Şebnem Bursalı

Şebnem Bursalı

Mail: hfhddj@hotmail.com

Hesap Görülmüştür...

"Bin yıl sürecek" dedikleri ve yüzbinlerce insana zulmettikleri 28 Şubat post modern darbenin planlayıcısı ve uygulayıcısı olan emekli askerlerle ilgili yargı kararı tartışılıyor.
Türkiye'nin sadece siyaset tarihinin değil, aynı zamanda ekonomik anlamda tartışmasız en karanlık dönemlerinden biri olan 28 Şubat sürecine bir Ankara gazetecisi olarak tanıklık etmiş ve hatta "psikolojik harp tekniklerinden de" nasibini almış biri olarak yukarıda söylediğim sözleri, bu karanlık dönemi bizzat yaşamış biri olarak söylüyorum. O yüzden biraz sonra yazacaklarım duyumlar ya da izlenimlerden değil, bizzat yaşanmışlıklar ve tanıklıklarımdan ibarettir.
28 Şubat post modern darbesinin 14 kudretli paşası hakkında verilen yargı kararlarını eleştirmeden önce o dönemi hatırlamakta fayda var. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim ki bu kişiler alenen ve bilerek-isteyerek suç işlemişlerdir. Yaptıkları ne anayasaya, ne yasalara ne de demokratik nizama uygun değildir. Demokratik yollardan işbaşına gelmiş bir hükümeti, anti demokratik uygulamalarla yıktılar. Bunu yaparken de ne kanun tanıdılar ne millet iradesini! Bunu yaparken kullandıkları bütün kurumları da yozlaştırdılar. Ekonomiye yön vermesi gereken iş dünyası, verilen görevi yerine getirirken yolsuzluk yapmaktan, bankaları hortumlamaktan geri durmadı! Dönemin işbirlikçi medyası istikrarı bozacak ne varsa yalanla dolanla iftirayla "habercilik" adı altında cuntacılık yaptı! Anayasanın 138. Maddesi'ni alenen hiçe sayıp Genelkurmay'da brifing üstüne brifing alıp, talimatla karar veren yargıya ne demeli?
Bu süreçte binlerce insan yerinden yurdundan oldu, binlerce insan suçsuz yere hapis yattı. Başörtülü kadınlar linç edildi, toplum hayatından, iş ve okul hayatından dışlandı. Ekonomiye 400 milyar dolarlık bir zarar, soyulan bankalar ve batan şirketler üzerinden bütün faturanın millete çıkarılması sonucu doğurdu. Türkiye'yi ve Türk insanını yarı yarıya fakirleştiren 2001 ekonomik krizi bağıra bağıra geldi! Gazete küpürleriyle hükümet düşürüldü, bakanlar ve milletvekilleri tehdit edildi, galiz küfürlerle halka açık yerde Başbakana hakaret edildi!
Bugün Taliban'a 7'den 70'e hepimiz kızıyoruz, tepki gösteriyoruz, kadınlara zorla çarşaf, burka giydiriyorlar diye. Yaşı müsait olanlar hatırlamıyor mu o dönem sadece okumak isteyen ya da çalışmak isteyen başörtülü kızlarımızın nasıl hunharca ve herkesin önünde başörtülerinin çekip çıkarıldığını! Ne farkı var bunların Taliban'dan bana söyler misiniz?
Ve gelelim bugüne. Bütün bu hukuksuzluğu ve caniliği yapanlar zaten önce milletin vicdanında mahkûm olmuştu ve en büyük cezalardan biri verilmişti. Bu cuntacıların zulmettiği kadroları tek başına sandıkta iktidar yapan milletin vicdanı değil de nedir? Sadece şiir okudu diye hapse attırdıkları Tayyip Erdoğan'ı 20 yıldır yine tek başına iktidarda tutan vicdan da tastamam budur zaten.
Keser döner sap döner bir gün gelir hesap döner demiş atalarımız. Bu hesabı onlar yaşarken ödettirdi bu millet. Şimdi de adalet önünde hesap verdiler ve müebbet dahil çok ağır cezalarını aldılar. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin şerefli üniformasını yıllarca taşıyan bu cuntacıların rütbeleri de söküldü. Buraya kadar herşey tamam. Ama ben en ağır cezanın asıl şimdi verilmesi gerektiğini düşünüyorum; Yıllar önce millet vicdanında en ağır cezayı alanlara, Yargı da cezalarını verdi. 90 yaşına merdiven dayamış bu cuntacıların hapiste ölmelerini beklemek yerine, Devlet merhametini, şahsının yüksek merhametiyle temsil eden Başkan Erdoğan'ın af yetkisini kullanması, en büyük ceza olacaktır. Yalanla dolanla hapse attırdıkları, milletvekili bile seçtirmedikleri Erdoğan tarafından affedilmek asıl onların ömür boyu vicdanlarına hapsedilmeleri olacaktır...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar