Durdu Güneş

Durdu Güneş

Mail: durdugunes@hotmail.com

ARPALIK VE KUL HAKKI  

Osmanlı devletinde; sarayda, idarede, görevde bulunmuş ve ilmiye sınıfından olup görevden alınan ya da emekliye ayrılanlara maaşın yanında verilen ek ödeneklere arpalık denmekte idi. Bu bazen doğrudan hazineden bazen de bir kaza veya sancağın gelirlerinin bir kısmının tahsis edilmesi suretiyle gerçekleştiriliyordu.

Geçmişte ulaşım binek hayvanları ile sağlandığından ve binek hayvanlarının yemi arpa olduğundan- arpalık edinmenin geliri oldukça çoktu. Günümüzde petrol istasyonu ne ise o zamanda arpa ekilen yer olan arpalık o demekti. Büyük bir gelir demekti.
16. yüzyılda başlayan bu uygulama Tanzimat’tan sonra kaldırılmıştır.

Devlette, sarayda görev yapmış görevinden alınmış ya da emekli olanlara arpalık tahsisatı o dönemin kamu vicdanında büyük bir adaletsizlik duygusu oluşturmuş ki, arpalık deyimi karşılıksız yarar sağlanılan yer olarak zihinlere kazınmıştır. Daha sonra deyim bir yeri haksız olarak çıkar kaynağı olarak kullanmak ve sömürmek anlamında kullanılmış ve devlet yönetimimizde sürekli gündemde olmuştur.

Özellikle KİT’lerde çalışmadan para alanlar, çalışıyormuş gibi görünüp çalışmayanlar, içi boşaltılmış yönetim kurulu üyeliklerine ödenen paralar arpalık olarak gündem konusu olmuştur.  

Günümüzde bir çeşit arpalık anlamında bankamatik memurları kavramı kullanılmaktadır. Yani çalışmadan, karşılığı olmadan, hak edilmeden kişilere ödenen paralar da bir çeşit arpalık olarak görülmektedir. Ancak görevini doğru dürüst yaparken görevden alınıp iş verilmeyerek gayri iradi olarak bu duruma maruz kalanları istisna tutmak gerekir.

Hak etmeden sahip olduğumuz para karakterimizi bozduğu gibi devletin temelini de çürütür. Kamuda çalışıp yediği lokmanın hakkını o topluma ödemeyen insan o toplumun asalağıdır. Bu durum kişi açısından bir kişilik zaafiyeti oluşturduğu gibi toplumdaki ahlak dengelerini bozar, toplumu için için kemirir, bitirir.

Hak edilmeden sahip olunan menfaat bir başkasının hakkını yemektir. Kul hakkıdır. Büyük günahtır. Bunun bilincinde olup devletin düzeni böyle diyerek bu durumdan nemalanan hiçbir kişi sorumluluktan ve günahtan azade olamaz.

Doğruyu bilmek önemlidir. Yeri geldiğinde onu dile getirmek de önemlidir. Elinize fırsat geçtiğinde menfaatinize aykırı bile olsa doğru davranmak daha önemlidir.

En büyük sorunlarımızdan biri, elimize fırsat geçmediği zamanlarda doğruyu söylemek, yanlış yapanları eleştirmek ancak elimize fırsat geçtiğinde aynı şeyleri yapmaktır. Sadi Şirazi’nin bir sözü var. “Sınanmadığın günahın masumu değilsin.” Kimse test edilmemiş dürüstlükleriyle övünmemelidir.

ARPALIK VE KUL HAKKI  

Osmanlı devletinde; sarayda, idarede, görevde bulunmuş ve ilmiye sınıfından olup görevden alınan ya da emekliye ayrılanlara maaşın yanında verilen ek ödeneklere arpalık denmekte idi. Bu bazen doğrudan hazineden bazen de bir kaza veya sancağın gelirlerinin bir kısmının tahsis edilmesi suretiyle gerçekleştiriliyordu.

Geçmişte ulaşım binek hayvanları ile sağlandığından ve binek hayvanlarının yemi arpa olduğundan- arpalık edinmenin geliri oldukça çoktu. Günümüzde petrol istasyonu ne ise o zamanda arpa ekilen yer olan arpalık o demekti. Büyük bir gelir demekti.
16. yüzyılda başlayan bu uygulama Tanzimat’tan sonra kaldırılmıştır.

Devlette, sarayda görev yapmış görevinden alınmış ya da emekli olanlara arpalık tahsisatı o dönemin kamu vicdanında büyük bir adaletsizlik duygusu oluşturmuş ki, arpalık deyimi karşılıksız yarar sağlanılan yer olarak zihinlere kazınmıştır. Daha sonra deyim bir yeri haksız olarak çıkar kaynağı olarak kullanmak ve sömürmek anlamında kullanılmış ve devlet yönetimimizde sürekli gündemde olmuştur.

Özellikle KİT’lerde çalışmadan para alanlar, çalışıyormuş gibi görünüp çalışmayanlar, içi boşaltılmış yönetim kurulu üyeliklerine ödenen paralar arpalık olarak gündem konusu olmuştur.  

Günümüzde bir çeşit arpalık anlamında bankamatik memurları kavramı kullanılmaktadır. Yani çalışmadan, karşılığı olmadan, hak edilmeden kişilere ödenen paralar da bir çeşit arpalık olarak görülmektedir. Ancak görevini doğru dürüst yaparken görevden alınıp iş verilmeyerek gayri iradi olarak bu duruma maruz kalanları istisna tutmak gerekir.

Hak etmeden sahip olduğumuz para karakterimizi bozduğu gibi devletin temelini de çürütür. Kamuda çalışıp yediği lokmanın hakkını o topluma ödemeyen insan o toplumun asalağıdır. Bu durum kişi açısından bir kişilik zaafiyeti oluşturduğu gibi toplumdaki ahlak dengelerini bozar, toplumu için için kemirir, bitirir.

Hak edilmeden sahip olunan menfaat bir başkasının hakkını yemektir. Kul hakkıdır. Büyük günahtır. Bunun bilincinde olup devletin düzeni böyle diyerek bu durumdan nemalanan hiçbir kişi sorumluluktan ve günahtan azade olamaz.

Doğruyu bilmek önemlidir. Yeri geldiğinde onu dile getirmek de önemlidir. Elinize fırsat geçtiğinde menfaatinize aykırı bile olsa doğru davranmak daha önemlidir.

En büyük sorunlarımızdan biri, elimize fırsat geçmediği zamanlarda doğruyu söylemek, yanlış yapanları eleştirmek ancak elimize fırsat geçtiğinde aynı şeyleri yapmaktır. Sadi Şirazi’nin bir sözü var. “Sınanmadığın günahın masumu değilsin.” Kimse test edilmemiş dürüstlükleriyle övünmemelidir.

ARPALIK VE KUL HAKKI  

Osmanlı devletinde; sarayda, idarede, görevde bulunmuş ve ilmiye sınıfından olup görevden alınan ya da emekliye ayrılanlara maaşın yanında verilen ek ödeneklere arpalık denmekte idi. Bu bazen doğrudan hazineden bazen de bir kaza veya sancağın gelirlerinin bir kısmının tahsis edilmesi suretiyle gerçekleştiriliyordu.

Geçmişte ulaşım binek hayvanları ile sağlandığından ve binek hayvanlarının yemi arpa olduğundan- arpalık edinmenin geliri oldukça çoktu. Günümüzde petrol istasyonu ne ise o zamanda arpa ekilen yer olan arpalık o demekti. Büyük bir gelir demekti.
16. yüzyılda başlayan bu uygulama Tanzimat’tan sonra kaldırılmıştır.

Devlette, sarayda görev yapmış görevinden alınmış ya da emekli olanlara arpalık tahsisatı o dönemin kamu vicdanında büyük bir adaletsizlik duygusu oluşturmuş ki, arpalık deyimi karşılıksız yarar sağlanılan yer olarak zihinlere kazınmıştır. Daha sonra deyim bir yeri haksız olarak çıkar kaynağı olarak kullanmak ve sömürmek anlamında kullanılmış ve devlet yönetimimizde sürekli gündemde olmuştur.

Özellikle KİT’lerde çalışmadan para alanlar, çalışıyormuş gibi görünüp çalışmayanlar, içi boşaltılmış yönetim kurulu üyeliklerine ödenen paralar arpalık olarak gündem konusu olmuştur.  

Günümüzde bir çeşit arpalık anlamında bankamatik memurları kavramı kullanılmaktadır. Yani çalışmadan, karşılığı olmadan, hak edilmeden kişilere ödenen paralar da bir çeşit arpalık olarak görülmektedir. Ancak görevini doğru dürüst yaparken görevden alınıp iş verilmeyerek gayri iradi olarak bu duruma maruz kalanları istisna tutmak gerekir.

Hak etmeden sahip olduğumuz para karakterimizi bozduğu gibi devletin temelini de çürütür. Kamuda çalışıp yediği lokmanın hakkını o topluma ödemeyen insan o toplumun asalağıdır. Bu durum kişi açısından bir kişilik zaafiyeti oluşturduğu gibi toplumdaki ahlak dengelerini bozar, toplumu için için kemirir, bitirir.

Hak edilmeden sahip olunan menfaat bir başkasının hakkını yemektir. Kul hakkıdır. Büyük günahtır. Bunun bilincinde olup devletin düzeni böyle diyerek bu durumdan nemalanan hiçbir kişi sorumluluktan ve günahtan azade olamaz.

Doğruyu bilmek önemlidir. Yeri geldiğinde onu dile getirmek de önemlidir. Elinize fırsat geçtiğinde menfaatinize aykırı bile olsa doğru davranmak daha önemlidir.

En büyük sorunlarımızdan biri, elimize fırsat geçmediği zamanlarda doğruyu söylemek, yanlış yapanları eleştirmek ancak elimize fırsat geçtiğinde aynı şeyleri yapmaktır. Sadi Şirazi’nin bir sözü var. “Sınanmadığın günahın masumu değilsin.” Kimse test edilmemiş dürüstlükleriyle övünmemelidir.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar