Bu çakallar, benimle ilgili iftira üretirken kimsesizlikten yakınırdım.
O yüzden şimdi ben aynısını yapmayacağım.
Ateş düştüğü yeri yakar çünkü...
Sinek pisliği kadar da olsa mide bulandırır, biliyorum.
Bizi okuyan, seven hayır ehli naif olurdu.
Sesi, şer ehlininki kadar çıkmazdı.
İyi mi yapardı kötü mü yapardı bilmem, ama
Teşkilat da bu fırıldakları ciddiye almazdı.
O yüzden de verdikleri zararın haddi hesabı yoktur.
Sanatçı diye cehaletten geçinen zevk-ü sefa içindeki müptezeller bir eli yağda bir eli balda yaşarken, sırf ülkücü oldukları için yıllardır ezilen ve kıt kanaat geçinen mağrur Ülkücü sanatçılarımıza sahip çıkmak, aslında teşkilatın görevidir.
Ancak dijital çağ çok hızlı geliştiği ve dijital ibnelik de onunla at başı gittiği için teşkilatın bu alanda bir denetim - ceza müessesesi gelişmemiştir.
Ben ideolojik yazan bir dava kalemiyim. 6 yıl Devlet Bey emrinde, tamamen özgür bir beyinle, kendi aklım ve fikrimle yazdım.
Kim samimi, kim dansöz!.. Kim ülkücü kim yavşak, çok iyi bilirim.
3 yıldır resmi görevim ve kimseyle teşrik-i mesaim yok. Ülkücü sanatçılarımız ne yer ne içer bilmem, ama ben onların mazlum olduğunu biliyorum.
Çünkü haberi yapan kahpeleri tanıyorum!..
Kimbilir hangi ucuz siparinin peşinde dolanıyor, kimbilir hangi menfaat oyununun içinde hangi kemiğe yalanıyorlar!.
Bana "Alnıaçık sarayın kapısında ne bekliyor!.." dediklerinde ben SGK emeklisi olarak kirada oturuyordum. Hamd olsun hâlen de aynı durumdayım.
Hiç bir Ülkücü fedakârlık, bu menfaatçi kahpelerin muhayyilesine sığmaz.
Bundan eminim.
O yüzden bu kadar rahat konuşuyorum.
"Ülkücüyüm" diye dolaşanları, okuyup yazanları, bu fitne fabrikasına karşı uyarıyorum.
Türkgün okuyun.
Ülkücü müzisyenleri alkışlayın..
Teşkilat disiplinine uyun.
Gerisinin ..... koyun!..
Ben öyle yapıyorum!
























































Yorum Yazın