Durdu Güneş

Durdu Güneş

Mail: durdugunes@hotmail.com

PAPATYA İLE SOHBET

İş hayatı, şehir hayatı, tüketim kültürü, hayatın karmaşası iyiden iyiye bunaltmıştı. Bir Pazar günü şehirden uzaklaşarak bir dağ yamacında rengârenk açmış papatyaların arasına uzandı. Papatya ne kadar sade, dingin ve güzeldi. Bir an o sadelik ve dinginlik içine yansımış rahatlamıştı. “İnsan olmak ne zor” diye düşündü. Papatya gibi olmak, sadeleşmek, dinginleşmek insan için mümkün değil miydi? Aklından bunları geçirirken, birden papatya dile geldi. “İnsan olarak da sadeleşebilir, dinginleşebilirsin. Ama sana kendi hayatımdan ders vermem gerek” 

Adam ücretsiz bir terapi seansıyla karşılaştığını düşündü. “Bunu çok isterim. Hayat sadeliğini kaybetti. Mutluluğa doğru son sürat koşuyoruz ama yakalayamıyoruz. Mutluluk yolunda serap görüyor, mutsuzlaşıyoruz. Bana dinginliği anlat” dedi.

Papatya “Sana on derste kendi hayatımdan dinginlik dersi vereceğim” dedi. Sonra sıralamaya başladı.

1-Ben hayatım için gerekli olanı alırım. Güneş ışığını, ay ışığını, rüzgârı, havayı. Benim için gereksiz olan şeylerin peşine düşmem. Oysaki siz insanlar beyinlerinizi gereksiz bilgilerle doldurursunuz. Elinizden gelse dünyada  her şey benim olsun istersiniz. Hayatı yaşanır kılan pozitif boşlukları bile kapatmaya çalışırsınız. Hayatınızın manevra alanı daralır, hayatı yaşanmaz hale getirirsiniz.

2-Kafanıza doldurduğunuz kelimeler, kavramlar düşünce dünyanızı sınırlar. Farkında olmadan iç dünyanızda bir hapishane oluşturursunuz. Şimdi kelimesiz, kavramsız bana bak. Rengimin ışığını gözlerinle em. Kokla, dokun, hisset. Sende bu evrenin müziğinde benim gibi bir melodi olduğunu düşün.

3-İnsanlar kendilerine yabancılaşır. Bir çiçek hep kendisidir. Kendine yabancılaşmaz. İnsan düşünce kalıplarıyla kendi doğal yapısını konserveleştirir. Bir papatya doğaldır. Örneğin karanfil olmaya çalışmaz, neyse odur, kendisidir yani. Oysa insanlar kendilerine ideolojik kalıplar oluşturur doğalarını kısırlaştırarak kendilerine yabancılaşırlar.

4-Pozitif bir insandan bir enerji almayı biliyorsunuz.  Oysa bitkilerde size pozitif enerji verebilir. Hani aynalama dedikleri şey. Bak, bana bakınca nasıl düşüncelerinde bir uyanış başladı. İnsanlar bizdeki güzelliği, sadeliği, dinginliği ancak yüreklerini temiz bir ayna yaparak kendi içlerinde hissedebilirler.

5-Biz bir şey yaparız. Papatyalık yaparız yani. Ama insan öyle mi? Rolden role girer. Hatta Tanrı bile olmak ister. Melek görüntüsünde şeytanlık yapar örneğin. O zaman hayatı karmaşık bir kirliliğe döner. 

6-Biz doğayla uyum içindeyiz. Doğayla çatışarak değil, uyumla bir ahenk oluştururuz. Ne rüzgârla çatışırız, ne mehtapla. Oysa insan çatışmacıdır. Doğayla çatışır, hükmedip onu sömürmeye çalışır. Doğa da buna tepki verir. Toprak öfkelenir depremle karşılık verir. Atmosfer öfkelenir iklimleri felakete çevirir. Hayat bir drama döner.

7-İnsan doğaya hep çıkar duygusuyla bakar. Ağaca bakar, keresteyi düşünür, dağa bakar içindeki madeni düşünür. Doğadaki her şeyi bir meta olarak düşünür. Oysa doğadaki her şey hayat yolunda yol arkadaşınızdır. Bakın bize koku verirken, güzelliği sunarken çıkar duygumuz yoktur. İnsan çıkar duygusuyla güzelliği, sadeliği, dinginliği hatta kutsallığı algılayamaz.

8-İnsanlar hep bir yarış halindedir. Bu hayatı hızlandırıp dinginliğini ortadan kaldırmaktadır. Oysa biz kimseyle yarışmayız. Gül güldür, papatya papatyadır. Üstünlük derdimiz öne geçme derdimiz yoktur. İnsanlar yarışmayı hayat tarzı haline getirince sömürüyü savaşı acımasızlığı da öğreniyorlar. Bir kere başlarını kaldırıp bize baksınlar.

9-İnsanlar hep tüketerek mutlu olmaya çalışıyor. Biz ise tüketerek değil hep verici olarak varlığımızı sürdürüyoruz. Tüketim maddi hazzı artırabilir. Bu ise sınırlı olan bedensel yapıyı zorlar. Maddi haz sağlıksızlığa dönüşür. Oysa dinginlik, sadelik, güzellik duygusu ruhsaldır. Çok tüketimle elde edemeyeceğiniz manevi hazlardır. 

10-Biz sadelik, dinginlik, güzellik üretiyoruz. Bunu çevremize cömertçe veriyoruz. Sizde ne varsa çevrenize onu verirsiniz. Siz karmaşa, çirkinlik, ıstırap üretiyorsunuz, çevrenize de onu veriyorsunuz. Bizi örnek alın derim. Unutmayın, dinginlikle doğayı saf şekilde algılar ilahi enerjiyi yüreğinizde hissedebilirsiniz.

Adam bir an; endişeli, düşünce yüküyle bunalmış, depresif halinden uzaklaştı. Papatyaya baktı gülümsedi. “Yaşasın sadelik ve dinginlik” dedi. Dağda söz yankılandı. "Yaşasın sadelik ve dinginlik"

(Bitkilerle Sohbet isimli kitabımdan)

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar