Yıldıray Çiçek

Yıldıray Çiçek

Mail: yildiraycicek@turkgun.com

Cumhur İttifakı'na saldıran Akit'teki intihar eylemcisi

          Geçtiğimiz günlerde Akit gazetesinde “Erdoğan, prangalarından kurtulmalı” başlıklı Sabri Balaman isimli bir yazara ait hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, hem de Cumhur İttifakı’na hakaret niteliğinde bir yazı yayımlandı.

         Yazı baştan sona Cumhur İttifakı’na yönelik fitne girişimi ve Cumhur İttifakı düşmanlarına koz ve destek verme amacı taşıyordu. Bu malzemeyi gören zillet ittifakının manipülasyon sayfası olan Oda TV hemen “Akit’te ezber bozan satırlar: “Erdoğan ve AK Parti MHP prangasından kurtulmalı” Akit yazarı “Cumhur İttifakı psikolojik olarak bitti” dedi, MHP ve Devlet Bahçeli hakkında çok ağır ifadelerde bulundu: “Gizli el” başlık ve içeriğiyle, bir zamanlar FETÖ’nün medya karargâhı olarak CHP-İP-HDP ittifakının başarısı için her türlü manipülasyonu yapan Meral Akşener’in gazetesi Yeniçağ ise o yazıyı “İktidara yakın gazetede şok satırlar. Cumhur İttifakı bitti. MHP ve Bahçeli’ye ağır ifadeler” şeklindeki başlıkla servis etti.

         Sabri Balaman’ın yazısı, Bülent Arınç’ın açıklamalarından sonra Cumhur İttifakı’na yönelik içeriden küçük çaplı bir intihar saldırısı olmuştur.

         Altında Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ve MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin imzası olan Cumhur İttifakı’nın protokol metninden bazı cümleleri hatırlatmak istiyorum:

  •          “Cumhur İttifakı” sadece bir seçim ittifakı olmayıp, Türkiye’ye yönelik iç ve dış kaynaklı hasmane girişimler karşısında, millî ve ahlaki bir duruş ve bu çerçevede sürdürülecek tarihi bir birlikteliktir.”
  •          “Cumhur İttifakı, Türkiye’yi hedef alan saldırılar karşısında parti çıkarları ve günlük siyaset hesapları yapmaksızın ortak bir duruş ortaya koymaya ve Türkiye’yi zayıflatarak uluslararası operasyonlara açık hâle getirmeye yönelik her türlü faaliyetin karşısında yer almaya kararlıdır.”
  •          “Türkiye’nin inşası için yola çıkmış, şeffaf, bağımsız, kirli hesaplardan uzak, hasbi duygularla kurulmuş, Cumhur İttifakı…”

        
        Akit yazarı Sabri Balaman, bizce malum özlemleri için bu ve benzeri cümlelerin olduğu Cumhur İttifakı protokolüne imza atmış olan Sayın Erdoğan’a yakışıksız bir şekilde “Erdoğan, prangalarından kurtulmalı” diye hitap ediyor. Sanki Cumhurbaşkanı Erdoğan aciz ve zorla Cumhur İttifakı’nda tutuluyor gibi bir imaj yaratan yazı kaleme almış.

  •          “Ancak bir el Erdoğan’ın daha fazla sınırı aşmasını istemiyor. Bu gizli elin ne olduğunu ve ne için yaptığını bilmiyoruz. Ancak görünürdeki fotoğrafı MHP ve Devlet Bahçeli dolduruyor diyenlere kulak vermek gerekir.”
  •          15 Temmuz darbe kalkışmasıyla başlayan MHP+AK Parti Cumhur ortaklığı resmen olmasa da psikolojik olarak bitmiş durumda diyenlerin tespitlerini de yabana atmamak gerekir. Kısa vadede Türkiye’nin içine düşmüş olduğu durumda ittifak pekâlâ yararlı olmuş olsa da; uzun vadede Türkiye’nin Erdoğan’ın ve Muhafazakâr tabanın ihtiyaçlarına cevap vermekten çok uzaklaştı. Bunun üstüne AK Parti’nin içindeki bazı menfaatçilerin bu ittifak sayesinde hayat bulmasını eklediğimizde Erdoğan ve AK Parti için MHP bir prangadan öteye gitmiyor.
  •          “Geldiğimiz an itibariyle FETÖ’den doğan zaruriyet, MHP ve Vatan Partisi’nden ötürü mahcubiyete götürüyor; AK Parti tabanında…”
  •          “Sayın Erdoğan, artık bağımsız adımlar atmalı. İttifakın geleceğini Erdoğan ve AK Parti değil; koalisyon küçük ortakları düşünmelidir.”
  •          “Ancak mevcut görüntü çok net bir şekilde Erdoğan’a ve AK Parti’ye zarar verdiği açık.”
  •          “Erdoğan bir politik tehdidin veya şantajın ortasında anlaşılan. Ama kanıtlayamadığımız bir milliyetçi- NATOTÜRKÇÜ kuşatmanın ortasında kalmış durumda.”

        
        Bu ağız “MHP 2018 seçiminde yüzde 11.9 oy alan bir parti. Şu anda fiilen Türkiye yüzde 11.9 oy almış bir partinin vesayetiyle yönetiliyor. Özetle, davul Erdoğan’ın boynunda, tokmak Bahçeli’nin elinde” diyen bir Kemal Kılıçdaroğlu ağzıdır. Bu ağız “Sayın Bahçeli’nin hiç hükümette görünmemesine rağmen isteyip de yaptıramadığı hiçbir şey yok. Gücünü ittifak anlayışından alıyor. Sayın Erdoğan kendini esir ettirdi” diyen Ahmet Davutoğlu ağzıdır. Bu ağız “Birlikte yola çıktığı 40 yıllık arkadaşlarını küçük ortağın hakareti ile harcayıverdiler” diyen Ali Babacan ağzıdır. Velhasıl bu ağız, zillet ittifakının Cumhur İttifakı’na zarar verme projesine destek ve nefisleri şeytana teslim etmek için çıkardığı fitnenin argümanlarıyla beslenme niyeti taşımaktadır.

         Sabri Balaman’ın kirli düşüncesini açık eden ise Doğu Perinçek’i de Cumhur İttifakı içinde gösteren ahmaklıktır. Bu propagandayı milliyetçi- muhafazakâr kesimleri ürkütmek için kim kullanıyor? Genellikle Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Meral Akşener…

Doğu Perinçek, Cumhur İttifakı’nın neresinde?

Cumhur İttifakı’nın hangi protokolünde imzası var?

         Kaldı ki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne 16 Nisan referandumunda CHP, HDP, Meral Akşener ile birlikte en sert şekilde karşı çıkan Doğu Perinçek’ti.

         Hatta o dönem MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, Mecliste haykıra haykıra “Buradan söylüyorum, bu vesileyle herkese açık açık duyuruyorum; eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da; millet için evet, devlet için evet, cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz” konuşmasını yapmıştı. Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu, HDP ve Meral Akşener’in başını çektiği zillet ittifakı terör örgütü PKK ile iş tutuyor, terörist Demirtaş ve Osman Kavala’ya özgürlük istiyor, terör örgütü YPG’ye yapılan operasyonlara karşı çıkıyor, Doğu Perinçek de bu zillet ittifakının yaptıklarına karşı çıkıyor diye Cumhur İttifakı’nın resmi ortağı mı olmuş oluyor? Dün PKK’ya karşı çıkan Meral Akşener şimdi PKK’nın siyasi uzantısıyla ittifak yapıyorsa, dün PKK’ya sahip çıkan Doğu Perinçek bugün PKK’ya karşı çıkıyorsa bunu biz değil siyaset bilimcileri yorumlasın. Doğu Perinçek’in 100 bin oy potansiyeli olan partisinin hangi yaptığı Cumhur İttifakı’nı bağlar ki Sabri Balaban zillet ittifakının ağzıyla yorumlar yapmaktadır.

         Doğu Perinçek’in geçmişte yaptıkları ve en son 16 Nisan referandumunda söyledikleri ortadadır. Kaldı ki bizim de ona söylediklerimiz ortadadır.

         MHP hangi muhafazakârı incitmiş ki AKP’nin muhafazakâr tabanla olan muhabbetini zedelemiş olsun. Bir örnek gösterebilir misin Sabri Balaban?

MHP hangi ekonomik ve hukuksal reformun önünde engel olmuştur?

         Zaten MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli geçtiğimiz ay Mecliste yaptığı konuşmada “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’nin aradığı ve ihtiyaç duyduğu tarihi bir yönetim reformu olarak devrededir. Gereken ve planlanan diğer reformların birbirine eklemlenerek ifa ve icrası Türkiye’nin hızına hız katacaktır” açıklamasını yapmadı mı?

         Ve devamında “Günümüzde hukuk, demokrasi, mülkiyet hakkı, can ve mal güvenliği, insan onuruyla insan haklarına saygı her toplumun, her devletin azami ölçülerde tatbik ve temin etmesi gereken evrensel kazanımlardır. Yalnızca tarihimize baksak dahi, bugüne örnek olacak pek çok davranış kalıbını görmemiz mümkündür. Devlet duyguyla değil akılla yönetilir” cümleleriyle MHP’nin demokrasi, özgürlük ve reform konusundaki parıldayan vizyonunu ortaya koymadı mı?

         Şimdi bu vizyondaki MHP reformlar önünde engel ve o yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni ittifak ortağı aramalı öyle mi?

         Ha Sabri Balaman, sanırım sen hukukta reform işini Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Meral Akşener, Bülent Arınç ve HDP gibi şehit katillerine, teröristlere özgürlük istemek olarak anladıysan MHP elbette ne seni, ne bir başkasını bu konuda tatmin edebilir.

         Hendek, çukur ve Kobani olaylarında 846 kişinin azmettirici katili olan terörist Demirtaş’a özgürlük istiyorsan, gördüğün gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Yani yargının işine müdahale etmek tabii benim haddime değil ama şunu herkesin bilmesi lazım ki yani biz özellikle Selahattin Demirtaş gibi bir teröristin bu noktada varsa sözde hakkını koruyacak değiliz ki böyle bir şey yok. Ben inanıyorum ki bizim yargımız Selahattin Demirtaş gibi bir teröriste böyle bir imkân hazırlamaz. Kaldı ki Kobani’nin faili odur, Diyarbakır’ın faili odur, Yasin Börü’nün faili odur. Yani bunları görmezden mi geleceğiz, yargımız bunları görmezden mi gelecek? Biz ne gerekiyorsa sonuna kadar bu mücadeleyi verir ve böyle bir teröristin asla önünün açılmasına yol vermeyiz” cümleleriyle bakış açısını bir kez daha ortaya koydu.

         Evet, Sabri Balaman senin bir karın ağrın var… Ben Türkiye’nin varlığını, birliğini ve geleceğini düşünen birinin Cumhur İttifakı birlikteliğinden rahatsız olabileceğini sanmıyorum. Hele hele Cumhur İttifakı’nın ruhunda ifade edildiği gibi milli davalarda samimiyet, ilke ve ölçüler etrafında yiğitçe bir birliktelik gösteren “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli” birlikteliğinden kimler rahatsız olur?

Kıbrıs’ta Rumlar ve destekçileri değil mi?

Azerbaycan konusunda Ermeni ve yandaşları değil mi?

         Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Operasyonları karşısında PKK, PYD, YPG, DEAŞ ve bunları destekleyenler değil mi?

         Türkiye’deki operasyonlara baktığımızda HD(P)KK’lılar, FETÖ’cüler, DHKP-C’liler ve bunları destekleyen uzantılar değil mi?

         Akdeniz’de milli menfaatlerimizi istemeyenler, Yunanistan ile kavgamızda Yunan tarafını tutanlar, Cumhur İttifakı’nı devirmesi için Joe Biden’ın elini öpme kuyruğuna girenler, Türkiye, Irak ve Suriye’de sözde Kürdistan’a toprak payı kapma peşinde koşanlar Cumhur İttifakı’nı ister mi?

         Söyle bakalım Sabri Balaman, sen bunlardan hangi gerekçeyi kendine dert edindin de Cumhur İttifakı’nın bozulmasını istiyorsun?

         Sabri Balaman sanırım şimdiki terörle mücadeleden rahatsız ve çözüm süreci ihanetlerini tekrar arzulamaktadır. Sabri Balaman geçmişte “Adaleti Savunanlar Derneği” (ASDER) ve “Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi” (ASSAM) gibi uyduruk derneklerin hazırladığı raporlarda imzası ve çalışması olan birisidir. Onları okuyunca şimdiki karın ağrısı daha net anlaşılıyor.

         “Kürt Kimliği Tanınmalıdır, Ana Dilde Eğitim Hakkı Verilmelidir, Eyalet Sistemi Getirilmelidir, Muhatap Olarak Sadece BDP/PKK Alınması Yeterli Değildir” gibi başlıklar altında rapor hazırlayan, buna benzer çalışmalara imza atan Sabri Balaman’ı herhâlde bu taleplere benzer anayasa taslağı hazırlayan CHP, HDP, İP birlikteliği iştahını kabartmış olmalı ki, aynı onların söylemleriyle Cumhur İttifakı düşmanlığı yapmaktadır. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman da yaptığı açıklamada Sabri Balaman’ın bu çalışmalarına vurgu yapmıştı.Açık konuşsana Sabri Balaman, sana göre “Erdoğan, prangalarından kurtulunca” ne olacaktır?

         Türkiye bölgesinde gücünü hissettirirken, soydaş ülkelerin toparlanmasını sağlarken, komşu ülkeler üzerinde ilkelerini netleştirirken Sabri Balaman gibiler de Türkiye’yi bölecek düşünceleri için mi makas ve ittifak değişikliği istemektedir?

         Sabri Balaman yanlış yerde, yanlış beklenti içindesin. O aradığın çizgiyi artık Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Bülent Arınç’ın yanında bulabilirsin. Onlar da seni CHP’nin oluşturduğu zillet ittifakına götürecektir. Akit gazetesindeki intihar saldırısını bunlardan hangisi için yaptın acaba?

         Senin Kürt yahut Peşmerge olman; bölen olmana değil, bu topraklarda yaşıyorsan Türkiye’yi seven olmana götürmelidir. Doğu ve Güneydoğu’da terör örgütü PKK temizlendikçe bölge halkının nasıl rahat nefes aldığını göremiyor musun? Görüyorsun elbette ama anlaşılan senin gibilerin istediği bu değil…

Cumhur İttifakı’ndan rahatsızlık duyan gerçekten normal biri değildir.

Sen de bunu ispatladın Sabri Efendi…

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar