Engin Ardıç

Engin Ardıç

Mail: jdfdnd@hotmail.com

Seçimi virüs mü kazanacak?

Süleyman Demirel "Seçimleri tencere kazanır" dermiş...
Doğrudur. 2002 seçimini AK Parti'nin kazanmasında 2001 ekonomik krizinin büyük rol oynadığı bilinir. (Tabii Cem Uzan da DYP oylarını pek güzel kırmıştı.)
Bu, Ecevit'in IMF şartlarına boyun eğerek hazırladığı bir krizdi. Yani aslında Ecevit, kendi deyimiyle "kendi kendine intihar" eylemini 2002'de erken seçime giderek değil, 1999'da "çıpalı kur" sistemine yönelerek yapmıştı. Baskı altında tutulan devalüasyon birdenbire ve çok şiddetli patladı.
Rahmetli Adnan Kahveci de 1991 seçimlerinden önce hesabını yapmış, Özal'"Biz bu seçimi kaybedeceğiz" demiş...
Çünkü ekonomi küçülmüştü.
Ekonomiyi küçülten seçimi kaybeder.
Sakın "enflasyona yol açan" şeklinde anlamayınız.
Enflasyon, kapitalizmin başından beri yaşanan bir gerçektir. Olmazsa olmazıdır.
Kimi zaman kimi ülkelerde daha çok, kimi zaman bugün Avrupa'da olduğu gibi daha az...
Kimi zaman vahşi boyutlarda, 1918-1923 arası Almanya'da...
Ama bütün dünyada genel gidiş böyledir.
Benim gençliğimde yurt dışında 200 dolara bir ay dolaşabiliyorduk, şimdi kaç gün dayanabilir bu para?
İktidarları enflasyon uçuruma götürmez.
Ama ekonomik büyümede düşüş mutlaka götürür.

***

İşte bu nedenle, gerekirse enflasyon pahasına da olsa ekonomik büyümeyi sağlamak şarttır.
Bugün hükümetin yaptığı da bundan başka bir şey değildir.
İsmet Paşa'nın "denk bütçe" saplantısı ancak bir memur ailesinin bütçesi için makbuldür...
Çünkü bu, ekonomiyi "büyümemeye" mahkûm etmektir.
İsmet Paşa eline geçen "ekonomik büyümeyi tetikleme" fırsatını 1946 yılında da kullanamadı.
Altın ve döviz rezervleri de devlet kasasında örümcek bağladı.
Arkadan ne geldi, biliyorsunuz.
1932 yılında da kullanamamıştı.
Şevket Süreyya (Aydemir) adeta yalvarıyordu, "Paşam, Amerika krizde, makine parklarını ölü eşek fiyatına satmaya bakıyorlar, gelin şunları ucuz ucuz alalım, sanayi hamlesini başlatalım..."
Paşanın aklı basmadı.
Gözü eğitimden başka bir şey görmüyordu.
"Enflasyon" kelimesini de başbakan olduktan sonra ilk kez duymuş ve ondan hep korkmuştu...
Rahmetli babam da memur kafasıyla "Borç en fena şey" deyip dururdu.
Hayatta neye sahip olduysam hep kredi kartıyla, yani borçla elde ettim. Babamı dinleseydim yanmıştım.

***

Bazı muhalif allameler, "Ekonomik kriz var, öyleyse biz kazanacağız demektir" hayalleri kuruyorlar.
Bu, muhalefeti kendi kendini gaza getirmeye ve "Milyonlarca insan çöp tenekelerinden besleniyor" gibi boylarından büyük yalanlar söylemeye de yöneltebiliyor...
Şimdi de bir umut, bir umut... İktidarı çantada keklik görüyorlar... Livaneli şöyle dedi, Kuşçuoğlu böyle dedi, iş bitti...
AK Parti, bütün nankör şartlara rağmen ekonomik büyümeyi sürdürüyor.
Evet, enflasyon yüksek..
Ama bu iktidarın değişeceği anlamına gelmiyor.
Bir yandan da muhalif basın, düzmece anketlerle önce kendi kendini, sonra da müşterisini kekliyor.
Korona virüsüne de çok umut bağladılar.
İlk kez iktidarı tatmış ve yirmi yıldır mutlu olmuş halk, bir virüsün yol açtığı geçici sıkıntı yüzünden kendi temsilcilerini bırakır sanıyorlar.
İnsan yerine konulmak mı daha önemli, domatesin kilosu mu, göreceğiz.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar