Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler kürsüsünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ve Türkiye'yi hedef alan hadsiz ve alçak sözlerine sert bir yanıt verdi. Duran, yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun bu tür ifadelerinin Gazze Şeridi'nde yaşanan katliamları, insani felaketi ve uluslararası hukuk önündeki yargı süreçlerini asla görünmez kılamayacağını vurguladı. İletişim Başkanı, uluslararası toplumun bu durumu net bir şekilde gördüğünü ve Netanyahu'nun daha önce hiç olmadığı kadar izole hale geldiğini belirtti.

Netanyahu'nun BM Kürsüsünü Kötüye Kullanması

Burhanettin Duran, hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yakalama kararı çıkarılmış olan İsrail Başbakanı Netanyahu'nun BM kürsüsünü kullanmasını sert bir dille eleştirdi. Duran, Netanyahu'nun bu platformu Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik mesnetsiz suçlamalar için kullanmasının, Birleşmiş Milletler'in temsil ettiği barış, hukuk ve diyalog gibi temel ideallerle tamamen bağdaşmadığını ifade etti.

Gazze'deki İnsani Felaket ve Uluslararası Hukuk Süreçleri

İletişim Başkanı Duran, Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan ve hadsizlik olarak nitelendirdiği sözlerinin, İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği katliamları ve bölgede yaşanan derin insani felaketi örtbas etmeye yetmeyeceğinin altını çizdi. Ayrıca, uluslararası hukuk önündeki yargı ve hesap verebilirlik süreçlerinin de bu tür açıklamalarla etkilenmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Duran, uluslararası toplumun Gazze'deki durumu ve Netanyahu'nun sorumluluğunu açıkça gördüğünü belirtti.

Türkiye'nin Mazlumların Hakları İçin Duruşu

Duran, Türkiye Cumhuriyeti'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, başta Filistinli kardeşler olmak üzere tüm mazlum halkların haklarını savunmaya devam edeceğini kaydetti. Türkiye'nin, daha adil bir dünya düzeni ve kalıcı barışın tesisi için mücadele ettiğini, haksızlık ve zulüm karşısında kararlı duruşunu sürdüreceğini sözlerine ekledi. Bu tutumun, Türkiye'nin uluslararası arenadaki temel dış politika ilkelerinden biri olduğunu dile getirdi.