Şebnem Bursalı

Şebnem Bursalı

Mail: hfhddj@hotmail.com

Hayal bile edilemezdi gerçek oldu...

Çok değil, 90'lı yıllarda hepimize hayal gibi gelen konular vardı. Özellikle sağlık sistemi ve ulaşımda aşılamaz görünen sorunlar... Son 20 yılda yaşanan dönüşüm, 90'lı yıllara kadar hayal bile edilemeyecek boyutlara ulaştı. Dağları delen denizlerin altından geçen yollar, kendi ürettiğimiz helikopter ve tank, insansız uçaklar... Buna daha birçok başlık ekleyebiliriz. Savunma sanayiinde 20 yıl öncesine kadar yüzde 80'in üzerindeki dışa bağımlı iken, bugün yüzde 65'i bulan yerlilik oranına ulaşılmış, proje sayısı 12-13 kat artmış durumda. Hatta bu alanda en gelişmiş ülkelere bile teknoloji ihraç eden bir Türkiye gerçeğinden söz ediyoruz. Öyle ki S-400'lerin, patriot'ların yerini alabilecek savunma sistemlerini üreten bir Türkiye, herkesin gıpta ile izlediği bir ülke haline geldi.
Cumhuriyetin 100. yılından hemen sonra 400 kilometreden fazla menzile sahip bir hava savunma füzesi olacak Türkiye'den söz ediyoruz. S-400'lerin karşılığı olabilecek milli füzemizle ve bütün bunlarla birlikte Türk hava sahasının tamamen kendi kontrolümüzde olduğu ve bizim iznimiz olmaksızın başkalarının geçemeyeceği bir hava sahası kontrolünü sağlayacak bir sistemden söz ediyoruz.
F-35'ten daha üstün özelliklere sahip yerli uçağımızın üretim aşamasında olduğundan ve 2026'ya kadar kullanım aşamasına geleceğinden söz ediyoruz. Kahraman Türk askerinin stratejik üstün kültürünün karşılık bulduğu isimlenmiş hali olan 'Kızılelma' adı verilen yepyeni sistem, geçtiğimiz günlerde Baykar Yönetim Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar tarafından açıklandı. İnsanlı uçaklarla müşterek hareket edebilecek yüksek yetenekte bir insansız hava harp sistemi... 2023'te ilk uçuş testi yapılır hale gelecek. Bir reklamda söylenilen "Biz de çok oluyoruz" sloganı son 10 yıldır tam da Türkiye'nin geldiği nokta itibarıyla karşılık buluyor aslında. Savunma sanayiinde dışa bağımlılığın artık bitme noktasına geldiği ve geliştirilen her yeni teknoloji ile muharebe alanında adeta devrim yaşandığı gerçeğinden hareketle Türkiye olarak başkalarını çok ama daha çok rahatsız edeceğimiz kesin!

***


MUHALEFET DE HÜKÜMETİ DESTEKLİYOR!
Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye'nin üstlendiği dış politika için söylenebilecek en doğru tanım 'denge' olmalı. Her iki devletle olan siyasi-ekonomik-diplomatik komşu ilişkilerimiz ve keza coğrafi konumumuz gereği Türkiye'nin en başından bu yana her iki ülke lideriyle görüşebilen tek ülke ve lider konumunda olması çok değerli. Bizzat Başkan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu tarafından titizlikle yürütülen süreç, tüm dünya ülkeleri tarafından da hayranlıkla izleniyor. Bu sürecin seçmende nasıl bir etki yarattığına dair bir araştırma yapılmış. EDAR Kamuoyu Araştırma Şirketi'nin 15 şehirden bin 64 kişi üzerinde yaptığı araştırma sonuçlarına göre; Türk dış politikasının savaş boyunca yürüttüğü diplomatik faaliyetleri ekseriyetle başarılı bulunmuş. Katılımcıların yüzde 47.2'si 'başarılı', yüzde 20.3'ü 'başarısız', yüzde 32.5 ise 'Ne başarılı ne başarısız' bulduğunu belirtmiş.
Ankette ilginç olan bulgu; Millet İttifakı'nı desteklediğini söyleyenlerin yüzde 30'unun başarılı bulması, ortada kalanların da yüzde 41 olarak belirlenmesi. Türkiye'nin ekonomik sorunlarına savaşın etkisi olduğunu düşünenler yüzde 60.4 iken, Millet İttifakı'na oy verdiğini söyleyenlerin yüzde 53.6'sının da ekonomiyle ilgili sorunlarda savaşın etkisi olduğunu düşünmesi, benzin, motorin, otogaza gelen son zamlarda savaşın etkisi olduğunu düşünenler yüzde 64 iken, Millet İttifakı'na oy verenlerin yüzde 54.6'sının da aynı görüşte olması, muhalefetin de genel itibarıyla ekonomideki dalgalanmalarda Rusya-Ukrayna savaşının etkisi olduğunu düşündüğünü ortaya koyuyor. Türkiye'nin denge üzerine kurduğu dış politikasının muhalefet seçmeninin de içinde olduğu toplumun çoğunluğu tarafından başarılı bulunmasının, oy verdikleri partiler tarafından da dikkate alınıp politikalarını buna göre belirlemeleri için de bir gösterge olmalı...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar