizin parayı nasıl kazanıp nasıl harcadığınıza bakar." (Kenzül Ummal, 8436).<br />
<br />
<strong>MALI ÖVME VE YERME</strong><br />
Malı satarken övüyoruz. Malın eksiğini, defosunu göstermiyoruz. Muhatabı etkileyen brifing veriyoruz. Malı ederinden pahalıya da satıyoruz. Ama alırken fiyatı düşürecek bütün eksiklikleri birbiri ardınca sıralıyoruz. Bu ne İslam'a ne de vicdana uyar. Elimizdeki malı, bilhassa gıdaları günübirlik fiyatlandırıyoruz. İnsanları kandırmanın adını güncelleme koyduk, yazık. Alım gücü sınırlı olan insanları da o mallardan mahrum ediyoruz.<br />
<br />
<strong>HARAM MALI ALAMAYIZ</strong><br />
Malın çalıntı olduğunu bile bile ucuza geldi diye satın alan kişi hırsızla aynı terazidedir. Haram kazancın ne hayrı olur ne de kârı. Bir yerden girer, 50 yerden çıkar.<br />
<br />
<strong>ALIŞVERİŞTE YEMİN DOĞRU DEĞİL</strong><br />
Alışverişte gereksiz yemin şeytanın işidir. Adam malı alacak ama ederini bilmiyor. Neticede hayatında belki ilk ve son kez önemli bir mal alacak. Adamı yalanla, yeminle aldatmak büyük günahtır.<br />
<br />
<strong>'SENİN MALIN 500 DİRHEM EDER'</strong><br />
Kadın ipekli bir kumaş getirip tüccar olan İmam-ı Âzam Ebu Hanife'ye satmak ister. Ebu Hanife sorar: "Kaça satıyorsun?" Kadın der ki: "100 dirhem". Ebu Hanife, "Hayır senin bu satacağın kumaş daha pahalıdır. 100 dirheme satarsan zarar edersin" der. Kadın şaşırır, 100 dirhem daha artırır. Ebu Hanife, "Mal değerini bulmalı artık" der. Kadın 100'er 100'er artırıp 400 dirheme çıkarır. Ebu Hanife, "Böyle olmaz" deyip maldan anlayan bir uzman buldurarak "Bu ipek kumaşa fiyat biç" der. Adam "500 dirhem" deyince Ebu Hanife kadına bu parayı verip kumaşı satın alır.<br />
Hiçbirimizi ayırmadan soralım: "Hani Ebu Hanife gibi tüccar? Hani haram bir kuruşa tenezzül etmeyen insaf sahipleri?"<br />
<br />
<strong>'BEN SİFTAH YAPTIM'</strong><br />
Müşteri kovalayan kişiliğe nasıl savrulduk? Denir ki, İstanbul fethedilir. Papazlar bu fethin altyapısını öğrenmek isterler. Bir bakkaldan mal satın almak isterler. Adam, "Bu mal var ama ben siftah yaptım. Filan komşum henüz siftah yapmadı. Siz ondan alın" der. Gittikleri ikinci bakkal da aynı sözü söyler. Fetih kapısını açan bu doygun kalptir. Şimdiyse "Komşumuza giden müşteri de bana gelsin" kavgasındayız.<br />
<br />
<strong>FİYATI ARTSIN DİYE MALI DEPOLAMAK</strong><br />
Buna eskiler "gabni fahiş" demişler. Ederinden fazlaca aşırı kazanç. Bu da haramdır. Piyasayı bloke edip üreticinin ve tüketicinin arasına onlarca aracı koyarak malı aşırı yükseltmek haramdır. Efendimiz bu konuda ağır konuşmuştur. "Malı piyasaya sürüp alışverişin önünü açan kazanmıştır. Malı pahalıya satmak için bekleten ise Allah'ın gazabına uğramıştır." (İbn Mace, Ticaret, 6).<br />
<br />
<strong>KAZAN AMA TEMİZ KAZAN</strong><br />
Şimdi şu hadisi yaşamıyor muyuz? "İnsanlar öyle bir zaman gelecek ki, malı helalinden mi, haramdan mı aldığına hiç aldırmayacak." (Buhari, Büyen, 23). Maalesef vicdan, merhamet, akıl ve iman tutulması yaşanıyor. Gerçek mümin, kalplerin ve gözlerin allak bullak olacağı bir günden korkar. (Nur, 37).<br />
<br />
<strong>ORTAKLIKTAN ŞİKÂYET ÇOK</strong><br />
Şöyle bir kudsi hadis, Kenzül Ummal'de geçer: "Allah buyurdu ki, iki ortaktan biri diğerine ihanet etmediği sürece onların üçüncüsü benim. Şayet biri ötekine ihanet ederse ben aralarından çıkarım."<br />
Allah'ın ortaklığı sözü mecazi anlamdadır. Yani "Onlar birbirlerine dürüst oldukça ben onları korurum" demektedir. Ortaklıkları bozan şey, haram yemek, açgözlülük, ortaklığın şartlarına uymamak ve aşırı tutkudur.<br />
<br />
<strong>TİCARET ERBABI KENDİNİ SORGULAMALI</strong><br />
Dükkân, market, gıda, giyim, lokanta, pazar gibi binlerce farklı alanda faaliyet gösteren ticaret erbabı kardeşlerimiz kendilerini sorgulamalı. Hatta bir araya gelip sektörü güvenilmez kılan insanları ölçü ve nizam dâhilinde iyi sözle insafa davet etmeliler.<br />
<br />
<strong>BOY ABDESTİ</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>GEREKİYORKEN</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>SAÇINI BOYAYANIN<strong>&nbsp;</strong>DURUMU NEDİR?</strong><br />
Saçına boyayacak kişinin vücudu temizken bunu yapması daha doğrudur. Bununla beraber cünüpken saçını boyamış kişinin boy abdesti ve normal abdesti geçerli olur. Zira önemli olan saçının dibinin (derinin) ıslanmasıdır.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Tecvitle Kuran okuyamıyorum.</strong>&nbsp;<strong>Kuran okumayı bırakayım</strong>&nbsp;<strong>mı?</strong><br />
Tecvit, Kur'an-ı Kerim'i daha doğru ve hakkını vererek, yani harfleri tam ve doğru okumak için geliştirilen dilbilgisi kurallarıdır. Kuran'ı tecvitli okumak elbette güzel olur. Ama siz tecvit bilmiyorsanız ve öğrenemiyorsanız bildiğiniz kadarıyla Kur'an'ı okumaya devam edin. Kuran'dan uzaklaşmanız doğru değildir. Kişi gücünün yetmediğinden sorgulanmaz.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Balık avlamak, hayata</strong>&nbsp;<strong>son verildiği için haram mı?</strong><br />
Yüce Allah istifade etmemiz için birçok nimet vermiştir. Balık ve benzeri canlı ürünler de bu nimetlerdendir. Usulüne uygun, nesli kurutmamak ve ekolojik dengeyi bozmamak koşuluyla balık avlamak sakıncalı değildir. Ancak bir insanın balık veya et yememek gibi bir tercihi olabilir. Bunu başkasına dayatmadan kendi adına uygulaması (harammış gibi sunmadıktan sonra) caizdir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 16:26:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/nihat-hatipoglu-1618905437.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zengine vergi gelir eşitsizliğini azaltır</title>
                <category>Dilek Güngör</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/zengine-vergi-gelir-esitsizligini-azaltir-12249</link>
                <author>dgfhhf@hotmail.com (Dilek Güngör)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/zengine-vergi-gelir-esitsizligini-azaltir-12249</guid>
                <description><![CDATA[Zengine vergi gelir eşitsizliğini azaltır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dün İsviçre bankası&nbsp;<strong>UBS</strong>'in raporu dikkati çekti. 2024 Küresel Servet Raporu'na göre&nbsp;<strong>Türkiye, kişisel servet artışında</strong>&nbsp;<strong>ilk sırada</strong>. TL cinsinden büyüme&nbsp;<strong>yüzde 157.78</strong>. Dolar cinsinden&nbsp;<strong>yüzde 63.2</strong>. Önümüzdeki beş yıl içinde Türkiye'deki&nbsp;<strong>dolar cinsinden</strong>&nbsp;<strong>milyoner sayısının yüzde</strong>&nbsp;<strong>43 oranında artması&nbsp;</strong>bekleniyor. 2028'e kadar 90 bine yaklaşacak. Düşünsenize, Türkiye'de en zengin yüzde 1'lik kesim ülkedeki servetin yüzde 40'ını alıyor. Gelir dağılımı eşitsizliğinde ciddi bozulma var.<br />
Kabul ediyorum, zor zamanlardan geçildi, geçiliyor. Pandemi bitti, yanı başımızda savaş oldu, ardından küresel enflasyon tırmandı. O bitmeden Asrın Felaketi'ni yaşadık. Sonrasında para politikasında yeni bir aşamaya geçtik. Bu süreçte hep birileri kazanmaya devam etti.<br />
Zaten öyledir…<br />
<strong>Kriz dönemleri finansal</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>avantajı olanlar için fırsattır.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Özellikle yüksek enflasyon dar</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>gelirli, emekli, asgari ücretlinin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>cebindeki parayı günden güne</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>eritirken, parası olanlar yüksek</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>faizden kazanır. Dövizden de</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>borsadan da paralarını katlar</strong>…<strong>&nbsp;</strong>Hatta düşen ev ve araba fiyatını ilerisi<strong>&nbsp;</strong>için fırsata çevirir.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Şu anda da böyle bir durum yaşanıyor.<br />
Amma…<br />
Kamu otoritesi çeşitli politikalarla gelirin dağılımında adaleti sağlayabilir.<br />
Mesela ne yapabilir?<br />
Genellikle devletlerin bu sorunu çözmek için uyguladığı politikaların başında maliye politikaları gelir.&nbsp;<strong>Kamu,</strong>&nbsp;<strong>vergiler ve kamu harcamaları</strong>&nbsp;<strong>ile gelirin yeniden dağıtılmasını</strong>&nbsp;<strong>sağlayabilir.&nbsp;</strong>Zengin kesimden, orta ve düşük gelirli kesime doğru transfer gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltır.<br />
<strong>Maliye'nin önündeki vergi<strong>&nbsp;</strong>paketi bu açıdan bir fırsattır.</strong><br />
Ne için mi?<br />
Zenginin de fakirin de, işçinin de patronun da aynı oranda ödediği dolaylı vergiler yerine dolaysız vergilerin gündeme gelmesi için… Ücretini alır almaz gelir vergisini ödeyen işçiler yerine patrondan vergi almak için… Kriz ortamında enflasyonu tetikleyen yüksek karların vergisini toplamak için…</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Fakat duyuyorum ki, Gelir İdaresi Başkanlığı'nın hazırladığı paket kırpılıyor.<br />
Örneğin,&nbsp;<strong>lüks içinde yaşayıp</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>gelirini gizleyenlerin peşine</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>düşülecekti.&nbsp;</strong>Adil vergi sistemi<strong>&nbsp;</strong>için en önemli maddelerden biriydi.<strong>&nbsp;</strong>Gelir ve harcama tutarları arasında<strong>&nbsp;</strong>yüzde 20'den fazla uyumsuzluk saptanan<strong>&nbsp;</strong>mükelleflerden detaylı bilgi talep<strong>&nbsp;</strong>edilecekti. Seyahatler, lüks otel giderleri<strong>&nbsp;</strong>gibi yüksek harcamalarını nasıl karşıladıklarını<strong>&nbsp;</strong>açıklamak zorunda kalacaklardı.<strong>&nbsp;</strong>Açıklayamazlarsa Maliye yakalarına<strong>&nbsp;</strong>yapışacaktı.&nbsp;<strong>Tapuda milyonluk</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>evlerin rayicinin düşük gösterilerek</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>devletin kasasına el uzatılması</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>engellenecekti.&nbsp;</strong>Birden<strong>&nbsp;</strong>fazla evi olanlardan ekstra vergi alınması<strong>&nbsp;</strong>maddesiyle kiralamadan boş tutulan<strong>&nbsp;</strong>evler sorunu çözülecekti.<br />
Fakat&nbsp;<strong>bu ve bunun gibi maddelerin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>taslaktan çıkarıldığını<strong>&nbsp;</strong>duyuyoruz.</strong><br />
Vergi düzenlemesi Meclis'e kaç maddeyle gelebilecek, bilmiyorum.<br />
Umarım,&nbsp;<strong>Maliye iş dünyası</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>lobilerine boyun eğmez de kârdan,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ranttan daha fazla vergi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>alınan, az kazananın az, çok</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kazanın çok vergi ödediği bir</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>düzene geçebilir.</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 16:25:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/02/dilek-gungor-1612770059.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HER GÜNE BİR KELİME, BİR SÖZ BİR FIKRA</title>
                <category>Durdu Güneş</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/her-gune-bir-kelime-bir-soz-bir-fikra-12248</link>
                <author>durdugunes@hotmail.com (Durdu Güneş)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/her-gune-bir-kelime-bir-soz-bir-fikra-12248</guid>
                <description><![CDATA[HER GÜNE BİR KELİME, BİR SÖZ BİR FIKRA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>9/7/2017</p>

<p>SANDVİÇ</p>

<p>Sandviç (kelimenin orjini sandwich) İngilizce bir kelimedir. Sandviç, iki ince ekmek dilimi arasına tereyağı, peynir, sucuk vb. konularak hazırlanan yiyecektir.</p>

<p>Sandviç İngiltere’de Kent bölgesinde bir bölgenin adıdır. &nbsp;</p>

<p>Sandviç adını, Dördüncü Sandviç Kontu John Montagu’nun (1718-1792) yemek alışkanlığından almıştır. Kumara düşkün olan kont bir eliyle oyun kağıtlarını tutarken diğer eliyle iki ekmek dilimi arasına konulmuş etten yiyeceğini yermiş. Daha sonra bu yiyecek sandviç olarak anılır olmuş.</p>

<p>İletişimde sandviç yöntemi diye bir usul var.</p>

<p>Sandviç yöntemi incitmeden birini eleştirmeyi ve kişiyi ikna etmeyi sağlamaya yöneliktir. Bu yöntem iki iltifat arasına zulalanmış eleştiridir.</p>

<p>Karşıdaki kişinin olumsuz bulduğunuz tavrını iki olumlu arasına alarak ona sunmaktır. Birisine eleştirinizi sunmadan önce onun olumlu bir yanını vurguluyorsunuz. Bu sandviç ekmeğinin üst kısmıdır. Sonra &nbsp;ve bağlacıyla araya eleştirinizi yerleştiriyorsunuz. Sandviçin alt ekmeği olarak da olumlu bir söz söyleyerek ve açıklama getirerek, sandvici sunuyorsunuz.</p>

<p>Örneğin, “Derslerinize çok dikkat eden bir öğrenci olduğunuzu biliyorum. Ve düzenli ders çalışmanız halinde en başarılı öğrenciler arasında yer alacağınıza inanıyorum” gibi.</p>

<p>BİR SÖZ</p>

<p>Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti böyle? Ah nerede şimdi geçmişin aylakları? Halk türkülerinin tembel kahramanları neredeler?<br />
Milan Kundera, Yavaşlık adlı romanından</p>

<p>ANKARA MARTISI</p>

<p>Genç gazeteci Emekli Mehmet Efendiye sormuş. “Aristoteles ‘Siyaset ahlaki bir faaliyettir.’ Demiş. Machiavelli ise &nbsp;‘Siyaset her türlü ahlaksızlıktır.’ demiş. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?</p>

<p>Emekli Mehmet Efendi &nbsp;biraz sessiz kalmış, sonra: “Siyasi konularda söz söylemek netamelidir. Ancak siyasetin içindeki ahlakın halini sorarsanız ben onu “Ankara martısı” gibi görüyorum” demiş.</p>

<p>Genç gazeteci konuyu biraz açmasını istemiş.</p>

<p>Emekli Mehmet Efendi söze kaldığı yerden devam etmiş: “Bazı martılar kıyı kentlerden kamyonlara yüklenen balıkların peşine düşerek Ankara’ya gelir. &nbsp;Doğal ortamından uzaklaşan martılar, sonunda Mamak çöplüğünde yaşamaya başlar ve renkleri kararıp kargaya benzerler. İşte öyle bir şey.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 17:18:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/10/durdu-gunes-1603798958.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran, İngiltere, Fransa seçimlerinin verdiği mesajlar</title>
                <category>Hilmi Daşdemir</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/iran-ingiltere-fransa-secimlerinin-verdigi-mesajlar-12247</link>
                <author>asdfghh@hotmail.com (Hilmi Daşdemir)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/iran-ingiltere-fransa-secimlerinin-verdigi-mesajlar-12247</guid>
                <description><![CDATA[İran, İngiltere, Fransa seçimlerinin verdiği mesajlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2024 yılı seçimler yılı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bir seçim bitiyor.</p>

<p>Başka bir seçim başlıyor.</p>

<p>Bu yılın en önemli seçimi, ABD’de olacak.</p>

<p>Adaylığında bir problem olmazsa neredeyse zorla başkanlığı elinden alınan Trump, tekrar seçilecek gibi gözüküyor. Biden’in adaylığı, demokrat yönetici ve seçmenin moralini ciddi anlamda bozmuş durumda.</p>

<p>Ama biz şimdi, yeni yapılan seçimlere bir bakalım.</p>

<p><strong>İran</strong></p>

<p>İran seçimlerini, Türk asıllı Dr. Mesut Pezeşkiyan kazandı.</p>

<p>Aldığı oy yüzde 53,6 iken Said Celili 44,3 oy alabildi.</p>

<p>Zaten seçimin favori adayı da Pezeşkiyan idi. Seçime katılım oldukça düşüktü, sadece yüzde 40,6. Seçime katılımın az olmasının en önemli sebebi, rejimi protesto amacı taşıyordu.</p>

<p>Mesut Pezeşkiyan, rejimle bir problemi olamasa dahi reformist ve Türk kimliği ile tanınan birisi. Ayrıca, Kürtlerin yoğun yaşadığı yerlerde de doktorluk yaptığı için Kürtçe de bilmekte Onlar ile yakın ilişki de kurabilmektedir.</p>

<p>Aynı zamanda ‘’Ben Türk’üm. Türklüğümle gurur duyuyorum.’’ şeklinde açıklamaları var. Evinde Türkçe konuştuğunu da biliyoruz.</p>

<p>Eğitimi, sağlığı öncelemekle birlikte adil bir gelir dağılımı konusunu da önceleyeceğini vadetmişti.</p>

<p>İran’da Türk asıllı bir cumhurbaşkanının seçilmiş olması memnuniyet verici olmakla birlikte, İran’ın geçmiş yayılmacı politikaları dikkate alınacak olursa bu politikalardan kolay kolay vazgeçecek bir ülke olmayacağını da söylemek durumdayız.</p>

<p>Bu yönüyle de Mesut Pezeşkiyan’ın önümüzdeki dönemde neler yapacağı, yapabileceği merak konusu olsa bile mevzubahis İran olunca aşırı temkinli iyimserlik yerinde olacaktır.</p>

<p><strong>İngiltere</strong></p>

<p>İngiltere, 1885 seçimlerinden sonra en düşük katılımın olduğu bir seçim yaşadı. Katılım yüzde 60, gerçi 2001 seçimlerinde de yüzde 59 olarak gerçekleşmiş ama netice itibarıyla katılım oldukça düşük kalmış.</p>

<p>Katılımın düşüklüğü bir tarafa, yüzde 33,7 ile en yüksek oyu alan İşçi Partisi 412 milletvekili çıkarırken iktidardaki muhafazakâr parti yüzde 23,7 oy ile 121 milletvekili çıkarabildi.</p>

<p>Katılım ve seçim sistemindeki adalet İngiltere’nin sorunu olmakla birlikte, Avrupa’daki bazı ülkelerin aksine İngiltere’de de sol kazandı.</p>

<p>Şunu da unutmadan, İngiltere’de hangi parti kazanırsa kazansın kraliçe ya da krala hizmet eder. Başka ülkelerin çıkarlarına göre partiler aksiyon almazlar, alamazlar.</p>

<p>Nitekim, Rishi Sunak Hint kökenli olsa da İngiltere’nin ‘ali’ çıkarlarına hizmet etmiş birisi idi.</p>

<p><strong>Fransa</strong></p>

<p>Fransa’da da seçimler oldu.</p>

<p>İlk turda katılım yüzde 59,39 iken Marine Le Pen’in partisi RN yüzde 33’le birinci çıkmış ve bu sebepten dolayı da büyük dikkat çekmişti.</p>

<p>Fransa’da endişe ile karşılanan bu sonuç, ikinci turda partilerin ve parti tabanlarının farklı hareket etmelerini getirdi.</p>

<p>Le Pen’in partisi RN’ye karşı ittifaklar kuruldu. Sol ittifak olarak adlandırılan Yeni Halk Cephesi 182 milletvekili, Cumhuriyet için hep birlikte (Macron) 168, Ulusal Birlik ve İttifakları (RN’nin de içinde bulunduğu ittifak) 143.</p>

<p>Görüldüğü gibi Fransa seçmeni, genel olarak Macron ve RN’ye karşı ittifak kurmuş denilebilir.</p>

<p>Başbakan Gabriel Attal istifa etti ama Macron istifayı kabul etmeyerek kamuoyunu oyalayacak gibi duruyor.</p>

<p>Sol İttifak lideri Jean- Luc Melenchon ‘’Filistin devletini tanıyacağız.’’ demişti.</p>

<p>Filistin’i tanıyacak bir parti iktidara getirilir mi? Onu da göreceğiz.</p>

<p>Ayrıca, bizde solcular -ki sol deyince tüm sol partilerin CHP ile birlikte hareket ettiğini unutmayalım- iktidara gelmiş olsaydı Filistin’i tanırlar mıydı?</p>

<p>Cevabı biliyorsunuz, ‘’tanımazlar’. Hatta Siyonist İsrail ile birlikte hareket ederlerdi. Bizdeki solun en büyük problemi, emekten ezilenden yana gözüküp emek ve sermayeden yana tavır almalarıdır.</p>

<p>Peki, bizdeki sol Türkiye’nin çıkarları ile batı çıkarları çatışsa kimden yana tavır alırlardı?</p>

<p>Bu sorunun cevabını da Mavi Vatan gibi konularda CHP’li siyasetçilerin kimlerle birlikte hareket ettiklerine bakarsak görürüz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 17:16:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/11/hilmi-dasdemir-1606041695.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kupanın ardında yatan gerçek</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/kupanin-ardinda-yatan-gercek-12246</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/kupanin-ardinda-yatan-gercek-12246</guid>
                <description><![CDATA[Kupanın ardında yatan gerçek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şöyle yazmış sevgili okurum&nbsp;Ali Aktulga: "Avrupa Şampiyonası'nda formalar olmadan hangisinin hangi ülkenin takımı olduğunu anlayamazsınız..."<br />
O kadar haklı ki... Eskiden her ülkenin bir futbol tarzı, stili, kişiliği vardı. İngilizler güç ve hava hakimiyetine dayalı uzun paslı futbol oynardı. İtalyan ve İspanyollar bol paslı, savunma esaslı, ikili mücadele kazanma odaklı futbol anlayışına sahipti. Almanlar makine düzeninde adeta gözü kapalı oynayan bir sistem takımıydı. Hollanda toplu savunma, toplu hücumu benimseyen tam bir ekip ruhuyla mücadele ederdi.<br />
Peki ya şimdi? Herkes aynı futbolu oynuyor. Futbolun gökkuşağı, soluk bir tek renge büründü. Futbol artık kimliksiz, ruhsuz bir didişme...<br />
Bunda artık milli takımları yabancı hocaların yönetmesinin, kendi ülkesi dışında mücadele eden lejyoner oyuncuların sayısının artmasının ve futbol yayınlarının yaygınlaşmasının etkisi var tabii ki. Ama bana göre en büyük etken, küreselcilerin futbolu da tek tip bir kalıbın içine sığdırma çabaları. Her şeyde olduğu gibi futbolda da gizliden gizliye bir kimliksizleştirme, milliyetsizleştirme operasyonu var. Spor malzemesi üreticileri de forma değil, artık tek tip "üniforma" üretir oldular. Baksanıza: Türk,&nbsp;Hollandalı&nbsp;ve İngiliz kaleciler turnuvada aynı yeşil renkli kamuflaj kaleci kazağını giydiler...<br />
UEFA'nın Bozkurt işareti yaptı diye&nbsp;Merih Demiral'a verdiği verdiği ceza bile bu milliyetsizleştirme operasyonunun bir parçası. İstiyorlar ki tüm dünya tek tip üniformaya bürünsün ve daha kolay yönetilsin. Kupa boyunca tribünde maç izleyen her devlet başkanının uzun uzun ekrana getirilmesine rağmen stattaki Erdoğan'ın tek kareyle bile ekrana yansıtılmaması da bu çarka çomak sokanlara karşı duyulan büyük hazımsızlığın en açık belgesidir.<br />
<br />
<strong>Bir Bozkurt paniği daha</strong><br />
Batılılar Bozkurt işareti görünce delleniyorlar. Sanırım genlerine kodlanmış korkuları harekete geçiyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/08/kupanin-ardinda-yatan-gercek-1720451466427.jpeg" title="kupanin-ardinda-yatan-gercek-1720451466427.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Bu kez de göğsünde Türkiye ve Azerbaycan bayrağı ile Bozkurt işareti yaparak ringe çıkan Türk kickboks sporcusunu Hollanda istihbaratı evinden aldı. Bir daha Bozkurt yapması halinde sınır dışı yapılarak ömür boyu deport edileceği söylendi. Şampiyonluk maçına çıkacak olan&nbsp;Behram Recepzade&nbsp;ise karşılaşmadan sonra Hollanda istihbaratına bir sürprizi olduğunu söyledi.<br />
Büyük bir merak ve ümitle bekliyorum...<br />
<br />
<strong>Bravo Cem Adrian!</strong><br />
Van'daki Kültür Yolu Festivali için "görevlendirilen" provokatörler yine işlerini lâyıkıyla (!) yaptılar. Önce Bengü'yü sonra da&nbsp;Cem Adrian'ı sahnede pet şişe yağmuruna tuttular.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/08/kupanin-ardinda-yatan-gercek-1720451468963.jpeg" title="kupanin-ardinda-yatan-gercek-1720451468963.jpeg" /><br />
<br />
Cem Adrian suratına inen şişenin acısına aldırmadan konserini tamamladı. Sonra da sosyal medyasından enfes bir mesaj paylaştı:<br />
"Mahcubiyet ile ilgili mesaj ve yorumlar okuyorum. Ben çok iyi ve güzel hissediyorum. Böyle bir şey hissetmenize gerçekten gerek yok. Bir gül bahçesinde gibiydim. 1-2 dikenden sebep bahçeye küsülmez ki, ben dikeni de severim gülden ötürü... Muhteşemdiniz Van... Her şey için minnettarım."<br />
Her krizi, vatanı bölmek için fırsata çeviren bazı sanatçı müsveddelerine şahane bir kapak yaptın Cem kardeşim. Yüreğine sağlık.<br />
<br />
<strong>Gaf kürsüsü</strong><br />
"Siyahi başkan ile çalışan ilk başkan yardımcısıyım. Ayrıca ilk siyahi kadın olmaktan gurur duyuyorum." (ABD Başkanı Biden, yine çuvallıyor)<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
LGS'de tek yanlışı olan çoban çocuğun cep telefonu ve televizyonu yoktu. ABD'de kalp krizi geçiren şoförü fark edip, frene basarak herkesi kurtaran çocuk, otobüsteki cep telefonuna bakmayan tek kişiydi. Bilmem anlatabildim mi?<br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
"Şevval Şahin teknesinde bize boyunun ölçüsünü aldırıyor. Roma sütunu gibi bacakları bak bak bitmiyor." (Magazin D'den bir haber seslendirmesi)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 16:55:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dış gündemin yakıcılığında iç gündemin sorunlu alanları!</title>
                <category>Okan Müderrisoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/dis-gundemin-yakiciliginda-ic-gundemin-sorunlu-alanlari-12245</link>
                <author>dfdgdgd@hotmail.com (Okan Müderrisoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/dis-gundemin-yakiciliginda-ic-gundemin-sorunlu-alanlari-12245</guid>
                <description><![CDATA[Dış gündemin yakıcılığında iç gündemin sorunlu alanları!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>izler, bu satırları okurken bizler, Sn. Cumhurbaşkanımızın davetiyle,&nbsp;NATO'nun 75. kuruluş yıldönümü zirvesi dolayısıyla&nbsp;ABD'nin başkenti&nbsp;Washington DC'de olacağız. Elbette kapsamlı izlenimlerimizi ve sıcak bilgilerimizi paylaşacağız...<br />
NATO'nun öncelikleri, Türkiye'nin güncel dış politika pozisyonunun yansımaları, Türk-Amerikan ilişkilerinin seyri, bilhassa terörle mücadele başlığı altındaki kritik meseleler, F-16 modernizasyonu ve yeni nesil F-16 alım süreci, F-35 dosyasının yeniden açılması ihtimali, Gazze'de ateşkes umudu ve&nbsp;Filistin Devleti'nin tanınması çabası, Ukrayna'daki savaşın sona erdirilmesi, ABD'deki Başkanlık seçimi öncesi genel görünüm...<br />
Stratejik ve diplomatik başlıklar, görünür gelecekte Türkiye'nin gündemini fazlasıyla meşgul edecek. Ancak dış sahadaki etkinliğin içeride güçlü siyasi irade, sağlam toplumsal birlik ve ekonomik istikrarla da yakından ilgisi var. Şimdilik,&nbsp;<strong>"siyasette</strong>&nbsp;<strong>normalleşme"&nbsp;</strong>adı altında süren yumuşama döneminin göreceli avantajlarının yaşandığı bir dönemdeyiz. İşte bu dönem, fırsata çevrilmesi gereken bir dönem. Yani... Muhalefetle er ya da geç yaşanacak siyasal hesaplaşma öncesi bünyenin bağışıklığının takviye edilmesi, hâlâ merakla beklenen&nbsp;AK Parti&nbsp;içi değişimin niteliği önemini korumakta.<br />
<strong>Bu noktada</strong>... Değişim yönetimi adına hassas bir kaç hususu, somut örnek üzerinden analiz etmek isterim. Zira... Görünür/ görünmez unsurların devreye girdiği, idari kararlar bakımından risk yaratan, dedikoduyla biçimlenen, bürokrasiyi belirsizliğe iten bir tablo söz konusu. Üstelik böylesi puslu havada el ovuşturanlara gün doğduğu da bir gerçek.<br />
Geride bıraktığımız ay,&nbsp;İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin sosyal medya hesabından şöyle bir açıklama yapıldı:<br />
<strong>"Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ailesindeki sağlık sorunları nedeniyle</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>görevinden affını istediği</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yönündeki iddialar, piyasalarda</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>güvensizlik oluşturmaya yönelik</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>manipülasyonlardır. Asılsız iddialara<strong>&nbsp;</strong>itibar etmeyiniz."</strong><br />
Bu duyuruya gerek duyulması, öyle sıradan bir hadise değil aslında. Neden? Çünkü kabine değişimi olacağı iddiası, profesyonel mekanizmalar eliyle&nbsp;Ankara'da kendi kendini doğrulayan kehanete dönüşebiliyor. Peki, ne oluyor?<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Öncelikle</strong>, bakanlıkların içinden sonrasında -güya- AK Parti kulislerinden bir takım söylentiler yayılıyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Derken</strong>, birinin duyduğu ama kaynağını bilmediği bu tür söylemler, dilden dile dolaşıyor ve&nbsp;<strong>"yeni gerçeklik"&nbsp;</strong>olarak bilinçaltına yerleşiyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Haliyle</strong>, trol ortamına meze yapılıp, siyasi mahfillerde de servis edilen muhtelif anlatımlarla Bakanlar baskı altına alınıyor. Yakın çalışma ekibinin dikkati dağıtılıyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Böylece</strong>; nasırına basılan, usulsüzlüğü deşifre olan, kayıt dışı iş ve işlemleri açığa çıkarılan menfaat odakları adeta iştahlanıyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Bu yöntemle</strong>, Ankara'daki kurgu, İstanbul iş dünyasında da pazarlanıyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>E, doğal olarak&nbsp;</strong>İstanbul'dakiler, yine Ankara'daki tanıdıklarına veya çeşitli sosyal medya hesaplarına yöneliyor. İmal edilmiş bir söylenti, sorgulanmadan doğu kabul ediliyor.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;<strong>Neticede</strong>... Sadece Cumhurbaşkanı&nbsp;<strong>Tayyip Erdoğan</strong>'ın bildiği ve sadece onun takdir ve tensiplerine konu olan atama, bayrak değişimi, kan tazeleme kararları, bu hususta bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlarca ısıtılıp ısıtılıp servis ediliyor. Ve bunun üzerinde durmak gerekiyor. Hele ki kendisini hükümet karşıtı olarak konuşlandırdığını açıkça beyan eden medya organlarına parti çevrelerinden veya bürokrasiden geldiği ileri sürülen duyumların (!) ayrıca ele alınması kaçınılmaz hale geliyor. Açıkça belirteyim ki... Bu tarz eşkâli belirsiz ya da gizli kaynaklar üzerinden kurulan ve sürdürülen ilişkiler hiçbir zaman hayra alâmet olmamıştır. Burada bahsedilenin,&nbsp;<strong>"perde arkası</strong>&nbsp;<strong>gazeteciliği"&nbsp;</strong>gibi somut olguya dayanan ve hayli zor olan mesleki faaliyet olmadığı, tamamen hedef ve kişi odaklı&nbsp;<strong>"operasyonel</strong>&nbsp;<strong>faaliyetlere!"&nbsp;</strong>işaret ettiği çok açıktır!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 16:55:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/03/okan-muderrisoglu-1615451850.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özgür Özel, Esad’a ne diyecek?</title>
                <category>Mahmut Övür</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/ozgur-ozel-esada-ne-diyecek-12244</link>
                <author>hygjh@hotmail.com (Mahmut Övür)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/ozgur-ozel-esada-ne-diyecek-12244</guid>
                <description><![CDATA[Özgür Özel, Esad’a ne diyecek?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Suriye'de siyasi çözüm üretmek için, Türkiye'nin de destek verdiği Anayasa Komisyonu, Fikirdaş Ülkeler ve Uluslararası Dostluk Grubu gibi birçok girişim oldu. Ancak hiçbiri başarılı olamadı. Devreye Türkiye ile Suriye arasında, Rusya ve İran'ın da katıldığı Astana süreciyle başlayan ve yaklaşık iki yıldır hızlanan direkt&nbsp;<strong>"diyalog"</strong>&nbsp;süreci girdi.<br />
Bir önceki Dışişleri Bakanı&nbsp;<strong>Mevlüt</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Çavuşoğlu&nbsp;</strong>döneminde başlatılan,<strong>&nbsp;</strong>Dışişleri Bakanı&nbsp;<strong>Hakan Fidan</strong>'ın derinleştirerek<strong>&nbsp;</strong>devam ettirdiği bu süreç, bugün<strong>&nbsp;</strong>devlet başkanlarının görüşme noktasına<strong>&nbsp;</strong>kadar geldi.<br />
En net açıklamayı da bizzat&nbsp;<strong>Başkan</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Erdoğan&nbsp;</strong>yaptı:<br />
<strong>"Beşar Esad şu anda Türkiye ile</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ilişkileri düzeltme noktasında bir</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>adım attığı anda biz de ona karşı o<strong>&nbsp;</strong>yaklaşımı gösteririz."</strong><br />
Diyalog sürecinin hayata geçirilmesi için bu kez Rusya Devlet Başkanı&nbsp;<strong>Putin</strong>&nbsp;ve Irak Başbakanı&nbsp;<strong>Sudani'</strong>nin de devrede olduğunu belirten&nbsp;<strong>Başkan Erdoğan</strong>, son açıklamasıyla bunu daha da somutlaştırdı:<br />
<strong>"Biz davetimizi yapacağız.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>İnşallah bu davetle birlikte de</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Türkiye-Suriye ilişkilerini geçmişte</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>olduğu gibi aynı noktaya getirelim<strong>&nbsp;</strong>istiyoruz. Davetimiz her an olabilir"</strong><br />
Görünen o ki bu kez işin rengi biraz farklı. Hem Türkiye hem de Irak dahil bölge ülkeleri küresel sıkışmanın yaşandığı bir zaman diliminde bölge sorunlarını&nbsp;<strong>birlikte çözme&nbsp;</strong>kararlılığında. Bu da yeni bir dönemin hatta&nbsp;<strong>yeni bir ittifak</strong>&nbsp;<strong>hattının&nbsp;</strong>işareti.<br />
<br />
<strong>SİYASİ MİKSER</strong><br />
Dikkatinizi çekmiştir, bu haberlerin duyulmasıyla sanki bir merkezden düğmeye basılmış gibi Kayseri, Konya ve Sultanbeyli gibi muhafazakar şehir merkezlerinde göçmen karşıtı eylemlerle, Suriye topraklarında Türkiye'ye yönelik saldırılar birbirini izledi. Bu tesadüf değildi.<br />
<strong>Başkan Erdoğan&nbsp;</strong>da buna dikkat çekti:<br />
<strong>"Muhakkak ortada bir mikser</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>var. Yani bu tür olaylarda bir siyasi</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>mikserin olmaması mümkün değil.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Onlar ne kadar bu işi karıştırmaya</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>gayret ederlerse etsinler zaten biz</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>güçlü bir devlet olarak bunlara gereken</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>tokadı anında attık. Bundan<strong>&nbsp;</strong>sonra da atmaya devam ederiz,"</strong><br />
Diyalog ihtimalinin içeride ve dışarıda birilerini rahatsız ettiği çok açık. Mesela PKK eksenli SDG(YPG) bunu gizlemiyor bile... ABD destekli SDG, yayınladığı bildiride işgalin esas aktörü ABD emperyalizmine tek söz etmezken, Türkiye'yi&nbsp;<strong>"işgalci"&nbsp;</strong>ilan ediyor. Türkiye'de&nbsp;<strong>"PYD</strong>&nbsp;<strong>komşumuz olsa ne olur?"&nbsp;</strong>diyenlere duyurulur.<br />
<br />
<strong>ORTADOĞU&nbsp;</strong><strong>SATRANCI VE CHP</strong><br />
İşin belki de asıl can alıcı yanı, Ortadoğu'da büyük satranç oynanırken meseleye iç cephedeki aktörlerin nasıl baktığı. Özellikle de yerel seçimlerden birinci çıkan CHP'nin... CHP Genel Başkanı&nbsp;<strong>Özgür Özel,&nbsp;</strong>bu açıdan tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya. Ortada siyasi bir garabet var, Kayseri'de göçmenlere karşı saldırılar olurken&nbsp;<strong>Özel,</strong>&nbsp;toplumu sağduyuya çağırıyor ama partisinin İstanbul Gençlik Kolları sosyal medya hesabından Atatürk'e ait olmayan şu sözleri paylaşıyor:<br />
sözleri paylaşıyor:&nbsp;<strong>"Gereğinden fazla merhamet,</strong>&nbsp;<strong>vatana ihanettir."</strong><br />
Güya sosyal demokrat olacaklar... Bu gençlerin böyle bir rezilliğe, kışkırtıcılığa imza atmaları gerçekten dehşet verici... Bu çağrının neresinde sağduyu var?<br />
Tam bu zehirlenen siyasi zeminde&nbsp;<strong>Özel</strong>, Şam'a gidip Esad'la görüşeceğini de söylüyor. Merak ediyorum, oraya gittiğinde Esad'a, partililerinin ruh halini mi yansıtacak yoksa seçim sonrası verdiği&nbsp;<strong>"Türkiye siyaseti yapacağım"&nbsp;</strong>sözünün gereğini mi yapacak?<br />
Son sözü bir önceki Dışişleri Bakanı&nbsp;<strong>Mevlüt Çavuşoğlu</strong>'na bırakalım:<br />
<strong>"Bu görüşme bölge açısından</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>hayati derecede önemli. Tek</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bir görüşmeden bir şey çıkmayabilir</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ama önce görüşmek ve peşin<strong>&nbsp;</strong>hükümlü olmamak lazım."</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 16:54:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2020/12/mahmut-ovur-1607068920.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşırıya kaçmak lazım</title>
                <category>Salih Tuna</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/asiriya-kacmak-lazim-12243</link>
                <author>fsfdsf@hotmail.com (Salih Tuna)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/asiriya-kacmak-lazim-12243</guid>
                <description><![CDATA[Aşırıya kaçmak lazım]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsmet Özel</strong>, yıllar önce katıldığı 32. Gün programında "Sağ ve sol," demişti; modern dünyanın insanları kafeslere koymak için, insanları ambalajlamak ve zamanı gelince postalamak için uydurdukları şeylerdir...<br />
Sanırım artık o eski "kafesler" de dar gelmeye başladı.<br />
Zira son zamanlarda sağ yerine "aşırı sağ," sol yerine de "aşırı sol" veya "radikal sol" konuşulur oldu.<br />
Mesela...<br />
Fransa'da gerçekleşen genel seçimlerin ikinci turunda "aşırı solun" ana akım medyaya göre sürpriz şekilde birinci gelerek "aşırı sağı" üçüncülüğe mahkûm etmesi, söz konusu "aşırılıkları" tekrar gündeme getirdi.<br />
Lafın burasında sağ ve sol kavramlarının tarihsel olarak neye tekabül ettiğini kabaca hatırlamakta fayda var.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Malumunuz,&nbsp;<strong>Fransız Devrimi&nbsp;</strong>sürecinde&nbsp;<strong>Fransa Ulusal Meclisi&nbsp;</strong>ikiye bölünmüştü. Meclis başkanının sağında eski rejimi yani monarşiyi savunanlar oturmuşken, solunda devrim yanlıları yer almıştı. Sağcılar "geleneğe bağlılık" gibi kavramlar üzerinden siyaset yaparlarken, solcular "otoriteye başkaldırı" üzerinden tezlerini geliştirmişti.<br />
Böylece otoriteye ve otoritenin temsil ettiği müesses düzene başkaldırmak, sol siyasetin temel prensibi olageldi.<br />
Ta ki bu kavramlar, başkaldırılan müesses düzenin bizzat kendisi tarafından "insanları ambalajlamak ve zamanı gelince postalamak için" kullanılacak araçlara dönüştürülene kadar.<br />
Küresel müesses düzen, boyunduruğu altında tuttuğu memleketlerin halklarına, eğer solcu olacaklarsa "yerel ölçekte solcu" olmalarını öğretti.<br />
Yani kendi memleketlerinin düzenine baş kaldırmakla yetinmeli, küresel müesses sisteme karşı seslerini çıkarmamalıydılar. Bu nedenle kendi memleketlerinin düzenine baş kaldırırlarken, küresel müesses sistem tarafından çokluk destek gördüler.<br />
Zaten küresel müesses sisteme karşı gelirlerse "cici sol" olmaktan çıkar, solculuklarında aşırıya kaçmış, maazallah "aşırı sol" haline gelmiş olurlardı.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Fransa genel seçimlerinin neticesinde çarpıcı bir zafer elde eden "aşırı sol" koalisyonun ön plana çıkan ismi&nbsp;<strong>Mélenchon</strong>'un "aşırılığı," işte bahsettiğimiz bu küresel müesses sisteme başkaldırmasından kaynaklanıyor.<br />
<strong>ABD&nbsp;</strong>ve&nbsp;<strong>AB</strong>'nin küresel politikalarını kıyasıya eleştirmesi,&nbsp;<strong>Ukrayna&nbsp;</strong>savaşına karşı çıkması ve en önemlisi de her zaman&nbsp;<strong>Filistin</strong>'i savunmuş olması (seçim sonuçlarının ardından ilk demeci "Filistin'i tanıyacağız" oldu) onu küresel müesses sistemin hedef tahtasına oturtuyor.<br />
Mélenchon&nbsp;tarzı "aşırı solun" temel düşmanının&nbsp;<strong>Le Pen&nbsp;</strong>tarzı "aşırı sağ" yerine, "cici sol" yani "<strong>liberal sol</strong>" olması da oldukça manidar.<br />
LGBT vs. gibi tali mevzuları gündeme oturtup, insanların dikkatini küresel müesses nizama getirilecek gerçek eleştirilerden uzaklaştıran "liberal sol," Mélenchon'un temsil ettiği "aşırı solun" olası zaferini engellemek için elinden geleni yapmıştı. Örneğin,&nbsp;<strong>The Guardian</strong>'da çıkan bir dizi makale Mélenchon'u, İsrail hakkındaki tutumu,&nbsp;<strong>Almanya&nbsp;</strong>konusundaki şüpheciliği ve "<strong>Putin'e karşı yumuşak tavrı</strong>" üzerinden sert bir biçimde eleştirmişti.<br />
Kısacası küresel müesses nizam, "liberal sol" üzerinden sol siyaseti yerele sıkıştırmak (yani hizaya çekmek) istemiş, "solcu olacaksanız yerel ölçekte solcu olun" demeye getirmişti.<br />
Bu hedefe geçen hafta&nbsp;<strong>İngiltere</strong>'de ulaştılar. Fakat sağ ve sol kavramlarının menşei olan Fransa'da şimdilik başarısız oldular.<br />
Umarız Batı dünyasında "solcular" tıpkı Fransa'daki gibi "aşırıya kaçmaya" devam eder ve yerel meselelere sıkışıp kalmak yerine küresel müesses sistemin tekerine çomak sokacak hamlelerde bulunurlar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 16:54:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/salih-tuna-1617869323.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu yaz...</title>
                <category>Haşmet Babaoğlu</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/bu-yaz-12242</link>
                <author>jlgjflkd@hotmail.com (Haşmet Babaoğlu)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/bu-yaz-12242</guid>
                <description><![CDATA[Bu yaz...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Böylesini hiç görmemiştim...<br />
Hafifçe direksiyon yorgunu ama içimde artan iştahla Susurluk'a girdiğim&nbsp;<strong>onlarca yıl boyunca</strong>&nbsp;<strong>böyle tenhalıkla karşılaşmamıştım.</strong><br />
Otoyoldaki mola yerleri de farklı değildi.<br />
Tuvalet ihtiyacını giderenler kahveciler ve köftecilere bakmadan arabalarına koşturuyordu.</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Neyse, devasa tostçudan içeri giriyorum. (Hayır, kendini gurme sananların meşhur ettiği tost yapan kahvehaneyle bir yakınlığım yok, anlamışsınızdır!)<br />
<strong>Yaz günlerinde hep kuyruk olan</strong>&nbsp;<strong>kasa önünde kimsecikler yok.</strong><br />
İçeride zaten bir aile var, bir de ben.<br />
Servis elemanı genç kızlar bezmişler, uyuklamak üzereler.<br />
Duble peynirli tost ve çay söylüyorum; 185 Lira.<br />
İçine sucuk falan ekletsem, 250 liralara kadar çıkacak...<br />
Aile babası genç adam bakışlarımdan anlıyor; çıkarken kapı önüne "<strong>Bayramda herkes sıfırı tüketti</strong>&nbsp;<strong>Haşmet Bey</strong>" diyor; "<strong>elindeki</strong>&nbsp;<strong>avcundakini, kartındakini harcadı,</strong>&nbsp;<strong>bitti; bu tenhalık ondan."</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Başka tost, çiğ börek, peynir, zeytin satan yerlerin önünden geçiyorum...<br />
Sinek avlıyorlar.<br />
E hani tatil sezonunun en yüksek yerindeydik!<br />
<strong>Medyanın anlattığı bin liralık</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>lahmacun, bin beş yüz liraya girilen</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>beach club hikayelerinin ötesindeki</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>durum bu mu?.</strong>.<br />
Sade insanlar neredeler?..<br />
Yollarda vızır vızır gidip gelen yazlıkçı özel araçlar?<br />
Depoyu bin küsur liraya doldurup, otoyola kredi kartını bıraktıktan sonra bir şeyler yemeye mecalleri kalmıyor mu?<br />
<strong>Kimse onlardan bahsetmiyor.</strong></p>

<p><strong>***</strong></p>

<p>Gece otoyoldan hiç ayrılmadan dönüyorum...<br />
<strong>24 Saat açık denilen mola yerlerinin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>saat 23'te ışıklarının yarısı</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>söndürülmüş...</strong><br />
Açık olan bölümlerde çalışanlar, müşterilerden fazla...<br />
"Yöresel ürünler marketi" denilen alanlarda zeytinyağlar sergileniyor.<br />
<strong>Minicik ikili süs yağ şişelerinin</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>üzerindeki etiketlerde 680 lira</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yazıyor.</strong><br />
Elini uzatan etiketi görünce elektrik çarpmış gibi çekiyor.<br />
Geri kalan tezgahlar turistleri baştan çıkartmaya yönelik parıltılı ambalajlı şekerlemelerle dolu...</p>

<p><strong>***</strong></p>

<p><strong>Orta sınıf&nbsp;</strong>her şeye rağmen başını dik tutmaya çalışıyor, biliyorum.<br />
Ama&nbsp;<strong>içinden geçtiğimiz yaz</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>mevsimi bu sınıfın yakasından tutmuş,</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>sarstıkça sarsıyor.</strong><br />
Bakalım sonbahar nasıl gelecek?</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>NOT DEFTERİ</strong><br />
Ben bir bakıma tutkunun yaratabileceğinden çok daha yakın bir ilişki düşlüyorum; ortak inanç bağı yani... (<strong>LAWRENCE DURRELL</strong>&nbsp;/ Mountolive)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 09 Jul 2024 16:50:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/04/hasmet-babaoglu-1617606509.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünyayı kim yönetiyor?</title>
                <category>Yüksel Aytuğ</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/dunyayi-kim-yonetiyor-12241</link>
                <author>hffhsyt@hotmail.com (Yüksel Aytuğ)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/dunyayi-kim-yonetiyor-12241</guid>
                <description><![CDATA[Dünyayı kim yönetiyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ekrandaki Biden- Trump kapışmasını izleyince gelecek adına iyice kaygılanmaya başladım. Koca (!) ABD'nin çıkardığı başkan adaylarına bakın: Bir yanda bunak bir ihtiyar öte yanda vergi kaçırmaktan vatan hainliğine ve cinsel saldırıya kadar dosyalar dolusu suçlamayla yargılanıp bazılarından hüküm giymiş karikatürize bir karakter.<br />
Biden'ın kelimeleri telaffuz edemeyip donması, Trump'ın tutarsız yalanları aslında sanıldığı gibi bir güçsüzlük değil, güç gösterisiydi. Bu kuklaların iplerini ellerinde tutan "karanlıktaki oynatıcıların" güç gösterisi. Dünyaya açıkça dediler ki; "ABD'yi ister bir bunağa, dilersek bir robota ya da anime karaktere yönettiririz. Çünkü güç bizde..."<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/02/dunyayi-kim-yonetiyor-1719933425656.jpeg" title="dunyayi-kim-yonetiyor-1719933425656.jpeg" /><br />
<br />
ABD'nin başında, konuşacağı kürsünün yolunu bile bulamayan bir demans hastası, Rusya'nın lideri, dünyayı sürekli nükleer savaşla tehdit eden bir adam, İsrail'in başkanlık koltuğunda acımasız bir insan kasabı,<br />
Kuzey Kore'de dart oynar gibi sürekli füze sallayan bir çılgın, Çin'de dünyanın rakipsiz yeni süper gücü olmak için her krizi fırsata çevirmeye ant içmiş ihtiraslı bir ego obezi... (Ben bu tiplere "egobez" diyorum.)<br />
Eğer hâlâ fiziki anlamda 3. Dünya Savaşı çıkmamışsa, bu, Erdoğan gibi sürü dışında kalmayı başarmış birkaç aklı başında, dirayetli ve vicdan sahibi lider sayesindedir.<br />
<br />
<strong>Ne yapmış bu Hülya Avşar?</strong><br />
Bu nasıl bir linç, nasıl bir aşağılama?.. Yani programı izlemeyip, yapılan haksız ve hadsiz eleştirileri sadece okumakta yetinseydim, ben de Hülya Avşar'ın Meryem Uzerli'yi karanlık bir sorgu odasına tıkıp hırpaladığını, taciz ettiğini filan sanırdım.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/fc3eac/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/02/dunyayi-kim-yonetiyor-1719933436691.jpeg&amp;mw=300" title="dunyayi-kim-yonetiyor-1719933436691.jpeg" /><br />
<br />
<br />
Ne yapmış Hülya Avşar? "Seninle niye kimse evlenmedi?" diye sormuş. Yarım bardak suya ille de "Yarısı boş" diyecekler ya, bu iltifat cümlesinin bile üzerinde tepinmişler. Hülya aslında "Senin kadar güzel, yetenekli, zeki bir kadınla niye bir erkek ömür boyu birlikte olmayı düşünmedi?" diyerek, şaşkınlığını ve ona hayranlığını ifade etme yürekliliğini göstermiş. Yok efendim böyle bir soruyu nasıl sorarmış, evlenmek ve ille de nikahlıyken çocuk yapmak şart mıymış...<br />
Aslında bu eleştirilerin gerçek sahiplerini iyi biliyoruz. Örf, adet ve geleneklere karşı duranlar, Türk aile yapısının temeline dinamit koymaya çalışanlar...<br />
Sen kimsenin sormaya cesaret edemediklerini sormaya devam et Hülya'cığım. Belki de gazeteci sıfatıyla bu röportajı eleştirenlerin sıkıntısı, vurdukları yerden senin kadar ses getirememektir.<br />
<br />
<strong>Antalya Havalimanı yetmiyor</strong><br />
Bayram sonrası olmasına rağmen İstanbul - Antalya uçağımız kalkışta 30 ve inişte 30 dakika olmak üzere toplam 1 saat rötar yaptı. Dönüşte de tam 2 saat rötar yedik. O sırada 4 kez ertelenen ve sonra iptal edilen yerel bir firmanın Diyarbakır uçuşunun yolcuları, gönül almak için hamburgerciye çağırılıyordu. (!)<br />
Dünyanın buluşma noktası, 2023'te yolcu sayısı 37 milyonun, uçak sayısı da 223 binin üzerine çıkan Antalya'daki mevcut havalimanı, ihtiyacı karşılayamıyor. Acil olarak genişletilmesi gerek. Ya da Alanya Havalimanı daha işlevsel hale getirilmeli. Aksi halde Antalya'nın dünyadaki rakiplerinin eline bir koz daha vermiş oluruz.<br />
Bu arada Kerem Bürsin'in başrolde olduğu ve şimdilik sadece uçaklarda gösterilen THY'nin yeni reklam filmini çok beğendim. Aynı anda hem kayak yapılan hem denize girilen, iki kıta arasında eşsiz Boğaz manzarası eşliğinde yemek yenilebilen, Kapadokya'da balon, Çıldır'da kayaklı fayton turu yapılabilen ülkemizin enfes görüntülerinin ardından Kerem'in yabancı sevgilisine "Bunların hepsi Türkiye'de var" demesi, beni derin düşüncelere daldırdı.<br />
Var da, ne kadar farkındayız, ne kadar değerini biliyoruz acaba?<br />
<br />
<strong>Gaf'let kürsüsü</strong><br />
Antalya'da polisin dur ihtarına uymayan sürücünün mazereti polisleri bile güldürdü: "Bana el sallıyorsunuz sandım..."<br />
<br />
<strong>Zap'tiye</strong><br />
Almanya'daki gol kutlamasına Türk güvenlik görevlileri de katılınca...<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/02/dunyayi-kim-yonetiyor-1719933433004.jpeg" title="dunyayi-kim-yonetiyor-1719933433004.jpeg" /><br />
<br />
<strong>Ne demiş?</strong><br />
"Türkiye'de erkek berberliği, dükkanın girişine Kıvanç Tatlıtuğ fotoğrafı asıp, gelenleri Hakkı Bulut'a benzetmektir." (Sosyal medyadan)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 15:15:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/01/yuksel-aytug-1610438109.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Plajlarda sigara içmek yasaklanacak mı?</title>
                <category>Mevlüt Tezel</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-12240</link>
                <author>dfdklggl@hotmail.com (Mevlüt Tezel)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-12240</guid>
                <description><![CDATA[Plajlarda sigara içmek yasaklanacak mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da Konyaaltı Sahili'nde söndürüldükten sonra çakıl taşları arasına gizlenen, yere atılan izmaritler, kuruyemiş kabuklarıyla ilgili bir haber vardı.<br />
Pek gündeme gelmedi ama Akdeniz Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre Konyaaltı Sahili'nde metrekarede 100- 150 arasında izmarite rastlandı!<br />
Bu korkunç bir rakam. Güzelim sahil kül tablası gibi kullanılmış!<br />
Aslında bu sorun Türkiye'nin bütün kıyı şeridi için geçerli.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/6e9534/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/02/plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934182415.jpeg&amp;mw=500" title="plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934182415.jpeg" /><br />
<br />
Bizde sigara izmariti, çekirdek kabuğu yere atmak gibi bir gelenek var.<br />
Geçenlerde kızım sahilde kumlarla oynarken cam şişesi kırıkları yüzünden eli kesildi!<br />
Bazen kumsalda yürümek bile tehlikeli olabiliyor!<br />
Bu küçük bir sorun gibi gözükmesin!<br />
Kumsallara atılan izmaritler güneşten parçalanıp mikroplastiğe dönüşüp denize karışınca da çevre kirliliğine neden oluyor.<br />
Kendi ellerimizle cennet koylarımızı çöplüğe çeviriyoruz.<br />
Çok mu zor çöpleri bir poşete koymak!<br />
<br />
<strong>TURİZM GELİRİ ÖNEMLİ</strong><br />
Üstelik turizm ülkesiyiz, turizm geliri ülkemiz için çok önemli.<br />
Yabancılar cennet koylarımız için geliyor ama biz o koyları kirletiyoruz!<br />
Sigara izmaritleri orman yangınlarına da neden oluyor!<br />
Kanunda yere çöp atmanın cezası var ama yasayı uygulayan da yok!<br />
Örneğin Barselona'nın tüm halk plajlarında açık havada sigara içmek yasaklandı.<br />
İçenlere ise 30 Euro para cezası kesilmeye başlandı.<br />
Bizde de plajlarda sigara içmenin yasaklanmasını önereceğim ama mevcut sigara yasakları bile umursanmıyor!<br />
Çevre temizliği bilincini oluşturmak için cezalar devreye girmeli!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>TRT'DE NELER OLUYOR?</strong><br />
TRT Spor kanalında EURO 2024 maçlarının yorumlandığı 'Spor Stüdyosu' programında canlı yayına bağlanan Erbatur Ergenekon ve Ceyla Büyükuzun konuşurken kamera arkasından skandal sözler yayına yansıdı.<br />
Nereden geldiği belli olmayan diyalog esnasında "Otele yerleşelim gece ikiye kadar..." gibi devamını burada yazamayacağım ifadeler kullanıldı.<br />
TRT olayda sorumluluğu olanların tespiti ve gerekli cezanın belirlenmesi için hızlıca bir soruşturma başlatıldığını açıkladı ama söz konusu video sosyal medyada ışık hızıyla yayıldı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/02/plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934190449.jpeg" title="plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934190449.jpeg" /><br />
<br />
Evet, olay bir canlı yayın kazası ama TRT'de sadece bu tip hataları önlemek için çalışan teknik elemanlar olmalı.<br />
Canlı yayında dış sesi yönetmek, kesmek çok basit bir işlem! Bunun yapılamıyor olması daha büyük sorun!<br />
Yine geçtiğimiz ay TRT'de Kadın A Milli Voleybol Takımı'nın ABD ile yaptığı maçta bir kadın seyircinin göğsünün açılması vakası yaşanmıştı.<br />
Bu olayın ABD rejisi kaynaklı olduğunu yazmıştım ama bu olayın üstüne şimdi bir de EURO 2024 yayınında yaşanan skandal eklenince izleyicilerden ister istemez "TRT'de neler oluyor?", "Bu basit ama skandal hataları kimler yapıyor?" soruları geliyor.<br />
Bu skandalların dışında, EURO 2024 canlı yayınlarda 'ses gitmesi' gibi basit teknik hatalar da yaşanıyor.<br />
Ve en önemlisi TRT 1'deki frekans değişiklikleri, yayınları uydudan izleyenleri çileden çıkarıyor.<br />
Google'a TRT yazın karşınıza ilk "TRT frekans bulma yöntemleri" çıkıyor. Vatandaş frekans bulmada zorlanıyor.<br />
Açıklanan yeni frekans bilgilerinin girilmesine, 'LNB' değiştirilmesine rağmen TRT 1 sinyalini alamayan birçok insan sosyal medyada isyan ediyor.<br />
Tüm bu yaşananlar "TRT'de liyakat sorunu mu yaşanıyor?" sorusunu akıllara getiriyor.<br />
TRT ile ilgili daha konuşulacak çok sorun var ama yazı yerim yetmez!</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>TUŞLU&nbsp;</strong><strong>TELEFONA&nbsp;</strong><strong>DÖNÜŞ</strong><br />
ABD'de tuşlu telefon satışları tavan yaptı. 2024 yılının ilk 6 ayında 1 milyon adetten fazla satıldı.<br />
Uzmanlar, ABD'deki tuşlu telefon satışlarının yılsonuna dek 2.8 milyona ulaşacağını öngörüyor.<br />
Bunun nedeni ise insanların 'Zombi Modu' olarak nitelenen akıllı telefon bağımlılığından kaçmak istemeleri.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/02/plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934198232.jpeg" title="plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934198232.jpeg" /><br />
<br />
Son araştırmalar sosyal medya ve internet bağımlılığının zihinsel sağlıklarını olumsuz etkilediğini ve gerçek dünyayla olan bağlantılarını zayıflattığını ortaya koyuyor.<br />
2024 verilerine göre günlük ortalama 2 saat 44 dakikalarını sosyal medyada geçiren Türk kullanıcıların genel internet kullanımı ise toplamda 6 saat 57 dakika.<br />
Bu yüksek bir oran.<br />
Bizde de tuşlu telefon satışları için kampanyalar düzenlense ilgi görür gibime geliyor.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>ZENGİNLİK KANSER&nbsp;</strong><strong>RİSKİNİ ARTIRIYOR</strong><br />
Finlandiya'da University of Helsinki'de yapılan araştırmada, varlıklı insanların, düşük gelirli insanlara göre genetik olarak daha yüksek kanser riski taşıdığı ortaya çıktı.<br />
Çalışma, farklı gelir gruplarındaki insanların genetik verilerini karşılaştırarak yapıldı. Ve zengin bireylerde kansere yakalanma riskinin daha yüksek olduğu anlaşıldı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/02/plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934198894.jpeg" title="plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934198894.jpeg" /><br />
<br />
Elbette zengin bireylerin daha erken teşhis ve tedavi olanaklarına sahip olmaları, hastalığın etkilerini hafifletebiliyor.<br />
Haberde zenginliğin kanser riskini nasıl arttırdığından ise bahsedilmemiş. Oysa araştırmanın en merak edilen kısmı buydu.<br />
Birçok ünlü, varlıklı insanın kanser olması rastlantı değil demek ki!<br />
Enteresan bir araştırma sonucu.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>LUGANO GURBETÇİLERDEN KORKTU!</strong><br />
Fenerbahçe'nin UEFA Şampiyonlar Ligi 2. eleme turundaki rakibi Lugano, İsviçre'deki ilk maç için sarı-lacivertli taraftarlara bilet satılmayacağını duyurdu.<br />
Neden bilet satılmayacağına dair ise bir açıklama yapılmadı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/a8d3ad/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/02/plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934197513.jpeg&amp;mw=500" title="plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934197513.jpeg" /><br />
<br />
Lugano yönetimi belli ki, İsviçre ve komşu ülkelerden gelecek Fenerbahçeli taraftarın tribünden üstünlük kurmasından çekiniyor.<br />
Böyle avantaj sağlayacak keyfi kararlar için UEFA'nın yaptırım uygulaması lazım değil mi?<br />
Bu sezon Fenerbahçe'de bütün planlar Şampiyonlar Ligi'ne kalmak için yapıldı.<br />
Yönetimin taraftar yasağına sessiz kalması da garip!<br />
En azından bu karara itiraz edilip, konu UEFA'ya taşınabilir.</p>

<p>***</p>

<p><br />
<strong>Altyazı</strong><br />
"Sevgi sadakatle, cesaret itibarla, ihanet intikamla ödüllendirilir." (Yüzüklerin Efendisi)<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/fb0e02/0/0/0/0/0/0?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2024/07/02/plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934210808.jpeg&amp;mw=500" title="plajlarda-sigara-icmek-yasaklanacak-mi-1719934210808.jpeg" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 15:15:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Asgari ücret enflasyonu etkiler mi!</title>
                <category>Dilek Güngör</category>
                <link>https://www.bizimbasin.com/makale/asgari-ucret-enflasyonu-etkiler-mi-12239</link>
                <author>dgfhhf@hotmail.com (Dilek Güngör)</author>
                <guid>https://www.bizimbasin.com/makale/asgari-ucret-enflasyonu-etkiler-mi-12239</guid>
                <description><![CDATA[Asgari ücret enflasyonu etkiler mi!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Enflasyonun yükseldiği zamanlarda ekonomistlerin en popüler konusu asgari ücret oluyor.<br />
<strong>Sermayenin 'bordrolu' ekonomistleri</strong>, akademisyenleri&nbsp;<strong>asgari ücrete zam</strong><strong>mın</strong>&nbsp;<strong>enflasyonu artıracağını&nbsp;</strong>savunuyor. Sanki, asgari ücrete hiç zam yapılmasa enflasyon yarı yarıya düşecek mealinden açıklama yapıyorlar. O gruba göre, işsizliği artırıp, ücretleri baskılayarak sorunu halledebiliriz.&nbsp;<strong>Epey de algı yaratıp, taraftar bulmuş</strong>&nbsp;<strong>durumdalar. Bu yüzden tam tersini söy</strong><strong>leyenlerin</strong>&nbsp;<strong>sesini kimse işitmiyor.</strong><br />
Peki gerçek 'sermaye bordrolu'lularının dediği gibi mi?<br />
Geçenlerde asgari ücretin enflasyon yaratacağını söyleyenlerden biri ortaya bilimsel bir veri konulması istenince&nbsp;<strong>Merkez</strong>&nbsp;<strong>Bankası'nın çalışması</strong>na atıfta bulunmuş...<br />
Ne diyor çalışmada?<br />
<strong>Yüzde 1'lik nominal ücret artışının</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>enflasyonu yüzde 0.15 tetiklediği&nbsp;</strong>söyleniyor.<strong>&nbsp;</strong>Yani asgari ücrete yüzde 20 ara zam<strong>&nbsp;</strong>yapsanız, enflasyona etkisi yüzde 3 oluyor.<br />
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi'nden&nbsp;<strong>Oktay Özden&nbsp;</strong>konuya ana akımcılardan farklı yaklaşıyor.<br />
Merkez'in çalışmasına atıfta bulunulunca şunu yazmış; "Merkez Bankası'nın çalışmasını doğru kabul edelim. Ara zam yapılmazsa 2024 Ocak ayında yüzde 49'luk zamla 17 bin 5 TL olarak düzenlenen nominal ücret artışı, yılsonunda beklenen yüzde 45'lik enflasyonun yalnızca yüzde 7.5'ine neden olmuş olacak." Ve soruyor: "Geri kalan enflasyonun kaynağı nedir?"&nbsp;<strong>Merkez'in çalışmasına</strong>&nbsp;<strong>göre, asgari ücrete yüzde 25</strong>&nbsp;<strong>ara zam yapılsa, yıl sonu enflasyonunun</strong>&nbsp;<strong>yüzde 45 değil 48.75 olacağını</strong>&nbsp;<strong>belirtiyor. Bu kadar yaygara koparılan</strong>&nbsp;<strong>'asgari ücrete ara zam olmasın, enflasyon</strong>&nbsp;<strong>yaratır' diyenlerin söylemine vurgu</strong>&nbsp;<strong>yaparak, "Söylemlerin tekabül ettiği</strong>&nbsp;<strong>enflasyon yüzde 3.75" diyor.</strong><br />
Bir de Merkez'in enflasyon verileri ile asgari ücret artışlarının karşılaştırmasına bakalım...<br />
Misal,&nbsp;<strong>2015'te enflasyon yüzde 8.81.</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>Asgari ücret artışı yüzde 6.&nbsp;</strong>2016'da<strong>&nbsp;</strong>enflasyon yüzde 8.53. Asgari ücret zammı<strong>&nbsp;</strong>yüzde 33.5. 2017'de enflasyon yüzde 11.92.<strong>&nbsp;</strong><strong>2018'de enflasyon yüzde 20.3. Asgari</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>ücret zammı 14.2. 2019'da enflasyon</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yüzde 11.8</strong>, asgari ücret zammı 26.<strong>&nbsp;</strong>2020'de enflasyon yüzde 14.60, asgari ücret<strong>&nbsp;</strong>zammı 15. 2022'de ücretler yüzde 72.6 artmış.<strong>&nbsp;</strong>Enflasyon yüzde 62.3.&nbsp;<strong>2023'te yüzde<strong>&nbsp;</strong>104 zam var, enflasyon yüzde 64.8.</strong><br />
Yani rakamlar da 'sermaye bordrolu'luları doğrulamıyor.<br />
Bir de anlamadığım şu...<br />
Türkiye İstatistik Kurumu'nun gelir dağılımı istatistiklerine göre en yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay yüzde 49.8. En düşük yüzde 20 ise gelirin yüzde 5.9'unu alıyor.<br />
<strong>Neden yüzde 50'nin ne kadar enflasyon</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yaratıp yaratmadığına bakılmıyor<strong>&nbsp;</strong>da fatura çalışana kesiliyor!</strong><br />
Talep enflasyonunu sadece asgari ücretli ve emeklinin yarattığı algısını yerleştirmek ülkenin kaymak tabakasına hizmet etmekten öte anlam taşımaz.<br />
<strong>Enflasyonun faturası bir yere yıkı</strong><strong>lacaksa</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>bunun adresi serbest piyasa</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>kisvesiyle her gün fiyat etiketi değiştirenlere</strong><strong>&nbsp;</strong><strong>yıkılsın.&nbsp;</strong>Örneğin firma karlarına<strong>&nbsp;</strong>baksınlar. Türkiye'de kâr artışlarının fiyatlara<strong>&nbsp;</strong>etkisiyle ilgili kapsamlı bir analiz olmasa da<strong>&nbsp;</strong>yurtdışında epey kaynak var.<br />
<strong>Uluslararası Para Fonu</strong>'nun (IMF) haziranda yaptığı bir analizde, Euro Bölgesi'nde&nbsp;<strong>tüketici fiyatlarındaki artışın</strong>&nbsp;<strong>yüzde 45'inin kar oranlarındaki</strong>&nbsp;<strong>artıştan kaynaklandığı, sadece yüzde</strong>&nbsp;<strong>4.5'inin nominal ücret maliyetlerindeki</strong>&nbsp;<strong>artışlara bağlı gerçekleştiği belirtilmiş</strong><strong>ti.</strong>&nbsp;Benzer çalışmaları ABD ve İngiltere'de birçok kurum yapmıştı.<br />
Neyse... Sizi araştırmaya boğmayayım... Bu tartışmaya son noktayı '<strong>bir asgari</strong>&nbsp;<strong>ücretlinin gözünden</strong>' bakarak koyalım...<br />
Geçenlerde işyerinde çalışan bir ablamız var... Ona "Asgari ücrete zam olursa çok tüketecekmişsin, enflasyonu fırlatacağın söyleniyor" dedim. Şöyle bir suratıma bakıp, "Asgari ücrete yüzde 20 zam yapılsa maaşlar 3.400 TL artar. İki kişi evde çalışsa, barınma ve yeme-içme masrafına yetmiyor. O zam da ancak aylık pazar masrafı olur, biz iki kilo domates alınca mı enflasyon fırlıyor" diye söylendi. Ne diyeyim, haklı!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Jul 2024 15:14:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.bizimbasin.com/images/kullanicilar/2021/02/dilek-gungor-1612770059.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
