Okan Müderrisoğlu

Okan Müderrisoğlu

Mail: dfdgdgd@hotmail.com

Bu oyun CHP’yi aşar, demokrasiyi de bağlar!

Çoğu kez Kemal Bey'in bilgisi dâhilinde, zaman zaman da Kılıçdaroğlu'nun nabzına göre durumdan vazife çıkarılarak yapılan "Cumhurbaşkanı adaylığına dair açıklamaların" kayıt dışı siyaset unsurları ile bağlantısının bir an önce deşifre edilmesi gerekiyor! Zira bu mesele CHP'yi, hatta 6'lı Masayı da aşıyor, hakiki manada "demokrasi sorunu" haline geliyor.
Bırakın masa ortaklarını...
Belli ki CHP içindeki farklı fraksiyonların temasta oldukları iş ve medya temsilcileri ile diplomatik misyon görevlileri, masadaki aday belirleme sürecine fazlasıyla müdahil olmuş durumdalar.
Anlaşılan o ki...
Kemal Bey'i isteyenler ile adaylığına karşı çıkanların sütre gerisinden birbirlerine ateş etmeleri, günlük siyasetin cilvesi diye geçiştirilecek türden değil. Muhalefet partilerinin Cumhurbaşkanı adayı belirleme iradesinin kısıtlanması veya bu karara ipotek koyabilecek kadar etkin ve güçlü odakların varlığı, çok hassas bir dönüm noktasında olduğumuza işaret ediyor.
Bel altı vuruşların başlaması, örneğin Sn. Kılıçdaroğlu'nun mezhebinin handikap olarak ileri sürülmesi, yani isminin yıpratılması da ülkenin huzur ve güvenliği açısından risk yaratıyor. Etnik kimlik ve mezhep siyasetinin kızıştırılması bir cumhurbaşkanlığı seçiminden çok öte bir milli güvenlik tehlikesi üretmeye aday görünüyor.
Kemal Kılıçdaroğlu ismini kesinleştirmek isteyen ve Kemal Bey adına özellikle İstanbul'da görüşmelerde bulunan, medya görünürlüğü için müzakere yapan CHP'nin kilit isimleri, acaba ne tür cevaplar alıyor ki aradan kısa bir süre geçmeden Kemal Bey, eşkâli belli ederek muhtelif çevrelere tabiri caizse "çakıyor!"
Demem o ki...
İktidar partisi, 6'lı Masayı ve bünyesinde gelişen türbülansı, siyasi duyarlılık sınırları içinde izlerken...
İktidar partisi ile hesaplaşma hevesindeki tüm mihraklar, 6'lı Masayı, masanın sahiplerine bırakmayacak kadar operasyonel olma cüretini gösteriyor.
Aman dikkat!

***


BAKANI HEDEF YAP, KİTLELERİ MANİPÜLE ET!
Bilmem dikkatinizi çekiyor mu? Son dönemde muhalefet partilerinin önde gelen isimleri bir yandan iç sorunlarını baskılamak diğer yandan da geniş seçmen topluluklarını organize etmek için sistematik siyasi yıpratma kampanyasına asılıyor.
Bu noktada, taarruz edilen dikkat çekici bir hedef de Milli Eğitim Bakanlığı.
Örneğin... Bakan Mahmut Özer, yıllardır konuşulan ve öğretmenleri düz memur statüsünden çıkarıp kamuda kariyer olarak tanımlayan "Öğretmenlik Meslek Kanunu"nun çıkarılmasına öncülük etti. 9 ay önce yürürlüğe giren bu düzenlemeye makul itirazlar getiremeyen CHP, şimdilerde sivil itaatsizlik çağırıları ile öğretmenleri adeta ateşe atmaya uğraşıyor.
Burada önemli olan husus, öğretmenlerimizin mesleki niteliğinin geliştirilmesi, özlük haklarının iyileştirilmesi. Mesleki ilerleme için sınava girmeyi zûl addedenler varsa bunu, kendi tercihiyle ilgili görmek lazım. Ama bir kimse, hayatı boyunca sınamalardan muaf tutulamayacağını bilir.
Bir diğer konu da spesifik tanımını hayatın içinde oluşturan "atanamayan öğretmenler!"
Dokunan yanar misali gündemde başköşede duran bir dosya bu. Öyle ki Bakan Özer de yeni eğitim yılına başlama töreni sırasında, bağlamında koparılmış "atanamayan öğretmen- atanamayan mühendis" ikilemi üzerinden, işin iç yüzü dinlenmeden kamuoyundan linç yedi.
Oysa muhatapları da biliyor ki... Kendilerinden düşük puan alan arkadaşları öğretmen olarak atanmadı. Her yıl belirlenen kontenjana göre, atamaya esas puan tabanı değişkenlik gösterebiliyor. Kaldı ki... Görev yeri ve öğretmenlik dalı da her aday için özgün durumlar ortaya çıkarabiliyor.
Özetle...
Seçim gündemi, muhalefetin ucuz vaatleri, farklı toplumsal grupları iktidara karşı kışkırtma faaliyetleri tırmandırılırken, iktidar bloğu da kırgınlık yaratmadan, hesapsız taahhütlerin altına girmeden, meselelere çözüm ortağı olma hassasiyetiyle ilerlemeye çalışıyor.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar