Durdu Güneş

Durdu Güneş

Mail: durdugunes@hotmail.com

İLTİFAT ETMEK Mİ YAĞ ÇEKMEK Mİ?

Birbirine yakın kavramlar vardır. Aradaki ince çizgiyi bilmediğimiz için olumsuz anlamlı kavramın korkarak olumlu anlam taşıyan kavramın getirisinden de mahrum kalırız. Gülmekle sırıtmak arasındaki farkı bilmeyen biri “niye sırıtıyorsun?” sözüne muhatap olmamak için gülmekten çekinir. Oysa gülmek beyinden gelen ve yüz kaslarında etkisini gösteren neşeli olma hali iken, sırıtma beyinden gelmediği halde yüz kaslarında gülme görüntüsü vermektir. Onun için “soytarı gülmez sırıtır” derler. Ya da beyinle ilgisi olmayan ve açık dişlerle gülme görüntüsü veren pişmiş kelleye gönderme yaparak “neden pişmiş kelle gibi sırıtıyorsun?” derler.

İltifat etmenin kökü lütuftur. Birine lütufta bulunmak gibi. İltifat etmek, birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranmadır. Birine söz söylerken, daha çok etki sağlamak için niteliklerine olumlu anlamlar yüklemedir. İltifat etmek gerçeğin hüsnü zanla güzelleştirilerek içten gelen bir sözü muhatabına söylemektir.

Yağ çekmek ise argo tabirle yalakalık, yapmak, içinden gelmediği halde sırf çıkar için abartılı övgü yapmaktır.

İltifat etmeyi genelde olumlu anlamda, yağ çekmeyi ise olumsuz anlamda kullanırız. Bu kavramlar birbirine çok yakın olmakla birlikte, yerini, zamanını, dozunu, niyetini tam ayarlayamazsanız iltifat yalakalığa dönüşebilir. İkisini birbirinden ayıran en önemli fark ise samimiyetten kaynaklanır. İltifat içten yapılır, yağ çekme içten gelmez dıştan yapılır.

İletişim yeteneği yüksek, sosyal başarısı olan kişilerin çok ustaca iltifat yaptıkları görülür. Gönülleri rahat kazanırlar. 

Peki, yağ çekme etiketini yemeden; bir iltifatta nelere dikkat edilmelidir:

1-Kişi iltifat ederken vakarından taviz vermemelidir. Yani kendini alçaltarak muhatap olduğu kişiyi yücelterek söz söylenmemelidir. O zaman şaklabanlıklar yaparak kralı eğlendirme ve yüceltme çabasında bulunan kral soytarısından farklı olunmaz.. İltifatlar bir onur zafiyetine yol açmamalıdır.

2-Söylediğin şey yalan olmamalıdır. Şaşıya şehla gözlü, kele sırma saçlı gibi sözler söylenemez. Söylediğin gerçek olmalı. Sözlerin o gerçeğin güzel bir ambalajı konumunda olmalıdır. 

3-İltifat içinden gelmelidir. Yoksa sözlerdeki yapaylık anında hissedilir. İltifat diye söylediğin şeyler maksadının zıddına seni değersiz kılar.

4-İltifatta aşırı cömert davranmak da iltifatın değerini düşürür. Karşıdaki insanda “yağ çekiyor” duygusu uyandırabilir. İltifatın ilaç gibi normal dozunda kullanılması gerekir. Aşırı dozda iltifat doğru algıya zarar verir.

5-İltifat ettiğin kişinin etrafında yalakalar varsa sözlerin o ortamda o algıyla karşılanır. İltifat yaptığın kişi yalnızken ya da o iltifatlar doğru algılayacak kişiler olduğunda yapılmalıdır. 

6-İltifat yaptığın konu kişinin farklı ve iyi bir özelliğine dayanmalıdır. Kekeme birine “ne güzel konuşuyorsun” dersen iltifat değil hakaret olur. Ama bu kişinin engin bilgisi olabilir. Onun bilgili oluşunu güzel, olumlu kelimelerle tavsif edebilirsin.

7-İltifat etmek edebiyat bilgisi de gerektirir. Kelimeler arasındaki ince çizgiler bilinmelidir. Yanlış kullanılan bir kelime iltifatı tümden yok edebilir. “Çok bilgilisin” yerine birazda eski kelime olarak “malumatfuruşsun” dersen “bilgili” yerine “bilgiçlik taslamak” anlamında küçük düşürücü söz söylenmiş olur.

8-Mesaja anlam veren ilişki biçimidir. Yeni tanıştığın birine iltifat yaparsan yanlış algılanma ihtimali yüksektir. Henüz ilişki biçimi oturmamıştır. Bir arkadaşımız yeni tanıştığı bir bürokrata “Senden iyi tiyatrocu olur” dediğinde o şahıs bozulmuştu. Bu sözü mikrofonik ses güzelliği değil rol yapma anlamında kullanıldığı düşünülmüştü. Oysa arkadaşımız mikrofonik sesi olduğu için söylemişti.

İltifat konusunda daha çok ayrıntılar olabilir. Şimdilik düşündüklerim bu kadar. İlişkilerde incelik sosyal kalitemizi belirlemektedir. Benimki sadece birkaç ip ucu.

Artık, bu yazıma karşılık iltifatlarınızı bekliyorum!

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar