Tuba Kalçık

Tuba Kalçık

Mail: gudfhdkf@hotmail.com

Kadına şiddetin önlenmesinde medyaya da görev düşüyor

Yine gencecik bir kızımızın, Aleyna Ağgül'ün sır ölümü hepimizin yüreğini dağladı. Ağgül'ün şüpheli ölümü ardında onlarca soru bırakırken, aklıma Şule Çet, Aleyna Çakır, Esra Hankulu gibi benzer kaderi yaşayan kızlarımız geldi. Mevlüt Tezel'in de köşesinde belirttiği gibi; kadına şiddetin ve kadın cinayetlerinin, basın organlarında daha fazla yer alması, yargı sürecinin hızlanması ve caydırıcı cezalar verilmesi açısından büyük öneme sahip. Failler ne kadar çabuk cezalandırılırsa mağdur ailelerin de kamu vicdanının da bir nebze de olsa yüreğine su serpilir. Bu açıdan SABAH gazetesinin Aleyna Ağgül'ün şüpheli ölümüne dair manşetten verdiği haberi son derece önemli buluyorum. Medyanın böyle haberleri veriş biçimi de elbette ki son derece önemli. Geçtiğimiz yıllarda belki hatırlarsınız, 'bir gazetenin' kadına şiddet haberini verme şekli çok tartışılmıştı.

Kadına şiddet görseli üzerinden tiraj devşirmeye çalışan bu gazetenin yayın yönetmeni, 'sırtından bıçaklanmış kadının' fotoğrafını sürmanşetten vermişti. Bir de üstüne ne kadar doğru bir şey yaptığını savunmuştu. Bence son derece yanlış ve habercilik etiğine sığmayacak bir sürmanşetti. Kadına şiddeti haberleştirmek elbette bu değil. Böyle yapılan habercilik ne etiğe ne de vicdana sığar. Kadına şiddet konusunda toplumsal farkındalığımızın artması, kadın mücadelesi açısından son derece önemli. Burada medyaya da büyük bir sorumluluk düşüyor. Kadın cinayetlerini salt bir haber olarak değil de toplumun kanayan yarasına dikkat çekmek amacıyla yapmak, kadına karşı şiddette önemli katkı sağlayacaktır.
İşte bu açıdan hangi ideolojiyi barındırırsa barındırsın medyanın kadın haberleri konusunda aynı hassasiyeti taşıması gerekiyor. Medyadan kamu yararını gözetme görevini unutmadan hareket etmesi ve buna göre davranması, toplumsal açıdan hepimizin beklentisidir.

Toplum sağlığını düşünerek davranmalıyız
Son zamanlarda dikkatimi çeken bir konuyu sizinle paylaşacağım... Nereye gitsem benzer bir manzara ile karşılaştığım için bu konuyu yazmak istedim. Sanki koronavirüs hiç yokmuş, sanki pandemi süreci hiç yaşanmamış gibi davranan insanlar görüyorum. Maskesiz şekilde elini kolunu sallayarak kafelerde, alışveriş merkezlerinde gezenlerin sayısı hiç de az değil. Aşı olmak elbette ki çok önemli ama bu illetten korunmak için yeterli değil. Önlemini almadıktan, maskeye, mesafeye, temizliğe dikkat etmedikten sonra aşı nereye kadar koruyabilir ki? Hepimiz bu yeni normallere alışmaya çalışıyoruz, tabii ki zor bir süreç ama toplum sağlığını da düşünmek ve ona göre hareket etmek zorundayız. Yoksa bu illetten kolay kolay kurtulamayız...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar