Erhan Afyoncu

Erhan Afyoncu

Mail: ygjh@hotmail.com

İstanbul'un işgaline 1 Mayıs'la direndik

Osmanlı İmparatorluğu, işçi hareketleriyle 19. yüzyılın sonunda karşılaştı. Osmanlı döneminde “Amele Günü” denilen 1 Mayıs, İstanbul’un işgali sırasında itilaf devletlerine karşı direniş hareketiydi

Sanayi Devrimi ile kırsal kesimdeki nüfus şehirlerde toplanmaya başladı ve işçi sınıfı doğdu. Sanayi Devrimi'nin etkilerini geç gösterdiği Osmanlı Devleti'nde ise işçi sınıfıyla ilgili yaşanan gelişmeler oldukça yavaştı. Ülkemizde 19. yüzyılın son çeyreğinde işçi hareketleriyle karşılaşıyoruz. İmparatorluğun birçok yerinde telgrafhane, darphane, feshane, tersane ve demiryolu gibi birçok iş kolunda çalışanlar maaşlarını alamadıkları dönemlerde çeşitli eylemler yaptılar. Ancak bu dönemde fakir işçilere yardım için kurulan Ameleperver Cemiyeti ile gizli olarak kurulan Osmanlı Amele Cemiyeti'nin dışında işçi örgütlenmesi yoktu.



İLK 1 MAYIS'LAR
Osmanlı döneminde genellikle işçi karşılığında amele kelimesi kullanılırdı. 1910'dan sonra işçi terimi kullanılmışsa da bu kelimenin dilimize yerleşmesi Cumhuriyet döneminde olmuştur. Osmanlı'da işçi sınıfı ve 1 Mayıs üzerine Zafer Toprak, Mehmet Alkan, Kadir Yıldırım ve Engin Deniz'in araştırmaları vardır.
1 Mayıs 1902'de Kasımpaşa'da gemilerde çalışan işçiler, ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle grev yaptılar. 1908'de meşruti idareye geçilmesinden sonra Osmanlı devlet ve toplum hayatında büyük değişiklikler oldu. İşçiler, Meşrutiyet'in getirdiği özgürlük ortamını kullanarak çalışma şartlarını ve maaşlarını iyileştirmek istediler. Özellikle 1908 yılı imparatorluğun birçok yerinde grevlere sahne oldu. 1 Mayıs 1909'da az sayıda işçinin katıldığı bir etkinlik düzenlendi. Ertesi yılki 1 Mayıs'a da fazla bir katılım olmazken, 1911'de çoğunluğu gençlerden oluşan yüzlerce kişi 1 Mayıs'a katıldı. Aynı yıl 1 Mayıs'ta Selanik'te binlerce kişinin katıldığı en büyük işçi gösterilerinden biri gerçekleşti. Üsküp'te de 1 Mayıs kutlandı.



1 Mayıs, Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Mütareke Dönemi'nde de kutlanmaya devam etti. Dönemin gazeteleri, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nın pek çok ülkede yansıması olmasına rağmen İstanbul işgal altında olduğu için olağanüstü durumdan dolayı amele sınıfının tatil yapmadığını yazarlar. Fransa'daki 1 Mayıs kutlamalarını ise İkdam Gazetesi "1 Mayıs, Amele Günü" başlığı altında şöyle vermişti: "Fransa'nın çeşitli yerlerinden gelen haberlere göre 1 Mayıs'ın büyük bir sükûn içinde geçtiği bildirilmektedir. Fransa'nın çeşitli şehirlerinde tren seferleri her zamanki gibi yapılmıştır. Paris'te bile 1 Mayıs'ta sükûn hüküm sürmüştür. Yiyecek üreten yerler dışındaki işyerleri genellikle tatil edilmiştir. Trenler, omnibüsler ve tramvaylar, yolcu nakliyatını aksatmayacak şekilde çalışmışlardır".



İŞGALE DİRENİŞ
İstanbul işgal altındayken 1921'de gösterili 1 Mayıs kutlaması yapıldı. 1 Mayıs kutlamaları aslında İstanbul'u işgal eden itilaf devletleri kuvvetlerine karşı bir direniş hareketiydi. İşgal kuvvetleri 1 Mayıs'ı engellemek istediler. Gösteri başvurularının engelleneceği ve emre karşı gelenlerin şiddetle cezalandırılacağı ilân edildi. Türkiye Sosyalist Partisi ise yayınladığı bildiriyle elektrik fabrikası çalışanları dışındaki bütün işçilerin 1 Mayıs bayramına katılmalarının görev olduğunu duyurdu. Gösteri yasak olduğu için 1 Mayıs, İstanbul'daki mesire yerlerinde kutlandı.
1 Mayıs 1922'de de İstanbul işgal altındaydı. İşgal kuvvetlerinin Amele Bayramı kutlamalarını engellemek istemelerine rağmen bu yılki kutlamalar 1921'den daha örgütlü yapıldı. İlk defa Pangaltı-Kâğıthane güzergâhı kullanılarak yürüyüş de yapıldı. Kâğıthane'de 1 Mayıs'ın önemini vurgulayan konuşmalar yapıldıktan sonra işçiler dağıldı.

***

İLK HAVA ŞEHİTLERİMİZİN KITALARARASI UÇUŞU

İlk hava şehitlerimiz, Suriye-Şam'da İslam dünyasının büyük kahramanı Selahaddin Eyyubi Türbesi'nin haziresinde yatmaktadırlar. İlginç ve hüzünlü bir hikâyeleri vardır. Osmanlı İmparatorluğu'nun uğradığı büyük Balkan bozgunundan sonra halka moral vermek ve Türk havacılığını geliştirmek için kıtalararası bir uçuş planlandı. Şefik Memiş ve Fatih Türkyılmaz'ın "İstanbul-Kudüs-İskenderiye, Hava Seyahati, 8 Şubat-15 Mayıs 1914" ismiyle hazırladıkları ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yayınlanan eser, dönemin yerli ve yabancı gazetelerinin görselleriyle ilk hava şehitlerimizin ilk uzun mesafeli uçuşunu anlatıyor. Eserde uçuş fikrinin nasıl ortaya çıktığı, gidecek pilotların nasıl belirlendiği, subay pilotlarımızın heyecanı, uçuş güzergâhı boyunca pilotlarımızın yaşadıkları ayrıntılı bir şekilde dönemin basınının gözünden veriliyor.



Uçuş fikri, Kudüs halkının Harbiye Nezareti'ne çektiği bir telgrafla Türk pilotlarını burada görmek istediklerini söylemeleriyle başladı. Birkaç ay önce Fransız pilotlar Anadolu'dan geçip Kudüs'e gelmişler, oradan da Mısır'a gitmişlerdi. Osmanlı pilotları da bu uçuşu yapabilirlerdi. Harbiye Nezareti bu fikre sahip çıktı. Bir değerlendirmeden sonra, birkaç ay önce Fransız pilotların yaptığı gibi güzergâhın Kudüs'te sonlandırılmayıp İskenderiye'ye kadar uzatılmasına karar verildi. Türk subay pilotlarının ilk uzun mesafeli hava seyahati, aynı zamanda kıtalararası seyahate dönüştü. Subaylarımız Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarını hava yoluyla geçtiler.



Bu seyahatte Türk havacılığı ilk şehitlerini verdi. Fethi Bey ve yardımcısı Sadık Bey'in kullandığı Muavenet-i Milliye tayyaresi, Şam'dan Kudüs'e giderken Taberiye Gölü civarında türbülans yüzünden düştü. Naaşları bulunarak, hükümetin kararıyla, Şam'da Kudüs fatihi Selahaddin Eyyubi'nin türbesinin bulunduğu hazireye gömüldü. Böylece Kudüs yolcuları, Kudüs fatihine emanet edilmişti. Nuri Bey ise Yafa sahilinden Kudüs'e doğru havalandıktan hemen sonra denize düşüp, boğularak vefat etti. Şehit Nuri Bey'in cenazesi de Selahaddin Eyyubi haziresine, arkadaşlarının yanına defnedildi.
Balkan Savaşları'nda tayyarelerin sağladığı avantajı gören ve hava filosunu mutlak gereklilik olarak gören Osmanlı Hükümeti, Yeşilköy'de kurulan Tayyare Mektebi'ne büyük ağırlık verdi. Ancak uçak filosunun güçlendirilmesi gerekiyordu. Bu seyahatle birlikte uğranılan her ilin halkının uçak bağışlarında büyük bir artış sağlandı.
Bu kitapta, üç ay süren uçuşların teferruatlarını, halkın Osmanlı'nın hâlâ ayakta ve güçlü olduğunu simgeleyen tayyare ve "tayyarecilerini" bağırlarına basmalarının ayrıntılarını, günün gazetelerinin haberleriyle o dönemin içine girerek gözlemleyebiliyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, ilk hava şehitlerimizin 107 yıl önceki kıtalararası hava seyahatine yakışan önemli bir eser yayınlamıştır.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar