Okan Müderrisoğlu

Okan Müderrisoğlu

Mail: dfdgdgd@hotmail.com

Gezi... Riyad... O zihniyet... Ve AK Partililerin sorumluluğu!

Yeni bir yıl... Yine bir seçim öncesi... AK Parti'nin siyasi tarihi, milli iradeye sahip çıkma mücadeleleri ve kritik seçimlerdeki başarılarıyla yazıldı! İlk yıllarında, çekim gücüne dönüştüğü fark edilen ve bu yüzden büyümesi frenlenmek istenen bir AK Parti vardı. Her seçim ve her dik duruş AK Parti'yi siyasetin merkezini yeniden inşa eden boyuta taşıdı. Bu yeni merkez, Türkiye'nin birikmiş ne kadar ezberi varsa bozdu, tabularını yıktı. Bu sayede AK Parti, giderek kitle partisine dönüştü. Bugün gelinen noktada, oy oranında açık ara önde kimliği ile bir hâkim parti olgusundan bile söz edebiliriz.
Elbette...
Liderinin atlattığı badireler, AK Parti'nin geçtiği sınamalar kadrolarına da yansıdı. Bu büyük eseri kendine göre yorumlamak, değiştirmek, hatta ele geçirmek isteyenler de çıktı! Gelinen aşamada, güvenilir ve bilindik isimler ile davaya yatkın; iyi yetişmiş gençlerden kurulu bir kadro oluştu.
Tabii bu arada...
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişle birlikte "Külliye'de de yeni nesil ve karma bir ekip" daha gelişti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan"Genel Merkez, AK Parti Meclis Grubu ve Külliye" arasında denge tesisine, etkili iletişime ve işbirliğine önem verdiğini her fırsatta hissettirdi.
Şimdi, yeni bir seçimin arifesindeyiz. Adı, Cumhurbaşkanımızla veya AK Parti ile anılan her bir ismin nefsini dizginlemesi ve 31 Mart yerel seçimlerine odaklanması gerekiyor. Neden? Çünkü biliyoruz ki... En iyi, iyinin düşmanıdır. Nihayetinde bir belediye başkan adayı belirlenecek. Değerlendirme sürecinde işin özüne yönelik yorumlar mutlaka yapılacaktır. Ancak, karar verildikten sonra düne takılmadan ileriye bakılması mecburiyeti vardır. Yani... AK Parti'nin rakibi, yine AK Parti içinden çıkmamalıdır.
Bu vesileyle hatırlatmak gerekirse...
Bugün AK Parti'den dışa savurulan siyasilerden biri, vakti zamanında, -önden yüklemeli özgüveniyle- şöyle demişti:
"Erdoğan Everest ise biz de Himalayalar'ız!"
Demek istemişti ki... "Erdoğan, bizlerin omuzlarında zirveye çıktı!!!"
Artık kabul ediliyor ki...
Erdoğan, "siyasete, bürokrasiye, iş dünyasına, sivil topluma" kazandırdığı isimlerle özgün bir konumda duruyor. Bu manada bakıldığında da "Kimseye borçlu değil, aksine pek çoğundan da alacaklı!" görünüyor...
Anlaşılan o ki...
Kısa döneme, anlık hırslara, şahsi hesaplara, kişisel kırgınlıklara, beklentilere takılmadan, insani ve siyasi zafiyetle malûl olmadan mutlak dayanışma ile çalışılması zaruri...
Öngörebiliyoruz ki...
Yerel seçimleri asli karakterinden çıkarmak, İstanbul üzerinden uzun dönemli kurgu yapmak isteyen zinde gruplar mevcut. En küçük fırsatı kolladıklarına ise şüphe yok.
Hatırlayınız... Gezi olayları sırasında dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kadıköy'de düzenleyeceği mitingi iptal etmiş ve Beşiktaş'tan Taksim'e yürüyeceklerini açıklamıştı. O hamlesi siyasi fırsatçılıktan ibaretti. Aradan 10 yıl geçtikten sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Riyad'da oynanacak Süper Kupa maçının ertelenmesini Atatürk üzerinden tartışmaya çevirip, kitleleri manipüle etmeyi denemesi de dünden bugüne miras o zihniyetin yansıması idi. Her iki hadisede hangi sermaye temsilcisinin bulunduğunu ise sizlerin ferasetine bırakıyorum!
Özetleyecek olursak...
Türkiye Yüzyılı'na sağlam giriş yapılması, 2024'teki seçim eşiğinin aşılmasına ve 2028'e kadar uzanacak seçimsiz dönemin değerlendirmesine de bağlı. Ekonomideki iyileşmenin kalıcı olması, terörle mücadelenin etkinliği, dış politikada milli dinamiklerin sürdürülmesi, dirençli kentlerin kurulması, yeşil ve dijital dönüşümün başarılması öncelikli gündemlerimiz olduğuna göre...
Siyasal rakipler ve müzmin muhaliflerin her türlü faaliyetine karşı strateji geliştirilmesi ne derece mühim ise AK Parti kadrolarının birlikte ve uyumlu hareket etmesi de o derece mühim olacaktır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar