Osman Müftüoğlu

Osman Müftüoğlu

Mail: gfghjhg@hotmail.com

Doğru yaptık

Mart başında süreci kontrol altına almaya başladığımızı düşünerek yanlış bazı kararlar aldık.

Kademeli esnetmeye” geçmek yerine “salgını renklendirme” diye özetleyebileceğimiz bir rahatlama dönemine girdik. O kararları takiben bu sayfada yayımlanan ilk yazımızda “doğru bir karar almadığımızı, gevşeme tedbirlerinde aşırı rahat bir sürece adım atarak risk yüklendiğimizi” net ve açık olarak ifade etmiştik. “Temel Reis”in o ünlü fıkradaki sorusuyla “Peki, ne oldu?” Olanlar ortada: Maalesef süreç bizi haklı çıkardı, 5-6 bin civarına inen günlük vaka sayıları çok değil, 3-4 hafta içerisinde 50-60 binlere dayandı. Neyse ki biraz gecikerek de olsa hatamızı fark ettik, girdiğimiz yanlış yoldan tam bir U dönüşü yaparak vazgeçtik. Kanaatimize göre alınan son kararlar -bazı eksikleri olsa da- doğru ve yerinde kararlardır. Ama bilelim ki salgının bizdeki bundan sonraki sürecini bayram sonrasında yeniden ve ciddi bir şekilde değerlendirmemiz de kaçınılmazdır.

Doğru yaptık

ORTAK SORU
BUNDAN SONRA NE OLACAK

HERKESİN aklında haklı olarak benzer bazı sorular var. Herkes, bayram sonuna kadar sürecek olan bu tam kapatmaya yakın, önlemlerin neticelerini merak ediyor. Haklıyız, yorulduk! Haklıyız, ekonomik olarak ciddi ölçüde hırpalandık! Haklıyız, çoğumuzun ruh sağlığı bozuldu! Bu nedenle de aklımızda hep şu sorular olacak: Vaka sayılarındaki artış hızı ne zaman düşecek? Biraz olsun nefes alabilecek miyiz? İşimize gücümüze dönüp ekonomik kayıpları telafi etmemiz mümkün olabilecek mi? Eskisi kadar olmasa da biraz olsun sosyalleşme imkânı bulabilecek miyiz? Bütün bu soruların yanıtlarını bana göre 4 faktör belirleyecek. “Neler hocam o faktörler?” diyorsanız 1 numaralı kutuya geçin.

Doğru yaptık

ÖNÜMÜZDEKİ YAZI BELİRLEYECEK 4 FAKTÖR

FAKTÖR 1: MUTASYONLARIN HIZI VE TİPİ bundan sonrası için çok önemli bir belirleyici. Salgının süresi uzayıp aşılama kampanyalarındaki başarısızlık devam ettikçe bu virüsün farklı ülkelerde, farklı mutasyonlarla yeniden ortaya çıkacağı da kesin. Önce İngiltere, Brezilya ve Güney Afrika’da başlayan mutasyonlara şimdi de HİNDİSTAN MUTASYONLARI eklendi. Ayrıca pek dile getirmek istemesek de önümüzde bir “TÜRK MUTASYONU” probleminin de olabileceğinden kuşkulanılıyor. Umalım ki mutasyonlar olmasın ya da mutasyonların hızı yavaşlasın. Umalım ki oluşabilecek yeni mutasyonlar virüsün gücünü arttırmasın, azaltsın.

FAKTÖR 2: AŞI MESELESİ ÖNEMLİ zira elimizde etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış en az 7-8 aşı var ama birkaç ülke dışında aşılamada dünya ölçüsünde bir başarısızlık yaşandığı kesin. Aşılama hızı çok düşük. Ayrıca ülkeler arasında ciddi bir “AŞI ADALETSİZLİĞİ”nin yaşandığını da hepimiz biliyoruz. Aşı üretiminin artması ve paylaşıma adil koşullar getirilmesi başarılamaz ise bulaşlar artacak, hastalar ve kayıplar çoğalacak, mevcutlardan daha tehlikeli yeni mutasyonlar ortaya çıkabilecektir.

FAKTÖR 3: AŞILARIN YENİ MUTASYONLARA KARŞI ETKİNLİĞİ de önemli bir ayrıntı, mühim bir belirleyici faktör. Neyse ki şimdiye kadar gelişen mutasyonların çoğuna karşı eldeki mevcut aşıların tümünün etkili olabildikleri konusunda fikir birliği var. Ama eğer mutasyonlar bu hızla sürer ve aşılara dirençli yeni mutasyonlar ortaya çıkarsa salgını kontrol altına almak daha da zorlaşabilecektir.

FAKTÖR 4: BİZİM SABIR KATSAYIMIZ da en az aşılar ve tedavideki başarılar kadar önemli bir ayrıntıdır. Hemen her ülkede toplumsal sabrın dibe vurduğunu, sosyal gerilmelerin arttığını gösteren işaretler var. Sabrımız azaldıkça maske, mesafe, temizlik üçlüsüne uyumda belirli bir zayıflama durumu ortaya çıkabiliyor. Neticede de virüs daha kolay yayılma imkânı buluyor.

AKLINIZDA OLSUN
HASTALIK BİTİYOR AMA SORUNLAR BİTMİYOR

KÖŞEMİZİN bugün oldukça tatsız haberlerle dolu olduğunun farkındayım ama görevimiz sizi doğru bilgilerle buluşturmak. Çünkü her sağlık sorununda olduğu gibi pandemide de doğru bilgi hepimiz için en az ilaçlar, aşılar kadar etkili bir güçtür. Son gelen araştırmaların birinde yeni ve tatsız bir bilgi var. O bilgiye göre, COVID-19 hastalığını geçirenlerin bir bölümünde aylar sonra bile ciddi bazı sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Bu sağlık sorunlarını “yan etki” gibi de değerlendirmemiz mümkün. COVID-19 geçirdikten aylar sonra ortaya çıkabilen bu yan etkilerin çoğu maalesef ağır ve ciddi sağlık sorunları: Kalp, karaciğer ve böbrek hasarları, kanda pıhtılaşma problemleri, felçler, akciğer yetmezlikleri, şeker hastalığı, bellek gücü azalmaları, depresyon ve benzeri ruhsal sorunlar...

Aynı araştırmada COVID-19 belirtilerini uzun süre atlatamayan hastalarda sonraki 6 ay içerisinde neredeyse yüzde 60’a yaklaşan “daha fazla ölüm riski”nin belirlenmesi ise araştırmanın bana göre en can sıkıcı verisi.

Doğru yaptık

NOT ALIN
10 KISA SAĞLIK NOTU
İLK 5
1- Yağlı karaciğer safra taşı yapıyor.
2- Midedeki helikobakter enfeksiyonu ağız kokusu sebebi olabiliyor.
3- Akılcı Omega-3 desteği depresyonu frenliyor.
4- Etkili ekşi tatlar baş dönmesini hafifletiyor.
5- Doğru kolajen takviyesi, kas ve kemikleri de güçlendiriyor.

İKİNCİ 5
1- Hafta sonu uzun uykular sağlığı olumsuz etkiliyor.
2- Uçakta bulaşı önlemek için en güvenli yerler pencere kenarları ve ön sıralar.
3- Sinirotu kabızlığı önlüyor.
4- Sakal uzamasında yavaşlama, testosteron azalmasına işaret edebiliyor.
5- Belleğimiz de kaslarımız gibi “çalıştıkça” ve “kullanıldıkça” güçleniyor.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar