Durdu Güneş

Durdu Güneş

Mail: durdugunes@hotmail.com

EĞİTİM ORTAMLARINDAN ÖĞRENDİKLERİM

1- Ne aradığını bilmeyen ne bulduğunu bilemez. Bu nedenle bir eğitimde ne aradığını bilemeyen karşılaştığı yeni durumları algılayamaz.

2- Dinlemek zihinsel bir çaba gerektirir. Sizi duyanlar ve görenlerin sizi dinledikleri anlamına gelmez. Kişide dinleme yeteneği gelişmemişse anlatılanlar bir kulaktan girer öbüründen çıkar.

3- Anlatmak ve dinlemek bir pinpon topu oyunu gibidir. Karşılıklı ustalık gerektirir. Karşınızda bir acemi varsa çok usta bir oyuncu olsanız dahi toplarınız hep boşa gider.

4- Zihinsel esnekliği olmayan, dogmatik kalıplarla düşünen kişiler, kalıp dışı, sıra dışı, yeni bir durumu öğrenemez. Kalıplarıyla çakıştığı için açıktan veya gizli şekilde tepki gösterir.

5- Belli alanlarda bir şeyler öğrenmek isteyen kişiler, o alandaki kavramsal alt yapıya sahip değillerse anlattıklarınızı anlamaları mümkün olmaz. Kişi her zaman aklını ve algısını esas aldığından kusuru anlattıklarınızda bulur.

6- Kişiler her şeyi bildiklerini düşünüyorsa ki -bu tipik kibir ve cehalet davranışıdır- yeni bilgilere kapalı olduklarından yeni bir ekleme yapamazsınız.

7- Mevlâna “Deniz ne kadar büyük olursa olsun, siz kabınız kadar su alırsınız” der. Burada önemli olan birincisi kabın geniş olması, ikinci temiz olmasıdır. Eğer kabınız kirli ise içine neyi doldurursanız kirlenir. Zihni yanlış bilgilerle, yoz inançlarla, sapkın ideolojilerle kirlenmiş kişilere doğru ve güzel şeyleri anlatamazsınız. 

8- Her konuya olumsuz bakan insanlara, doğru ve güzel bir şey öğretemezsin. Hacca giden biri sürekli olumsuz düşünen kişiye, “Hacca gidiyorum” Hakkımda olumlu bir şey söyle, hacdan sana bir ayakkabı getireceğim” demiş. Adam “Ya hacdan dönemezsen benim ayakkabı işi ne olacak?” demiş.

9- Bir atasözümüz var. “Düğüne gider zurna beğenmez, hamama gider kurna beğenmez.” Tipler vardır. Yapılan işe mutlaka bir kulp takarlar. Ne desem Zülfi yâre dokunuyor hikayesindeki gibi.

Delikanlı sevdiği kıza kur yapar.” Ne güzel buğday başakları gibi dalgalanan saçlarınız var.” Kız hoşlanmaz. “Ne yani sen benim saçımın buğday başakları gibi dağınık olduğunu mu ima ediyorsun?” der. Aradan zaman geçer, delikanlı tekrar, “İpek gibi güzel saçların var” diye iltifat eder. Kız, yine, “Ne yani sen saçlarımı ipek gibi cansız bir nesneye mi benzetiyorsun?” diye cevap verir. Delikanlı ne dese yaranamadığı düşünerek, kıza “Ne desem zülfi yare dokunuyor” diyerek kahırlanır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar