Okan Müderrisoğlu

Okan Müderrisoğlu

Mail: dfdgdgd@hotmail.com

Ekonomide, “oyun kurucu devlet” dönemi

Sağlıklı, huzurlu, bereketli ve mutlu yıllar dileklerimle, yeni yılın ilk yazısını kaleme alıyorum. Geçen gün, ömürden gidiyor. Her yılın bitimi, bir sonrakine adım atarken, hakiki manada muhasebe yapmayı bence zorunlu kılıyor. Büyük hırslar, çıkarlar, koşuşturmacalar içinde takvimleri eritirken, geride bırakılan yıldan bugüne aramızda olmayanları düşünmek gerekiyor. Elbette iyi ile kötünün mücadelesi hep olacak. Lakin bu toprakların insanlarının öncelikli kriteri "vicdan", merkezi "insan", pusulası "iman" olmak durumunda. Eğer bu ortalamayı tutturabilirsek, pek çok ön yargı duvarı yıkılacağı gibi, pek çok ezber de bozulacaktır.
Türkiye'nin siyasi tarihine ilgi duyanlar kitapları açıp okuduklarında, o tarihi yaşayan veya yapımında rol alanlar ise anılarını tazelediğinde, hali hazırda yaşadığımız sorunların farklı türevlerinden geçtiğimizi kabul edeceklerdir. Günümüz şartlarını benzeri olaylardan farklı kılan husus ise küresel sistemin başat aktörlerinin açıktan Türkiye'ye karşı cephe almaları ve bunu bu kez gizlememeleri.
Peki ama neden?
Çünkü, pandemi sonrası yeni bir dünya kuruluyor. Esasen İngiltere, AB'den koparak yeni dünyada konuşlanmaya çalışırken "değişen güç dengeleri" üzerinden harekete geçmişti. Dünyanın ekonomik ve stratejik ağırlık merkezinin doğuya kaydığı bu çağda, "oynaklık, belirsizlik, karmaşıklık ve bulanıklık" denkleminin bütün bileşenleri ile uğraşmak kaçınılmaz görünüyor. Büyük global dönüşüm Türkiye'ye, kendi göbeğini kendisinin kesmesi gereğini adeta dayatıyor. Dünya yeniden şekillenirken Türkiye'nin alacağı yer, "bağımsız güç merkezi" olması ile "yörünge devlet" olması arasındaki farkı belirleyecek kadar kritik duruyor!

***

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın topluma mal etmeye çalıştığı bu gerçekler, ülke içinde sistemik değişiklikleri de beraberinde getiriyor. 2018 yılının yazında başlayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 3.5 yıllık deneyiminin teyit ettiği gibi anayasa reformu ile öne çıkan sistem, şayet ekonomik değişimle taçlanmazsa sürdürülebilirliği hep tartışmaya açık kalacak. İşte bu nedenle Başkan Erdoğan, tarihi seçimlere 1.5 yıl kala ekonomide büyük meydan okuma ile halka yepyeni hedefleri benimsetme çabasına girişti. Türkiye, 2021 yılında kazandığı "bünyesel, politik ve ekonomik bağışıklık" sayesinde 2022 yılına daha dayanıklı giriyor.
Kabul, işimiz çok kolay değil. Ankara'da da İstanbul'da da Türkiye Ekonomi Modeli'ni henüz benimsemeyen, açıktan muhalefet eden veya "sahip çıkıyormuş gibi yapanların" varlığı ve etkinliği inkâr edilemez gerçek. Ama bir Cumhurbaşkanı düşünün ki yılın son gününü iş dünyası ile buluşmaya ve ekonomiye ayırıyor. "Acaba geri adım atar mı?" diye bekleyenlere, "O hesabınız tutmaz" mesajı veriyor. Bununla da yetinmiyor. 2022'nin ilk iş gününe de sabah erken saatlerden itibaren yine sanayici, ihracatçı ve meslek örgütleri temsilcileri ile başlamayı kararlaştırıyor.
Bu yılın ilk çeyreği, 2021'in son çeyreğinin artçı şoklarına sahne olabilir görünse de devletin seyirci değil oyuncu kurucu olduğu özellikli dönem söz konusu. Yeni dönemin koşullarına uyum konusunda çabaların arttığı örneklere tanık olmamız kuvvetle muhtemel. Tam da bu nedenle görünür geleceği; yurtiçinde ikna edilen tabanı genişletmekte, yurtdışında da Türkiye ile yürümek isteyen yabancı yatırımcılara tanıtıma ağırlık vererek değerlendirmekte fayda var.
Özetle...
Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar