Okan Müderrisoğlu

Okan Müderrisoğlu

Mail: dfdgdgd@hotmail.com

Ekonomik terekenin ortakları ve dünden bugüne notlar...

Görünür gelecekte ekonomiyle ilgili gelişmeler ve geçmiş dönemlerin performansına ilişkin söylemler belli ki gündemde fazlasıyla yer tutacak. Tarihe not düşmek adına, bazı hususları hatırlatmak ve kayda girmesini sağlamak faydalı olacak...
Gelecek Partisi Genel Başkanı Sn. Ahmet Davutoğlu'nda belirgindi, DEVA Partisi Genel Başkanı Sn. Ali Babacan da istisna teşkil etmediğini ispat yolunda hızla ilerliyor. Neydi o özellik? "Ben, ben, ben!"
Konumuz, "Ben"lik duygusu değil elbette. Bize düşen, şimdiye dek olup bitenleri, güncel toz duman arasında yerli yerine oturtmak! Şunu net olarak söyleyebiliriz ki bundan 19 yıl önce Babacan'ı; genç yaşta, kriz şartlarında devralınan ekonominin başına oturtmak büyük cesaret işiydi. Kuşkusuz bu ilk adım, doğrudan Sn. Abdullah Gül tarafından atılmıştı. Gül gerek başbakanlığı gerekse cumhurbaşkanlığı döneminde Babacan'a hep kol kanat gerdi. Evet, Ali Bey de çok çalıştı, bu bir gerçek. Ama sahiplendiği başarının gizli mimarlarından biri merhum Kemal Unakıtan'dı. Kemal Abi, özelleştirme çalışmalarının sıcak süreçleri içinde ve aile faktörü ile harmanlanmış biçimde yıpratılmış olsa da çok başarılı bir maliye bakanı idi. IMF'nin, Babacan'ı da aşan kritik dayatmalarında oynadığı hayati rolü bilenler biliyor. Ve nihayet... İbrahim ÇanakcıCavit DağdaşBirol AydemirOsman Arıoğlu, hatta Erhan Usta (şu an İYİ Parti'de) gibi kilit bürokratlar da Babacan'a; devleti, dış ekonomik ilişkileri, maliyeyi, piyasaları tüm incelikleri ile anlattı. Haliyle böylesine özellikli ve korunaklı ortamda Babacan, tüm siyasi riski üstlenen ve halkta mutlak karşılığı bulunan Tayyip Erdoğan'ın liderliği sayesinde yol aldı.

***


Ali Babacan döneminin, bizzat onun şahsından, örneğin iş yapma biçiminden ve aşırı ihtiyatlı tarzından kaynaklanan görünür görünmez maliyetleri de oldu. Sadece başarıya ortak olan anlayışın güncel ortamda sesinin gün çıkması şaşırtıcı değil. Buna karşın... Aşırı değerli TL, ihracatı ve üretimi unutturan ucuz ithalat, yüksek cari açık, kuru baskılayıp enflasyonu görece düşüren kararlar da Babacanlı yıllarda yaşandı. Ali beyin, kaskatı kurallı ekonomi yönetimi ısrarı, gerektiğinde esneklik gösterilmesi gereken anlarda önemli sınamaları da beraberinde getirdi hatta Türkiye için faturası sonradan ödenen olaylara da sebebiyet verdi. Babacan'ın, -uyardığını söylediği sorunlarda bile- kaptanlığını yaptığı ekonomi bir tanker misali boğaza girmişti ve manevra kabiliyeti çok azalmıştı. Bir bakıma Babacan ekolü için iş işten geçmişti.

***


Bugün üzücü olan ise geçmişin defterlerini karıştırma ve siyaseten kendisine alan açma gayretindeki Ali Babacan'ın el âleme, elini ovuşturma fırsatı da vermesidir. Siyaset; geniş kitleleri hedefleyen, parti teşkilatıyla yürütülen, millet adına devletin hukuk temelinde yönetilmesini amaçlayan zahmetli bir faaliyet. Üstelik siyasetin doğasında; insan unsuru, kadroların duyguları, beklentileri ne kadar yer tutuyorsa, rakamları aşan psikolojik faktörler, uluslararası aktörler, kayıt dışı unsurlar da o kadar yer tutuyor. Bu kadar karmaşık ve büyük denklemi, yalnızca güncel ekonomik meselelere odaklamak, dünü yargılamak belki egoları deşarj eder lakin büyük Türkiye Projesi'ne hizmet etmez. Zira söylemek başka şeydir, söylenmek bambaşka!

***


Bu vesile ile...
Halihazırda yaşadıklarımız, anın yakıcılığı yanında yarınlara bakışımızla da birebir ilintili. Şu anki zorlamalara ve zorlanmalara rağmen... Bazen yaraya merhem olacak, kimi durumlarda zaman kazandıracak, çoğu kez varsayımları aşacak gelişmeleri öngörmek kehanet sayılamaz. Nitekim önceki gün döndüğümüz Katar temaslarından edindiğim izlenim o ki... Her türlü spekülasyondan bağımsız olarak Merkez Bankası, küresel ilişkiler üzerinden, piyasa istikrarı bağlamında yeni inisiyatifleri ve sonuçları realize ettikçe kamuoyuna yansıtacak.
Özetle...
Esas olan, ana doğrultuyu kaybetmemektir!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar